KASIM BAŞI GÜNLÜKLERİ


12241298_10153822061328159_7280901975587353867_n

Hayatın tadı tuzu yok desek olmaz, hayatın acı bir tadı var. Arada tat aldığımız da oluyor ama hayat kan kusuyor, kanla besleniyor, göz yaşı ile sulanıyor, için için yanıyor yürekler. Ortada bir suç var , onunda yeri belli değil, kucaktan kucağa geziyor, suça yer bulmak zor, adres çok ama. Hayat bunları sergilerken bizde yılı devirmeye hazırlanıyoruz, 2015 in son aylarındayız, hangi sonlardayız bilmiyoruz, hayatın ortalamasına yakın yerlerde dolanıyoruz, çan eğrisi hayatlar, bazı açılar hep 360 derece … filan

01 Kasım 2015

Oyumuzu verdik, geldik. Zararlı sayılan ama lezzetli bir masada kahvaltı ettik, çok şükür
Sandık başında, oy ve ötesinde çalışan arkadaşlara kolaylıklar diliyorum, hayırlı olsun, mümkünse hak yerini bulsun diyorum.
Ev ve ötesinde, hane halkının “sen evimizin ninjasısın, kahraman annem,ooooooo sen çok tatlısın, bi tanesin …” gibi gazları ile gazlanarak, “hakkat ninja gibyim ben!!!” iltifatına gönüllü kanarak, devam, devam
“Nerde kalmıştık? , Enseyi karartmayalım ” durumu özetleyen cümleler .

02 Kasım 2015

Bir pazartesi sabahında ülkem mutlu insan dolu iken, umutsuz olmanın gereği yok, bir bildikleri vardır elbet bunca insanın, gerçi iç sesim ; sen görmesini bilmiyorsan bunlarda bakmasını bilmiyor, görmek istedikleri yerlere bakıyorlar ve manzara karşısında sabit kalıyorlar. inançlarım gereği kula kulluk edemem, etmemem gerek, insanın insana tapması, putlara tapması kadar günah bence, soru sormak, aklına soru düşürmek, aldığın cevaplardan tatmin olmak, etraflıca düşünmek, “benden sonrası tufan !!!” dememek gerek, diyor, merhamet, sevgi, adalet, tevekkül, tefekkür istiyor inançlarım. Bu durumda akşam yemeğinden kalkıp sofrayı toplayana kadar olup biten bir seçim sonuçları için bir şey diyemiyorum, yani demek istemiyorum, diyenleri de gece boyu dinlemedim, havanda su döğenlere hangi kesimden olursa olsun alerjim var. Bu durumda önümüzde hafta, cümle ölümler duracak, dolar düşecek, işsizler, işli, öğretmenler atanmış, emekli para ile donanmış, çarşı pazar ucuzlamış, eğitimde imkan ve seviye tavan yapmış, hak ve adalet sağlanmış, basın kuş gibi aşırı özgürlükten havalanmış, polise askere inancımız artmış, sınırlar gül bahçesi olmuş, güney doğu ve doğu illerimiz yeni tatil beldeleri, etnik köken, din ayrımcılığı var mı yok mu duruma göre değişken, insanlar mutlu, insanlar umutlu, baş örtülü olduğu için mağdur olan, kendini bidon kafalı sanan, aç, açıkta olan, hatta mülteci Suriyeli olanların refah seviyeleri tavan yapacak. Bu tablo karşısında evi toplayıp temizleme gerek yok, yolun karşısından yeni ev almaya gideyim, hala bir çocuk doğurabilirim, kızı everebilirim, ayrıca emekliyim, tüm b unlar yetmezse, borçlarımı ödemeyemezsem, devlet lüks sever o öder. yani durum böyleyken böyle.
Okumaya devam, hafta sonu pek çok film seyrettim. Zemberek Kuşu’nun Güncesi bitti, çok kalın ama okuma isteği uyandıran bir kitap, Fowlos’un Büyücü’sünü hatırlattı bana  İçinde bağlantılar olduğu için Soljenitsin’in Ivan Densoviç’in Bir Günü kitabına başlayacağım inşallah, benim kuşak yazarı bilir, Nobel ödüllü ama kitabı bulamadım,Gulag Takım Adaları yazarın sürgün sebebi olmuş idi, sonra af ile döndü, ülkesinde öldü.
Bugünün tek tasası yıkanan çamaşırlar nasıl kuruyacak, ütü, temizlik yapılacak, cumaya kadar bel durumu ne olacak, o fermuar illa ki kapanacak, yolculuk stresi aşılacak, eve yemek bırakılacak … felan fistan gibi görünse de kimse kimsenin içini bilmez, içimiz dışımıza yansır elbet de onu yorumlayacak insanlar bulmak önemli, insanı okuyan, okunduğunu bilen insanlar olabilmek dileğiyle cümleten günaydın.Şaaaaaaaneeeeeee bi hafta dilemiyorum, bundan gayri tüm haftalar şaaaaaaneeee, sor işaretleri tez elden kaldırılacak işalllaaaaa …

03 Kasım 2015

Aydınlık günlerin ikincisinden Güüünaaaaaydııııın !!! Tahminimce bunun arkası bol güneşli günler, belki de pastırma Yazı gelir ve hiç gitmez. Gerçi ben dün akşam kaloriferi yaktım, yorgunluk ve çamaşırdan zaar çok üşüdüm. Demek üşüyeceğim günler bugünlermiş. Her şeyin bi zamanı var. Birden her şeyin yok olduğu bir dönemi hatırladım, benzin, tüp gaz, pirinç, yap, sigara, fuel oil … aklına ne gelirse ya kıt idi ya da yok idi, aaaaay bizim gençlik kuyruklarda harman oldu, bi de utanırdım kiii aman sorma işte, bir seçim oldu, ertesi sabah her şey bol oldu.Hayat böyle bir şey paranın satın alamadığı hiç bir şey yok, alamayacak gibi göründüklerini bile bir takım ayak oyunları ile alıyor valla, bizzat şahit olduğum alış verişler var.
“Para ile imanın kimde olduğu bilinmez !!!” demişler, doğru demişler, saklamaya pek meraklıyız, paylaşmak bizde öcüüüü etkisi yapıyor. Kız küçükken bir GAP gezisi yaptım, kadının biri bir oyuncak bebek arabası almış, kızım da istedi, kadına aldığı yeri söyletemedim. Annemler haca gittiklerinde biri fisto alıp gelmiş, odadakilere aldığı yeri söylememiş, Rahmetli annem kadınlar çarşıya gizli gidiyorlar derdi. Bu da en çok din ile yoğunlaşılacak bir yer bi de, amaaaan bir derde deva olacak duaları vermeyip saklayanları bilirim ben.
İnsan çeşiti çok,maskeli maskesiz muhatap oluyoruz, bir kez daha anladıkkiii bazı yerlere, bazı şeylere manasız üzülmüşüz, “bu dünyayı ben mi kurtarcam lannn!!!” moduna dönüyorum., Emekliyim, imkanlardan faydalancam, büyük oğlanı hükümet programı açıklansın evlenecekler arasına yazdırcam, küçük oğlan dört yıldan önce okulu bitirecek inşallah , sanırım işi hazırdır, kız için endişeye mahal yok, seneye üniversite sınavı kalkar, olmadı başını örter Amerika’ya uçar, ben de duble yollarda süzülüp süzülüp gezmek istiyorum,param fazlası ile yetecektir umarım.
Son durum ” Vuruuuuuur yüzeeee ifadesiiiiii, Zeki Müren de bizi görecek miiiii bitanesiiiii !!!”
Haydiiiii !!! Dağılalım, bugün çamaşıra devam, sırada çarşı pazar var, ütü selesini boyu uzasın diye bıraktım,Okumaya devam, OT dergisi çıkmış olmalı, almalı, yol için saklamalı … yani hayat bildiğimiz hayat şaşırtan bir yeri yok, “iyiler her zaman kazanır !!!” geçici yalan, “iyiler bir gün mutlaka kazanır !!!” kesin bilgi, fakat zaman bölümünde belirsizlik unsuru çooook fazla, her şeyin hayırlısı olsun

04 Kasım 2015

Sabah sabah ; güneş doğmadan önceki karanlığı görüp de az sonra renklere boyanan gök yüzünden güneşin yavaş yavaş süzüle süzüle çıkması insanı her yeni gün için umutlandırıyor, Seviyorum sabah erken kalkmaları kainatla beraber uyanmış, birlikte işe başlamış hissediyorum kendimi, her şey daha iyi olacakmış gibi geliyor içime.
Kızın yatağın üstünde duran ayısını yıkadım dün, sabah baktığımda sevimliliği kaybolmuş gibi hissettim, yüzüne bakasım gelmedi, “atayım bunu !!!” dedim, sonra da zaman vermek istedim, kendine gelebilme ihtimali var, insanlara da zaman vermek gerek di mi ? Kendilerine gelip gelmemeleri kendi sorunları olabilir mi ? , yoksa bir lider şart mı ? yol gösteren, gösterdiği yolda eleştiri kabul etmeyen, o yolun yol olduğuna inanlarla yürüyen. Guyana ‘da bir tarikat topluca ölmüş idi,Vaazdan sonra topluca siyanür içmişler, itiraz edenler önden silahla vurulmuş, sayıları 900 kadar idi, Günlerce yazdı gazeteler, yetmişlerin sonlarına doğru idi.
Radyoda yanalım’lı, aşkitom’lu şıkıdım şarkılar, şıkıdım haberler var, itfaiye telefonunu “içim yanıyor, söndürebilir misiniz !!!” diye arayanlar varmış. Aaaaah aaaaah iç yangını ancak küllenir, sönmez ki arkadaşlar, Bana göre herkesin içinde harlı harsız yanan bir ocak var, o yangınlar bizi hayata salıyor, su bulmak ümidi ile, söner belki diye, benzer yangınlarla birleşerek içimize su serpilmiş ferahlığı ile, yangını sabote edeni, odun atanı ruhumuzun iç derinliklerinde saklayarak, gerçek suçludan gayri suçlular arayarak … hayatın üstüne üstüne gitmek zor iştir, sövüp saymak, kaçmak, hatta ölmek istemek bile yan yollara çıkar, bu yollar da ana caddelere bağlanmaz, trafik akmaz, saklanmalarla, sessiz kalmalar, içine atmalar işe yaramaz.
Katılan herkesin galip geldiği bir seçimi daha geride bıraktık, sevinenlerin “oooooh canıma değsiiin !!!” tavırları da kaybedenlerin “siz süzme salaksınız !!!” ithamları da hoş değil. Sonuçta yüz yüze bakıyoruz, seçme gruplarda yaşamalar da olmuyor, kendini korusan da illa ki bir yerden sızmalar oluyor valla, bunca kin, nefret, ayrılıkçı düşünce ile baş edemiyor insan, patronumuz, oğlumuz, kızımız, bacımız, kardeşimiz, kankamız … bize çok yakın olan biri farklı olduğunda içimize yangın koyup, içimizden aykırıyı atma ile olmuyor.
Bu yazımdan önce bir yazı paylaştım, tam da benim demek istediklerimi demiş, düşündüğüm gibi aklından geçeni yazmış, bundan gayri de başka bir şey demem, her şeyin hayırlısı derim yalnızca, Cümleten günaydın, yolculuk için hazırlanmaya devam, İzmir şen olacak inşallah bu hafta sonunda

05 kasım 2015

Alçak basınç ile yüksek basınç yukarda bir yerde karşılaşmış, gökyüzü ter döküyor gibi, ip ince bir yağmur var, bulutlar her yeri gri renkle kaplamış, olanı biteni göremiyoruz, tabii kii de bir takım tahminlerimiz var, bu işin sonu “kıştan haber var !!!” a bağlanabilir, bağlandığı yerden bir takım gerçeklere ulaşcaz işalla.
Sabah sabah bu neyin kafası derseniz, benim ruh hallerine bağlı kafam, değişken ruhuma değişmez kurallar uygulama gayretlerim azalsa da bir takım ısrarcı olduğum konular, “Allah iyi yönde ıslah etsin !!!” , evrensel duam
Park içinden geçerek gittiğim market yollarında bir duvara rast geldim, üstü güzel, içli yazılarla dolu, birazını okudum, dönüşte ordan geçemediğim için tam idrak edemedim, “ölenin ardından, şiir yazar kalanlar !!” aklımda hemen kaldı. Bir de ölmeden şiir yazıp gidenler var ; “Aynı dille konuşuyor, aynı dili konuşmuyoruz” diyen Gülten Akın gibi, “Ya siz, nasıl bilirdiniz çocukluğunuzu ey cemaat ? , Nasıldı, öldürdüğünüz birinin cenaze namazını kılmak ” diyen Didem Madak gibi. Şiir yazmam, ama severim, baş ucumda bir şiir kitabı olur, rastgele sayfa açar okurum. şiir iyi ise kısa yoldan onikiden vurur. Hissli olup da hislerimize tercüman olanlar var çok şükür, söyleyemediklerimiz değilde içimize zar zor sığdırıp dökmek istemediklerimizi dökenler var, bu dünya bir bakarsan sevilesi, bir bakarsan bırakıp gidilesi, fabrika ayarları var dünyanın da fabrikası hayali, işe adam almıyor, işten adam çıkarıyor, asgari ücrette bir sorun var hazar :))))
Yolculuğa az kaldı, yıllar sonra bir araya gelen kızların ikinci buluşması, farklı şehirlerden yola düşüp felekten iki gün iki gece çalınacak, inşallah, Kızın birini de evercez gitmişken, yemek bu sefer bedavaya gelcek :))) Bende yelpaze geniş, evlenen, doğuran, torun torbaya karışan, bu dünyadan ayrılan, tepe noktalarda memleket hizmeti yapan, siyasete bulaşan, sanata bulaşan, kendini bir şey sanan,hayata küsen, facebooka küsen … sayma ile bitmez, ne arasan var benim arkadaşlar arasında, seviyorum valla , Arada düşünüyorum, şurdan ben de birilerini silsem diye luzümlu luzumsuz insanları ayırmak istiyorum, hiç birine kıyamıyorum, farklı pencereler ama aynı bahçeye bakıyoruz kiii, tabi içlerinde saldırgan olanlar da var ama onları da halaaaaa takipteyim, yani kıyamıyorum, insan türüne, salak da sayılmam, akrep gibi kendilerini sokuyor onlar, benim hayvanlar gibi, renk sayısı artınca kuş gibi havalanıp kayboluyorlar
Her şey dahil, bir valize sığılacak, bugün çekin yapılacak, evden çıkmadan, uçuşda iptal var mı bakılacak, inşallah sağlıkla varılacak, hafta sonunda kısmetse evin annesi İzmir’den yazacak, aaaay hadi inşallah, heyecanlı günaydınlar olsun.

06 Kasım 2015

Ne uyku tutmadı, ne de uyku tuttu bırakmadı diyebilirim, iki arada sabah ettim, hatta sabah edeli iki saatten fazla oldu, namaz, niyaz, ipteki çamaşıra ilgi alaka, kapı ağzındaki yolculuk eşyalarına bakarak “şunu da koyduk, evet onu da koydum !!” diye kendini test etme veeeeee mutluluk için kahvaltı ; Bir dilim kızarmış ekmek, tereyağ üstüne, üstüne çilek reçeli, bir kupa da ikisi bir arada, şükür,
Ömrümün yarısı yurt içi, yurt dışı gurbette geçti,ne gitmeye, ne de yolcu etmeye alışabildim. Gitmelerde bir heyecan, bir tedirginlik, kafada bir yığın acaba ?, eksik kalan ne var almadığım yanıma ? yolcu ederken de bir hüzün, bir boşluk, yürekte bir üşüme …
Bir de ben de anneden kaynaklı, kayınvalideden destekli “jilet gibi ev” bırakma huyu var kiiiii aşamadım valla, biraz biraz açtığım gedikler var ama. Çamaşırı bitiremedim mesela, kurumuyor şekerim, belediyenin bayrak sallanan iplerine uzun uzun baktım, “şu iplere çamaşır asma ihtimalim nedir ? ” diye hesap kitap yaptım :)))) fakaaaat ütü yok, hatta şaanee ütüler yaptım, çamaşır nemli olunca, Hafta sonu yemeği, ortalık toplama, bulaşık makinesi boşaltma onlar tamam, dün sildim süpürdüm de.
Evi kullanma talimatı yazıp, tuvaletin kapısına asasım var, fakat bi de okuduğunu anlamama durumu var, telefondan sesli meşazzz atarım,artık, Gerçi gençlerde dinleme de zayıf, bakıcaz durumlara.
Dünyayı kurtaramayacağız gibi, kendi dünyamızı da kurtaramıyoruz, çünkü dünyalar dünyalılarla paylaşılıyor, bu dünyalıları “Allah ıslah etsin !!!” , kendin bizzat ürettiklerin bile defolu, neye göre bana göre :)))) gerçi ürettiklerine tapınan, harikulade bulanlar da var ama ben onlardan değilim,benim prensibim her şey demeyelim de çok şey için “Neyse, odur”. Bazı takıldığım yerler var ama üstüne çalışıyorum,
Azzzz sonra hava limanına doğru yola çıkıcam inşallah,demin haberlerde “41 törer örgütü üyesi tutuklandı”, dedi . Bu yolcu trafiğini neyledi, uçak vaktinde kalkar mı, THY promasyonlu bilet, acep ikram var mı, havada sallar mı,cam kenarı aldım, aşağıda netlik var mı … bir yığın deli soru var, bu sorulara cevap bulmak için sabır şart, aaaay çok heyecanlıyım, gerginim, aaaay cümleten günaydın, hadi varınca yer bildirimi yaparım, inşallahhhh !!!

07 Kasım 2015

“Ölünce tenler ölür, ruhlar değil” Mevlana’dan mı bilemedim, ama çok doğru bilirim. Rüyamda annem yanıma geldi, akşam yatarken ellerimi saçlarıma doladım, küçükken annemin yanında yatarken, saclarina ellerimi dolardım, birden hatırladı işte. Anneler ölü diri çocuklarının peşini bırakmaz, ölüsü de dirisi de gölge gibi peşimizde , ben mutlu olunca mutlu olmuş annem, öyle bakışıp durduk, sessizce konuşmadan, birbirimizi anlayarak.
Gavur İzmir’de sabah ezanının sesine uyandım, şehre tepeden bakarak, bir bir sönen ışıkları kendime arkadaş yaparak, güneşi doğduğuna şahitlik ettim. Sonra bir sela verildi, öyle güzel öyle içten okudu ki hoca, ağladım, içim bir hoş oldu, sonra niye ağladım diye düşündüm, o kadar çok şükürlük sebebim var ki ben onların verdiği huzura ağladım.
İzmir cümle çakralarımı açtı, hazar, iyilik dolaşıyor yanımda yöremde. Cümleten sağlık, huzur olsun inşallah:) Hala heyecanlıyım ben, nikaha şahit yazmışlar, oğlan bizim, kız bizim mutlu olsunlar inşallah, bugün Izmir’in içine inşallah, hayatın ikramları var valla, ne aç gözlülük ile saldırıcan ne elalem ne der diye aklında bırakıcan, ne de “ben şimdi almayım ” diye uygun zamana bırakacan, ne de bunu istememistim diye küsecen, hayat ne verdi ise bilerek, anlayarak, hissederek alıcan, ama iyi ama kötü, ” hayırlısı şekerim !!!’ Hayata cevabım bu benim 🙂
Cümleten Günaydın olsun, buyuralım hayat sofrasına, haydin …

08 Kasım 2015

Yaz saati uygulaması bitti, uygulanmıyor artık, the end, finish, finito, mafiş, yok valla … heeeeer türlü kendimizi inandırıyoruz, yolcular için, gemi için, uçak için onemli, çünkü onları “kaptan az bekle ” diye ne ricacı olup ne de el edip durdurabiliyoruz. Trafik denen bir illet her kara parçasında var. Kader, kısmet, nasip, sürpriz de var. O zaman yolcu yolunda gerek hatta yolcuyu az da germek gerek kiiiii ağırdan almasın, misal ben :))) Hazırım, valizi yaptım, valize gelirken sığan her şey dönerken ne oluyor da sığmıyor bilmiyorum valla, tamam , çarşıda gezerken kiii illa her şehrin çarşısı gezilir, ” bi hediye şeyetsem” durumu olduğu doğrudur ama abartmadım, neticede emekliyiz :)))) Bir savunma olabilir mi, acep ?
Güzel ağırlandık, gezdik, tozduk, diyetin içine tükürecek kadar yedik, içtik, elimizin, kolumuzun, dilimizin yettigi kadar düğünü de yaptık, ağladık, güldük, geçmişi eşeledik, ölüleri, dirileri andık, çocuklarımızı, olası gelin damat adaylarını, yeni kararları, daha da yeni planları konuştuk, saati unuttuk, geceyi gündüz ettik … sayılı günleri bitirdik, ev sahipleri de katılımcılar da şaaaaaaneeeeee insanlar, gene gelceeeeez kii, inşallah,
Cümleten iyi pazarlar, her tür yolumuz açık, yolculuk hayırlı olsun, umarım ev bıraktığıma yakındır, pazartesine pek çok sendrom çeşidi var elimde seçmek zor olmasın deeeermişiimm !!!

09 Kasım 2015

Ölümün tek gerçek olduğu hayatta saatleri ile oynanmış bir pazartesi sabahında ne desem acaba, diye düşünüyorum dersem yalan olur. Ne düşünecem ki, uçakta az sallanınca, tepeme kadar tok iken vişneli keki görünce “Belki son yemeğimdir, yiyim bari, yanına da çay isterim, çantamda “Konya gevreği ” de var ondan da bir parça çaya batırırım, midem çoşarsa şalımın poşetine iade yaparım” diye kendi kendine dünya ile pis boğaz üzerinden vedalaşabilecek biriyim ben :)))))) Telefonlar kapalı, ben uçak moduna bile itimat etmem, bildiğin şak diye kaparım, son nefeste ölüyorum diye haber etsen ne olacak, en iyisi son nefeste mümkünse hoş nefes çalışması, ” ooooh kek de çok güzelmiş, çayı da içtim, şimdi göge yükselelelim ya da yerin dibine inelim” diyecek vakti oluyor mu insanın, aaaamaaaan boş verelim zamanı gelince öğrencez.
Evin halini umduğumdan iyi buldum, demek kiiiii çalışmalarım meyvesini vermeye başlamış, ben de sonbahar meyveleri var, solmuş sararmış, olgunlaşmış benimkiler, valizin ancak ağzını aralayabildim, daha kendime gelemedim, yazarken de ağrıyan yerlerimi tespit ediyorum, normalin sınırlarını bir tespit edeyim, döncem ben, işallaa :)))
Bu arada facebook’un da çılkını çıkarmışız. Yer bildirimleri, etiketli, etiketsiz fotolar, gerçi vaaaaaaaaatsuuuup’ın hali daha perişan, bildiğin yıkılmış oralar, ben de artık ne içmiş isem, kare kare ayılıyorum :)))) Ayol benimki mutluluktan sarhoşluk kiii!!!
Bunları okuyup, sayfada dolanıp, bildirimlere rastlayıp, “oooooh hayat sana güzel !!!” diyenler olursa, kızarım, kalbini kırarım, hatta çok pis bakarım, dermişim :))) Şekerim; hayat bizi kısık ateşte, arada az az su ilavesi ile pişirmedi, kızardık, haşlandık, çiğ kaldık, garnitürle makyaj yaptık, arada yandık, dibimiz tuttu, hayatı hak ettik biz, bunlar da ödülleri diyecem ama Alsancak yollarının dili olsa da “buradan bi grup kız geçti, baka baka bitiremedik, festival filmi gibi idiler, başını sonunu çözemedik !!!” der mi der :))))) Onu ayrı yazmam lazım, komedi-dram tarzında o bölüm :))))
Yani işte, bir pazartesi daha, periyodik bunlar, kanatlı, yarısına yakını bitti bile, süresi dolunca havalanır, ne kadar hafif olursa tekrar gelişi de o kadar hafif olur, içini güzel şeylerle doldurmanın imkanlarının en az yarısına sahibiz, eeee devamlılık da isteriz, di mi ?, haydin o zaman, bi günaydın çekelim, günün içine doğru, güncellenmiş Polyanna,Küçük Prens formatında itişip kakışmadan ilerleyelim, cümleten sakiiiiin!!! olsun

10 Kasım 2015

Sonbahar süratlenmiş, ben camdan bakmayalı, soyunuk ağaç sayısı artmış, ama renklerde azalma var sanki, yakında sonbahar da tek renge geçer, daha sonrada sararacak ağaç kalmayacağı için, son baharın da sonu gelmiş olur, malum düzenlenmiş bahçeler her mevsim yeşil halı çim ve boyu pencerelere uzamayan ağaçlardan oluşuyor,
Bugün 10 Kasım, Atamızı sevgi, saygı ve utançla anıyorum. Bıraktığı her şeyi geriye götürdük, bi de utanmadan, “kalk bak evlatların ne halde !!” diye ölüyü taciz edip, “biz senin askerleriniz diye” de yalan söylüyoruz. Hala ölülerden medet uman, onların ışığını söndürüp, karanlıkta kalan suçu ona buna atan, sevgisiz, saygısız bir millet olduk biz. Merhamet ve acıma duygularımızı yanlış yerlere kullanıyoruz, aşırı sevgiyi bir ruh hastalığı değil, ceza indirimi sayıyoruz ki, başkalarının haklarına saygı göstermeden hak arıyoruz, avantaya hastayız, çalmaya çırpmaya meyilli çocuklar yetiştirip, onların bizi yönetmesine müsaade ediyoruz. Okumuyoruz, anlamıyoruz, birine küsmeden, gırtlağına sarılmadan tartışamıyoruz,yanlışlarda “aman benden bulmasın” diye itiraz edip, sonuçu beklemiyoruz, daha bir sürü yanlış yapıp, ölülere sığınıyoruz, kendimize soru sormuyoruz. CHP kimbilir kaç tane daha aday çıkarır ? Biz ” Barış” değil “Zafer” gönüllüleriyiz, doyamadık ego beslemelere. Akşam haberleri seyrettim, uzun bir aradan sonra ki, pişmanım, gelişen değişen bir şey yok, çelişenlere aynen devam.
Onca yorgunluğa rağmen arkadaşım gelince dün kısa bir TÜYAP Kitap Fuarı yaptım. Malum bana yakın tek etkinlik, kitabı İnterneten aynı paraya kapıya teslim alıyoruz, ben paneller ve resim sergisi için gidiyorum, Bu sene Aziz Nesin 100 yaşında bölümü var, çok güzel hazırlanmış, bir sürü yeni şey öğrendim, bir de İstanbul’un kolaj bir resmi vardı, tüm resim gazetelerden kesilen parçalarla yapılmış ama parçalar binaların manasına denk gelmiş.elime üç de minik kitap yaptım; Murathan Mungan/Kibrit Çöpleri, Halil Cibran /Ermiş, Didem Madak/Pul Biber Mahallesi, bir kez daha gitmeyi düşünüyorum, ayaklarım az dinlensin de,
Hayatta ile “kolay” kelimesi genelde uyumlu değil, amma “kolaya kaçma ” diye geliştirilmiş, işi kısa kesen, insanı insana borçlandıran, kafayı hileye hurdaya çalıştıran bir yöntemler silsilesi var. Bunun kullanım alanı ile kullanıcı sayısı arttıkça üretmemiş, hazıra konmuş, konacak yerlerin asıl sahiplerine haksızlık etmiş,genele terbiyesizlik etmiş oluyoruz. Bunu böyle bilmediğimizden, bilmek istemediğimizden havanda su dövmelere devam ediyoruz, atı alan Üsküdar’ı geçerken, biz de ahlar vahlar ağacına geçmişe özlem dilekleri asıp, başkalarının bizi kurtarmasını bekliyoruz, başkalarının boyunduğuna özlem duyanlar, o boyunduruk altında dolananlar bir gün çok feci yanılmaya ve yeni himayeler aramaya mecburlar.
Cümleten günaydın olsun, daha çok yazasım var amma, annelik vazifelerim beni bekler, marifet her şeyi kararında yapabilmek, en sevdiğine de daha çok zaman arttırabilmek, olacak inşallah, yazmaya okumaya, geniş zamanlar bulunacak illa ki …

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: