Ejderhadan Ejder Çıkarmadan İşlem Yapabilmek


Resim en eski Dinazor kemiği, konu ile şak diye ilgili değil, azcık üstünde düşünmek gerek, kimdir, kime denir ???? İp uçları 😀

Bilenler bilir beni, bir kestaneli pilav bi de hizmet konusunda hiiiiiiç mütevazi olamam. Gerçi ikisinin de kalitesi günden güne düşüyor, yaşlanıyoruz hazar, ruhumuz dere tepe, bedenimiz, “şurada az dinlensek hele”. İhtiyarlık provasındayız. Eşim evde, evde hiçbir çocuk yok, iki baş, bir traşdan halliceyiz. Sabahları aynı saatte kalkıp, aynı saatte yatmaya gidiyoruz, gün içi bi değişik. Yıllar öğretti ki; Şartlar değişir, değişen şartlar sana göre gelişmez, çelişen yanlar enerji demektir, armut pişip ağza düşmez, armut dalda kız balkonda sallanır, gözlük takarsın, gördüklerin canlanır! ayneeeen öyle, gözlük takmak zamanla beyinde ışık takmak gibi oluyor, temiz camlarla HD dünya.

Enerjime çooook meraklıyımdır, düşüecekse benden olmalı, aslaaaa müsade etmem enerjimde gözü olana, Ölümün ne olduğunu anlayınca büyüyor insan.Çocukluk mazi, gelecek günler “belki” oluyor. Zaman kıymetleniyor. Dün ay kanlandı, maviye bulandı, tekrarı 2037. Gidersek, “Zeki Müren’de bizi görecek mi” oluruz, kalırsak aydan yıldan ne kadar haberdar oluruz bilmem.

Bildiklerimiz ile problemi çözmek gerek, evvela problem mi onu bilmek, arkasından gerekiyor ise kodlamaya geçmek gerek, bizim bilgisayarımız, tecrübelerimiz, okuduğumuz kitaplar, seyrettiğimiz filmler, belgeseller, bizzat yaşayanlardan akılda kalanlar. Öyle düğmeye basınca olmuyor, bizdeki değişim, bir direnç var. Etkiye tepki gibi değilde, etki ile bir miktar etkileşme ve ısınma derecesi,Felsefe dersinde Emile Durkheim’dan “Düriyeme göre!” diye bahseden arkadaş kulakların çınlasın, “öyle sokaktan geçenleri gözümüze kestirme ile” olmuyor işler, mühim olan içimizdeki sokaklardan geçenler, su olup denizde dökülenler, iç deniz olarak kurumaya terk edilenler …

Yine de inanıyorum ki ; İnsan bir sudur yolunu bulur!, “Aşk bir sudur, iç iç kudur” un konu ile ilgisi yok ama hatırlamak önüne geçilemeyen bir eylem. Hiç bir şey aklımıza tek başına gelmez, tek durup çok vurur hatıralar.

Toplam süre yaklaşık 13 gün, kalanı 4 gün. Sabahları yatar pozisyonu en az ikindiye kadar terk etme sağlandı, sigara balkona taşındı, boş bardakların sehpa altına sürülmesi ile ilgili çalışma yapılacak, tv ve izlenen programlara henüz müdahale yok ama “özüm daralir” Çay kahve, yemek yolunda, kavga, tartışma yok, eğilimi de yok, tahammül sınırları tespit ediliyor, oğlanların umrunda değil, kız “aşkım bir birinizi üzmeyin!” diye sesli sessiz mesaj atıyor. Geçen eşimi balkona kilitlemişim, görmedim valla, biraz üşümüş ama sorun etmedi, bir kerede sokak kapısını üstüne kilitlemiştim, anahtar çevirmeden 360 derece göz gezdirme çalışması yapıyorum. Dün 8000 adımlık yürüyüş yaptık, 5 km felan, adımlar 65 cm olsadan başladı ama hiiiiç oralı olmadım, Ayfondan kim daha iyi bile bilir! Gözün, kulağın, algının zayıflaması ihtiyarlık için şart, yoksa öyle dipçik gibi geçmez hayat,

“Ali yazar Veli bozar, keskin sirke küpüne zarar” bu arada sirke de yaptım, sirke sineği de ürete bilir miyim, ürettik diyelim,o sineklere hedef göstere bilir miyiz … gibisinden bilimsel çalışmalar da yapmıyor değilim …

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: