ARALIK BAŞI GÜNLÜKLERİ


12278685_930261137048107_6641091580546126739_n

Bu da bizim beyaz atlı prens 🙂 O gelmedi, biz de beklemedik.Filmlerine gittik, resimlerini biriktirdik, posterlerini astık, defterlerimizi kapladık, etrafımıza bakındık, sonunda ona hiç benzemeyen demeyelim, huyunu suyunu bilmiyorduk, belki oralarda tutturduk, gönlümüze bi prens uydurduk, sonra da unuttuk. O da yaşlandı, biz de çoluğa çocuğa karıştık, beyaz atlının geçeceği ne ormanlar, ne yollar kaldı zati ama krallıklar devam ediyor. Resmi görünce iyice bi baktım, kendi sitesinden indirdim 🙂 Bu orta yaşına tekabül ediyor,  onu sevdiğimizde durum biz genç kızlığa adım atarken o da tıfıl bir genç oğlanken idi, baktıkça içimiz açılırdı diyelim :))))Eeee vakti ile oluyor öyle beğenmeler, sıkı takipler ki biz toplum olarak tek taraflıya meyilliyiz, biz sevelim de bir belki bizi de bi seven çıkar misali 🙂 Aaaaah iflah olmaz insanın ruh hali, haritasız, pusulasız ıssız toplarda gezer de yolunu nereye düşüreceğini bilmez de hatta bilemez de ot ile bok arasında tükenir gider dersem, ağır olur. Bu tek taraflı ilişkilerde işi manyaklığa döken taraf genelde er kişi tarafı oluyor, kadın kısmı genelde kalbine gömüp yola devam eder, hatta paylaşımcı bile olabilir :)))) İnsanı özel yapan haller var tabii de, seçici olmak iyi bi şi ama seçimde ısrarcı olmak her zaman iyi sonuçlar vermiyor, netekim kalp kalp karşı olmadığı zamanlar da var, o zaman kalbini bi yola koyacan, genel başlık ilişki durumları olunca söz bitmez, ilişkiler bitse bile bitmez, ama yıl bitiyor, buyrun evin annesinin Aralık başı hallerine …

01 aralık 2015

Resmi kayıtlara göre resmen kış gelmiş olabilir, izlediğim hava durumu sitesinden edindiğim bilgilere göre ise Marmara’nın biraz daha zamanı var, hafta ortası yumuşayacak havalar, bu dengesiz havalar evimize bir grip mikrobu getirdi, mikrop kızımızla geldi, bekliyorduk, şaşırmadık, ilaca sarılmadık, önce oturma odasına bir baş kuru soğan koyacağız (yıllar önce bir salgında önerilmiş idi, bilimsel açıklaması var gibi, bir şekilde iş görüyor, gelecek salgınlar için :))) ) sonra da beslenme yolu ile vücut direncini arttıracağız. Misal; sabahları portakal, nar ve benzerlerinden sıkma, illa ki kahvaltı, öğlene evden bir şeyler, akşama tavuk suyuna çorba … bakıcaz artık kaç yıllık anneyiz, ebeden, dededen, anadan, atadan birikmişlerimiz de var.
Ne yazsam diye düşünüyorum, bulamadığımdan değil seçemediğimden :)))
Artık pazartesileri pazartesi havasında olmuyor, çünkü oğlan geç gidiyor, hatta öğleden sonra, hatta akşama, hatta gitmiyor bazen. dersleri ağır, sınavları var,Müyendis olcak inşallah, bana ev işlerini yapan robot yapacak :)))) bende su ve sabun ile huzuru bozmuyorum, olduğu kadar olduruyorum, neyse hiç olmazsa süt almaya gidiyor. Mahalleye mahalle kurulduğundan beri aynı sütçü geliyor, alıp yoğurt yapıyorum, kız içiyor, ben de arada içiyorum. 20 yıl olmuştur kiii iş oğlanlara devir oldu bu yaz, oğlan, “sütçü beni böyle görünce indirim yapar !!!” dedi veeee kapri üstü kaban, altı parmak arası terlik ile süt almaya gitti. Bu da demekki yazlıkları kaldırmak gerek, çok derinlere değil, bizimkiler hep üstte ne varsa onu giydiği için, iki sıra alta koysak olur, dişçiye de gidemedim, bugüne kaldı.Kızı kaldırmak için bir on dakikam daha var, bakalım grip ne kadar gelişmiş, uyku ile durmuş mu, radyo da ne haberler var, akşam Akşener’i dinledim, beni ikna etsin verecem oyumu :)))) Bu arada Rus halkı bizi haklı buluyormuş, Rusya böyle giderse Suriye gibi olurmuş,araplar Rusların almadığı malları alıp yoksul ülkelere dağıtacakmış,kimler inanıyor bunlara, kaynak nedir ? Kadir İnanır mı inanır, Yoksa halkımız kopya Kadir mi ? Neyse sürem doldu, bu arada kadına şiddet ile ilgili bir takım icraatlar var, şiddetin rengi mor iken birden turuncu olmuş, mantıken de şiddet gören kadın mor olur, kadınlar, şiddet, esaret … bunlarla ilgili çok lafım var, ama şimdi meyve suyu yapmaya gidiyorum, cümleten günaydın 🙂

02 Aralık 2015

Hiç bela okunmayan, küfür edilmeyen bir evde büyüdüm. Çok şükür kendi evim de öyle. Bize küçükken “Uzun uzun kavaklar, dökülüyor yapraklar, ben Atam’a doymadım, doysun kara topraklar…” şiiri ile “Rabbi yessir ” ile başlayan Rabbimizden her şeyin hayırla sonuçlanmasını isteyen dua bir arada öğretildi.
Aldığımız terbiye neticesinde beddua edemeyiz, çünkü bu inançlarımıza ters, hayır ve şerrin hem Allah tarafından geldiğine inan hem de Allah’a sipariş ver, olmuyor. Kimse için kötülük de dileyemeyiz, canımızı yakanların kendi elimizle cezasını vermek ruhumuza huzur vermez, alışkanlık yapar, bünyeye kibir yükler.
Ama kırgınlık ve sitemimizi “Allahım sen bilirsin !!!” diye havale ederiz, şüphesiz o her şeyin en iyisini bilendir.Bir de sabırla bekleriz. İnançlarım böyle diyor, ben de böyle inanıyorum.
Gençleri eşşek sudan gelene kadar döverek terbiye etmeyi planlayan muhtarı, Suriyeli’leri vatansız edenleri, adaleti maskaraya çevirenleri, malk mülk peşinde koşarken hırsızlık, rüşvet, zina, riya, faiz ile kendine yol açıp da beş vakit namaza duranları, diplomasiyi unutan, koltuğuna yapışan siyasetçileri, kuran kursunun yapımında ihmali olanları, her türlü cana kıyanları, yalanları yalanla telafi edenleri, sırtını dayamak için adamını ya da madamını bulmaya çalışanları, cennetlik olduğunu sananları, dünyayı cehennem modeli yapmaya uğraşanları, kötüye, haksıza çanak tutanları … daha da var olup da aklıma gelmeyen tüm can yakanları, Allaha havale ediyorum, Allah bildiği gibi yapsın, amin !!!
Dişçi bugüne kaldı, köprüm yine düştü, ama bu sefer yemedim smile ifade simgesi Kızın gribi daha iyi, haftanın kitabı ; Kırmızı ve Siyah / Stendhal , altıyüz küsur sayfa yarısını geçtim, klasik, konu iç içe geçen dinle devlet, bir de olmaz iken oluveren bir aşk, teee yıllar öne babamın kütüphanesinde var idi, ben yeni aldım, sebebi kitaptaki aşktan bahsederken gözleri dolan bi er kişi :)))) Erkek kısmı aşkla pek dalga geçer, bu konuda kuyruğu hep dik tutmaya çalışır da salya sümük çoooook ağlayan gördük, vakti ile, her kadın bir Güzin Abla’dır aslında :))))
Sabahlar oldu, hayırlı sabahlar olsun, inşallah, yapcak bi şi yok demeyelim, illa ki vardır, günaydın diyelim ❤

03 Aralık 2015

Havadaki yüksek basıncın üstümde alçakça bir etkisi var. Kalktığımdan beri, hatta yatmadan öncesinde bile iç sesimle sitemkar konuşmalar yapıyorum, iç sesimin sessiz kalmasına bozuluyorum. Kendimce yorumlar yapıp ; “iç ses dediğin seni haklı çıkarmak için, seni yangına körükle iteklemek için, seni eziklemek için var” deyip bu sessizliğin ne anlama geldiğini anlamıyorum. “Anlamak istemiyorum” mu acaba diye kendimi sorguluyorum, evrene salınan sorular pozitif enerji olarak dönmüyor kii sorular mutsuzluk getirir zaten, ne de cevaplanıyor ne de “bir kez sorduk” diye aklımızda kalıp kaybolmuyor.
Yani değnek yine tutulacak gibi değil, iç sıkıntısı domino taşları gibidir, bir aksilikle başlayan işer, aksi aksi devam eder. Yerin altına doğru çekildiğini hissedersin, omuzlarındaki yük ağırlaşır, dünyanın batmasını dilerken, batacak diye de korkarsın. Her yer karanlık, püüürr o nuur o mevkiiii de mevki neresi ? bunu düşünmek bile yani “bir yerlerde bir ışık olacaktı, hissediyorum” demek bile durumdan kurtulmak için bir umuttur, umut oldumu arkası gelir zaten, önce bir ferahlama işlemi gerekir, bir şarkı çalınır, zamandan bir hoşluk ayarlanır, ruha huzur az az şınga edilirken, bir de bakarsın doluluk oranı %50 yi geçmiş, sonrası da bildiğimiz sonralar, bir başka basınç zorlaması, ay tutulması,merkürün geri kaçması … gibi elle tutulup gözle görülmeyen bir sebebe kadar idare eder.
Sabah sabah hep beraber daraldık di mi ? Valla ben de öyle, kendimi tedavi edicem ama, “dünya dönerken, kahpe felek kahpece planlar peşindeyken, ülkemde ateşler yanarken, dış hatlar uçağının yolcularını iç hatlara salıveren şoför hataları varken, bazı şeylere inanmamak öküzün altında buzağı aramak sayılırken, aslında öküzün altında buzağı varken …. ” mutluluğun resmini kim yapabilir ki mutsuzluk galeri açmışken 😦
Valla bi gayret, bi cesaret olacak inşallah, göç etmeyen kuşlar konsun yollarımıza, kendimizi bir yerlere atalım bakalım, önce kızı kaldırıp, kahvaltı yapalım da, size de günaydın

04 Aralık 2015

“Unutmak; derin bir mezar kazıp içini doldurduktan sonra kapatmak ve üzerine işaret koymamaktır” diyor İnci Aral. Öyle içimiz mezar dolu, işaretsiz mezarları gün geliyor tanıyoruz, hatırlıyoruz ama. Kısa süreler içinde birden çok kırılınca hazım etmem zaman alıyor. Kinci değilim, bir şekilde sindirdikten sonra unutmuş gibi oluyorum çünkü ansızın kırıklarımın sızladığı zamanlar oluyor. Terazi burcunun dünyası hak, hukuk, adalet, denge üstüne döner, ne fazlasını ister ne de hakkı olandan vazgeçer, hassas ayarlar bunlar, şirazesi kaymış dünyada uygulama alanı bulması zor, vicdanlar içimize dönük aynalar, kendimizi gösterir de bakmasını bilene.
Akşam bir çay içtim, Büyülü Bahçe serisinden, yanlışlıkla almışım 🙂 Yani her zaman içtiğimi değil, işe yaradı valla, gece yarısına doğru sızmışım, demlenmiş kalktım 🙂 Her işte bir hayır var, çay iş gördü.
Devekuşu Kabere’nin tüm oyunlarını canlı canlı seyrettim, Sıraselviler’deki piyanolu, masalı yerden Konak sinemasının tiyatro olmuş haline kadar, orası da son oldu zaten. “Aşk Olsun” oyununda yeni evli M.Akpınar’ın otel odasından pembe bornoz takımları ile “Ben anneme gidiyorum!!!” diye karısını terk edişini hiç unutmam. Anne sığınılacak liman, abartan anneler komple tesis :))) Kaç yaşında olursan ol, annen yaralarından bi öpse de geçse istiyorsun.Annen olmasa bile, Aaay kendimi ağlattım yine, her zaman yazılanlar söylenenler yazılmayanların söylenmeyenlerin gerisinde kalır, bunların ortaya dökülmesine iç hesaplaşma, yüzleşme diyoruz, dökmüyoruz, dökemiyoruz,dökmek istemiyoruz, Öyle işte,
“Ben annemin evine gidiyorum”, kalanlardan anne havası alıcam, pazara misafir var ablama yardım edicem, yaşımın yarısından çoğunun geçtiği mahallede evde ruhumu gezdirecem, bir hatıra taze yaralarımdan öper belki, Pazartesiye görüşürüz inşallah, takipcilerim, merak etmesin diye şeyettim, cümleten günaydın

07 Aralık 2015

Düzen ; ihtiyaca binaen konulmuş, birbirine bağlı kurallar zinciridir, atlamak için aradan halka seçilmez. araya halka eklenir ammaaa bu da çok gerekmez,çünkü var olan düzeni kimse bozmak istemez, düzenler eskir ama alışkanlık düzenden ötedir, düzende bozulmalar ruha zarar verir, düzen yeniliğe çok az açılır, kuşaklar takip eder, düzen bir sosyal medya olsa takipçi sayısı yıkılır,Düzen iyi bi şidir denebilir, arada düzene aykırı gitmek de gerekir, düzen için ne kadar yazıp çizsek, söylesek dinlesek azdır, düzen içimizde vardır, sonradan yerleşmez,yerleşen düzen “Almanya’dan oğlum gelcek !!!” diye tahliye edilmez :))))
Kısaca diyorum kiiii, iki gün evden gittim , ev “iissyyaaaaaan, isssyaaaaaaannn!!!!” diye bağırıyor, demek ki bu evin dağıtan ben değilim, ama toplayan eski düzeni sağlayan benim, gerçi yavrular hala sınav haftasında olduklarından bi tek mutfak üstüne çalışmışlar, “neyse yapcek bi şi neyse onu yapacaz artık.” Diyorum, hafta sonunda hısım akraba ile yemiş içmiş, gülmüş, söylemiş, büyük kuzusu yakın bir ile görevli gelmiş, hafta sonu da eve gelcek, inşallah durumları var iken, aksi olmaz :)))
Ölmeden bir dünya savaşı görecek gibiyiz, emeği geçenler Allah’tan bulsun, Rusya gemilerden silah göstermiş, Musul valisi çağırdı diye asker gitmiş, Amerika bizle Rusya’ya küsmüş, yancılar yanlarını seçmiş, sıfır iyi komşu”,Sultanın Hassa ordusuna güveniyoruz” , dermişim .
Haftanın başı sonu kültürel etkinlik, hafta ortası çarşı pazar, Aralık yüklü bir ay, güzel günler var içinde hatırlamaya değer 🙂  Hava sisli ama arkası güneş, umutlar hazır ol duruşunda sıra bekliyor, umutlara destek verecek ruh haline geçmek boynumuzun borcu, “Ben iyiyim, ben çooooook mutluyum !!!” diyenlerin içlerinde kazanlar kaynar, ele güne karşı buharı içinde saklar, ne kadar yandığımız değil, yanık yerlerimizin dıştan görüntüsü önemli.
Yani, daha tam açılmış, hayatın çoşkusunu alabilmiş değilim, bunu hafta sonu yorgunluğuna bağlıyorum, en kısa zamanda çözmeyi planlıyorum,”bugün pazartesi olsa ne oluuur, salı olsa ne oluuuuur ” diye de salladım,içimden geçen trenlere de el sallayıp, boş bir istasyonda yeni bir yol, yeni bir tren umudu ile çalışmaya başlıyorum, Aaaay çok inandırıcı oldu, yazarken inandım, haydi, yeni hafta yollarında kuşlar konsun koynumuza, Günaydın Milleeeet !!!! ❤

08 aralık 2015

Dün şehrime akşam olurken, gece derin geceye yol alırken eni konu bi baktım, baktım da içim geceden daha karanlık oldu dermişim, eeee siyahın da tonları var :)Şehir ışıkları o kadar ölgün kii insan kendini ıssız bir yerlerde hissediyor,uzaklara bakarken, yürürken bir ağaça, bir eve çarpacakmış gibi hissediyor, gerçi uzak dediğimiz yerler de bir gökdelen ile bir rezidans ile kesiliyor arkası yok. Çıktığımda iş saati idi, ters yönde gittiğim için insanlar üstüne üstüne geliyormuş gibi oluyor, o metro yolları, otobüs durakları … salkım saçak insan, yürüyemiyorsun, binemiyorsun, her gün, her gün gidene gelene Allah yardım etsin. Bu arada tuz çuvalları metrobüs duraklarına gelmiş, sanırsam doğal gaz ile kış karşılıklı olarak biri gelirken biri gidecek gibi, neyse enseyi karartmayalım, karanlığa meyli olan bir çok şeyle paylaştığımız şu hayatı dün akşam,yüzyılın önemli yazarlarından “büyük şehrin tipik ve türedi yaşamlarını” yazan 100. doğum yılı kutlanan Haldun Taner hikayeleri ile şenlerdirdik. Radyodan tiyatro saati dinlermiş gibi, usta sanatçılar seslendirdi, efektleri yapan, müziği çalan, kumanda odasından kaş göz yapanla beraber geçmiş bir zamanda bir radyonun içine girmiş gibi oluyor insan, geçen yıl da Sait Faik’e gitmiş idim. Eski zamanlar içimizin çatı katlarında eski sandıklara saklandılar, ara ara açıp bakıyoruz işte, zilinde babamın adı yazan kapıyı annem açmayan, gece karanlığında bir yanında Trump, bir yanında Torunlar inşaaat marifetleri parlayan camın önüne serçe değil devasa martılar konan,” eksilen insan sayısı” diye bir istatistiği olan kiii son bakkal Yaşar ile beraber tutarım :))) geri dönüşümden satılacak yerleri çoğaltarak faydalanan, yolları daralan, ağaçları saksı içine konan, park yerini bırak bazı sokaklarından yan yana iki araba geçemeyen, yıkılmamış ayakta duran ama mantolama ile makyaj yapılan, karşısında hamamın dumanı tütmeyen, Mehmet bakkalı şarküteriye dönen, o sokaklara tarihimizi yazdığımız insanları artıııık çoooook uzaklarda yaşayan arkadaşlar olan eski mahallem de sandıklara saklandı, tek tek incelemiyorum bile, öylece yürüyüp gidip geliyorum, çok gerekmiyorsa yerine bir şey koymuyorum, bir şeyin. Misal ilk telefonu kullanma imkanımız yok ammaaaa okulun yeni haline, yerine kanlı gökdelenler dikilen stadyumun yerine bakmıyorum, ayağıma da dolanmıyor zati  🙂
İşte böyle hayat eskilere yenilerden yama olmuyor, ya eski kalacak, ya şey yeni olacak, çözüm budur diyorum, kafaya aranjman yapmaya gerek yok, hala çiçekçilere “aranjman yapalım!!!” diyen var mı ? Aranjmanın ne olduğunu bilen çiçekçi var mı ? Diye günü sorularla açalım, ardından radyoyu açalım, kızı kaldıralım, kahvaltı yapalım, yaptıralım … “Hayat devam ediyor !!!” diye hayat arsızı olduğumuzu da bi hatırlayalım :)))
Cümleten günaydın

09 Aralık 2015

Sabahlar oluyor ama aydınlanmak uzun sürüyor, aaaaaah depresyona davetiye bugünler, ruhumuzun derinlerindeki yaralardan sancı sinyalleri var. Yenisi olduğunda eskisinin hükmü kalmadı olamayan yaralar, ağrılar, sızılar, insan olmaktan duyulan utançlar, insanları bölmeden rahat uyuyamayan, onları böldükten sonra bi çarpanlar yüzünden bütün bunlar. Dedik diyelim suçlu bulduk diye huzurlu mu olacağız ? Aaaaaaah huzur ana karadan ayrılan okyanuslarda yer arayan toprak parçaları gibi.Kendimizden çıkanlarla huzuru bozuyoruz, dilimizle, elimizle, düşüncelerimizle … sonra da bozduklarımızı yapmaya çalışıyoruz, önemli bir parçayı kayıp etmiş olarak. Dün akşam haberlere dizlere baktım, kanal kanal dolandım, her yer karışık, hele dizilerdeki entrikalar akıllara sığmıyor, “hay Allah bu da mı geldi başlarına !!! ?” diye şaşırmayıp, “pes artk” diye gülüyoruz, kara mizah dört bir yanımız.
Bugünkü yazımı faideli bilgilerle bitiriyorum ; Grip çok yaygın, oturma odasında soğanla birlikteliğimiz devam ediyor, akşam bitki çaylarına zencefil de doğruyoruz, ana yarısı eczacı teyzemin, tavsiyesi olan Sambucol Plus vitamin C, çinko takviyeli pastil iki yıldır şifa oldu bize, bağışıklık sistemimizi de güçlendiriyor, reklam gibi oldu ama firma tanıdık değil, ithal zati, 🙂 Öksürük için bir de kayın anne tedavim var, hiç kullanılmamış bir beyaz sabunu havluya sürterek göğsüne, sırtına koyup yatıcan, sabaha iyi kalkacan inşallaaah 🙂
Arkeoloji Dünyası diye bir sayfa var facebookda güzel resimler ve yazılar çıkıyor, aktif, Buluttan Bildiriyor diye bir hava durumu sayfası da İstanbul havalarını biliyor valla, sorarsanız, başka yerlerden de haber veriyor, Medyascope.tv izliyorum haber için, özellikle de “gazetelerin, yazdıkları yazmadıkları” kısa haber turu, derin ve belgeli haberler var içinde. Metis Yayınevi de yeni çıkan kitap açıklamaları olarak güzel.
Dünya karışık, benim dünyam karmaşık, hava karanlık olunca oyunlara bi de tuzaklar arasından geçip uygun topu vurma ekledim, tam isabet olunca dökülen renk renk toplar ruhuma iyi geliyor :)))) anahtar gönderen eller dert görmesin :))))
Bugün gidemeyeceğim ama acısını paylaştığım, hem de ciğerden paylaştığım, bir anne cenazesi var,  Günün ikinci yarısına çarşı etkinliği koydum, ihtiyacım olmayan hiç bir şeyi almıyorum, gerçekten, yeni yıl ve doğum günleri için hane halkına ihtiyace binaen hediye yapıcam, Bu arada yeni yıl ile kendimi bildim bileli yakın ilişkim var, dinden çıkmadığım gibi eskiye göre daha çok ibadet ediyorum, Allah kabul eder ümidi ile kamil insan olma gayreti ile. Yeni bir yıla girmenin, bir yıl daha yaşamış olmaya sevinmenin, girdiğin yıla dair iyi umutlar beslemenin cehennem ve günah çizelgesi ile bağlantısını hiiiiiiç kuramadım, kafa da yormadım.
Bugünlük de bu kadar, “dünya dönüyor, biz ne dersek diyelim, yıllar geçiyor lütfen fark edelim, fark etmenin farkında, fevkaladenin fevkinde, gönlümüzce bir gün olsun !!!” diye diledik, olsun inşallah, günaydın ❤

10 Aralık 2015

Tutkulu biri değilim ama bazı şeyleri bazı zamanlarda olsun isterim. Ama takıntı yapmam, olmazsa unuturum 🙂 Yılbaşı renklerini severim, yeşil, kırmızı, beyaz, onların karışmış halleri, yılbaşı süsleri, olursa yumuşak bir kar … özenti diyenler çıkar ama doğrudur özenirim, yurt dışında yaşamış, hem de muhtelif bayramlar ve yılbaşılar yaşamış olarak, buralarla karşılaştırınca üzülerek imrenirim, neye imrenirim bizim çoktan kaybettiğimiz belki de hiç olmamış olan birlik beraberlik ruhuna özenirim. Toplumca ayrıntılarda yaşayan, kusur bulma merakı olan, ruhu başka ruhları illa ki bir çok konuda geçmek için yarışan, çok konuşan ama konuşmaları çoğunlukla balon olan, havalı havalı hayatlara sevdalanan insanlardan oluşuyoruz. var tabi ki de aralarda seçilmişler ama kıymeti ya bilinmiyor ya da fark edilmiyor.
Ben bölgedeki cami cemaatinden sayılırım, çarşı pazar işimde bir vakit denk getirir günde bir kez giderdim, şimdi tesadüflere bıraktım, çünkü caminin eğitim öğretim verilecek yerlerini dükkan yaptılar, içini pimapenlerle böldüler sınıflar yapıp, uhrevi havasını yok ettiler, çünkü kuranda geçen bir kıssayı üç ayrı yorumla dinledim, bu da insanda hangisi doğru hissi yaratıyor, çünkü avludan içeri girdin mi kendini üstün sayanlar başkalarının kılığına kıyafetine, ibadetine … kesin hükümlerle müdahale ediyorlar, bir de müftü propaganda yapıyor,Yani eleştirmekten, yanlı görünmekten, ayırmaktan, bölmekten öteye geçmiyoruz, neyse bunlar kısa günlük yazılar değil, uzun uzun yazmaya da gerek yok “bildiğini okumak” diye bir şey maalesef var.
Gelelim benim her yıl tekrarlanan kar desenli, geyikli battaniye tutkuma 🙂 iYıllardır beğenirim, iki yıldır alıcıyım, yok arkadaş, tırım tırım arıyorum, dün bir mağazada resimlerini gördüm, kendi kalmamış, gelir belki dediler, akşam internet sitesine baktım kalmamış, bugün de şansımı deneyecek bir yerim var, oraya bakıcam, yıl sonuna kadar ararım, olursa mutlu, olmazsa kader.
O battaniyeyi dizlerime koyduğumda, sırtıma aldığımda, bir şömine karşısında oturuyormuşum da dışarıda lapa lapa kar yağıyormuş da, birden zil sesleri duyucam da, geyikli kızağına park eden Noel baba mesai dönüşü uğrayacak da sıcak çikolata içerken, sevinenlerle sevinecek, Kibritçi Kız’a yetişemediğimiz için üzülecek, ( ne masaldır ama, üç çocuğuma da okumuş, üçü ile de ağlamışlığım var), sonra kendimizi sokaklara atıp ökse ağacının altında şarkılar söyleyen mutlu olmuş, ama bir arada olmaktan mutlu olmuş ailelerin resimlerini çekip instagrama koyacakmışız gibime geliyor.
Olmazsa tüm bir yılı mutsuz geçirecek değilim, mutluluğun şartları var ama olmazsa olmazları yok, yani mutluluk neyi nasıl istediğimize bağlı, isteklerimizin olabilirlik derecesine bağlı, “olduğu kadar olmadığı kader” diyebilmeye bağlı, ben bağımsız mutluyum valla, arada odalarda ışıksız kaldığım oluyor ama o da olacak artık, mutsuz olunca mutluluğun kıymeti artıyor 🙂
Yani durumlar böyle böyle, gören bilen varsa battaniye haberleri beklerim 🙂 Olmadı, geyikli sabahlık, geyikli pijama … geyikli tayta kadar inecez dermişim, aaaay öptüm sevdim cümleten, yeşilden kırmızıdan günaydınlar olsun ❤

 

Reklamlar

ARALIK BAŞI GÜNLÜKLERİ” için 3 yorum

Kendininkini ekle

  1. Hiç üşenmeden okudum ben de ona şaşırıyorum keyifliydi teşekkürler 🙂 artık yazmıyorsunuz sanırım pek ?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: