KASIM ORTASI GÜNLÜKLERİ, Bİ DE KASIM DA AŞK !!!


IMG-20151126-WA0001

Resimdekiler kayınvalide ile kayınpeder ❤ Eşimin yaşından hesapla evlilekleri bugünlerde 56 yılı devirdi. Maşallah diyoruz ve gelin gözü ile yılları analiz ediyoruz, 26 senesine şahidim. Ruh ikizi değiller ama beklenen rolleri yerine getiriyorlar. Annem evi yemeksiz, pis,çamaşırı ütüsüz bırakmaz. Bakımlı kadındır. Benim saçımda beyazlarım sırıtır onunkiler vaktini geçirmez. Giydiğini yakıştırır, gezmeyi sever, bir yerde mevlüt, bir yerde düğün olsa düğüne gider :)))) Babam parasını pulunu hanıma teslim edenlerden, hanımın aldığına verdiğine karışmaz, geriye bakınca “aileyi güzel yaşatmış” denir, gençliğinde aksi ve huysuz olduğuna dair dedikodular var, kızdığı zaman millet kaçacak delik ararmış :))) Benimle arası hep iyi olmuştur,torun torba ile yumuşadı diyorlar. Yaşadıkları tüm sıkıntılarda hiç boşanma ihtimaline ihtimal vermedikleri için bugünlere geldiler, derdi tasayı zamana serdiler. Erkenden evlendikleri için, onların yaşlarını belki tuttururuz ama evlilik yaşını değil, 56 sene evli kaldık diyelim, yaş itibari ile evli olduğumuzun farkında olmayabiliriz :))))) Neyse dünyanın fıkır fıkır kaynadığı bugünlerde ömürlü bir şeylere rast gelmek insanın hoşuna gidiyor, umutlarına su serpiliyor, tazeleniyor, “kasımda aşk başkadır !!!” diyesi geliyor insanın resime baktığında, bakalım günlükler ne demiş …

11 Kasım 2015

Dünyanın her yerinde “zalimin zulmü var” .Dünya güzel olsun diye çalışanların yanında, dünya benim olsun diye çalışanlar olunca, “vermem, alırım” çatışması zulümlerin ağa babası. Sonuçta tabii kii de iyi olan kazanmıyor, güçlü olan da kazanmıyor, çünkü kontrolsüz güç, güç değildir, kim kazanıyor ? Nabza göre şerbet veren, balı kovanı ile götürürken şahitlerin ağzına bir parmak bal çalan, göz boyayan, bolca vaat sunan, verdiklerinden geniş yelpazeler yapıp alacaklarını aralara saklayan, aldığı zaman da yelpaze filan kalmayan, vereni ayılamayacak hallere sokan … Valla dünya top yekun böyle, bir iki huzur diyarı var sanırım da oralarda yaşayanlar da oralardaki konulmuş kurallara buralarda uysalar olur belki buralarda cennet olur diyemem ama. İnsanın mayası önemli, bir mayalanmayan var bi de mayalanıp kabardıkça kabaran, içi boşalan ama görkemli duran var.Biz mayası az gelenlerden miyiz acep ?
Sabah sabah kafa karışık, çünkü tansiyonum düştü, uyuyorum, uydukça boş durmuyorum, rüya görüyorum, gördüğüm rüyaları birbirine karıştırıyorum, hangisi gerçek,daha doğrusu ne kadarı gerçek oldu ya da olabilir test edecem, rüyayı bulamıyorum :))) Uyuyorum sanıyorum, bakıyorum göz kapağı altında akış var, ama kulakta da üst komşunun sesi var. Canım bir şey istemiyor, yatak ile bütünleşip kalmak istiyorum, Kendime, hayat akıp gidiyor, “ayıp oluyor ammaaa !!!” dedim, arkadaşım kulaklarını çınlattım, gözümü açtım, kalktım, dünü dünde bıraktım, inşallah, kitabım bitti, araya Sait Faik Abasıyanık / Şahmerdan kattım. Kuşlu, denizli, hassas, duygusal insanlı .. öyküler iyi gelecek bana, Tüyap eksiklerimi de tamamlama niyetindeyim. Bu arada kız fuarı toplayıp geliyor, ilginç kitaplar, posterler, rozetler, bardak altlıkları, mağnetler veeee test kitapları … akşamları tahsilat yapıyor,”bu test kitaplarını çözmezsen verdiğim paraları geri alırım !!!!” diye salladım, ama yaparım, bilir de gözü karalardan, ruhu geniş olanlardan, telefona bağımlılardan bizim kız:)
Bir kahve kokusuna doğru akalım bakalım, sağlıklı kahvaltıyı kız ile paylaşalım, hayatı hem yaşamak hem de paylaşmak için hazır olcaz işallaaa !!!! Günaydın Cümleten

12 Kasım 2015

Kızım fuara giderken kuzeninden de bir kitap siparişi almış, ama o kitabı alamamış, dün ben de Fuar yollarını tuttum, yarı yarım sergimi tamamlamak, yarı da yeğenin kitabını almak niyetiyle. Kitabın resmini cebime yolladılar, ben de okudukları seriler var onlardan bir şey sandım. Stantta varınca bir MURAKAMİ ile karşılaştım, Çok şık, benim sevdiğim gibi ciltli, kabuklu, ibrişim ayraçlı, sayfalar ağır kağıttan, resimleri var ki biz ona “İllüstrasyonlar” diyoruz, 6.Baskı. Kıza sordum ; “son yazdığı kitap mı?” diye, “evet” dedi. Eve gelince baktım kiii , 1990 yılında yazılmış, demek anca çevrilmiş, bir ayda bu baskı sayısına ulaşmış. Bir hayal kırıklığı yaşadım, 25 sene geride olmaktan, sonra bir önce okuduğuma baktım 1997 de yazılmış,bizde 2005 de ilk basılmış, 7.baskı, sonra okuyacağıma baktım, 2005 de yazılmış, bizde 2009 da çıkmış, bendeki 15. baskı.
Neyse kitabı alıp, koşa koşa eve geldim, hafta sonunda vermeden önce okuyayım diye.Bir iki ufak tefek işimi yapıp, okuma pozisyonu aldım ve kız gelmeden bitirdim, 88 sayfa, resimlerle allanıp, pullanıp, ticari bir zeka ile iyi bir fiyata satılır hale getirmişler, aslı uzunca bir öykü. Ama anlatım muhteşem, bütün kitapları kaç sayfa olursa olsun sürükler beni, 21.yy ‘ın Edebiyat Dehası diyorlar, katılıyorum.Adi “UYKU” kahramanı bir kadın, uykuları çalınan bir kadın, yazan erkek amaaaa , bu benim diyenlerde, bir yerden tanıyanlarda illa ki vardır. Kitap bitti evde bir tuhaflık var hissediyorum ama bilemiyorum derkeeen mutfağa koştum, kısık ateşteki benim pırasalar kızarmış, yine de doku kaybına uğramadan yakaladım, kız gelince akşam yemeği yiyoruz, diğer yemekleri kıvamında yaptım, sofrayı kurtardım sandım ammaaa alçak kız, pembe tabağındaki pırasalar için,”seni kutluyorum, sebzeleri sağlıksız hale getirmeyi başarmışsın !!!” dedi, fakat tavsiye ederim, kızarmış hali şaaaaneeee pırasanın. Daha önce de yeşil fasulye kızartmışlığım var ama bu daha güzel olmuş, az da tuzu kaçırmışım, ooooh hem lezzetli, hem tansiyona iyi oldu :)))) okurken kitapta geçiyor diye çikolata yeme isteği duydum kiiii kendi çikolatalarımı kızdan saklarım, ama yine de bulup en az yarısını yiyor, çok alçak :))) Muharrem ayı bitiyor, komşular son aşurelerden getirdi, ılık ılık yemeğin üstüne de onu götürdüm, dişim ağrıyor idi, tok karnına bi de ağrı kesici içtim kiiii yer ayaklarımın altından çekilmeye başladı, 22.00 sularında yatmaya gittim. sonra da saat 03.00 gibi uyku ile vedalaştım, uyur uyanık okuduğum kitabı düşündüm ; hayatı renklendiren kadınlar, onları tek düze ortamlara terk eden ise erkekler, insan her gün aynı cümle ile evden çıkıp, aynı cümle ile eve döner mi ? döner. Çok zaman eşimin ağzından çıkacakları, hangi hareketleri yapacağını biliyorum , çoğumuz için böyle, ezberlenmiş kocalar, ezber bozmayan kadınlar, ya da ezber bozduğu anlaşılmayan kadınlar, her gün akşam yemeği hazırlıyorum ama hep aynı yemekle, aynı tabakla,aynı örtü ile değil, kim ne kadar fark ediyor, kadın günlerce uyumadı adam hiç farkına varmadı, hayatta herkes düzen seviyor ama düzeni de düzenlemek gerek arada .
Aaaay neyse bunlar dipsiz kuyu muhabbetleri, böyle gelmiş böyle geçerken dünya geldiği gibi geçmeyenlerden olalım inşallaaah !!!
Cümleten öptüm sevdim, ağrı kesici ile kafamı düzeltecem, tok karnına, dişçi insanın kardeşi bile olsa gitmesi zor, bu arada kadının kocası da dişçi idi kitapta …Günaydın tabii ki de, ayrıca.

14 Kasım 2015

Ben “evin şirazesi dün ikindi itibariyle kaymaya başladı” diye düşünürken dünyanın şirazesi duman olmuş, terör, şiddet, hiddet … gündemleri hiç terk etmeyecek sanırım, belki eskiden de böyle idi de haberleşme yaygın değildi, tek atışla çok insan vurulamıyordu, nedenler güncel değildi, belki de şiddet ses duyurmak için en etkili yol değildi … bilemiyorum, zaten bildiklerimde kılcal damarlar gibi, çatlayıp patlamadan yol alamıyor, yani hiç bir bildiğim bildiğim gibi kalmadı benim, bu hem iyi hem de kötü, iyi ; Ufkum genişliyor, bakış açım yeni bilgiler getiriyor, kendimi düzeltiyorum, kötü ; yıllarca yanlış şeylere inanmak, inandığımla kalmak, inanca bu kadar çok soru sormamış olmak.
“Hayat devam ediyor !!! ” son derece umursamaz görünen, orta şeridi işgal eden, karşı tarafa söyleyeni bencil hissettiren bir cümle ama aslı öyle değil bence, hayat devam etmek zorunda, ölenle ölünmüyor, kendini kapatıp hesaba çekmekle,yas tutmakla, hayatı gizlice devam ettirmekle olmuyor. Ortalık kan gölüne dönünce bile düğünler yapıldı, gezmelere gidildi, gülündü eğlenildi, en fazla resimler gizlendi, Bunları yapanlar unutabildiler mi olanı biteni, tabii ki de hayır, İki yüzlülük ayrı bir şey.
şehrimize “Contemporary İstanbul ” geldi, uluslar arası çağdaş sanat fuarı, üç günlüğüne geldi, dün bir koşu gidip baktım, kapıların açılış saatinde hazır olduk ki, süreyi ayarlayalım diye, ben dört saat gezdim, arkadaş hala içeride idi. Geçen yıldan daha görkemli olmuş, katılan ülkeler fazla, hatta İran da katılmış. İran’ın biz de “Mollalar İran’a !!!” diye bir imajı vardır, ammaaa kültür ve sanat dalında çok iyidir İran, sineması bile bizden çok ileridedir. Yani şartlara göre, üç pavyonu vardı, resimlerini çektim, daha sonra ayrıntılı bakmak için. Vogue Dergisi 5 İranlı kadınla röportaj yapmış, artık ülkelerinde yaşamayan ama ülkelerinden nefret etmeyen, etnik kökeninden utanmayan beş uluslararası kadın, ben bizim ülkeden beş tane sayamadım. Açık giyinmek ile içki içmeyi bir medeniyet belirtisi sayan, sımsıkı kapalı başlı kadınlarla, bulduğu her yerde namaz kılanlar adamları sütten çıkmış ak kaşık sanan,Herkesin kendine özgürlük ve hürriyet istediği, düşünce özgürlüğünde arkadaşına bile özgürlük tanımayan, tek tipe hasta,,, ülkem benim, Zar zor atılan adımlara bile destek yerine çelme takan ülkem benim, sen heeeep olduğun yerde bile sayamıyorsun, aaaah ülkem, güzel ülkem, ciğerden sevdiğim ülkem.. senin ki mehter misali, üç ileri, beş geri …
Sergi çokcana ticari amaçlı, sanat para ediyor çünkü, duvarlarına asmak için bakanların konuşmalarını da duydum, çok da güzel eleştiri yapanları da, açıklamalarda çoğu yerde türkçe yoktu, Nuri Bilge Ceylan ‘ın bir manzara fotografı vardı, sanırım, bir kaç kare yan yana eklenmiş, ya da o kadar geniş objektif var da ben bilmiyor muyum, Bir kış resmi, onu uzun uzun bakmak için bilgisayarıma kapak yapacağım, insanı üşüten, düşündüren, üzen, sevindiren … bir resim. O da satılık, Başka tanıdık isimler ve yüzler de gördüm, güzel idi, yorgun ama mutlu oldum.
Bugün ablamın doğum günü, bugünü ona ayırdım, çocuk işine bulaşan aileler mümkün ise tek çocukla kalmasınlar, kardeş çok önemli, tüm ayrılıkları kan bağı birleştirebiliyor, Anneler babalar gitse bile kardeşlerin arasında o misyonu üstlenenler çıkıyor valla. Ben ortancayım, önden ablam, arkadan kardeşim var, Allah ömür versin, hep varlıklarını hissettim, onlar da beni hissediyorlardır, illa ki, Çoook uzun yazmışım yine, Devam eden hayat için günlük, kişisel planlarım var, “güzel bir gün ” çok geni,ş bir tanım oldu bizim için, günün güzel yanlarına bile tav olacak durumdayız, “güzel güzeldir, mühim olan süresi değil, kafada yer ettiği alandır !!!” diye de bir motivasyon salladık, bi de GÜNAYDIN, “ooooh misss !!!” e bağlanmak herkesin kendi kabiliyeti artık

15 Kasım 2015

“Her şeyi süpürebilirsin, sonbaharı süpüremezsin !!!” Ö.Asaf
Sonbahar her şeyde var aslında, her güzellik solacak, sararacak, ama kaybolmayacak, eski halinden çooook farklı yaşamak denirse adına yaşayacak, yani hep bir şeyler kalacak, biz olduğumuz sürece, sevdiğimiz her şey, ama her şey değer kaybetse bile bir köşede kalacak, süpüremeyiz sonbaharı !!!
Apt. görevlisi hışır hışır yaprakları süpürürken birden aklıma geldi, yukardan seslendim “Sonbaharı mı süpürüyorsun ?” diye o da bana “bu yapraklardan boya yapılıyor, sarı boyanın hası bunlar !!!” dedi, bir birimizi ne kadar anladık acep :)))
Bu renkli, bu doğal güzellikler bahşedilmiş dünyada, iklimler görüp yaşarken, sevgi yaymaya çalışırken, cümleten mutluluk için çırpınırken … ölüm saçan kötüler var. Kötüler hep var, çok var aslında gücü yetenler öldürüyor, ki mi zaman bildiği tek birini, kimi zaman bilmediği çok kimseyi, işe giderken “aman ben de ölücem ama, arkamdan şanım yürüsün ” derler mi acaba ? Bir de fiilen can almayıp, her gün öldürenler var, gizli gizli zehir saçanlar var … var da var, kötülük insanlık var olduğu sürece hep var olacak, nefisler doymak bilmediği sürece, ruhlar tatminsiz kalacak, kötülüğün şekli şemali değişecek ama var olacak, kötülük olmasın uğruna savaşanlar, “yapma, etme, kıyma !!!” diye çalışanlar iik etapta hedef zaten, masumlardan sonra sıra onlara geliyor ama artık hangi kitapta yazıyorsa artık önce masumlar…
Bir pazar sabahı klasik ev hali ile bakışmaktayım, “çoook daaaa tııın !!!!” diyen iç sesim ile ikilem yaşamaktayım, “varsın, olduğu gibi kalsın !!!” diyen iç sesimi de yancı yaptım, amaaaaan bu sefer de onlar kazansın. “Şu üç günlük ” dediğimiz dünyayı fazla sahiplenmemek gerek, İran’ı bir saat içinde bir el çantası ile terk eden kadın, “Bu sayede objelere bağlı olmadan yaşamayı öğrendim ” diyor.
Diş macununu ortasından sıkıp, dişlerimi fırçalayıp, çorapsız spor ayakkabı giyip, ekmek ile gazete almaya gideyim bari, “Baaaatsıııııın bu dünyaaaaaaa !!!!” dyenler siz kazanacak gibisiniz, cümleten günaydın, gönlünüze göre pazar olsun .

16 kasım 2015

Çoğu insanın destek ilaç eşliğinde tahammül ettiği hayattan bir pazartesi yaprağı daha. Vitaminler, anti depresanlar, yogalar, ayinler, yaşam koçundan terapiler … hepsi ama hepsiiiii insanın insana zulüm ettiği dünyada bir günü daha yarasız beresiz atlatabilmek için. Güçlü olmak, güçlü durmak için.
Maddi manevi savaş alanı olan bu dünyada derin derin inananlar bile işlerin bir kısmını Allaha havale edip sabır göstermiyorlar, tüm çabalar sular illa ki bizim kovaya aksın diye. Suyun yatağını değiştirme, suya yön verme … derkeeeeeen sulara kapılıp gidiyoruz, Azrail çukurumuza doğru süpürüyor bizi. Ölmekten değil de buradaki işleri yarım bırakmaktan korkuyor çoğu insan.
Tüm bunları düşününce pazartesini günah keçisi ilan etmek olmaz di mi ? Bir gün gelmeyecek olan bu güne eziyet etmekten, çemkirmekten vazgeçeli çoooook oldu ben :)))
Hayat bizi bekliyor, biz de hayata giriş için hazırlanmaya başladık. Programa bakınca sakin bir hafta gibi duruyor, ammaaaa sürprizlere açığız. Dün camların yarısını silmiştim, bugün diğer yarısı, biraz eve ilgi alaka, sokak işleri, hafta ortası misafir, yemek, pasta, börek, okuma, yazma, hafta sonuna bir etkinlik … bakıcaz duruma, sonbahar, baharla karıştı, hava iyi gidiyor, ay sonuna kadar yağmur yok imiş, kış Aralık ayına kaldı sanırsam, biraz daha yazarsam ben de geç kalıcam sanırsam, kıza “kaaaaaalk kuzuuuuum !!!!” diye seslenip mutfağın yolunu tutmalıyım, radyodan bir ses alıp, kafamın içindeki yapılacak işler bölümünü açmalı, bir yerden başlamalıyım. Kan kana isteyen, kan kusan, kanla beslenen, teröre lanet eden dünyada terör kaynakları nedir, terör mantar gibi midir, birden mi biter, değilse kim besler, kim kazanır, kim kaybeder … diye de kafamdaki deli sorulara cevap bulmaya çalışıcam, kafaya soru sormak iyidir, kafayı çok doldurmak iyi değildir. Cümleten günaydın

17 Kasım 2015

“Böyle gelmiş, böyle gidiyor bu dünya !!!” Aynen, asırlar öncesinden de, hatta İsa’dan önce de aynı olaylar yaşanmış, benzer kararlar alınmış, iktidar baldan tatlıymış, ezenler, ezilenler, yancı olup fırıldak dönenler, dini basamak yapma, erkeklerin aklını başından alma, ahlakta yozlaşma, yeni binalar, ordan oraya taşınmalar, israf … her şeey, ama heeeeer şey tarihler boyunca aynı kalmış, arada tarih kitapları da okuyorum, Dün akşam “Bizans’ın gizli tarihi” ne başladım, yarıladım ama içim daraldı, uykumda mor mor giyinip, duvarlar arasında denize çıkana kadar dolandım :))) Tarih iç açıcı değil, bugünlerin aynası çünkü, bakış açısı da önemli, bu okuduğum kitabı sarayın tarihçisi yazmış, iki dilden topluca çevrilmiş, başka yerlerde okuduklarımla örtüşüyor çoğu bilgi. Bizans oyunları ve dedikoduları bildik, tanıdık valla. İçimizde dolanan binlerce Thedora var dermişim :)))
Sayfalar arasında tahıllı asma yaprağına rastladım, demekkiiiiii zeytinyağlı yaprak sarma bu topraklara bizden önce gelmiş, ekmek de öyle değişik tahıllardan çörek gibi, ekmek ne zaman ekmek gibi oldu ki ?
Aaaaaah aaaaah bizim kuşakta bakkala ekmek almaya gidip de başını koparıp ağzına atmayan, tırtıklı kenarlarını tırtıklamayan, eve getirene kadar eli yanmayan … var mıdır ? Aaaaah ne güzel kokardı o ekmekler, sıcak ekmek ortadan yarıldığında dumanı tüterken, göz göz olmuş dokusu ile içine tereyağını çağırırdı, bir kokuda o yağdan, telli dolaptan da vişne reçeli çıkıp geldimiiiii öğünün biri ayak üstü oldu bitti, olurdu.
Şimdi ekmekler, soğuk, dilimli, poşetli, dayanıklı, fırından alırsan, sıcak, iyi pişmemiş, kokusuz, dayanıksız, sanırsın küf ile birlikte satıyorlar. Aaaaah aaaaah “önce ekmekler bozuldu !!!” sonra biz mi ? Yoksa birbirimizi mi bozduk ?
Aaaaah aaaaah derin konular bunlar, derinlik kalmadı hayatımızda, sığ sularda yarı kuru yarı ıslak, su sporları yapar olduk, Dün ikindi vakti radyoda Ahmet çakar’lı bir programa tesadüf ettim, önce sesini taklit ediyorlar sandım, değilmiş, üstüne bi de Fikret Orman konuşması , o da şaka mı tam bilemedim, sonra programı bitene kadar dinledim, bi de üstüne Bizans tarihi, bi de rüyadan yorgun uykular, bugüne dişçi randevusu, yarına misafir var, dün de pazartesinin hakkını verdim … yani aklım başımda oynak, bir iki şey yazdım ama tekrar okumaya zamanım yok dermişim, kaçak güreşip, gidermişim, ama “güüüüüünaaaaaydııııın milleeeeet !!!!” dedim, Şaşırt beni dünyaaaaa !!!! diye de gaz verip, ipleri elime alırmış gibi yapıyorum :))),

18 Kasım 2015

Teeee yıllar öncesinde yorgun olduğumda yattığım yeri bilmezdim, şimdi yorgun olunca elimi kolumu koyacak yer bulamıyorum, hatta uykuyu da koyacak yer bulamıyorum,daha doğrusu buluşamıyorum, ammaaa aklımda :))))
Flaş TV de hayat var, bugüne kadar seyretmemekle hata etmişim. Pırıltılar içinde sözleri damar, müziği kıvrak şarkılar, tamamı aktif seyirciler. Devamlı alt yazı geçiyor, şehirler istek mi yapıyor bilemedim, Edirne, Balıkesir, Malatya, Erzurum … rotasız, torbadan istekler derkeeeeen, biri koşarak sahneye geldi, adını bildim, kendini de bildim, şekil yapmış sanatçılardan, yalnız erkeklerin tümü aynı çanaktan saçlarını boyuyor sanırsam, hepsi kuzguni siyah, neyse adamın adını tutturmuşum soyadını da yazdılar, bildim, bu da Seda’ nın tezgahından geçenlerden. Aaaay şimdi uzun hava çıktı, yok ayol değilmiş, Asena çıkmış, aaay kilo almış valla ,ooooo bayağı kilo almış, aaaaay kendimi huzurlu hissettim, yalnız değilim :)))) Bu arada mide fesadına da uğradım mı bilmem, az hazımsız gibiyim, alçak kız geldi, “Annecim neden Flaş Tv izliyoruz !!!!” diyoooo , “huzur var burada” dedim ama yeterince açıklayıcı olmadı, sanırım vaaaaatsup grubuna durumumuzu yazıyor, ayol benim benim neyim eksik ben de feeeysbuuuka yazıyorum, şimdi de arapça söylüyo birisi, kalkıp Asena’yı eşlik edim bari :)))) kanalımı buldum, uykum gelmese de olur, üstüne bi de Bizans tarihi geçerim, ooooooh miiisss !!!!

19 kasım 2015

Hiper aktif olarak katıldığım bir günün gecesini de aynı aktifllikle tamamlayıp, az uyku, çokca sağa sola devinmelerden sonra “Bugün dünden daha güzel olacak !!!” umudu ile yeni, bir güne başladık. Yazmadığım günler genelde fırsat bulamadığım günler, dün hem misafir hem de kargo aynı güne denk gelince bir telaşım oldu. Kargo şirketleri “nasılsa bu kadın evde yoktur” diye zili bile çalmadan kağıdı yapıştırıp gidiyorlar. Şimdiki gençlik kendini yormadığı için “ne lazımsa, internette ne varsa” tüm yollar kargoya çıkıyor. Neyse Aras Yurt içinden iyi hiç olmazsa telefona bakıyorlar. Yakında zaten benim kargolar metrobüs durağından teslim olacak, dermişim :))))))
Gün aktif olunca gece de enerji dolu olduk, tüm kanalları dolandım ; Bir cezayir filminde Özgürlük savaşcısının Fransa eli ile kısa kesilen hayatına, bi de giyotinle kesilen başına takıldım, Olay gerçek, sene 1956, sonra oğlu mafya babası oldu diye şükür namazı kılmaya giden bir anne, katil gelin, masum metres, tapınak şövalyeleri özentisi yuvarlak masa, silahlar altında imkansız olsun diye çabalanan aşklar, başka bir kanalda nikah masasından kalkan gelin, koşa koşa hemencik bulunan, deniz, kumsal, yağmur üçlüsü, markette ikisi bir arada bile bulamazken tabloya haset ettim, önceden evlenmek için birbirini yiyenlerle, ne giydiklerini kendileri bile bilmeyenlere de baktım,her kanalda olan illa ki kavuşmasız aşkları konu alan, mutluluk haram olan tüm dizileri az az baktım valla, haberler malum zaten, eeeeen sooooon Flaş Tv ile cila yapıp, Bizans entrikalarını okuyup, günümüzdeki karşılıklarını bulmadan uyudum, amaaa yine de kızdan önce :))))
24 saat içinde gördüğüm tüm sanal örnekler hayatıma örnek olmadığı için mutluyum, mutlu olmamız için çalışanlar da var ayrıca ; Parmak ucu dokusu farklı eldivenler kışa hazır, elimiz üşümeden telefona meeeeşşşşaaaaaz yazcaz inşalllahhh !!!!, sokak hayvanları için bir geri dönüşüm kutusu gördüm, altında da iki tabak yeri var, içinde mama var, Daha bir iki şey daha vardı ama unuttum ne olduklarını, malum bizim de yaşımız var :))))
Amaaaaan mutluluk için sebep aramamak gerek, sebepsiz mutluluk bi sürüüüü var kiii , “Mutluluğun resmini çizemeyiz arkadaşlaaaaar !!!!” demiyorum, çizeriz elbet de sergisi gereksiz, göze gelir mutluluk dermişim, bilen bilir, paylaşır zaten.
Kızı kaldırmam için daha 22 dakikam var, hayvanlarımı kurtarayım bari, cümleten günaydın, Bugün cuma gibi hissediyorum ama du bakalım …

20 kasım 2015

Ben yaş almanın getirdiği yavaşlamayı seviyorum, vücut hareketleri olarak değil ama his dünyamdaki yavaşlamayı, sindirim olayını seviyorum. Gençliğin verdiği fevrilik yok artık. Her rüzgara teslim olmuyorum. İçin için yanan ateşlere de elleşmiyoruz, yansa da bir sönse de modundayız. Ot gibi de değiliz, bir canımız, canlandığımız zamanlar var, telaşımız yok artık. zaman zamandır, gelir ve geçer, zamanı kovalamak yorucu, zamanı yakalayıp avuçlarına hapis etmek ; yok artık, daha neler :)))) zaman bir su misali akmaya devam ederken, ben su kenarındayım artık, akışa seyirci, müdahaleci kimliğim zayi, suyun sesi, rengi, mevsimi, yatakları debisi … coğrafyanın işi, ben bu coğrafyada yüksek bir dağ değildim, başım bulutlara erecek diye de zannetmedim, coğrafyaya aitim, bir ismim, bir şeklim var tabii ki de, yerimi bilirim, yerimi severim, yerim için gerektiği kadar da mücadele ettim, yorgun savaşçı gibi olabilirim, ama savaşı savaşmadan yönetecek kadar da bilgiliyim :)))) Altın vuruş son cümle :))))
Bir hafta sonuna daha gelmişken, sonbahar sona erecek, pastırma yazı bu hafta sonu gidecekken, kışa hazır mıyızzzz ? !!!!! kış konusunda bilgiliyiz, A ve B planlarımız var, ihtimalleri aklımızda tutuyoruz, ihtimallere kesin olacak gözü ile bakmayacak kadar tecrübeliyiz, biz hayatın ortasını ortalamış, güvenli orta şeritte, hız sınırlarına uyarak, trafik akışına dahiliz,
Böyle gelmedik ama böyle gidicez, uzun ve kısa adamlara teslim ülkem huzurlu günler görecek, katkısız, katıksız gidalar yenecek, asgari ücret asgari olmaktan kurtulacak, emekli emeklemeyecek, yeşile sevgi ve saygı duyulacak, insan hakları insanın olacak, tahammül sınırları tahammül sınırlarına çekilecek … diye de umutlanmaya devam ediyoruz.
Yani ruh dünyası çalkantılı yine, Dün bi film seyrettim, “Biutiful / Javier Bardem’in Meksika,İspanyol 2010 yapımı,Cannes de Bardem’in en iyi erkek oyuncu ödülü var, ağlaya ağlaya içim çıktı sonunda, pek etkilendim, akşam üstüne bir iki şey daha geldi, kaldıramıcam değil ama ağırlık var üstümde, bakıcaz duruma, haftanın kitabı, Kafka’nın Milana’ya mektupları mı olsun, Yoksa Murakamı’nin Sahilde kafka’sı mı olsun, akşam yemeği ne olsun, hafta sonuna çamaşır ve ütü var, bu hafta balık alsak mı … sorunlar bunlarmış gibi yaparak, gibi gibi, gibiii, vurur yüze ifadesi, bugünler arada gelir geçer biii tanesiiii, fındık fıstık değil hayat, aşşşkitooooom, anladın sen, beraber yancaz canısıııı…
Haydin günaydın 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: