KASIM SONU GÜNLÜKLERİ


12208601_10206820528405531_4680698682395130591_n

İnsanlar insanları davranış biçimlerine göre sınıflar ; gönüllüler, gönülsüzler, taşın altına elini sokanlar, yaralı parmağa işemeyenler, meraklılar, ortalık mikseri gibi olanlar, suya sabuna dokunmayanlar, “Ben varım !!!” diye rüzgar yapanlar, çok konuşup işe yaramayanlar, ana gibi yar olanlar, anamızı ağlatanlar … sınıf ve öğrenci sayısı saymakla bitmez. Ben “ben hallederim” cilerdenim. geri çevirmeye yüzüm tutmaz, kapasitemin kapasitesini illa ki aşmak isterim, işi görülsün isterim … felan fistan yani ben iyilik yanlısıyım, denizlere iyilik atanlardanım, şikayetçiyim ama fıtratımda var, iflah ve ıslah olmam, bunu da bilirim, yine de tekrar dünyaya gelsem, belli bir süre “Aptal sarışın” olmayı çok isterim, sürede kısıtlama illa ki olmalı, dayanamam çünkü :))) Benim sıradan saydığım, affedersiniz popomla  bile yapabileceğim işleri işten sayanlara ara ara imreniyorum, “Bu dünya niyeki benim omuzlarımda dönüyor ?” sorusunu zaman zaman sorduğum olur, o vakit işte “Aptal sarışın” hayalimi devreye sokarım. Bu arada M.Monreo aptal saymadığım sarışınlardan, geçen gün kadının yazdığı şiirleri okudum. Daha çok halk tipi Barbie’ye özenirim. Günlükler Kasımdan ruh hali Aralık ayından, bir bakalım bir bağlantı var, geçmiş günler mi bugünü tetiklemiş, Ben de merak ettim, bakalım Kasımın son günlerinden mi kalmayım 🙂

21 Kasım 2015

çayı ocağa, kendimi masa başına, günlük programı da aklıma koydum, eeee hazırız artık, lodoslu bir İstanbul sabahında lodosa kapılmaya dermişim, ama demem lodos sersem ediyor insanı, neyse program bu yakada, karşı kıyılara seyirciyiz, programa göre. yani, işte bir gün daha, hafta sonu etiketli, hafta sonu çoğu insana göre sadece pazar, bazılarına göre de cumadan başlar, bende sıkıntı yok, hafta sonunun istediğim gibi evirip çevirebilirim, çünkü ben çoğunlukla planın bir parçası değil, planlayıcıyııııım :)))) Planın bir parçası daha eve gelmedi, akşama gelecek, öbür parçası uyuyor, “Tamaaaaam, biiii dakkaaaaa !!!” lara dayanabilecek hale geldiğimde kaldıracam, eğitim sisteminin harika uygulamalarından biri olan kursa gidecek, aaaaaz sonra, orada mental olarak yorulacağı için çıkışta AVM izni yaptı, akşam ezanı okunmadan gelcek inşallah, hafta içinde iki gün tatil varmış, onların programı da hazır, gerekli izinleri ayrıntılara bakmadan verdim, 24 saat öncesinden tekrar bakıcam, malum aklımda tutamıyorum, kandırılmaya müsaitim :))))) Bu arada aldığımız test kitaplarını da çözerim artık, kızın zamanı kalmayacak, bi de dün sabah resmimi çekerken yakaladım, “annem benle ilgilenmiyor, bilgisayara bakıyor” diye kankalarına acındırıyor kendini, Allah ıslah etsin, iyi yönde !!!” deyip evlatlara kötü söylemiyoruz, onlar da zamanı gelince dünyanın kaç bucak olduğunu, o bucaklarda ana babalarının asker olduğunu görecekler, tabii ki de kendileri o bucaklarda askerlik yapmaya başlayınca.
Şu an itibari ile hayat güzele benziyor, kalbimi bozmayım, diyorum. Üç maymunun bazılarına uyum sağlamaya meylim var, en azından gözümü aralık edip, tek kulak kullanıp, dilimi tutabilirim. hayatın genel kullanma kılavuzu yok ammaaaa herkesin kendi kılavuzu var,”kılavuzumuz karga olmasın !!!” der, neşeli günler diler, telgraf telleri olsaydı onlara konan kuşlarla olurdu ama artık mecbur online günaydınlarımı gönderirirm. Haydin kuşlar konsun yollarımıza …

22 Kasım 2015

“Vuuu vuuuu rüzgar var” ilk okul fişlerimden. Ben fişlere de inanırdım, gökyüzünden bir nefes bize doğru üfler sanırdım. İp atlayan oya’yı, topu tutan Kaya’yı, evi süpüren Fatma’yı, “Oku” diye vahiy inen Ali’yi görsem tanırım, hatta sonralardan çıkan ılık süt içen Işık’a da aşinayım :))))
Lodos’a devam, arkası kesin yağmur değilmiş ama, eeeee her şey değişti, neden lodosla yağmur hala beraber olsunlar,sürekli esen ; Aizeler, Batı rüzgarları, kutup rüzgarları, mevsimlik esen Musonlar, yerel meltemler … yerlerini daha etkili deriiiiin rüzgarlara bıraktı, ufaktan hortumlar, kasırgalar başladı yurdumda, esintili yurdumun, eserekli insanları var, biz bunlara rüzgar yapanlar diyebilir miyiz ? Gerçi yurdumuz yağmur ve rüzgar almasın diye bi gayret çalışanlar var, bu durumda rüzgarı bilumum insanlar yapacaklar, artık onların rüzgarına kapılanlarla serinler miyiz,” fön rüzgarı” bunlar der yanar mıyız, önümüzdeki günlerde görecez.
Neyse konuyu uzatmayalım, uzadıkca konu hakkında cahilleşip, yetersiz kalabilirim, zaten bugün günlerden pazar, güneşe çıkacak bir durum yok, “seni çoooook özledim !!!” diyen kahvaltı masasına doğru zihinsel olarak eseyim bari.
Temennim, güzel bir pazar olsun, Rahmetli Cenk Koray’ı analım, haydiiii herkes kendi kutusunu açsın, Allah cümlemizi Pandora kutularından saklasın :)))) Günaydın !!!!

23 Kasım 2015

İnsan güneşin doğuşunu görünce tekrar gidip yatıp günü uyku ile ziyan etmeye kıyamıyor. Uzaklarda, iki blok arasında doğuyor güneş, tamamını görmüyorum ama gökyüzünü renklendirdiğini, uzayan ışıklarının gögüdelen binaların cam yüzeylerine yansıdığını, oraları renklendirip, “yakıcam sizi !!!!” mesajını verdiğini, sonra o renklerim “şaka yaptım !!!” der gibi yumuşadığını, dünyanın mavi beyaz olduğunu görüyorum. Sonra bakışımı yakınlara çevirdiğimde koşturan yayaları, çanta ağırlığında ezilen çocukları, servis araçlarını görüyorum. Bir sabah da her sabah aynı köşeyi dönemeyen servis şoförünün elinden arabayı alıp dönmeyi planlıyorum :)))) Bazı hatalar hiç tecrübeye dönüşmüyor, inada biniyor, inat da gözü kör ettiğinden, bakış açıları olmuyor, seyircileri hırs boğuyor, evet, evet bu servisi bir sabah programına dahil etmeliyim, yazık; çocuklara, arabaya ruhunu inatla besleyen şoför kardeşe,
Dünyada neler oluyor bilmiyorum, yani bilmek de istemiyorum, benim dünyam kalabalık, arada karışık, kesinlikle çok renkli, zaman zaman huzur, mutluluk bulan, arada içine çok sevgi de katıp üçü bir arada yapan, yaşama sevincini her sabah güneşin doğuşu ile besleyen, kin nefret beslemeyen, insan üstüne ince plan yapmayan, yaşadığı yılları sindirmiş, gelecek yıllara aç olan, dünya sofrasından doyulmadan kalkılacağını bilen … iyi bi dünya :))) Bir haftanın daha başındayız, sonuna kadar yapılacak işlerim, planlanmış gezmelerim, dişçi de randevum var. Allah izin verirse hayata geçireceğiz inşallah, “gün doğmadan neler doğar !!!” ihtimaller açısından kulağımızda küpe, bedenimiz yorulacak ama ruhumuz beslenecek inşallah, bugün ev hanımıyım, silme süpürme, evi normale çevirme, yemekleri ayarlama … yarın işalllaaaah fakülte arkadaşları ile öğrenci olduğumuz Beyazıt Meydanı’na … Cümleten kolay gelsin, gözümüzde büyütmez isek kolay gelir, hadi o zaman, Günaydııııııın Gençler !!!! :))))

25 Kasım 2015

Yorulmuşum,benim için çoğu zaman mutluluk ; eve gelmek, suyun altına girmek, çayımı alıp, içimi ısıtırken, uzattığım ayaklarıma buz koymak :)Mutlu oldum ve uyumuşum, uyku saati uzun olunca rüyaların bini bir para, binlerce parçalı puzzle rüyalarım, Biz gezerken ülkemde savaş rüzgarları esmiş, sonra o rüzgarlara ne oldu, bilmiyorum, mutfağa geçince sabah haberlerini alırım, almasam da olmaz, umurumda olmadığından değil, can sıkıntımı katladığından, “yaşasın cehalet !!!!” diye bağırmayan, ama bağırsa iyi olur, “bari kendilerini bilseler” denilen kalabalıklara dahilim, bugün, yarın, ama asla daima, elde değil,görmemek, blmemek dermişim :))
Yıllar önce öğrenci olduğumuz sokaklarda, caddelerde gezindik, dün. Tabii ki de yerli yerinde kalan bir şey yok.Bir kütüphane, bir kiliseden cami, bir selatin camii olup da adı sultan adı olmayan cami, bir hamamdan müze, bir meydanda gözümüzün uzandığı yerler, yedi tepenin yerine en çok yakışan, camisi, mimarın pergel şeklindeki türbesi, terastan manzara ve dağılalım arkadaşlar !!! şeklinde bir program eşliğinde bildiklerimi paylaştım, yedik, içtik, güldük, söyledik … iyi geçti, darısı tekrarının başına, arkadaşlar emekli ama İsmek’li, bir tanesi Benetton kazağını ceket yapmış, biri kendi yaptığı bilekliği koluna takmış, biri saçına biraz mor katmış … valla herkes faal, meşgul insanlar :)))) Dağılınca koşa koşa Tahtakale’ye malzeme almaya gittiler :)))
Yıllardır restorasyonu bitmez Beyazıt ve civarının, arada yok ederek, arada aslını inkar ederek ilerliyor çalışmalar, Çınaraltı yok artık, sahaflar test kitapları satıyor, meydanın kim bilir kaçıncı şekli, Üniversitenin kapısı yine kapalı, yangında yanabilen kulenin tepesine baz istasyonları kurulmuş,Ben de İstanbul Üniversiteliyim , yıllar içinde gerileyen, itibar kaybeden, iyi yönetilmeyen bir kurum, 79 girişliyim, işletmenin işletme olduğu zamanlar idi, tıp puanı ile gelen arkadaşlar var, benimki de 483 idi ki iki soru daha yapsam hekim olcam :))) Tüm dersleri prof.lardan gördük, o zaman asistanlar sınavda gözcü olur ya da uygulama derslerine girerdi.Bariz bir şekilde kalite vardı, şimdi yok denebilir.
Geçen marketten gelirken, önümde üç kadın yürüyor idi, birini bizim apartmandan biliyorum, tv seyircisi, üçüncü kadına anlatıyorlar, “sen de bizle gel, çok eğlenirsin, bağımlılık bile yapıyor, haftada dört gün gidiyoruz, salı, perşembe, cuma Esra’ya cumartesi, “kim 500 milyon ister” e ” dedi, Şaşırdım valla son gidilen stüdyoya, kıza anlattım, “aaay seyirciye sormasınlar bari !!!” dedi. Yaaaa işte böyle, hayat tahminlerden de vuruyor bizi, her şeyin her ihtimali var, Akacak kan damarda durmadığı gibi, “çingene kabadayısı cesaret taslarken, hırsızlıktan bahseder”, “Ne ararsan bulunur, derde devadan başka” diyen Koca Ragıp Paşa da haklı 🙂 Sözler divanından, kendisi Sadrazam.
Uzatmışız yine, iki günlük yazdım, hazar :))) Cümleten günaydın, yarına ay tutulması var, bugünden netameli işleriniz varsa halledin, tutulmada tutulmasınlar :))))

26 Kasım 2015

Kalktım, baktım kiii yağan yağmuru yakaladım 🙂 Sokak lambasının ışıgında kımıl kımıl sararmış, kızarmış yapraklar, ışıkta parlayan su damlacıkları ve pencereyi açtığımda içeriye dolan serin hava. Benim gibi son zamanlarda hiiiç üşemeyen biri için sabah hoşluğu oldu. Hızlı hızlı aklımda düşünceler çevirmeye başladım ; İncirli metrobüs durağında devamlı çıplak ayakla dolanan çocuk, ne yapar bu havalarda, kış kimi sevindirir ? Ama kışında gelmesi lazım. Havalar istikrarsız, tüm havalar öyle ki, devletler insan toplulukları olduğundan insani davranışlar sergiler, zirvede buluşan devletler, kapalı kapılar ardında birbirine “Lan, şerefsiz, hani verdiğin sözler, dansözün önde gidenisin sen !!!” der mi, kendi dillerince. Sonra led ışıklı siteleri gördüm.”Bu zamanda parayı, led ışıkla eski yeni bina süsleyenler, dikey bahçe tasarlayıp yapanlar ile cep telefonuna kap ile kulaklık satanlar mı kazanıyor, acep ????” dedim, sırtında sazları ile yürüyen iki kişi gördüm, “ekstradan dönen çalgıcılar, metrobüs 24 saat çalışan tek vasıta, hazar onunla dönenler bunlar”, Saat daha beş bile olmadı, ama ben ve iç sesim, hatta seslerim sessiz muhabbetteyiz, “acaba öğretmen, psikolog, edebiyat alanında akademisyen, yemek tarihlerinde uzman aşçı, tur rehberi, radyo ya da butik otel sahibi, çok gezen bir muhabir, gök bilimci … gibi bir mesleğim yada imkanlarım olsa idi, daha mı mutlu olurdum ?” , “olmazdım, mutluluk hayallere, isteklere bağlı görünse de elde olanları değerlendirenler mutlu oluyor, zaman içinde ilgi alanlarımızı daha iyi anlıyoruz, keşfediyoruz, ama pişmanlıkla hayata küsmüyoruz, çünküüüüü onları hobimiz yapabiliriz !!!!” , “Eeeee yapıyoruz ki, zaten, parayı parasal değerli rakamları hizaya sokarak kazandık, kocayı da ilim yaptığımz, okuldan bulduk, çoluğu, çocuğu yola koyduk, herkesin yolu açık olsun, duasından faydalanmak zamanı şimdi”
İç sesle konuşurken konu “ben ” iken birden “bize” dönüyor insan, bu örneklerin çokluğundan mı, iç sesin çokluğundan mı bilemedim, ayrıca düşünecem, der mişim :))))
Dün itibari ile sosyal medyada resimlerim servis edildi, iltifatlar geldi, teşekkürler edildi, şımarmadan mutlu oldum. Benim hayatım duygusal olarak karmaşık, (zaman zaman, hiç kimsenin aklına gelmeyenlere sevinir, üzülürüm ben), insanlarla karışık bir hayat. Zaman israfına karşıyım, arkadaşlarım ile buluştuğumda hem hasret giderelim, hem de bir şeyler öğrenelim, öğretelim isterim. Konya’da yaşadığım sürece günler konusunda sağlam bir kariyer yaptım 🙂 O zaman bile “arkadaşlar ; oturmalarda bilgilenme bölümü yapalım, bir konu çalışalım, her seferinde biri bir şey anlatsın” istedim ama olmadı, şimdi oldu ama,önden ben geziyorum, sonra da gezdiriyorum, rehber değilim, olamam da artık ama meraklıyım, kim neyi, nereye yapmış, niye yapmış, kim almış, kim satmış … öğrenmek isterim, amaç gözümüz boş boş bakmasın :))) Bir kahve ile, bir çay ile oturup eve ile, siyaset ile, kıyafet ile ilgili ihtimaller, olmuş bitmişler üstüne uzun uzun konuşacak kadar çok zamanımız yok bizim,Vücut da hasarlı, bilekler, dizler, gözler, damarlar … tam kapasite çalışmıyor artık,
Aaaaay çok uzatmışım, konuyu olduğu kadara bağlayım, olduğu kadar mutlu olmak için imkanlarımızı gözden geçirelim, şükür, tevekkül, tefekkür ile yola devam edelim, ama AŞK ile …
Günaydın ❤

27 Kasım 2015

Rusya doğalgazı keserse doğal olarak üşümekten gayri kafayı üşütmemiz mümkün. Çünküüüüü üretmiyoruz, dışa bağımlıyız, gaz yoksa su da yok, elektrik hiç yok. Ekonomimiz inşaat ağrlıklı, ormanları kesip bina yapıyoruz, sonra kredilerle satıyoruz, ödeyemenlerinkini bankalar bi da satıyor, “ahlı mal hayır etmez, faiz haram” muhtelif kılıklarda helal oluyor.Antalya’da otelciler, bittik, yittik diye ağlamaya başladılar, sanırım yılbaşı rezervasyonları iptal, yaz programları askıda. Amaaaaan zaten Ruslar çok içer, parayı votkadan kazanıyor oteller, zina da hak getire, gelene nikah mı soruluyor, ama sorsan “elhamdülillah Müslümanız”, kazançlarla hacca gidip, cami yaptırınca temizleniyor mu o paralar ? Neyse çoğunluğun seçtiği sağlam bir hükümetimiz var, bunlara kafa yormak bana düşmez, KGB ile Kasımpaşa kapışsın bakalım, biz her halde çimeniz, her halde yananız. Yollar izler yabancı dolu, buralarda barınıyorlar ki geliyorlar, paraları değerli, biz 250 tl ye Yunanista’na gidemiyoruz, pasaport renkli değilse, masraflar 1000 tl.Emekli maaşı 1100 tl.
Günün şarkısı “Buuuuuuuu neeeee yamaaaaaan çelişkiii annneeee !!!” Penceresiz kalanlardanız 😦
Evin annesi, geçici dişini, köprüsünün bir parçası olan tek dişini dün kahvaltıda yuttu :)))) Allahtan kardeşi Diş Hekimi, o dişi bulup kullanmak zorunda değil. Ayrıca aile diş hekimi açısından çoook zengin, teknisyenimiz bile var, komple tek elden çıkıbiliriz, çok şükür. Azzzz sonra yola düşüp, yeni köprümü takıncam,
inşallah, dün kızla eve kapanıp, okuduk, yazdık 🙂 ANDRE GİDE den Kadınlar Okulu ve Pastoral Senfoni dün yağmurla iyi gitti, kısa ve günlük olan kitaplar,Yazar Nobel Ödüllü, ilginç bir yaşam sürmüş, en çok da erkek yazarların kadın yazmasını seviyorum, kadınlar erkekleri bu kadar güzel yazamıyor dermişim, demek ki erkekler canları isterse kadınları çok iyi anlıyorlar, ya da arada bir anlayanı çıkıyor, o da anlatıyor :)) Kadınlar Okulu’nu ikinci kez okudum.
Havada bulut, aklımızda hareket halinde düşünceler, kalbimizde sevgi var, sabır için çalışmalara devam, “güzel günler, nurlu ufuklar …” başa tutturulacak ihtiimaller, ihtimalinde ihtimalini sever olduk, Günaaaaaydın beee yaaa !!!!

28 Kasım 2015

Bugünler baharın kıymetini bilelim diye var; erken akşamlar, geç sabahlar, kuruyan dallar, göç etmiş kuşlar, sabah ayazı, akşamın kuru soğuğu, kış problemleri, ayarsız yağışlar, yollarda çukurlar, grip mikrobu dağıtan insanlar … bunlar yetmezmiş gibi “daha çook, daha daha da çoooook karanlık !!!” diye üstümüze üstümüze gelen olaylar, huzurumuzu bozan komşular eskiden apartmanlarda vardı, şimdi sınırlara kadar genişledi, maşaaaallaaahh !!! Aldığımız kararlar gereğince (aaaay yine çoğaldım:))) ) “ne olcek bu memleketin haliii !!!” demiyoruz, seyir terasından bakıp, kimsenin aklına gelmeyenleri, gelip de söylenmeyenleri nerak ediyoruz :))) Misal Putin Rus kızlara da gitmeyin demiş midir ? Onlar gelmez ise bayi toplantıları ne olacak ? bayiler hangi amaçla toplanacak, Antalya Gölcük’ten daha mı az günahkar … felan fistan, ipe un sericez işalllaaaa !!!!
Bugün günlerden liyselilerle buluşma günü. Biz öğrenci iken bize ilk görevle gelen, zarafeti, giyimi kuşamı, resim odasına yaptığı hizmetleri unutamadığımız öğretmenimiz Tülin Onat hanımın stütyosuna misafiriz, okulun güreş takımında iken kırkından sonra yüzmeye başlayan, yetmezmiş gibi Manş’a sevdalanan, iki de bir de geçip geçip rekorlar kıran Kamil Resa Alsaran arkadaşın şerefine toplanıyoruz, Liseliler bir başka, bunlar hem okuldan hem mahalleden arkadaş, analar babalar bacılar kardeşler de işin içinde büyük bir aile lise. MECİDİYEKÖY LİSESİ‘ndenim. Fizik, kimya laboratuvarı olan, resim, müzik odası bulunan, Beden eğitimi salonunda yüksek atlama kasası, denge aleti, cama paralel barları, minderi, bahçesinde üç adım atlama havuzu bile düşünülmüş, tiyatro salonu olan, üniversiteye emek emek öğrenci yetiştiren, siyasi kimlikleri ile renkli, öğretmenlerinden demokrasi şehitleri de veren, bir yanı dut ağaçlarına, bir yanı dere mahallesine bakan, camları yarım boyalı, kantinli, orkestralı, halk oyunu gruplu, tiyatro yapan, yarışmalara katılan, bir de meşhur korosu bulunan kiiii hala icraata devam eden meşhurlarımız var .. güzel bir okul idi. Yıllardır gitmedim, hatırladığım gibi kalsın istediğim için.Bize o yıllarda “altıfenaaaaa !!!” derlerdi.
Yani, işte, kendimi karanlık hava, uzun yol, yağan yağmur gibi olumsuzluklara karşı motive etme gayretindeyim :)))
Bir yavru kartal bile zorunlu göçlerle dünyanın etrafını bilmem kaç kere döner iken (evin annesi belgesel de sever ) kendimle çelişkiye düşmek bana yakışmaz, yaparız kahvaltıyı, ayarlarım yemeği, giyinir, kuşanır yollara düşerim. Nokta !!!
Eeee hadi günaydın, o zaman …

29 Kasım 2015

“Döngüsel zaman” Tülin Onat‘ın çalışmalarının genel adı.Zaman dönüp dolaşıyor, bilmediğimiz bir yolda ilerlerken bildik adreslere çıkıyor yol. Tıpkı bugünkü yolların 70 lere 80 lere çıktığı gibi. Yenileri bilmem ama bizim kuşak bilir bu zamanların çıktığı yolları.
Yaş almanın insanda geliştirdiği “kendin ile barışık olma” halini seviyorum, kendine küs olarak ölecek olanlar da var tabi, zırhlarını hiiiiç soyunmadan, yaralarını güne güneşe açmadan, kendilerini kendi yalanları ile ikna edip ölecekler de var. Çok şükür onlardan değiliz, hayata karşı koruma kalkanımız yok, hayatın bize yaptığı haksızlıklara son nefese kadar itiraz edip, kendimizi savunacağız inşallaah 🙂Silahımız ; tavrımız, cümlelerimiz, bizi biz gibi bilen şahitlerimiz

Dün öğretmen ve öğrenciler güzel saatler paylaştık, Öğrendik ; Arnavutluk Başbakanı ressam imiş, yakında burada sergi açmış, hocam da Tiran’a davetli, resimler çelik kasalar ile yola çıkacakmış, resimlere imza atmıyormuş hocam, çünkü tekniği dünyada tek imiş, bilenler bakınca “bu, o ” diye bilirmiş,bahara yurt dışı sergileri var, galeriye resim vermiyor artık, torun sahibi olmuş, baksan inanmazsın hocama saatlerce çalışıyor vücudunu eğerek bükerek tuval başında, üç boyutlu, ahenkli,coşkulu, meydan okumalı eserler, Böyle coşkulu, renkli olunca sevdiğinin ismi olmuyor, sevgilisi hazırlamış masayı, yemekler yapmış, yardımcısı çay koymuş, Allahııım !!!! ne yedik ne yedik, ne muhabbet, ne muhabbet, zaman su gibi akar ya işte öyle akmış zaman, suyu hafızada topladık, ara ara, yudum yudum tadına bakıcaz inşallah.İtiraflar, saklanan anılar, gözden kaçanlar, yıllar sonra karşımıza çıkanlar … insan gerçek ortamı bulunca soyunup dökünüyor, o çıplaklık üşütmüyor ki, bir hafifleme, bir ferahlık … Gelemeyenleri de andık, akşam geceye geçmeden dağıldık,Sağ olun, var olun hocam, ömrünüze bereket,
Bugün günlerden pazar, güne sıcak sulu zencefil ile başladık, akşamdan kalmayım, benimki çok yemekten dermişim :))))) Sakin olması olası bir hafta planlıyorum ama sürprizlere açığım, “kul kurar, kader gülermiş” kader ile ortak yazılar yazalım isterim, herkes gibi, Bir pazar gününde yapacak hem çok şey var, hem de hiç bir şey yapılmasa da olur, bugün paşa gönlüme göre takılmak istiyorum, inşallah, Saatler 07.38 i gösterirken, cümleten paşa gönüllü pazarlar, paşa çayı program dışı, geçtik o leveli beee yaaavvv !!! Günaydın ❤

30 Kasım 2015

Günler kısa, geceden kaynak yapmak gerekiyor, benim ayarım düzgün de gençler ayarsız, yatamıyorlar, kalkamıyorlar, “Aaaaaah bu durmadan yazan grupların gözüüü köööörrr olsuuuun !!! ” dediğimizde cana kast etmiyoruz, gruplar islah olsun diyoruz da nafile çabalar bunlar, gruplara dahil olup arada “yatın bakim, saatten haberiniz var mı? ” diye yazasım, tüm şarjları yiyip ortamı kapatasım var :))))
Ben yatmadan evvel ; kanalın birinde Kelebek Ödülleri dağıtılıyor, birinde Hamza ile Denizli Kapıştırılıyordu,diğerlerinde diziler, filmler, kanalları kapatmadan tartışanlar, son dakka haberinde de Türkiye ile ilgili toplantı bitti, mülteci parası hazır, yükümlülüklerimizi usulünce yerine getirirsek, ömrümüz olursa Avrupa ‘da vizeler kalkacak, bu arada Putin de “yassak hemşerim” paketini imzalamış,”bir kapı kapanır, öbür kapı da kısmet artık” modundayız.
Sakince bir pazar geçirmiş sayıyorum kendimi, sınav zamanı olduğundan herkes kendi odasını dağıttı, genel kullanım alanı geçen pazarlara göre nispeten iyi, kızın eline telefonunu tutuşturup, günaydın diyeli 20 dakika oldu, kız daha çıkış kapısına kadar 20 levelin sekizini geçmedi, “sabır, sabır, ya sabır, belki bir gün kalıplanıır !!!”
Dün ekmek ile gazete sırası bende olduğu için sabah onlar uyurken market yaptım, yavaş yavaşş her yeri dolaştım, listede olmayan unuttuğum ne varsa diye :))) Eşler birbirinin ekonomik durumunu ya bilmiyorlar, ya da bilmek istemiyorlar, ufak tefek reyon önü tartışmalar gördüm, her şeyin fiyatının katlandığını gördüm, sabah alışverişi babalar ile anneler arasında eşit dağılmış, az sayıda birlik ve beraberlik var, onlarda alış veriş esnasında zedeleniyor, arzular şelale, paralar kuru çeşme,
Bugün yine dişçiye gidicem inşallah, yollarda kafası kanlı, kırmızı noktalı, yarım bantla sarılı erkekler görüyorum, saç ekme turizmi diye bir şey varmış, ülkemiz bu alanda çok iyi imiş, bir de Sefaköy’e yola yakın bir umumi tuvalet yapmışlar, üstüne “Yüz Numara konfor” yazıyor :))))
Dün markette salınırken, eski şarkılar dinledim 🙂 Güne başlamak için aklımda kalanlarla, bir anı tazelemesi yapıyorum, sözler durumuma uygundur :)))
“Bilmem yüzümden belli mi ? Gülerken işveli işveli, aklımda neler gizliiii, saklayamam ki ben sevgiiimiiii !!!, Duman ışığı saklayamaz, acılar sürekli olamaz, bu benim sevgim cevapsız kalamaaaaz !!!”
Bunları söyleyen ayrı ayrı iki kişi, biri erkek biri dişi, bildiniz mi ?
Sevgiler cevapsız kalamaz, illa ki Sevgi dolu günaydınlar olsuuuuun !!!!

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: