Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , ,


14724503_1522537831093470_5044801877201865607_nFilm ekimi aklımıza ekildi, bitti. Güzel filmler seçmişim, memnun kaldım, iki tanesine bilet bulamadım, hatta ek seanslarda bile. Daha çok gidebilmeyi isterdim. Yaklaşık bu türde İstanbul’da üç festival oluyor . Film ekimi, İF, İstanbul film festivali. Akbank sanat, İstanbul Modern, Pera’da da tek konu üstüne ücretsiz filmler oluyor. Hatta Fransız Kültür’de de var ama oraya girmek artık çok zor,diğerleri de çok kalabalık oluyor, biletler bir saat önceden çıkıyor, önceden kuyruk halleri felan fistan olunca para ile zaman arasında tercih kullanıp daha çok paralılara gidiyorum, İş sanat’ın parasız pazartesilerini de takip ediyorum ama orada pek izdiham olmuyor, olsa da ezilmiyoruz, Neyse yaşasın emekli maaşı diyelim ve konu girelim ;

FRANTZ : Birinci dünya savaşında kayıp edilen bi sevgili, mezar ziyaretinde gizemli yabancı, hatta yana döne ağlayan yabancıyı görünce arkadaş ile hemen etiketledik ama günahını almışız. Siyah bayaz zaman zaman renkli, yabancı şaşırtıcı , güzel film, daha önce de çevrilmiş.

HİZMETÇİ ; Seyir ettiğim en iyi filmlerden, Cannes’da sanat yönetmeni ödül almış, 1930 da Japon işgali altındaki Kore’de geçiyor,olay örgüsü seyirciyi geriyor ama tahminler heeeep sürpriz, sinemalar gelmeyecek, gelse de festivaldeki gibi gösterilmeyecek  bir film, herkes beğenmiş, ben de beğendim.

FLORANCE ; festivalin en eğlencelisi, Meryl Streep, Hugh Grant, hayalinin peşinde zengin bir kadın, Trajikomik gerçek bir hikaye, gerçek bir aktris, tabii ki de Meryl oscar’a aday. Beğenilmeyecek gibi değil, zaman su gibi akıyor izlerken.

BEN, DANİEL BLAKE; 2016 Altın palmiye ve izleyici ödülü var, Devlet insanı nasıl öldürür, işsizlikle gelen süreç, bozuk sistem, boğucu bürokrasi, ben de beğendim.

JULİETA ; Alice Munro’nun bir öyküsünden uyarlanmış, bir kadının hayatının gizemleri ve onunların ard arda açığa çıkması, ispanya’nın Oscar adayı, severek izledim.

MA LOUTE; her festivalde bir JULİETTE BINOCHE seçerim zaten. 1910 da bir sahil kasabası, fakirler ve zenginler, kaybolan insanlar, görseli çok hoş idi, tiplemeleri, absürd esprileri … iyi idi de iyi olmayan bir yanı da var idi, biraz içim kalktı valla.

BİR ULUSUN DOĞUSU ; Nat Turner gerçekten yaşamış ki sonu Cesur Yürek’e benzemiş, köleler ve efendiler, arkasına gelen isyan, araya sıkışan derin bir aşk. Zamanında tüm hakları çiğneyen devletlerin, bugünlerde bir birini toplu kıyım, katliam ile suçlamaları ne garip, ama gerçek. 2016 SUNDANCE jüri büyük ödülü ve izleyici ödülü var. Beğendim.

KÖPEKLER ; İnsanı hiiiç şaşırtmayan, tahminlere göre ilerleyen ama sıkmayan bir film. Değişik yerlerde en iyi film ve değişik bakış açısı ödülleri almış. Yozlaşmanın aşamaları ve sonu … sıkılmadım beğendim.

AŞK VE SAVAŞ ; İsmi ticari olarak öyle çevrilmiş ama esas adı On The Milky Road. Emir Kusturica yazmış, çevirmiş, sütçü rolünü de oynamış, güzel müzikler, acı, dram, sevgi, savaş … bir adamın hayatında üç dönem, filmin sonundaki taşlara benim gibi yorum yapan var mı seyir edenlere soracam. 2007 de çekilmeye başlamış ki bazı sahneler var ki kim bilir ne kadar zamanda denk gelmiştir. severek izledim.

KOMÜN ; Tam da hayattan sıkılınca, babadan kalan miras büyük bir ev !, satsak mı milleti toplayıp da bir arada mı yaşasak derken bi bakıyorlar bir komün, hayatın tam gerçeği olan yerlerine takılıyor insan. En iyi kadın oyuncu ödülü var ki hak etmiş bence. Evet, evet bunu da beğendim.

SİERANEVADA; Bir yas evi, komple teorileri, komünist bir dost, ona düşman ev sahibi, gelenekler görenekler, aldatan, aldanan, gençler, yaşlılar, kardeşler, ana babalar … bir yas evinde buluna bilecek her şey ve her duygu. Benim gibi yakınlarını kaybetmiş, orta yaşı da ortalamışlar için ilginç bir fil idi, bir ara çok ağırdı, daraldım, tam sonunu göremedik sanırım, çok uzun idi, öbür seansdan çalmasın diye bir 7-8 dakika kesildi diye düşünüyorum. Kapıların açılıp kapandığı bir ev seyir ederken insanı daraltıyor ama geçirdik öyle günler, valla yüreği dayanan seyir etsin, tam festival filmi çok ağır, film üstüne film olmadan daha rahat izlenebilir, ne çok, ne az sadece sevdim .

Uzun uzun yazmadım ki bir yerlerden bulup izleyenler olur, sinemaya gelince giden olur, sinema güzel şey, yani ben seviyorum, festival seyircisinde bir bozulma yok ama salonlar ve organizasyon için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, “onları dinlesen onlar da haklı ” diyemem, bir işi  devamlı yapıyorsan her seferinde daha iyi yapmaya çalışacaksın, hizmet sektörü ise hizmeti iyi olacak, hadi inşallah !!!

 

Reklamlar