AĞUSTOS BAŞI GÜNLÜKLERİ


11145223_895192087229272_162813968490058179_n

 

Yaşadığım en sıcak Ağustos bu, nem oranı o kadar yüksek ki, kuruyamıyoruz 😦 Bu da ruh halimizi etkiliyor, yani beni etkiliyor, benden de çok vardır, diye düşünüyorum. resimde bile karşı kıyılar buhar olmuş 🙂 Bu resim de şu anda kızımla, kızımın babannesi ,dedesi ile, babasının  dayısıgilin dayı hariç ailesi ile tatil yaparken halası tarafından Datça ‘da çekilmiş. Kısaca taze bir tatil fotosu, Görümcem Sibel’in gözünden, Sörfçüler rüzgar olursa hareket edecekler, dermişim. Yine de her olumsuzlukta beni gülümsetecek kendime özel espriler yapmayı başarıyorum kiiiiiii, bu da büyük başarı, Sıcak Ağustosun sıcak günleri aşağıdadır 🙂

01 Ağustos 2015

Ağustos da geldi. On beşi yaz, on beşi kış olmayacakmış bu sene, hatta Eylülde bile Ağustos havası olacakmış. Öyle diyorlar, dün akşam “ay mavi olacak !!” dediler bekledim olmadı ama meğer bir ayda iki kez dolunay olunca ikinciye mavi ay derlermiş 🙂
Para pul işlerim var, kızı da halagille tatile gönderecem inşallah, yazlıktan geçici olarak döndüm. El etme usulü ile :)) Bölgede bir gelişme yok, hatta tek ATM de soyulduğu için taşınmış, ölgün ve bezgin, filmlerdeki Meksika sokakları gibi, dükkanlar karmakarışık, önleri toz toprak, sahipleri, tabure üstünde muhabbette, satsak da olur satmasak da, amaaaaaaan yazlık yer nasılsa bi alan olur … halleri mevcut, karpuzun tanesi, domatesin kilosu bir lira !!! Amaaaaaaa bölge insanı insanın dibi !!! dediklerinden, halden anlamaya can atıyor, gelirken ilk minibüse kendimi attım, artık ne halde isem, şoför kolonya uzattı,” dökünün de ferahlayın” diye, fakaaaat tütün kolonyası hiiiiiiiç sevmem, ama hatır için çiğ tavuk yiyenlerdenim ya, ikramı eser miktarda aldım, elimi yol boyu camdan salladım :))) Sonra bi de müzik açtı; ” Sen beni bilemedim zevzeeeek, sen adam değilsin zevzeeeek, yürü beee, yürü beee !!!” diye şeyler çalan bir radyo kanalı :))) İndiğimde Angaranın bağlarına kurban olurum, kıvamında idim, bi daha minibüs, bi daha otobüs derken geldim,eeeeeee her yer duble yol, kanlarımızla bedelini ödüyoruz ya neyse, ev malum, toz toprak, sıcak ama yazlıktan daha iyi buralar nem oranı düşük, hazar deniz dibimizde değil smile ifade simgesi
İçimiz dışımız yanıyor, memleket yangın yeri, mevsimde yakıyor, yana yana “hamdık, piştik, oluruz inşallah, umutları serin tutmaya devam ediyoruz, Umut bizim ekmeğimiz, Karatay hocaya da ceza gelmiş, ekmek ve şeker insanı hakketen yakıyor kardeşiiimmm !!!
“Bizim evin odalarıııı, toz toprak her yanlaarıııı, çok yorgunum, bi de sıcaaaak, kaldıramıyoooom kollarııııı …” uzun hava ile oyun havası arası kendi türkümü tutturdum, bi de kaveee içim, gerisi Allah kerim, günaydını poyraza verdim, serin ve sert gelsin, hem açılalım, hem serinlik olsun …

02 Ağustos 2015

Yıllar ile ters orantılı uyku ve kalitesi :(Tüm huzur veren şeyler bizi terk etmese de işi yokuşa sürüyorlar farkındayım. Gezmek desen dizler, yemek desen kronik hastalıklar, okumak desen gözler, muhabbet desen dostlar birer birer gidiyorlar, dönebilecek olanı sınırlı sayıda …. olanlarla olduğu kadar bizimki.
“Aaaah kızlar, kumral sarışın esmer, aaah kızlardansı denizi sever, ah kızlar her gün biri ile gezer, aaah kızlar demez yeter …” Bıçkın delikanlı Berkant, Fatma Girik en taze hali ile, Vahi Öz, Vamp kadın Mine Soley (vücut neştersiz ve kusurlu ) , Feridun Karakaya , Oya Peri … ve daha adını çıkaramadıklarım, “Vuruldum bir kıza” filmin adı, 68 yapımı , sonradan renklenmiş olabilir mi acep ? Sabah sabah “Burası Agora Meyhanesi” ni söylüyor plaklar 🙂 “Sevemez kimse seni, benim sevdigim kadar” bu şarkılara inanan kaç kişi kaldık ? Ayaklı sepetlerde çiçekler var, gül bile yok, kasımpatı hepsi, duvarlar siyah beyaz sahne afişli, gözlerde kuyruk modası, saçlar tepelere doğru yüksek, beşi bi yerdeyi satıyor Fadime, bereketli o yıllarda para …
Aaaaaah beni terk eden uykuya yüz vermiyorum, geri gel de demedim 🙂 
iGeceyi bölen sesleri dinleyip, kafayı karıştırmaktansa, bir film başından az eksik, birinin sonunu izledim, “cama vuran her damlada seni hatırlıyorum ve sana susuzluğumu …” diye parça şarkılarla beni parçapincik eden Türk filmine eeeeen başından başladım, küçücük bir kızken çevrilmiş, ama her karesi tanıdık ( uzun soluklu idi her şeyler , o vakit)
Gazinolarda pazar günleri Aile Matinesi olurdu, Bebek Belediye Gazinosu’na çok gittim, bir yanı deniz, T biçimli sahnesi vardı, çingene pembesi bi takım elbise ile Berkant sahneye koşarak geldi idi, o zaman playback felan yok, kocaman bir mikrofon, kordonun yettiği yere kadar muhabbet, 8-10 şarkı, bir de bis yapar, geniş zamanlar as solistin tekelinde
Giden gitmiştir, tadı kaldı damağımızda,Aynı lezzeti tutturmaya çalışmak da, aramakta nafile, geçen günler mi güzeldi, gelecek olanlar mı bunun muhasebesini aklımızdan geçirip, kararını veremiyecegiz bir türlü, “Hep bi umut” a takılı, aklın plakları. “Arada eskiyi anmak güzel ama bugün de dün olacak unutma !!!” diye de önlemimizi alalım, “aşkımla oynama, kumar değildir, seviyorum demek hüner degildir,benim de canım var, ben de insanım, benim de kalbim var, ben de insanım …” Aaaaay inşallah öyle de kalalım, Ben yazarken Fadime şarkıcı oldu bile 🙂

03 Ağustos 2015

Her sabah yeni umutlar var ama her sabah yeni bir hikayeye başlangıç olamıyor artık, eeeee biz o trene el salladık 🙂 Bizde yeni bir şey yok, yarım kalan hikayeler üstüne arada bi çalışma yapıyoruz, o da silsek mi? Bitirsek mi ? Kapsamında, arada ayrıntılara takılıp, ayrı ayrı düşüyoruz sebeplerle, nedenlerle. Aralık kalmış kitaplar gibi bizim hayat, yazılmış, şöyle bi okunmuş, bazı yerleri anlaşılmamış, bazı yerleri gözden kaçmış, bazı yerleri gereksiz uzatılmış …
Öyle işte, bizim cephede değişen bir şey yok, ılık savaşa devam, ayarı itana ile koruyarak, ne çok ısıtarak, ne çok soğutarak, gündemi çoğu zaman belirleme şansımız var, dıştan müdahalelere karşı dirençliyiz artık, artı ve eksileri, üç yanlış bi dogruya çevirdik, kahvaltıyı öğlen yemeğine kattık misal, sahur gibi akşam yemekleri, suyun bile acı tadı kalıyor damaklarda , sabır her zaman ana başlık, olanları gökyüzünden biliyoruz artık, bu ara venüs coştu diyolar :)))))
Ne diyelim; iyi bir hafta olsun,huzurlu, sağlıklı, nem oranı dayanılır derecelerde, vakitsiz kimse ölmesin, vakitsiz horoz ötmesin …
Günaydın saati geçmiş, cümleten hayırlı ve/ile iyi günler …

04 Ağustos 2015

Hep huzurlu, sessiz, sakin, düzenli bir hayat isteriz. Amaaaaa bizi canlı tutan sıkıntı ve stresler. Onlar olmasa rahatlık bize batar 🙂 Kalbin ritmi bozulur, hızla çarpmayı unutur, ilk hızlandığında da göçer gideriz :))) Stres ve sıkıntı plan program yapma yeteneğini arttırıyor, birbirine benzeyen yanlar, aradaki farklar … derken beyinde bir fırtına, vücutta koşturmalı bi canlanma … sonuç olursa bi yorgunluk ve başarmanın huzuru ruhumuzda :))))
He canım, benimki strese yıkama yağlama, az parlayınca severiz belki diye :)))) Bu sabah böyle valla, dünün yorgunluğunu yeni attım, yenisine, başka bi dalda hazırım :)))
Dün kızıma terlik almak için çarşıya çıktık, tabii kii de terliği alamadık. Vitrinlere bakarken fikrimizi sandaletle değiştirdik, modeli zar zor beğendik, modelin içinde ayak parmaklarını beğenmedik, “Aaaaay anne onu giyebileceğimi nasıl düşünürsün ?, bu konuda yorum bile yapmayacağım !!!, şaka gibisin !!! …” diye cümleler kanalıyla benle çatışan kızla bir yere varamadık ama iki tane tatil akşamı elbisesi aldık, hiç hesapta yokken :)))) Altını uyduramadık, artık çıplak ayak plaj partileri hedef :))) Bir zaman geliyor, bu gençler giyimde kuşamda aşırı sadeleşiyor, “yok o taşlı, tuşlu, yok onun yazısı var, yok o herkesin üstünde var, yok ben o rengi sevmem, yok onun dekoltesi sivilceme iyi gelmez, yok .., yook …” derken yorgun ve aç olarak ki bunların başında bi de “çok” ifadesi var, kendimizi yemek katına attık, bir ara kızarmış elma dilim patatesleri bilinç dışı, iskenderin sosuna, tereyağına bularken görüntü vermişim, “Anneeeee ne yapıyorsuuuuun !!!” nidası ile açıldım, “canım ekmeksiz, tereyağ yiyorum !!” diye kendimi savundum, Aaaaaaaah Canan yakıyorsun bizi, birinden birini tutturuyoruz, o da yanlış tutuyor :)))
Yaaa işte böyle kız önde ben arkada, vitrinlerde, giyinme kabinlerinde yan yana, kasada ben önde kız arkada, bir AVM turu iyi geldi bana, tazelendim ayoool 🙂
Cümleten sabah nemi ile günaydın 🙂

05 Ağustos 2015

Havalar, ağrılar, sızılar, çocuklar … olmasa nasıl başlayacak muhabbetler, nasıl açılacak konular ? En çok da havalar ve varsa çocuklar, yoksa evcil hayvanlar, bi de şu sıralar herkesin dilinde siyaset var. Siyaset konusunda herkes kendi kırmızı çizgisinden bir adım dışarı çıkmıyor ama, herkesin kendine göre kesin haklı olduğu bir dünya bu dünya. Gezegenden gelir geçerken herkeeeeees iz bırakmak istiyor daaaa o izler izlenmiyor her zaman.
sabahın bu saatleri güzel, nispeten serin ve sessiz, enerjimiz suya dönüşmeden yazıp çizip, bir iki iş de halletmek lazım 🙂 Yapılacak işler listesine yapmamak gözü ile değil de daha sonraya gözü ile bakasım var, nerden ve nasıl başlamak konusunda tereddütlerim var, keyfim var mı yok mu onu henüz anlamadım :)))
Nadiren çok net ve açıklayıcı rüyalar görüyorum, bir konu açıklığa kavuşuyor, bir soru cevap buluyor, bir hesap görülüyor … sayısı az bu rüyaların ama uyandığımda karşılıklı mutabakat yapmış gibi oluyorum, yoğun düşünceler gerekli yerlerde yoğunlaşarak iletişim kurulmuş gibi … tam anlatamadım aslında,” gerek yok ben anladım !!!” dermişim.
Bazen öyle işte, hepimizde gün yüzüne çıkmayacak, söylenmeyecek ama satır aralarında, mini davranışlarda mesajını verdik sandığımız bi şeyler var.Ya da özen ve itina ile diplere gömdüğümüz duygu ile düşünceler var. Rüyalar bunları havalandırıyor işte :)))) Amaaan herkesin rüyası kendine, suya anlatın derdi Rahmetli anam, annem ne çok şey dermiş meğer, ben de bir çok şey diyor muyum acep ? Benim dediklerim suya yazılıyor direkt, akıp gidiyor, sanıyorum amaaaa yanılıyorum, di mi ?
İpe sapa gelmeyen şeyler yazmışım :)yazılar yazıldığı gibi okunmaz aslında :)Aslında bu yazıları yazanlarda tam istediği gibi yazamaz, bi yere takılır, bi yerde dikkat eder, okuyanı kolaçan eder … felan fistan.
En iyisi kestirmeden günaydın,” eeeeeeeeeeeey evren beni anlamaya çalışma, ben de senle uğraşmıyacam zati !!!” 

06 Ağustos 2015

Sabah namazına doğru ortalık yatılacak hale geliyor, en güzel uyku, en güzel rüyalar hep o aralarda , belki ondan kıymetli sabah namazı, güneş doğduktan sonra tekrar yattım, Hintli kadın giysileri gibi örtünmüşüm 🙂 Hemen aklımdan Hindistan geçerken, kulağıma bi gençlik şarkısı geldi “Suzannaaaaaaaa” diye çalarken, zihnimi parça parça ettim, biraz ordan , biraz burdan birbirine karıştırmadan, araya keşkeler, aaahlar sokmadan bakınırken uyumuşum, birden uyanıyorum sonra, hazar ısı yükselince hissediyorum 🙂
Sevim Burak /yanık Saraylar okudum. Değişik bir kitap, yazıldığında çok ses getirmiş. genç ölenlerden, Didem Mamak gibi, bir de Ziya Osman Saba’nın tüm şiirlerini aldım, o da genç ölenlerden, bunlar hep öleceklerini hissedenler, yazılarda şiirlerde ölüm kol geziyor ama okurken ürkmüyorsun. Her kitaba baştan başlarım, öyküleri bile sırası ile okurum ama şiirleri rastgele sayfalar açarak, şiirlerden fal tutmuş gibi okurum, o yüzden şiir kitapları elimin altında durur, bittiğini bilemem, bi de romanların sonlarına baştan bi göz atarım :))
Yiyip içip gezen bi adam var Antoni, onun programını seyrediyorum akşamları, dün akşam Salvador’da idi, zehirli bi balık yedi ama ölmedi ama tedirgin oldu, yüz ifadesi karıştı, kirpi Balığı iyi temizlenmezse çok etkili bi siyanür olurmuş. Değişik ülkeler, insanlar, yemekler, tarihler, gelenekler …
Yeni bir diz üstüm oldu, dün, Şimdi dizimin üstünde, mavi mavi iç açıcı ama sıcaklık veriyor, kışa umarım daha iyi olacak. Bunu sadece kendim için aldım, kızda faydalanacak, arada,Ofisinden.Yazılar yazıp, dosyalamak için, hafızası bana yeter kadar, hızı iyi ama, Mühendis oğlan fetva verdi de aldım 🙂 Dün akşam yemeğe arkadaşı gelecekmiş, “nohut haşladım, topalak yapacam ” deyince kendimden utandım, yemeği sallayasım vardı, kalktım; toz kırmızı biber, toz zencefil, tuz ve una bulanmış tavuk biftekleri pişirdim, üstüne limon da sıkılıyor, bulama tabakası çok ince olacak ama, yanına salata, kızarmış patates … resmini de çekip yolladım :))))
“Hayat devam ediyor !!!” başlayan bir gün için her şeyin özeti, devam eden şeylerde hayat var ki, iç içe geçmiş her şey, haydin bakalım, hayati parçaları birbirinden ayırmadan, tamir görecekleri, yenilenecekleri fark ederek, yıkama yağlama proğramlarını abartmadan … bi şekilde hatta elimizden gelen en iyi şekilde devam, devam …

 

09 Ağustos 2015

Sabah yeli ılgıt ılgıt eseeeeerkeeeeen !!!! açtık mavi kaplıyı. Silah seslerinin böldüğü, nemin parçaladığı, sıcağın yaraladığı … perişan uyku saatlerini geride bıraktık, alem henüz uyanmadı, alemin sporcu ve yolcu kısımı ise ayakta.
Kuş sesleri de mahalleye yayılıyor, ağaçlarda hafif hafif titreşimler var, biz bunlara sabah zikiri diyoruz 🙂
İçim mutsuz da dışımı mı huzursuz ediyor, yoksa tam tersimi bilemedim, bilmeye gayretim de yok. Kısaca havalardandır, deyip geçiyorum. Ölümün kol gezdiği, adaletin mumla arandığı, kötülüğün çeşitlerine akıl ermediği, yanar döner insanların istilasına uğramış bir dünyada kafayı kafaya zararlı şeylere takmamakta fayda var. Elbette kafayı takacak faydalı şeyler de var ama “ben toka hariç ” diyorum,cümlesini takmamak için mücadele de vermiyorum, aslında ben onlara geçici zihin işgali diyorum, işgal bitince boş alanı başka işgalcilere devir ediyorum, kural ; “Bekleme yapmadan ilerleyelim !!!”
Böylece araya iğrenç sabah esprilerinden de sıkıştırdım 🙂 Ruh halimi olduğu gibi kabul edip, olması gerekeni hayalimden çıkartı verip, “olanla olduğu kadar bi pazar ” diye bi projem var, şu saatlerde hayata geçti bile :))) Kahvaltı için aceleye gerek yok, bi çay, kahve koyalım, kitabımızı okuyalım. Kalkmışken akşam için buzluğa da bi göz atmakta yarar var, aslında akşam yemeği Halamgilde kaynar ama evde oğlan var. Yapcaz bi şiler.
Kafamda bir tuhaflık var/Orhan Pamuk 6 yılda yazılmış, bence yazılan en iyi kitabı demesem mi ama ilk kitabı Cevdet Bey ve Oğulları’nı okumuştum, şimdi de son kitabını okuyorum, arada başlanmış yarım kalmışlar var, sürüklemediği için okuyamamıştım. Bu sürüklüyor, olmuş yani :))))) Diyorlar ki ; İngilizce yazar, sonra Türkçe’ye çevirir. Bence olabilir ama bu sefer önce Türkçe yazmış gibi, konusu da güzel.Tablo kitaplar serisinden, her şey o kadar açık ve net ki, mekanlar, duygular, düşünceler … okurken hiç bir şey muallakta kalmıyor, soru işaretini koyacak yer bulamıyorsun, dermişim :))) Ama illa ki bi soru işareti var, soru işaretsiz ne var ? Sorular cevap alsan da almasan da, sorsan da sormasan da iyidir, yeter ki sorgusuz sualsiz teslim olmayalım :)))) Sorunun varlığı yeter .
Yeterince karıştık sanırım 🙂 Eeeeee hadi günaydın, bugün 9 Ağustos pazar, evin annesi iyi pazarlar diler

10 ağustos 2015

Haftanın en önemli haberi hava ile ilgili olanlar, az evvel detayları aldım, beklentilerde bi değişiklik yok, ıslak ıslak hallerine devam 😦
Bedenimde bir tuz tabakası ile dolaşıyorum, Bu yüzden de sivriler beni yemiyor olabilirler, ya da çok darda kalırlarsa yiyorlar, son seçenek benim !!! :)) İhtimalleri ve olanları birbirine oranla dengemizi kuracağız, içlerinden espriler çıkartıp, sessiz dersler alıp, tecrübe hanemize ek yapacağız, ya da heeeer şeyi unutup, gelecek yıl yeniden başlayacağız, ya da yerine göre ayar çekip kimini unutup, kimini aklımızda tutacağız …
Yol göstermek, bildiğin yollardan gitmek, yeni yollara kendini vurmak, yolda kalmak, adres sormak … fıtratımızda var :))) Bildiğimizi okumak da fıtratımızda var, fıtrat ile aramızda sorun yok, herkesin fıtratı kendine, kimse kimseyi bağlamasın arkadaşşşşş !!!! :))))))
Bugün baba ocağında gündelikteyim :))) Ablam işe gitmişken evi bi gözden geçirip bir takım eşyaya “Atem ama tutmayam ben seni, akşama abam gelince ne diyem kiiiiii !!!” uyduruk ama beni haklı çıkaran, bir takım ezgiler eşliğinde çalışmalar yapıp, cama, kapıya, perdeye, halıya bi el atıcam inşallah :))) Elime geçeni olmasa da gözüme kestirdiğimi de apartman görevlisi ile iş birliği yapıp icabına bakasım var.
Şekerim ; hep söylerim yaşlandıkca herkes annesi babası gibi oluyor veeeee eşyaya sıkıca sarılıyor, atamıyor, veremiyor … biriktiriyor. Ablam da anama benzeme kıvamında, benim de olacağım o, olmadan evlere bi çeki düzen vereyim diyorum,zati yazlığın icabına bakıp geldim :)))) Her anlamda kalabalık sevmiyorum, içinden sıyrılabileceğim geçici kalabalıklar favorim.İnsanın da eşyanın da fazlası zarar, bedene zarar, ruha zarar, zamana zarar … haydin “sadeleşelim haftası”na hoooooş geldik, “Atın atınnnnn, atamazsanız paspas yapın !!!” diye de bi çorap reklamı vardı, Jill mi idi adı acep ? Evet, evet atalım ; gamı kederi, evdeki fazla eşyayı, ruhumuza ağırlık yapan insanları … atalım, silelim, süpürelim, parlayalııııım :)))
Haydi öyle ise, günaaaaydıııın !!!!

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: