EKİM BAŞI GÜNLÜKLERİ


12088300_10153763074573159_254711315359368950_n

Akşamı ettik, Ekimin yarısını geçtik. Fotograf Erdal Kocaman’dan, tema Saros’da akşam. Ömrümüzün geçen zamanlarına benzer akşamlar, olmuş bitmiş, olurun üstüne karanlık inmiş, bir durgunluk, bir sakinlik, belki geçici … akşam bir ara verme vakti, durup, dinlenip, soluklanıp düşünme molası, kötüler bunu plan ve programla geçirir, uyuyamazlar, iyiler ve tevekkül edenler, Konya’lıların deyimi ile “Akıttığı ile yata giderler” 🙂 diye salladık ama kafayı çok yormayanlar, ince hesap peşinde olmayanlar uyurlar, bir hastalıkları yoksa. Şimdi dizilerde filmlerde geçen zamanı anlatmak için hızlı çekim denizde gemiler gidiyor, ışıklar yanıp sönüyor, olayların üstünden zaman geçti mesajı veriliyor, ben de bir akşam mesajı yaptım, inceden, tükenen ömürlere gönderme cinsinden 🙂 Bakalım evin annesi Ekim başlarında neler yapmış …

01 Ekim 2015

Bir masal vardı ; fakir ayakkabıcı ve karısı ve de iyilik perileri, bu periler cüce idi, yada peri cücelerdi, akşamdan kalan her şeyi tamamlar, sabaha satılacak ayakkabılar raflarda olurdu, gerisini pek çıkaramadım, Kral müşteri mi oldu, prensese hediye mi yaptılar, bu ilişki sonsuza kadar sürdü mü, yoksa kibir ve şımarıklık yüklenip ceza olarak kayıp ettiler mi … oralar sis altında, ama sonunda illaki bir mesaj almışızdır, tabii kiii de mesajda değilim, “Ben mesaj almam, bizzat mesajı yaşarım !!!!” diye de bi sabah geyiği ekledim, hadi, devam :))) bunlar gece “tık tık” diye sesler duyardı, atölyede çalışma var diye heyecan yaparlardı, ben de bu gece bi “tıp tıp ” sesi duydum, bir an heyecan yaptım dermişim, sonra baktım, musluk imiş,Sabah yine de bi ihtimal, ütü selesine baktım ama, yok bir hareket, haraket önümüzdeki saatlerde olcak inşallah. Karatay Hoca’m dan izler taşıyan kahvaltımı ettim, aaaay ekmekle yine ayrı düşemedim, kızı da yedirdim, son lokmayı bekledim, biraz da sabah muhabbeti ettik, sınıf çok sessizmiş, “Allah Allah !!!” dedim, “Annecim, Matematikçi, disiplin kurulu başkanı, İnkilapçı müdür yardımcısı, daha ne olsun, çoşturmuşlar listeyi !!!” deyince “Allah razı olsun o makamlardan” diye bıyık altı tebessüm ettim. Mevki sahipleri manyak olmazsa faydalı olur da bilmem, psikoloji bilimi, ilimi bizim memlekete görünmeden ilerliyor, hatta hastalar burada birikiyor ”
Allaha emanet ol, Allah zihin açıklığı versin” diye yolcu ettim, İşte geldim, burdayım.Radyo kanalımı değiştirdim, ben öyle “yıllaaaardıııır hep aynı kaldııııı !!!” hallerini sevmem, renkler soluyor, bacım, renk değişikliği ruha iyi gelir, bağlılık, bağımlılık haline geldimi, duruma göre psikopat üretir, Aaaaay aman Allah korusun. İnsanların insanlara verdiği zararlar konusunda ısrarcıyım, en tehlikeli canlı insan, bu tehlikeyi yaratanlar var yaaaa, çocukluk, gençlik travması yüklü, en kötüsü de ne biliyor musunuz, kendilerinin ne olduğunun farkında değiller, eşip deşmeye gelmiyorlar, kendileri eşip deşip etrafa zehir saçıyorlar. Yılların birikmesi bu bakımdan iyi oluyor, adına tecrübe dediklerimizle, gelişen öz güveni çarpıp onlara çarpmadan geçebiliyoruz, onlar kendi kuyularında nefessiz, kendi dehlizlerinde yol kaybetmiş, onlar yalnız, onlar kuşkularının kuşu olamamış, uçamamış, konamamış … daha bir çok haller de olarak, varsa esir aldıkları eziyete devam ediyor, korunmayı bilenler ufak tefek sıyrıklarla durumu kurtarıyor.
Allah cümlemizi kurtulanlardan eylesin, oyun kurup da kendi oyunlarının tek oyuncusu olanlardan muhafaza etsin.
Aaaay hava karanlık, satırların bazısı karanlık, içimizi karartmayalım,akü reklamının göbek attırdığı bir ülkede yaşamak sanat işi. haydin “Mutlu aküü bir numara, bir numara mutlu akü …” yandan yandan çeviriken, ortaladık ve günaydın ❤

02  Ekim 2015

“kabahat samur kürk olmuş da, kimse üstüne almamış” derdi annem, annem daha bir çok şey derdi de, o anlatamadığı için, ben de dinlemediğim için bir birlik beraberlik ruhu olmadı aramızda, yani çoğu zaman, o vakitler, ergenlik, depresyon … gibi mazeretler yok idi, bir “Deli zamanlar ” biliriz, o da çok kullanışlı bir şeydi, yetersiz kalınan her yere monte edilirdi, Biz de baskı, biz de izin sorunu, biz de abi abla sendromu, biz de elalem ne der mevzu, biz de … aklıma gelmeyen daha neler neler vardı, taş devrinin soğukluğunu ezile ezile yaşadık da şimdi iyiyiz çok şükür :))) Kendimize doktor olduk, şifacıyız çoğumuz.Aaaaah hayattan bıkanlar tentürdiyot içip intihar ederdi. Mirat Abla içti idi, sonra evlendi ama boşanıp geri geldi, “annelerin bir bildiği varmış demek” dedik ama anlatamıyorlar diyemedik. Sonra biz rahmetli annemle kanka olduk, kahvemizi içerken çocukları, kocamızı çekiştirir hale geldik ama, o bunların tadını çıkaramadan öldü, şimdi rüya ile idare ediyoruz, ama annem gözleri ile konuşuyor, aaaaah aaaaah rahmet olsun tüm giden sevdiklerimize.
Buralara da nerden geldik, demek istediklerim, diyeceklerim, aklımdan geçenler krışmış yine. Aaaaah bu dönen dünya da fırıldak olmuş insanlar var. Adamı trafikte 20 km takip edip, ağzını burnunu kırıp, “trafikte yanlış yaptı !!!” diyen ler var, izah edilemeyen ihmal kokan kazalar var, durağa dalan otobüs mü arızalı, şöför mü arızalı diye aklımızda sorular var, bizim esas sorunumuz sorulmayan ya da sorulup da cevap bulmayan sorular, takipçi farklı, sürüde olmak farklı, farkındalık çok gerekli de “Biz bir ceviz ağacıyız, Gülhane Parkında, ne biz bunun farkındayız, ne de polis farkında !!!”
Bir hafta sonu daha, ağaçlar soyunmaya başladı, ben hala yazlık moddayım, giyinemedim, ama arada bir üşür gibi oluyorum, bana da gelecek kışlar, gününü bekliyorum, Haftaya kültür haftası, yarın başlıyor, “Film Ekimi” , hafta içi sabah biletlerim var, malum ev her yere uzak, gidip gelmek, arkadaşla takılmak derken akşam olur, yazarım, yazamam, geç yazarım, az yazarım bilemem, Ama izlediğim filmlerden bahsederim bir şekilde, iç sıkıntısının, dünya ağrısı olduğu bir hayatta, başka ülkelerin, başka hayatlarına bakıp, ya şükür edeceğiz, ya da cennetin kıyılarında gezeceğiz. Hadi inşallah, kimsenin kaderini başkalarının yazdığı ölümlerden ölmemesi dileğiyle, vicdanları kuş olup uçuralım, bi farkındalıkla vicdan temizliği yapalım bakalım, sonrası kolay da öncesi zor.

05 Ekim 2015

İnsanın çok işi olması güzel bir şey, çok iş, çok plan gerektirir, çok plan zihin açar, açılmış zihinler etrafa ışık saçar, bu ışıklar ruhumuza aydınlık yapar, kendimizle uğraşırken, zamana karşı yarışırken, etrafı unuturuz mu acaba ? Görüldüğü gibi pazartesiye yıkama yağlama yapıyorum :)))) Parlatıp, pırıldatıp sunucam kendime, Sanat etkin bir hafta fakaaaat sorumluluklar da peşimizde, öyle kapıyı çekip çıkamıyoruz, gelince de “Aaaaay çok yoruldum !!!” diye üçlü kanepeye çökemiyoruz, Ev her yere uzak ama bir yere gidilmediği zamanlarda huzur beldesi,filmler ağır, anlamak gayret istiyor ama güzel, ama gönül telimizi saz edip eline alıyor, başka memleketlere gidip kendimizden görüntüler görüyoruz, hislerimizi tekrar ediyoruz, sonuç ; İnsan insana benzer özellikler taşıyor ama taşıma şekli farklı, çocukluk, anne baba, aile, eğitim, çevre koşulları önemli, takmak takılmak ömür törpüsü, her şeyin mutlu sonu yok, ölümü hazım etmek çoook zor, para her kapıyı açar, kaynak önemli değil, sevmek ince sızı gibi, ince akan sular gibi, birikmesine izin vermek, biriktirmeye de gönül vermek gerekli … daha bir sürü ders var, Film Ekim’i filmlerinde, fakat en önemli sonuç ; insan insanın açtığı yaralara insan basmayacak, insanla pansuman yapmayacak, iyi gelmiyor her iki tarafa da
İşte böyle, “dersini almış da ediyor ezber”, pozunda, elimizden ayağımızdan gelenleri buluşturup, içine akıl da katıcaz inşallah 🙂
Sonra filmleri yazıcam, şimdi çıkana kadar evin annesi olmam gerek kiiiii Beyoğlu girişinde bir sanat severe iç huzuru ile dönüşebileyim, haaaa arkama düşen yok şükür, yapmasam “nedeeen !!!, Nedeeeeennn!!!” diye çığıran olmaz da annelik çooook derinden geliyor bende, yapmasam olmaz, ben mutlu isem onlarda olsun di mi, uykudan kestim şekerim, bugün itibari ile boğazı da kestim, bir ay sonra düğün varmış, akşam haber ettiler, “eeeee ne giyceeeeeez !!!” tasası beni aldı :))) Romalılar gibi, taşlı tuşlu bir çarşaf da işimi görür ama du bakalım, bi gayret edelim, dolapda olanlarla bir kaç kombin yapılıyor da el de taşımalık, giyilecek olana kadar çalışcaz inşallah :))))
Cümleten günaydın, Sonbahar gözümüzde, ilkbahar içimizde olsun, haftanın konsepti bu uyalım arkadaşlar

06 Ekim 2015

Kahvaltı hazırlarken sabah radyomu da açtım. Pek düzgün bir ifade olmadı, tam diyemedim ama siz anladınız onu 🙂
“Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur …” Bizi izleyin reklamları, kamu spotları, hava durumu, yol durumu, ruh durumu … eveeet bir kişisel gelişim uzmanı da mutluluk için ruhunuzu eğitmelisiniz tüyoları veriyor. Bugün sınır dedi, sınırları çizmek, sınırı geçmek, sınırları kaldırmak, yeni sınırlar koymak … bunlar ruhumuzun fıtratında var, sınır elbet gerekir de doğru yere, doğru kurallarla çizilmesi mühim.
Kızı yolcu ettim, Nazan Öncel söylüyor, “yanalım, yanalım , beraber yanalım, aşkısııııı” eşliğinde yazıyorum 🙂 Dün ki filmden gerginim, Kore malı, bol ödüllü, dehşet, şiddet, aşk, acı, organ mafyası, mafyanın ta kendisi, hayatın çapraza bağladığı yollar … bu şarkı bana “bu bir mafya şarkısı mıdır ?” dedirtti, kendimi kendime tebessümden az öte güldürdü.
aşk mühim mesele ammaaaa bunun tensel bölümünü geçmek gerek, aşk sahipliğe giden yol değil, uzaktan bakarak, elinden geleni yaparak, paylaşarak, her şeye yakınlaşmak, aşk hapis etmek, elinden gitmesin diye korku ile beklemek değil, aşk coşarak sevmek, günden güne de azalmadan gitmek demek.Sevdiğimiz şeyleri daha sevimli hale getirmek de aşk ile mümkün, sevmediğimiz şeylerin de illa ki bir sevilecek yanı vardır. Hayatımızın kahramanı Pollyanna, der ki “Ben misyonumu tamamladım, küçük Prens’i okuyun, “Gerçeğin mayası gözle görülmez !!!” ” Yani o bile kendini güncelledi :)))))
Bu durumda yerimizde sayarak, sınırlarımıza sınır katarak, başkalarının sınırlarını hiçe sayarak, bir yere varamayız, ben de buraya nerden vardım, bilemedim, bildiğim, önce anne, sonra sinema sever olmam, arkadaşlarla bir kahve molasında buluşmam, uzuuuuuun yolculuk için durakta yerimi almam için sayılı saatlerim var, Ayooolll !!! tutmayın beni, yarın boş günüm, uzuuuun uzuuuuun görüşelim :)))
mutlu muyum ?, eveeeeet !!! neden mutluyum, sevdiğim, zevk aldığım şeyler için zaman ayırdım, ama yorgun olduğum doğrudur, ama ama her şeyin bir bedeli var, bedelini kendimiz tayin ediyorsak, güzeldir, Haydin, hayatımız kendi filmimiz, sansürsüz bize, birazı da açık sizlere, iyi seyirler …

07 Ekim 2015

Sanchez’in çocukları diye Anthony Quinn ‘in bir filmi vardı, Meksika’da bir dul kadın, dört çocuk ve sefalet, çok da sosyal mesajı vardı, Hiç unutmam bir repliğini “O kadar fakirler kiii, ekmek arası patates yiyorlar !!!” , Ekmek zaten patates unundan. Her ekmek arası patates kızartması yaptığımda hatırlarım, Şükür ki bizim ekmek, genetiği bozulmuş buğday unundan, çavdar, kepek gibi alternatifi de var.
Sabah sabah öğlen yemeği için, kızıma ve kankasına patatesli sandviç yaptım, “Patates kızarması; candır !!!” dediğimizde söylenecek sayfalar dolusu söze giriş yaparız, herkes sever, kızartmasına bayılır, zamanla yaşlandıkça, kronik hastalıklar arttıkça, kızartma bizi bayıltır, Canan Hocam çoooook kızar, kızarmış her şey de bir lezzet var, kızaran insan yüzünde umut var, “Amaaaan yesinler, zamanı geliyor, yiyemiyor insan !!!” diye konuya anne savunması var, okul yemeğini yemiyorlar, kantine kin tutuyorlar, evden de olduğu kadar, ammmaaaa kahvaltı ve akşam yemeğine özen gösteriyorum, her sabah bol süt, az kahve, no şeker bi içecek ile bir dilim tereyağlı kızarmış ekmek, haftada iki gün yumurta, bir top, bir omlet, bir dilim erimiş kaşerli ekmek … “yemeden olmaz, valla zihnin açılmaz, metrobüse binemezsin, dersde uykun gelir uyanamazsın …” gibi anne replikleri ile de harman, yapıyoruz kahvaltıyı, kahvaltısız kapıdan salmam, anam da beni salmazdı ki.
Bugün ev günü, ertelenmiş, sevilmeyen işler yapılacak, eksik tamamlanacak, üstümüzdeki yükler kalkacak inşallah. Önümüzdeki iki gün filmler sabah, hafta sonu da yoğun, arada bir iki kez yazışmaya gayret edicez, seviyorum sizi, beklemelerinizi, desteklerinizi, okuyan gözlere, like eden parmaklara aplanız kurbaaaan oluuuurr !!! Bülent Hanımbeyi ‘de andık, kulaklarııın çınlasın kıssss !!!
Ben yazıyorum, siz de bana yazıyorsunuz, bu güzel bir şey, içimi çoşturuyor  valla, ” Kitap, Kitaaaap !!! sesleri geliyor, niyetimde var inşallah, burası benim antrenman saham, bu yazdıklarımla kitap olur da benim gönlüm olmaz, ben büyüyünce öykücü olucam inşallah, Malzeme için çok okuyasım, çok gezesim, çok da bakınasım var, Yapıyorum da, hayatım boyunca bir çok şeyin azına razı oldum ammaaa bu konuda olmaz, bir kitapla ortadan kaybolamam, arkasını getirmem, kendimi tekrar etmemem gerek, bu sene daha bi niyetliyim, anneliğin bir kısmını kolayladım, çocuklar bir bir kuş olup uçmaya başladılar, yuva bana kalınca, kafayı yememek için, kafayı kullanıcam, yazdıkça yazacam, aaaay hadi işalllaaaah !!!
Hepimiz kendimize iyi bakmak lüksüne sahibiz, erteme, öteleme, kaçmak, kovalanmak … çözüm değil, çözüm kalbimizin yalanın her renginden uzak esas sesi, haydin kendimize iyi bakalım, kalbimizin sesini dinleyelim ❤ eeee hadiiii !!!!

10 Ekim 2015

Teşekkürle, tefekkürle hoş bir günü geride bırakıp yeni güne, yeni yaşın ilk gününe başladım 🙂
Gökyüzünün bir köşesinde güneş kızıllar arasından dans ederek yükselmeye çalışırken, ay ince haliyle kalın gölgesiyle tepede ışıldarken, parlak bir yıldız tüm bunlara şahitlik ederken, kuşlar uçarken, hayatın sesleri kulaklara gelmeye başlamışken ne kadar kötü olabilir ki insan, nefes alınan bir gün daha var önümüzde, tabii kiii de engelleri, zorlukları, güzel yanları ile, eee hadi o zaman başlayalım, anlaşıldığı gibi ben başlayalı çok oldu bile, Bugün güneşli günlerin sonu imiş, yarın yağmurlar başlayacakmış, kış çetin olabilirmiş, Rusya doğal gazı keserse cümleten duman olurmuşuz, yolda satılan şemsiyeler 5 tl den 10 tl ye çıkmış, sınırlarda durum karışık, doğumuz, hatta güney doğumuz daha karışık, seçim kapıda, ölüm haberlerinin sonu gelmedi, hayat eni konu pahalı, borçlu sayısı, hasta sayısı, doğan çocuk sayısı artmakta, sarayın altında çift şerit hava alanına yol varmış, eğitim sistemi sistem olmaktan çıkmış, gençler Allaha emanet … neyse önümüzde daha yaz var, pastırma yazı gelecek.
Böyle karman çorman, çivili dünyada kendime bir gün ayırdım, dünden, özeti budur ;
Sabah kalabalığına karışıp, kendimi 11.00 seasına sinemaya attım, film güzeldi, “dünyanın her yerinde kadın yazgısı aynı” dedirtti. Çıkınca SALT Beyoğlu’nda bir sergi gezdim, bugüne nasıl geldik, resimler, haberler, kitaplar, videolar … tam da benim kuşağın geride bıraktım sandıkları, resimlerim karşısında değildim, içinden bana baktım, çıkışta bir tehlike atlattım, Erkek tuvaletine girmişim, ikisi yan yana iyicene de baktım ama uzun çeketi, etek sandım hazar, elimi doğru yerde yıkadım, bir manyağın hediyesi olmaktan beni Allah korudu :))))))) diye de bir zaman gülümsemeli olasılık ürettim. Öğlen adam gibi, tabakta porsiyonlu ana yemek, üstüne sufle, üstüne kahve, yanında soda … “Ooooh missss !!!” orta halli bir lokantada konakladım, saat 14.00 de ARTER, Pera Müzesi, Adahan Otel,SALT Galata, Vault Hotel, Kasa Galeri içeren Bienal turu yaptım. Üç saate yakın sürdü, Sanat anlatamamakla anlamamak arasında bir yerde, rehberli tur iyi oluyor, ip uçları ile düşüncemize yön verdik, Aklımda sarnıçdaki video, piyanolu otelde kukla gösterisi, İznik çinilerine senaryo ile incirli oda kaldı en çok, oda da cennetten kovulan Adem ile Hava resmi vardı, Bir melek önüne katmış kovalıyor, Hava edep yerlerini kapamış, Adem ise gözünü. Yoruma açık, “Kapanmak kadının fıtratında var” mı dersiniz, “bu Adem Tayfası, zora geldimi gözünü kapar, Haava’yı bekler” mi dersiniz, “Aaaay hani incirle örtünmüşlerdi, bu yorum yanlış” mı dersiniz bilemem, ben biraz Adem’e yüklendim :)))) Sonra cuma trafiğini kıl payı ıskalayıp, “çok şükür bir evim var, ben de evime geldim” ruh haliyle yunanıp yıkanıp, kendimi üçlü kanepeye attım, ağrıyan ayaklarıma buz yaptım, sonra komşular geldi, “iyiiii kiii doğdun, iyiiii kiiii varsın !!!!” halleri hislerime yoğunlaştırıp tuzlu su haline getirdi. Sonra da gün bitti, işte yenisi.
Bu arada yolda şarjım bitti, gençleri anladım :)))
Arayanlar, soranlar, yazanlar … bir şekilde iletişim kuranlar, sağ olun var olun, sağlıkla mutlulukla, huzurla geçecek yıllarımız olsun, hep beraber olsun inşallah, Cümleten sevgi ile öptüm, kucakladım, Şaaaneeeee bi hafta sonu olsun hepimize

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: