Kafamızı kaldırıp, 17 filme bakıp bir festivali daha geride bıraktık. Güzel filmler izledim, bu ikinci hafta filmleri. Daha iyi olabilir ama olmamış. Hala film zamanlarını ayarlayacak seanslar yapmıyorlar, eskiye göre daha geç başlıyor, salona girişte problem yok, geç kalan alınmaz idi bir zamanlar. Film sonrası yönetmen ve oyuncuların konuk olduğu 6 seans izledim, hoş oldu, tekrarı olur inşallah diyorum, filmlere geçiyorum

93 YAZI; Anne ve babası ölünce annesinin vasiyeti ile dayısı ile yengesinin yanına taşınan küçük Frida’nın özlem ile baş etme, üstüne bi de  kendini bulma savaşı. Yönetmenin kendi hikayesi imiş, filmin sonunda tanıştık, o yıllar uyuşturucu ve AİDS tavan yaptığı yıllarmış, anne babası da AİDS den ölmüş, Çok doğal olarak aktı, arada bizim de göz yaşlarımız aktı, Berlin’de en iyi ilk film ödülü almış, güzel film idi.

BENİM MUTLU AİLEM; Binlerce mutlu rolü yapan aile vardır, birinden biri isyan edince sihir bozulur. 25 yıldır evli ve evi kocası, anası, babası, iki oğlu, bir de gelini ile paylaşan edebiyat öğretmeni Manana 52. doğum gününde evden ayrılacağını söylüyor ve şok, şok, şok ! ayrılıyor da, buna anlam veremeyen aile büyükleri ile toplanmalar, tavır almalar derken akan bir film. Bi de ülke Gürcistan benzerlikler var tabi. uzun bir film idi sonunu kırptılar, tahminimce geri dönmedi. Bu da İKSV ayıbı film süresi ile seans aralığını ısrarla ayarlanmıyor.

KOL SAATİ; Bir sürü ödülü olan Başka sinemaya gelecek bir film. Demiryolu işcisi, rüşvet, ulaştırma bakanlığı, kendini işine adamış bir kadın, onun çocuk isteyen kocası ve bir kol saati konuyu oluşturmuş. Yönetmen ve baş rol oyuncusu filmin sonunda konuk idi. “Bulgaristan’da yaşanmış bir olay mı ” diye sordum, parça parça yaşanmışlardan kurgu yapmışlar. Sonunu izleyiciye bırakan iyi bir film.

BEN SENİN ZENCİN DEĞİLİM; Oscar adayı bir belgesel. ABD li yazar James Baldwin’in yarım kalmış denemesi arşiv görüntüleri ile desteklenmiş. Samuel L.Jackson seslendirmiş. Bildiklerimizi bir daha hatırladık. Irkçılık üstüne hala aynı söylemler devam ediyor da “da” sı var maaalesef.

DUVARLAR ARASINDA ; Ödüllü bir israil filminde biri lezbiyen DJ, biri iyi bir avukat, biri abdestli namazlı mühendislik okuyan üç kız bir evde. Ruhlar anlaşınca, ortak değerler merhamet, şefkat, adalet olunca görüntü ile yaşama tarzının önemi kalmıyor. Eğlenceli bir film idi, olmaz olmaz değil.

CHEVALA; Bu da festivalin “nerdesin aşkım” bölümünden bir belgesel. Muhteşem sesli Meksikalı lezbiyen diva Chevala Vargas’ın 1950 lerden 2012 lere kadar hayat hikayesi. Neredeyse her filminde Chevala şarkılarını kullanan yönetmen Pedro Almadovar anlatıyor.

 

Reklamlar