Etiketler

, , , , , , , ,


 

Bursa nereden gittiğine bağlı olarak o kadar saat. Gider iken yeni Osmangazi köprüsünden, gelirken feribot tercih ettik, ya da öyle denk geldi, biri hızlı, biri temiz havalı, dönüşler yorgun, gidişler heyecanlı, oto yollar pek havalı, yolcular beklentide, rehberler hizmette. İki rehberimiz var idi, biri resmi, biri ekstra bilgili gönüllerin rehberi.

Taksim, kadıköy, Bostancı toplaya toplaya başladık, şehir köprüsünü geçince kahvaltılıkları aldık. Üç bölmeli tabak ve üç poşet, biri peynirler, biri domates, salatalık, zeytin, maydanoz, biri ekmek ceviz, mini kutularda tereyağ, reçel, yanına meyve suyu, üstüne ıslak mendil. Arkasından sindirim için kahve ihtiyacı hissettik, onu da Oksijen tesisileri’nden temin ettik, maşallah fiyatlar starbucks, hız kahveci kablumbağa. Bursa’ya az kaldı, dedik, yeşil dağlara, tepelere baka baka güneş ile oynaşarak devam ettik, az da yolu uzattık, hatta önce Mudanya dönüşte Bursa mı ki dedim.

Bu arada yol boyu rehberin arşivinden, yani Hakkı Taşdemir’den müzik dinliyoruz. Önce efsane kadınlar; Mehveş Hanım, Deniz Kızı Eftalya, Afife Jale, Seyhan Hanım ve Melahat Gülses. Kiminin hikayesi, kiminin sesi, ben Afife jale ile Selahattin Pınar’a takılı kaldım, “Bir bahar akşamı rastladım size”, “neden sevdim o zalim kadını” bu aşkın ürünü, Sonra Suzan Lütfullah memleketin müslüman ilk primadonnası ve tenor Lütfullah Sururi Bey’in kızı Gülriz Sururi … hikaye hikaye gittik, arkasından fransızca şarkılar ile geçmiş günlere uzanıverdik. Yol nasıl geçti anlamadık.

Otel BoyuGüzel, Çekirge’de bir çok kaplıca oteli orada zaten, sadece oda aldık, öğlen yemeğine Bali Bey han; Osmanlının ilk üç katlı binası, ticaret için gelenler konaklasın diye yapılmış,şimdi girişi restoran, üstü kafe, katları el sanatları çarşısı, arkada mağara gibi bir yer var, osmanlı olup resim çektirmek mümkün, peynir tatlısı, pideli köfte ve şıra, doyurucu ve lezzetli bir yemek oldu, gidip de görmemek mi yememek mi olmaz, o size kalmış.

Nilüfer ilçesi şeftali bahçelerine kurulmuş, niliüfer çayı da var, set başındaki çay aynı çay mı bilmem, şehrin ortasından tramvay geçiyor, ona inip, binip, bilgi toplayıp şehir rahatca gezilir. En çok gelinlik, nişanlık dükkanları, sık ara kuaför, kuyumcu gördüm, Bursa evlenme yolu ile eğleniyor zannımca. Yakın tarihte Beyoğlu’nda eski ama bildik bir mağazadan aldığım şal orada 20 lira daha pahalı idi, kestane şekeri haricinde bir şey almadım, Gece Tabibler Odası’nda yemek yedik, güzel geçti, eğlendik, geç vakit çıkınca baktık ki Bursa uyumamış, sokaklar adam kaynıyor, dükkanlar açık, bu arada yarın olmuş idi. yollarda bolca modifiye edilmiş araç var, muhtelif sesler çıkarark geçerken içinde oturanlar tanıdık geliyor, bazı yerlerin, bazı semtlerin insanı deriz İstanbul için, Bursa’da her yer aynı tiplerle dolu. Halk para kazanmak için bir birini yiyor, bu arada kendilerini de yiyor, yakında yiyecek kimse kalmayacak.

Aynalı çarşı, Koza han, Bakırcılar çarşısı, Kapalı çarşı bunlar birbirine yakın, içleri de benzer, mimarisi de benzer, çoooook kalabalık, KozaHanın’ bahçesinde çay içmeye kalktık, başaramadık, soda içtik, mecbur.

Listede bir cami bir türbe var idi. Ulu Cami önem açısından beşinci sırada, Mekke, Medine, Kudüs ve Şam’dan sonra, 20 kubbeli,kubbenin biri açık, telle örülmüş, tam altındaki şadırvana yağmur suyu toplasın diye yapılmış, şimdi işlevi yok ama aydınlatmaya yardımcı, duvarlarda hat sanatından kayık şeklinde uzayan harfler var, taç kapısı ceviz ağacından yapılmış ve hiç çivi kullanmadan, şadırvanı içinde olan başka cami var mı bilmiyorum, içinde Yavuz selim’in getirdiği Kabe kapısı örtüsü var,

Yeşil Türbe; çini sanatının en güzel örneklerinden ve Bursanın simgesi, sekizgen bir yapı, tamamen çini olan sanduka ve mihrap İznik çiniciliğinin eseri ve gidip görülesi.

Otobüs ile gelip geçerken Karagöz Hacivat anıtını ve türbesini, Kültür Parkını, Evliya çelebi, Somuncu Baba mezarlarını görüp, Taylan Pavyondan, sevgililerin buluşma yeri Uzay Pastanesinden, Şimdi yok olan Merinos Fabrikasından, tiyatro binasından, meşhur İskender Kebapcısından, (Biz Bursa Kebabı yedik) , Çelik Palas’ın baston ile işaret edilen yerinden, Atatürk Evinden, Kükürtlü Balayı otelinden , Selvinaz oteli ve Hamamlarından (kaderine terk edilmiş an itibari ile) buradaki Nazım Hikmet anısından, Hüsnü Güzel Hamamından ve çay bahçesinden konuştuk, kimini yakından görüp, resim de çekindik.

Bursa Çınarlar Şehri, Uludağ yolu üzerinde İnkaya Köyünde Osmanlı ile yaşıt, dalları dahi agaç olmuş bir çınar var, tabi ki de gölgesinde gözleme yapan, kahve ile vakit kaybetmeyen, Antalya’dan gelmiş, çilekleri satan kafeler var.

Tophane Bursa’da ramazan topunun atıldığı yer, hatta çaput atılırmış, aşağıda takıldığı yerler çaput bağlanarak dilek ağacı olmuş diyorlar.Burası bir tepe ve Osman ve Orhan gazi türbeleri var, şehre panoromik bakış da mümkün, bir de tarihi saat kulesi var.

Buraya yakın koruma altında düzenlenmiş, restore edilmiş bir sokak var, cumbalı evler, dıştan merdivenler, ufak tefek taşlı yollar … Hala yeşil ve gökdelen sayısı sınırlı kalmış, çok ziyaretçisi olan bir şehir bursa, Hem dağ, hem deniz, hem de çay var sınırlarında, önemli bir üniversitesi, tarihi yerleri, kebabı, futbol takımı meşhur.

Son yemeği biraz maceralı ama tadı damağımızda kalacak şekilde Bursa Kebapcısında İskender yedik, Kestane şekeri deyince Kafkas akla gelir, onun da ucuz yeri varmış, alış verişi oradan yaptık. CumalıKızık ve İznik’e de gittik, onları ayrı yazıcam.

Bursa’dan aklımda kalanlar bunlar, hayat bize tekrar etme, yenileme imkanı vermiyor, olan biten arasından mutluluk ayıklamak işimiz. Mutluluğun cetvel ile çizilme imkanı yok, Bu geziden güzel anılar ile ayrılmış sayıyorum kendimi.

 

Reklamlar