EYLÜL BAŞI GÜNLÜKLERİ


11225384_10153668049133159_8157420888352335294_n

Eylül de geldi, yazdan esintiler taşıyarak demeyecem, bildiğin yaz bu eylül. Sonbahar güzel mevsimdir, canlı renklerin insana nasıl hüzün verebileceğini anlatır, yaprak dökümü ana temalı olup, bu dökülmeler hayatın heeeer bölümüne uyarlanır. Resim Karadeniz yaylalarından, Erdal Kocaman çekmiş, daha bir sürü çekmiş, malzeme yapıcaz inşallah, iki yanı kuru dünyadan, yeşile akan, çağıl çağıl akan sular. Aynı insan gibi, “tüm çabamız, yeşertmek, yaşamak için ” diyenlerdenim, hepimiz bir fidanın güller açan dalı olmak isteriz ama, ama, ama … aması var hayatın. Bakalım bu eylül beziyor mu geçmiş eylüllere,

01 eylül 2015

Hayat mı bizi yola koyuyor, biz mi hayatın yoluna çıkıyoruz tam belli değil, yumurta tavuk bilmecesi gibi, Fazla kurcalamadan başlıyacaz,” Bak Eylül de geldi !!!” diyen iç sesimize eşlik etcez, ben Eylülün gelişini hep sevmişimdir, yaz enerji düşüren bi mevsim, tabi ki de bana göre.
Evdeki tüm saatler farklı zamanları gösteriyor, kimi az ileri, kimi çok geri, hemen onları hizaya soktum. Az yorgun, az uyumuş ama mutlu ve huzurluyum, dün sildim süpürdüm, ütü bekliyor, çamaşır devam ediyor, Ben temizlik yaparken illa ki yere yapışanlardanım. Muhtelif sopalar var ama bezi elime alıp, kenarları köşeleri kazımasam olmaz, şimdilik yapıyorum, ona da şükür.
Üç gecedir oğlanı bekliyorum, ağır metal konserlerine gidiyor, ağırlaşmış olarak gece yarısından sonra geliyor, klasik anne rolünde dün akşam onca yorgunlukla bekledim, temiz çarşaflara yıkanmadan yatmasın, yerlere oturdu, steril evim batmasın diye :)))))) Bu arada kız dönmedi daha, tatil dönüşü halasında misafir, muhabbetleri iyi maşallah,Huyları suyları da pek benzer.
Bugün mutfak ağırlıklı çalışmayı planlıyorum, kışa hazırlık, yaz sebzelerini kış için dondurcam işallah, sokakta da işim var, akşama Fatih Erkoç konserine gidesim var. Belediye Sevgi ve Barış Günleri düzenlemiş, bir sürü etkinlik var, bir meydan düzenlemişler, bana yakın hemen şuracıkta, dün akşam market dönüşü bi dolandım. Hoş olmuş, çok renkli, misal Çiğer Dürüm yapan arkadaşların yerinde ” Fly me to the moon ” çalıyordu 🙂
Neyse kısa keselim de Aydın havası olsun değilmiş, bunu da dün öğrendim, yanlış bildiğimiz deyim ve atasözlerinden biri , doğrusu “Kısa keselim de Aydın abası olsun” imiş. Teşekkürler Selma 🙂
Ne yaparsak yapalım , ama aşk ile yapalım, O zaman önse günaydın, sonra; haydiiii aşk ile …

03 Eylül 2015

Bir çok şeyin peşinden koşuyoruz da en çok mutluluk ile ilgili takıntımız var. Her yaptığımızdan sonra iç ses bizi sorguluyor, “Mutlu musun !!!!” cevap evet ise “Ne kadar mutlusun ?” sorusu geliyor, “çooook !!!” cevabı hemen hepsine yakışır da içimiz de yine de bir küçük boşluk kalır. Tarif edemediğimiz değil ama kişiye göre farklılıklar taşıyan bir kavram, Genel ölçüleri var tabii, biten okullar, atılan imzalar, doğan çocuklar, hayırlı evlatlar, çok para ( mı acaba :))) ) ... başkasında görüp de “bizim de olsa” dediğimiz şeyler olunca mutlu olacakmışız gibi gelir, gerçekte “dışı seni yakar, içi beni yakar !!!” durumu olasıdır. İnsanlar iç dünyalarının çok azını dışa açarlar, en dışa dönükler bile böyledir, gizli tutmak fıtratımızda var. Hatta kendimizle yüzleşemediklerimiz yüzünden ruhumuzda biriktirdiğimiz yaralar var .Bi de mutluluğun onay konusu var,Mutlu isek herkes haberdar olmalı, “bakın da görün, siz de yok, ben de var” şeklinde değil ama :))))) paylaşalım da çoğalsın açısından, hanı ” ben mutluyum, sen de mutlu ol, benim mutluluğumla mutlu ol ” gibi ama bununda peşini haset bırakmaz, içine riya karışır.
Bu konu uzadıkça uzar, Küçük mutluluklar, büyük mutluluklara kapı açar, “avuç içi kadar mutluluk yeter bana” diyen şarkılar var 🙂

Mutlu olmak bakış açısından geçer, deliksiz uyku, merdiven inip çıkma, yıllar sonra birine rastlama, evdeki kayıp bir eşyayı bulma, br eş dost arayıp sorma …
Burnuma çilek ve kahve kokusu geliyor, Kahve kupada, çilek ocakta, reçel olacak, İki gündür, sebzecilerle haşır neşirim, bu arada saçımın boyası da gelince, teyzelikten anneliğe terfi etmişim :))))) Domates, biber ve türevleri üstüne çalıştım, bir müddet ne göresim ne yiyesim var. Boncuk Ayşe de maşallah almış başını gidiyor, hatta dört nala gidiyor.
Kahvenin içine kek batırma, kekin üstüne reçel koyma … gibi basit ve zararlı sayılabilen mutluluklarım var benim, ara sıra bazı bazı kuralsız takılmayı seviyorum ki , Sonbahar ayında şiddetli yaz yaşarken, hala ıslak ıslak dolanırken, yakın gözlüksüz bir hiçken, yakın gözlük bile arada büyüteç isterken, reçelin başında an itibari ile bulunmam gerekirken, daha da yazdıkça yazabilecekken, bu benim sabah mutluluğum diye kestirip attım, cümleten günaydın, elimiz ayağımız tutuyor, nefes de alıyoruz çok şükür, arkası gelecek, hayatı öne doğru iteklemeye başlayalım, haydiii…

04 Eylül 2015

Pazartesinin sıkıntısını aşarak cumanın rehavetine hoooooş geldik. Hoş da buluruz inşallah. Memleket manzaraları yine kanlı, hüzünlü, dramatik, kin ve nefret cirit atıyor, yalan riya onların kah önünde kah arkasında, bölündükçe bölünelim, insanlık suretinden iyice bi sıyrılalım çabaları had safhada.
Yetmişlerde seksenlerde genç kız, lise ve fakülte öğrencisi idim. Muhtıralar, darbelerle geçti hayatımdan. Kimini gördük bildik, kiminden haber aldık, kimini yıllar sonra okuduk anladık ölümlerin, işkencelerin. Konu aynı konu nemalananlar farklı değişen bir şey yok yıllar sonra da. Bu böyle gider mi ? gitmez inşallah. Toplum kulaktan dolma beslendikçe, kin ve nefretle “öteki, ötekiler, beriki, berikiler ” diye etiketlemeye devam ettikçe, yol açanların yolunu kestikçe hem zor, hem zaman alır.
Dün bi akvaryumlu AVM ye gittim. Konya’dan gezmeye gelen komşumla buluştum, onlar karşıda olunca bi orta yol yaptık, İlk defa gittim, ev mağazasına daha önce gitmiştim ama ancak işim kadar gezerim ben, Neyse yol boyu iki vasıta , fazla gitmişim, bi de tornistan yaptım :))) Bolca etrafa baktım, insan manzaralarına içimden senaryo yazdım Acaip kalabalık, yaz, tatil durumları yok, milletin elinde haritalar, arabalarda navigasyon, işaretledikleri yerlere doğru akıyorlar. İki akvaryum var, birinden çıkan öbürüne yol alıyor, orta halli gezginler, Suriyeli, dilenci, mülteci, Orta Doğu turisti, yerlisi, yaz okulunda öğrencisi … ne ararsan var. Ortak nokta ; telefona bakma, “Beni şöyle bi çek kanka !!!” İnsanları 4.5 G birleştiriyor :)))))
Yani hayat acılı, endişeli devam ediyor. yapacak bir şey yok demiyecem var, bakış açımıza geniş açı uygulayalım, muhalif fikirleri çöpe atmayalım, dinleyelim, anlatalım. Silmek, yok saymak asla ve asla çözüm değil. Her doğrunun yanlış geldiği bir insan, yanlış sayıldığı bir yer vardır. Doğru zamanla eğrilmiş ve eksik olabilir :))) yani bi gayret etmeli insan, kestirip atma ile olmuyor. Fakaaat evlilikleri börek açmanın kurtardığına inanılan, “120bin tl aylık gelirim var, aradığım eş para yemeyi bilsin !!!” diyen adamları tvlere çıkaran, sormayan sorgulamayan, işine geldiğine inanan toplumların işi zor.
Bu arada börek açmayı sonradan öğrendim,”azzz daha yuvam dağılyordu, sağ olsun kıymalı patatesli börek !!! ” demicem, “120bin tl aylık geliri olan adam istese her gece evlenir, niye durumu sabitliyor kiii !!!” dicem :)))))
Bi de günaydın dedim, haydi içimiz, dışımız serin olsun, inşallah.

05 Eylül 2015

Bir yandan kahvaltı hazırlıyorum, bir yandan yazıyorum,Kademeli olarak kalkacak olan ev halkı kademeli olarak sokağa dağılacak inşallah. Kızım geldi , güzel vakit geçirmiş,halası hediyeler almış, yıkayıp ütülemiş, valiz siir gibi idi,ellerine sağlık, eeee hala candır, Biz de Öpüşüp koklaştık, hatta beraber bile yattık kiiiii benim için büyük fedakarlık :))))
Yazarken arada çaya, gözlemeye bakıyorum, yiyeceklere yakın gözlükle bakınca, yiyesi gelmiyor insanın :))))
Yarın ayrıntı yapıcam inşallah , baba kız yazıcam :)))))
Şimdi kahvaltıya alaka göstermek gerek, sonra kendimi Bizans’ın dehlizlerine, Sarnıçlarına, muhtelif cami kilese bahcelerine atıcam inşallah ,’ hazar serin olacaktır ” diye gezicem dermişim :))))
Eeeeey Ahmet Faik Ozbilge bekle bizi, yola düşeceğiz aaaaz sonra , kalanlara Günaydın olsun, bugün yarın “istanbul hamam bile değil sauna !!!” Diyorlar bilenler, son sıcaklarmış ,”hayrını görelim !!!” mi diyelim acep :))))

06 Eylül 2015

İstanbul’u seviyorum ❤ Çünkü bu şehrin her zaman bilmediğim yanları kalacak, çünkü bu şehirde her zaman karşıma yeni bi güzellik çıkacak, çünkü şehrin her yanında tarih var, tarihte efsaneler, örnekler,aşk, hırs, kan, gözyaşı ve şiddet, az da mutlu son var Yani bu şehir; sayfaları bitmeyen bir kitap, sonu gelmeyen bir film,Dünde Sultanahmet’in altına bi bakış eyledik, alttan alttan kalanları gezdik, dükkanların altında şehrin kalıntıları var, döşemeyi cam yapmışlar, Dün ile bugün arasında kalıyorsun. Yorgun ve memnun döndüm, Yorgunluğum geçici, memnuniyetim kalıcı, sağ olasınAhmet Faik Ozbilge ,Önerdiğin kitaplar da en kısa zamanda sanal sepette işallah :))))
Sabah sabah kuş sesleri kiiii sanırsam erkenden göç edenler var, susmak bilmeyen bir alarm, kim bilir sahibi kaç blok ötede. Bunlar da şehrin hüzün veren, sinir eden sesleri, amaaaa “coooolll ” yani “seeeeriiiin” durumu muhafaza edicez inşallah,
kahvaltı sonrası, baba kız arasındaki sorunu çözeceğiiiiim. Aslında sorun tek taraflı, baba sorunu yeni bilecek :)))) Kızımız büyüdü, hayatında gelişen, değişen şeyler var, çelişen şeyler ise babanın hediyeleri ile kızın zevki :))) Çok şükür Barbie, Wings, Hanna Montana … gibi bir çok karakterli eşyayı geride bıraktık, allı pullu da da gözümüz yok, siyah ağırlıklı, gümüş madeni içerikli, marjinal, cool ve daha adını diyemediğim şekil takılıyoruz. İşte bugün babayı günümüze uyarlayacağız inşallah, tampon bölgede “Bak hayatım …” lı konuşmalara hazırım, zati bu başlangıçlara da idmanlı adamcağız :)))) Şu anda elimizde bir pembe, bir turuncu okul çantası, iki ilk okul işi kalem kutusu ve muhtelif simli kalemler var :))) iade ve ya da yenisi hakkında görüşmeler yapıp baba incinmesin, kız doğru hediyeler sevinsin diye ara bulucam inşallah :))) Bu arada babamız kırtasiye ile ilgili çalışıyor, her geldiğinde en doğru şeyleri bana getirir, misal bu sefer yeni bilgisayarıma uyumlu parlak bi kablosuz mouse yollamış :))))
Gamze’nin geldiği belli oluyor, sabah bulaşıkları artmış, eee bi çay koyalım, bi kafamızı toplayalım da bakıcaz artık heeeeeer şeyeee, bugünün yarın pazartesi olarak devamı var, Sendroma fırsat vermemek lazım, biz elimizden geleni yapalım, gelmeyenlere de bi formül bulucaz,
Haydin, A planı elimizde, B planı aklımızda, C sürpriz … alfabe Z ye kadar, Günaydın millet, hadi, haaadiii, haaaaaaaadiiiiiii ….

07 Eylül 2015

Ne içimizdeki ne de dışımızdaki dünya tek kişilik değil. Sebepler ve sonuçlar insanın insana ettiklerine, edebilecek oldukları ihtimallere bağlı.” Şu olmasaydı, bu da böyle olurdu”, diye yapılan savunmalar, sızlanmalar yüzeysel kaçış planlarıdır, en kolay savunmalardır, üstelik savunanı da aciz kılar. Topluluklar ihtiyaçtan doğar, genelde de bir mağduriyet toplanmayı gerektirir, mutluluk da toplanma sebebi olsa bile süresi kısadır, ama acılar, eziyetler, yenilmiş haklar … daha can yakan bir sürü şey insanları bir araya toplar. Bu topluluklara ; “Aaaay o evini açmasaydı, çaya bilmem kimi çağırmasaydı, o da onun peşine takılmasaydı …” gibi ev usulü çemkirmelerle bahane bulamayız, Varsa bir parti, var olması gerektiği içindir, kimi örtülerin, kimi etnik kökenin, kimi asil soyun, kimi kötü koşullarda çalışanın … temsilcisi ise, demek ki bunların toplanması için bir sebep var, demek ki karşılanmayan ihtiyaçlar, huzursuz olunan durumlar var, haber akışı olsun diye bir araya geliniyor. Şuna buna oy verenleri lanetleyen, şu olmasaydı bu da olmazdı diye üstten üstten bakan arkadaşlar, lütfen konunun iç derinliklerine inin, yıllardır yüzeysel huzurlarla yaşadık, onüç sene, onüç günde nasıl kötüledi acep ?
Bir aile kurduğumuzda bile etrafımız genişliyor, yarı bizden çocuklarımız oluyor, onların çoluğu çocuğu derkeeeeen genişliyoruz. Yok mu fikir ayrılığı ? Yok mu farklı milliyetler ? Yok mu aile içinde aykırı gidenler ? Vaaaar , eeeee memlekette bunun büyük büğyük çok büyük olanı. İçimizdeki küslükler, kırgınlıklar sürerse, bakış açımız yerinde sayarsa hatta geriye kayarsa, demek bi de kendimize bakmak gerek.
Baba kız arasını uydurdum, Çantanın yenisi gelecek, az da kızın zevklerinden babayı haberdar ettim, araya küçük küçük pembe beyaz yalanlar da kattım. Allah af etsin, zaten Allah af etmezse bu annegillerin yatacak yeri yok,Baba kız arası gene daha iyi, esas baba oğul arasında kutsal ruh oluyor anne kiiiiii, başında ışıklı hale ile dolaşan çok anne bilirim. Bu arada evde kalan çantaya da ablam talip oldu, ona da “emekli ol, belediye kurslarına başlayınca, istediğin pembeyi alcam sana, bunu şimdilik geri verelim ” dedim. Aklım başımda duman benim de rüzgarın yönüne göre mukayyet oluyorum çok şükür.
Hafta hava bakımından serin olacakmış, bu iyi haber. Terörün her türlüsüne karşıyım, destekçilerine, menfaat sağlayanlarına lanet olsun. Kimse silahla, başkalarının yerine ölsün istemiyorum.Ölenlerin ailelerine ne desek kifayetsiz, onları öldürmemenin formüllerini bulacak bu millet, illa ki

08 Eylül 2015

Güne nasıl bir ad koysam bilmiyorum, hüzünlü, öfkeli, acılı, serin, karışık, endişeli … aslında hepsini içeriyor gün.
Bir sürü şey okudum, hala da okuyorum, makaleler, yorumlar, kısa kısa lanetler, beddualar, dualar, parmak sallamalı tehditler … herkes bi şekilde içini döküyor, acıdan coşmuş insanlar kimi açıldıkça açılıyor kimi kapandıkça kapanıyor. (içine demek istedim. Dün bir yerde sıra beklerken kadının biri, uzaktan geçen çarşaflı kadına bi saydırdı, ağzım açık kaldı, bu hakkı nerden buluyor, hani demokratik bi ülkeyiz, armağan cumhuriyetimiz, gerçi şortlu kıza saydıranı da gördüm ya, iki ucu keser bıçak bizim toplum, herkes kendine haklı, kılık kıyafetten öteye geçemediğimiz için, geriye sayıp duruyoruz. )
Acılar bitmiyor,”hah tamam bunu unutmayacağız !!” derken üstüne katmerlisi geliyor. Bahçeli evler katliamı, fakülte yolunda patlayan 16 Mart bombası, çöken maden, düşen asansör, yanan çadırlarda ölen işçiler,Suruç’daki bomba, sınır şehitleri, servis aracında şehrin ortasında sele kapılanlar … daha neler neler ölümün bin bir şekli var bu ülkede. acınız acımızdır diye bi çoşup sonra da unutuyoruz, unutturuyorlar, işimize gelmiyor …
Hitler’in hayatına çok meraklıyım, Kavgam’ı okumadım ama kavgayı nasıl çıkartmış, kimler kavgada saf tutmuş, kavga nasıl büyümüş, nasıl küçülmüş, okuyorum, dinliyorum, seyrediyorum, sonra da diyorum kiiii ; Bir şeye bel bağlamak zorunda olan, o bel bağladığıyla adam sırasına katılan, arkam kuvvetli diye kendini aslan sayan, psikopat olma eğilimleri taşıyan, kavgayı çıkaranı baş tacı yapmağa yemin eden, kısır döngülerde dönenen herkes, ateşe odun atandır. Ateşe tapanlar paçayı kurtarır, tapmayanlar da sürüm sürüm sürünür.
Çocuk yetiştirmek ; terini kurulamak, saklama kabından parkta yemek yedirmek, isim yapmış iyi okul ile öğretmeni seçmek, düşmesin diye yere bırakmamak, arkadaşları ile arasını bizzat bulmak, maddiyata yüklenmek değil. Çocuğa değer vermek, sevgi saygı göstermek, haklarını bildirmek, kendi haklarımızdan bahsetmek, çevrenin bir parçası haline getirmek, okuma yazmaya heves ettirmek, sosyalleştirmek gerek (sadece annenin arkadaş çocukları ile değil tabii :))) ) , ağaç yaşken eğilir, eğilmeyen ağaçlarda kütük olur, başımıza başımıza vurur. Yani eğitim şart, yoksa paralel paralel gidersin. Dünyan renklensin diye gezi ruhunu üç beş ağaçla özetler, haşasilere söversin. Öyle …

10 Eylül 2015

İç seslerimiz bile karşı karşıya ; Bir tanesi “çok şükür bugün ölüm haberi yok ” derken öteki; “var da haberimiz mi yok ?” diyor, beriki beni saf buluyor, bir başkası umursamazlıkla suçluyor, en derindeki “geçecek ” diye fısıldıyor … her yerde bi kaos var yani. Ruhumuza en çok hizmet edene inanacağız artık. Dikenle bakışıyoruz milletçe, henüz üstüne oturmadık ama, an meselesi gibi tedirginiz. Sinemalara daha önce siyah beyazını bildiğimiz, kitabını okuduğumuz, bi seyredenden dinlediğimiz, uzak diyarlarda, geçmiş zamanlarda oynamış bir film gelmiş gibi, seyircinin biletlisi var, loca tutanı var, duvar üstünden bakanı var, bir fırsatını bulup da gidememişi, sinemadan hiç haz etmeyeni var. Dün buralara bi haber düştü ; Kendi Fransız, milliyeti vergileri protesto için Rus olmuş bi oyuncu “Bu ülkeden gideceğim !!!” demiş, resmin üstünde bu yazı var, hemen döşenmiş halkım, küfür kafir git diye, kim bu adam, nereye gidiyor ? diye merak eden yok, “ülke ve gitmek ” üzerine çalışmışlar. Ne diyeyim ? Cahilliğe mi yanayım, okumadan anlamadan yoruma mı yanayım, konuşma dilinin lağım çukuru olduğuna mı yanayım, “Vur de vuralım, öl de ölelim !!!” sloganının kuşattığı salaklara mı yanayım bilemedim. Zati aklı başında olanlar her gün için için yanıyor, sönmez artık onlar.
Hayatı çekiştirerek devam ediyoruz, dişim ağrıyor, sıkıntıdan, iltihap topluyor, ateşim de var, antibiyotik başladım, bitince hekime gidicem, o kadarını biliyoruz artık, hasta dişlere iyi olmadan bakılmıyor, hastalık iz bırakıyor ya izlerinden tedavi. her şey iz bırakıyor, çocukluk ondan önemli, yokluğunu çektiğimiz, varlığından rahatsız olduğumuz her şey gelecek yıllara damga vuruyor, hem soğuk hem sıcak damga, bi de üstüne ıslak imza.
Dün kendimi mutfağa attım, iki numaranın kız arkadaşını, olası gelin adayını eve çağırdım. Börekler açtım, sarmalar sardım, seviyor diye en zor tatlılardan yaptım. Rahmetli babannem, Kurban bayramı için” illa ki bi yeniniz olsun,Hiç bir şey olmazsa bi yeni kilitli iğne takın içinize” derdi. Bayramlık yapmıyoruz artık ama Kurban Bayramı için çocuklarıma, yeğenlerime illa ki bir şey alırım, zaten ikisinin doğum günü de yakın, bu sene araya kızımızı da kattım. Sevindi, o da bana hediye getirmiş ben de sevindim, güzelce yedik içtik, sohbet ettik. Oğlumun sevdiği, oğlumu seven benim de sevdiğimdir. Ölümlü dünya, hoş tuttuklarımızla anılacağız, Yattığımız yerden dua isteriz, beddua değil, işte öyle, yaşamak sorumluluk işi, sevgi gerektiriyor, saygı gerektiriyor, yaaa işte uzayıp gidiyor tren yolları, bizim işimiz el sallamak şimdilik, bi de yolcu olup, son durakta inmek var.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: