AĞUSTOS BAŞI GÜNLÜKLERİ


11145223_895192087229272_162813968490058179_n

 

Yaşadığım en sıcak Ağustos bu, nem oranı o kadar yüksek ki, kuruyamıyoruz 😦 Bu da ruh halimizi etkiliyor, yani beni etkiliyor, benden de çok vardır, diye düşünüyorum. resimde bile karşı kıyılar buhar olmuş 🙂 Bu resim de şu anda kızımla, kızımın babannesi ,dedesi ile, babasının  dayısıgilin dayı hariç ailesi ile tatil yaparken halası tarafından Datça ‘da çekilmiş. Kısaca taze bir tatil fotosu, Görümcem Sibel’in gözünden, Sörfçüler rüzgar olursa hareket edecekler, dermişim. Yine de her olumsuzlukta beni gülümsetecek kendime özel espriler yapmayı başarıyorum kiiiiiii, bu da büyük başarı, Sıcak Ağustosun sıcak günleri aşağıdadır 🙂

01 Ağustos 2015

Ağustos da geldi. On beşi yaz, on beşi kış olmayacakmış bu sene, hatta Eylülde bile Ağustos havası olacakmış. Öyle diyorlar, dün akşam “ay mavi olacak !!” dediler bekledim olmadı ama meğer bir ayda iki kez dolunay olunca ikinciye mavi ay derlermiş 🙂
Para pul işlerim var, kızı da halagille tatile gönderecem inşallah, yazlıktan geçici olarak döndüm. El etme usulü ile :)) Bölgede bir gelişme yok, hatta tek ATM de soyulduğu için taşınmış, ölgün ve bezgin, filmlerdeki Meksika sokakları gibi, dükkanlar karmakarışık, önleri toz toprak, sahipleri, tabure üstünde muhabbette, satsak da olur satmasak da, amaaaaaaan yazlık yer nasılsa bi alan olur … halleri mevcut, karpuzun tanesi, domatesin kilosu bir lira !!! Amaaaaaaa bölge insanı insanın dibi !!! dediklerinden, halden anlamaya can atıyor, gelirken ilk minibüse kendimi attım, artık ne halde isem, şoför kolonya uzattı,” dökünün de ferahlayın” diye, fakaaaat tütün kolonyası hiiiiiiiç sevmem, ama hatır için çiğ tavuk yiyenlerdenim ya, ikramı eser miktarda aldım, elimi yol boyu camdan salladım :))) Sonra bi de müzik açtı; ” Sen beni bilemedim zevzeeeek, sen adam değilsin zevzeeeek, yürü beee, yürü beee !!!” diye şeyler çalan bir radyo kanalı :))) İndiğimde Angaranın bağlarına kurban olurum, kıvamında idim, bi daha minibüs, bi daha otobüs derken geldim,eeeeeee her yer duble yol, kanlarımızla bedelini ödüyoruz ya neyse, ev malum, toz toprak, sıcak ama yazlıktan daha iyi buralar nem oranı düşük, hazar deniz dibimizde değil smile ifade simgesi
İçimiz dışımız yanıyor, memleket yangın yeri, mevsimde yakıyor, yana yana “hamdık, piştik, oluruz inşallah, umutları serin tutmaya devam ediyoruz, Umut bizim ekmeğimiz, Karatay hocaya da ceza gelmiş, ekmek ve şeker insanı hakketen yakıyor kardeşiiimmm !!!
“Bizim evin odalarıııı, toz toprak her yanlaarıııı, çok yorgunum, bi de sıcaaaak, kaldıramıyoooom kollarııııı …” uzun hava ile oyun havası arası kendi türkümü tutturdum, bi de kaveee içim, gerisi Allah kerim, günaydını poyraza verdim, serin ve sert gelsin, hem açılalım, hem serinlik olsun …

02 Ağustos 2015

Yıllar ile ters orantılı uyku ve kalitesi :(Tüm huzur veren şeyler bizi terk etmese de işi yokuşa sürüyorlar farkındayım. Gezmek desen dizler, yemek desen kronik hastalıklar, okumak desen gözler, muhabbet desen dostlar birer birer gidiyorlar, dönebilecek olanı sınırlı sayıda …. olanlarla olduğu kadar bizimki.
“Aaaah kızlar, kumral sarışın esmer, aaah kızlardansı denizi sever, ah kızlar her gün biri ile gezer, aaah kızlar demez yeter …” Bıçkın delikanlı Berkant, Fatma Girik en taze hali ile, Vahi Öz, Vamp kadın Mine Soley (vücut neştersiz ve kusurlu ) , Feridun Karakaya , Oya Peri … ve daha adını çıkaramadıklarım, “Vuruldum bir kıza” filmin adı, 68 yapımı , sonradan renklenmiş olabilir mi acep ? Sabah sabah “Burası Agora Meyhanesi” ni söylüyor plaklar 🙂 “Sevemez kimse seni, benim sevdigim kadar” bu şarkılara inanan kaç kişi kaldık ? Ayaklı sepetlerde çiçekler var, gül bile yok, kasımpatı hepsi, duvarlar siyah beyaz sahne afişli, gözlerde kuyruk modası, saçlar tepelere doğru yüksek, beşi bi yerdeyi satıyor Fadime, bereketli o yıllarda para …
Aaaaaah beni terk eden uykuya yüz vermiyorum, geri gel de demedim 🙂 
iGeceyi bölen sesleri dinleyip, kafayı karıştırmaktansa, bir film başından az eksik, birinin sonunu izledim, “cama vuran her damlada seni hatırlıyorum ve sana susuzluğumu …” diye parça şarkılarla beni parçapincik eden Türk filmine eeeeen başından başladım, küçücük bir kızken çevrilmiş, ama her karesi tanıdık ( uzun soluklu idi her şeyler , o vakit)
Gazinolarda pazar günleri Aile Matinesi olurdu, Bebek Belediye Gazinosu’na çok gittim, bir yanı deniz, T biçimli sahnesi vardı, çingene pembesi bi takım elbise ile Berkant sahneye koşarak geldi idi, o zaman playback felan yok, kocaman bir mikrofon, kordonun yettiği yere kadar muhabbet, 8-10 şarkı, bir de bis yapar, geniş zamanlar as solistin tekelinde
Giden gitmiştir, tadı kaldı damağımızda,Aynı lezzeti tutturmaya çalışmak da, aramakta nafile, geçen günler mi güzeldi, gelecek olanlar mı bunun muhasebesini aklımızdan geçirip, kararını veremiyecegiz bir türlü, “Hep bi umut” a takılı, aklın plakları. “Arada eskiyi anmak güzel ama bugün de dün olacak unutma !!!” diye de önlemimizi alalım, “aşkımla oynama, kumar değildir, seviyorum demek hüner degildir,benim de canım var, ben de insanım, benim de kalbim var, ben de insanım …” Aaaaay inşallah öyle de kalalım, Ben yazarken Fadime şarkıcı oldu bile 🙂

03 Ağustos 2015

Her sabah yeni umutlar var ama her sabah yeni bir hikayeye başlangıç olamıyor artık, eeeee biz o trene el salladık 🙂 Bizde yeni bir şey yok, yarım kalan hikayeler üstüne arada bi çalışma yapıyoruz, o da silsek mi? Bitirsek mi ? Kapsamında, arada ayrıntılara takılıp, ayrı ayrı düşüyoruz sebeplerle, nedenlerle. Aralık kalmış kitaplar gibi bizim hayat, yazılmış, şöyle bi okunmuş, bazı yerleri anlaşılmamış, bazı yerleri gözden kaçmış, bazı yerleri gereksiz uzatılmış …
Öyle işte, bizim cephede değişen bir şey yok, ılık savaşa devam, ayarı itana ile koruyarak, ne çok ısıtarak, ne çok soğutarak, gündemi çoğu zaman belirleme şansımız var, dıştan müdahalelere karşı dirençliyiz artık, artı ve eksileri, üç yanlış bi dogruya çevirdik, kahvaltıyı öğlen yemeğine kattık misal, sahur gibi akşam yemekleri, suyun bile acı tadı kalıyor damaklarda , sabır her zaman ana başlık, olanları gökyüzünden biliyoruz artık, bu ara venüs coştu diyolar :)))))
Ne diyelim; iyi bir hafta olsun,huzurlu, sağlıklı, nem oranı dayanılır derecelerde, vakitsiz kimse ölmesin, vakitsiz horoz ötmesin …
Günaydın saati geçmiş, cümleten hayırlı ve/ile iyi günler …

04 Ağustos 2015

Hep huzurlu, sessiz, sakin, düzenli bir hayat isteriz. Amaaaaa bizi canlı tutan sıkıntı ve stresler. Onlar olmasa rahatlık bize batar 🙂 Kalbin ritmi bozulur, hızla çarpmayı unutur, ilk hızlandığında da göçer gideriz :))) Stres ve sıkıntı plan program yapma yeteneğini arttırıyor, birbirine benzeyen yanlar, aradaki farklar … derken beyinde bir fırtına, vücutta koşturmalı bi canlanma … sonuç olursa bi yorgunluk ve başarmanın huzuru ruhumuzda :))))
He canım, benimki strese yıkama yağlama, az parlayınca severiz belki diye :)))) Bu sabah böyle valla, dünün yorgunluğunu yeni attım, yenisine, başka bi dalda hazırım :)))
Dün kızıma terlik almak için çarşıya çıktık, tabii kii de terliği alamadık. Vitrinlere bakarken fikrimizi sandaletle değiştirdik, modeli zar zor beğendik, modelin içinde ayak parmaklarını beğenmedik, “Aaaaay anne onu giyebileceğimi nasıl düşünürsün ?, bu konuda yorum bile yapmayacağım !!!, şaka gibisin !!! …” diye cümleler kanalıyla benle çatışan kızla bir yere varamadık ama iki tane tatil akşamı elbisesi aldık, hiç hesapta yokken :)))) Altını uyduramadık, artık çıplak ayak plaj partileri hedef :))) Bir zaman geliyor, bu gençler giyimde kuşamda aşırı sadeleşiyor, “yok o taşlı, tuşlu, yok onun yazısı var, yok o herkesin üstünde var, yok ben o rengi sevmem, yok onun dekoltesi sivilceme iyi gelmez, yok .., yook …” derken yorgun ve aç olarak ki bunların başında bi de “çok” ifadesi var, kendimizi yemek katına attık, bir ara kızarmış elma dilim patatesleri bilinç dışı, iskenderin sosuna, tereyağına bularken görüntü vermişim, “Anneeeee ne yapıyorsuuuuun !!!” nidası ile açıldım, “canım ekmeksiz, tereyağ yiyorum !!” diye kendimi savundum, Aaaaaaaah Canan yakıyorsun bizi, birinden birini tutturuyoruz, o da yanlış tutuyor :)))
Yaaa işte böyle kız önde ben arkada, vitrinlerde, giyinme kabinlerinde yan yana, kasada ben önde kız arkada, bir AVM turu iyi geldi bana, tazelendim ayoool 🙂
Cümleten sabah nemi ile günaydın 🙂

05 Ağustos 2015

Havalar, ağrılar, sızılar, çocuklar … olmasa nasıl başlayacak muhabbetler, nasıl açılacak konular ? En çok da havalar ve varsa çocuklar, yoksa evcil hayvanlar, bi de şu sıralar herkesin dilinde siyaset var. Siyaset konusunda herkes kendi kırmızı çizgisinden bir adım dışarı çıkmıyor ama, herkesin kendine göre kesin haklı olduğu bir dünya bu dünya. Gezegenden gelir geçerken herkeeeeees iz bırakmak istiyor daaaa o izler izlenmiyor her zaman.
sabahın bu saatleri güzel, nispeten serin ve sessiz, enerjimiz suya dönüşmeden yazıp çizip, bir iki iş de halletmek lazım 🙂 Yapılacak işler listesine yapmamak gözü ile değil de daha sonraya gözü ile bakasım var, nerden ve nasıl başlamak konusunda tereddütlerim var, keyfim var mı yok mu onu henüz anlamadım :)))
Nadiren çok net ve açıklayıcı rüyalar görüyorum, bir konu açıklığa kavuşuyor, bir soru cevap buluyor, bir hesap görülüyor … sayısı az bu rüyaların ama uyandığımda karşılıklı mutabakat yapmış gibi oluyorum, yoğun düşünceler gerekli yerlerde yoğunlaşarak iletişim kurulmuş gibi … tam anlatamadım aslında,” gerek yok ben anladım !!!” dermişim.
Bazen öyle işte, hepimizde gün yüzüne çıkmayacak, söylenmeyecek ama satır aralarında, mini davranışlarda mesajını verdik sandığımız bi şeyler var.Ya da özen ve itina ile diplere gömdüğümüz duygu ile düşünceler var. Rüyalar bunları havalandırıyor işte :)))) Amaaan herkesin rüyası kendine, suya anlatın derdi Rahmetli anam, annem ne çok şey dermiş meğer, ben de bir çok şey diyor muyum acep ? Benim dediklerim suya yazılıyor direkt, akıp gidiyor, sanıyorum amaaaa yanılıyorum, di mi ?
İpe sapa gelmeyen şeyler yazmışım :)yazılar yazıldığı gibi okunmaz aslında :)Aslında bu yazıları yazanlarda tam istediği gibi yazamaz, bi yere takılır, bi yerde dikkat eder, okuyanı kolaçan eder … felan fistan.
En iyisi kestirmeden günaydın,” eeeeeeeeeeeey evren beni anlamaya çalışma, ben de senle uğraşmıyacam zati !!!” 

06 Ağustos 2015

Sabah namazına doğru ortalık yatılacak hale geliyor, en güzel uyku, en güzel rüyalar hep o aralarda , belki ondan kıymetli sabah namazı, güneş doğduktan sonra tekrar yattım, Hintli kadın giysileri gibi örtünmüşüm 🙂 Hemen aklımdan Hindistan geçerken, kulağıma bi gençlik şarkısı geldi “Suzannaaaaaaaa” diye çalarken, zihnimi parça parça ettim, biraz ordan , biraz burdan birbirine karıştırmadan, araya keşkeler, aaahlar sokmadan bakınırken uyumuşum, birden uyanıyorum sonra, hazar ısı yükselince hissediyorum 🙂
Sevim Burak /yanık Saraylar okudum. Değişik bir kitap, yazıldığında çok ses getirmiş. genç ölenlerden, Didem Mamak gibi, bir de Ziya Osman Saba’nın tüm şiirlerini aldım, o da genç ölenlerden, bunlar hep öleceklerini hissedenler, yazılarda şiirlerde ölüm kol geziyor ama okurken ürkmüyorsun. Her kitaba baştan başlarım, öyküleri bile sırası ile okurum ama şiirleri rastgele sayfalar açarak, şiirlerden fal tutmuş gibi okurum, o yüzden şiir kitapları elimin altında durur, bittiğini bilemem, bi de romanların sonlarına baştan bi göz atarım :))
Yiyip içip gezen bi adam var Antoni, onun programını seyrediyorum akşamları, dün akşam Salvador’da idi, zehirli bi balık yedi ama ölmedi ama tedirgin oldu, yüz ifadesi karıştı, kirpi Balığı iyi temizlenmezse çok etkili bi siyanür olurmuş. Değişik ülkeler, insanlar, yemekler, tarihler, gelenekler …
Yeni bir diz üstüm oldu, dün, Şimdi dizimin üstünde, mavi mavi iç açıcı ama sıcaklık veriyor, kışa umarım daha iyi olacak. Bunu sadece kendim için aldım, kızda faydalanacak, arada,Ofisinden.Yazılar yazıp, dosyalamak için, hafızası bana yeter kadar, hızı iyi ama, Mühendis oğlan fetva verdi de aldım 🙂 Dün akşam yemeğe arkadaşı gelecekmiş, “nohut haşladım, topalak yapacam ” deyince kendimden utandım, yemeği sallayasım vardı, kalktım; toz kırmızı biber, toz zencefil, tuz ve una bulanmış tavuk biftekleri pişirdim, üstüne limon da sıkılıyor, bulama tabakası çok ince olacak ama, yanına salata, kızarmış patates … resmini de çekip yolladım :))))
“Hayat devam ediyor !!!” başlayan bir gün için her şeyin özeti, devam eden şeylerde hayat var ki, iç içe geçmiş her şey, haydin bakalım, hayati parçaları birbirinden ayırmadan, tamir görecekleri, yenilenecekleri fark ederek, yıkama yağlama proğramlarını abartmadan … bi şekilde hatta elimizden gelen en iyi şekilde devam, devam …

 

09 Ağustos 2015

Sabah yeli ılgıt ılgıt eseeeeerkeeeeen !!!! açtık mavi kaplıyı. Silah seslerinin böldüğü, nemin parçaladığı, sıcağın yaraladığı … perişan uyku saatlerini geride bıraktık, alem henüz uyanmadı, alemin sporcu ve yolcu kısımı ise ayakta.
Kuş sesleri de mahalleye yayılıyor, ağaçlarda hafif hafif titreşimler var, biz bunlara sabah zikiri diyoruz 🙂
İçim mutsuz da dışımı mı huzursuz ediyor, yoksa tam tersimi bilemedim, bilmeye gayretim de yok. Kısaca havalardandır, deyip geçiyorum. Ölümün kol gezdiği, adaletin mumla arandığı, kötülüğün çeşitlerine akıl ermediği, yanar döner insanların istilasına uğramış bir dünyada kafayı kafaya zararlı şeylere takmamakta fayda var. Elbette kafayı takacak faydalı şeyler de var ama “ben toka hariç ” diyorum,cümlesini takmamak için mücadele de vermiyorum, aslında ben onlara geçici zihin işgali diyorum, işgal bitince boş alanı başka işgalcilere devir ediyorum, kural ; “Bekleme yapmadan ilerleyelim !!!”
Böylece araya iğrenç sabah esprilerinden de sıkıştırdım 🙂 Ruh halimi olduğu gibi kabul edip, olması gerekeni hayalimden çıkartı verip, “olanla olduğu kadar bi pazar ” diye bi projem var, şu saatlerde hayata geçti bile :))) Kahvaltı için aceleye gerek yok, bi çay, kahve koyalım, kitabımızı okuyalım. Kalkmışken akşam için buzluğa da bi göz atmakta yarar var, aslında akşam yemeği Halamgilde kaynar ama evde oğlan var. Yapcaz bi şiler.
Kafamda bir tuhaflık var/Orhan Pamuk 6 yılda yazılmış, bence yazılan en iyi kitabı demesem mi ama ilk kitabı Cevdet Bey ve Oğulları’nı okumuştum, şimdi de son kitabını okuyorum, arada başlanmış yarım kalmışlar var, sürüklemediği için okuyamamıştım. Bu sürüklüyor, olmuş yani :))))) Diyorlar ki ; İngilizce yazar, sonra Türkçe’ye çevirir. Bence olabilir ama bu sefer önce Türkçe yazmış gibi, konusu da güzel.Tablo kitaplar serisinden, her şey o kadar açık ve net ki, mekanlar, duygular, düşünceler … okurken hiç bir şey muallakta kalmıyor, soru işaretini koyacak yer bulamıyorsun, dermişim :))) Ama illa ki bi soru işareti var, soru işaretsiz ne var ? Sorular cevap alsan da almasan da, sorsan da sormasan da iyidir, yeter ki sorgusuz sualsiz teslim olmayalım :)))) Sorunun varlığı yeter .
Yeterince karıştık sanırım 🙂 Eeeeee hadi günaydın, bugün 9 Ağustos pazar, evin annesi iyi pazarlar diler

10 ağustos 2015

Haftanın en önemli haberi hava ile ilgili olanlar, az evvel detayları aldım, beklentilerde bi değişiklik yok, ıslak ıslak hallerine devam 😦
Bedenimde bir tuz tabakası ile dolaşıyorum, Bu yüzden de sivriler beni yemiyor olabilirler, ya da çok darda kalırlarsa yiyorlar, son seçenek benim !!! :)) İhtimalleri ve olanları birbirine oranla dengemizi kuracağız, içlerinden espriler çıkartıp, sessiz dersler alıp, tecrübe hanemize ek yapacağız, ya da heeeer şeyi unutup, gelecek yıl yeniden başlayacağız, ya da yerine göre ayar çekip kimini unutup, kimini aklımızda tutacağız …
Yol göstermek, bildiğin yollardan gitmek, yeni yollara kendini vurmak, yolda kalmak, adres sormak … fıtratımızda var :))) Bildiğimizi okumak da fıtratımızda var, fıtrat ile aramızda sorun yok, herkesin fıtratı kendine, kimse kimseyi bağlamasın arkadaşşşşş !!!! :))))))
Bugün baba ocağında gündelikteyim :))) Ablam işe gitmişken evi bi gözden geçirip bir takım eşyaya “Atem ama tutmayam ben seni, akşama abam gelince ne diyem kiiiiii !!!” uyduruk ama beni haklı çıkaran, bir takım ezgiler eşliğinde çalışmalar yapıp, cama, kapıya, perdeye, halıya bi el atıcam inşallah :))) Elime geçeni olmasa da gözüme kestirdiğimi de apartman görevlisi ile iş birliği yapıp icabına bakasım var.
Şekerim ; hep söylerim yaşlandıkca herkes annesi babası gibi oluyor veeeee eşyaya sıkıca sarılıyor, atamıyor, veremiyor … biriktiriyor. Ablam da anama benzeme kıvamında, benim de olacağım o, olmadan evlere bi çeki düzen vereyim diyorum,zati yazlığın icabına bakıp geldim :)))) Her anlamda kalabalık sevmiyorum, içinden sıyrılabileceğim geçici kalabalıklar favorim.İnsanın da eşyanın da fazlası zarar, bedene zarar, ruha zarar, zamana zarar … haydin “sadeleşelim haftası”na hoooooş geldik, “Atın atınnnnn, atamazsanız paspas yapın !!!” diye de bi çorap reklamı vardı, Jill mi idi adı acep ? Evet, evet atalım ; gamı kederi, evdeki fazla eşyayı, ruhumuza ağırlık yapan insanları … atalım, silelim, süpürelim, parlayalııııım :)))
Haydi öyle ise, günaaaaydıııın !!!!

 

 

Reklamlar

TEMMUZUN ORTASI VE SONU GÜNLÜKLERİ, BAYRAM DA İÇİNDE :)


10487594_10203322959368491_132563234768359401_n

 

Yaz takvime göre son ayında amaaa iki aylık sıcak yapıyor şu günlerde. Ciğerler, bedenler, tabiat cümleten yanıyoruz. Kara günlerimizin üstünde parlayan güneş bizi bunaltıyor, günler ölüm haberleri ile başlıyor, bir kez daha anladık kiiii memleketin menfaati başka menfaatlerin önüne geçemiyor 😦 Yaşıyoruz , günler geçiyor, hayat devam ediyor, günlükler de öyle, yazmak soyunup dökünmek gibi, tam da değil ama ruha bi serinlik veriyor işte, yazıyorum, yazmalıyım, siz de uzun demez okursanız, okuyun 🙂 Bir de bu çıktı şimdi, “Çok uzun yazıları okumuyorum!!!”  İz bırakmasın, balık hafızalı olalım diye çabalar, bazen hayatın son zamanlarda böyle olmayı gerektirdiğini düşünmüyor değilim 🙂

11 Temmuz 2015

Çok şükür hala bir bayram heyecanım var :)Nerdeeeeeee çocukluğumun bayramları desem mi demesem mi bilemiyorum, eskiyi özlemek beyhude, “giden gitmiştir, geçen geçmiştir !!!” diye bi özlü söz var mı bilmem ama yoksa da artık var :)))))
İnsanın içini dağlayan, gözünü yaşartan “şeker” reklamları başlamış, yalnız gençleri yaşlandırma son derece başarısız ve sahte olmuş, insanın içi kalkıyor, bana göre “o derece yaniii !!!” Marketlere stantlar kurulmuş, parlak kağıtlarda, renk renk şekerler, çikolatalar … müşterisini bekliyor, dün ben de aldım, azıcık ama, yiyemiyoruuuuz kiiii bacım !!! Rahmetli babam,” yerken yiyin, yiyemeyeceğiniz zaman da gelir” derdi, aynen öyle,
Aaaaah eski bayramları kırpıp gökyüzüne yıldız yaptık, arada ışıldıyor, aklımızda şimşekler çakıyor, eeee özlüyoruz tabiki de, misafirin önemine göre şekerler, illaki kahve ikramı, ben likörlüsüne bile yetiştim, bayram tatlısı, bayram yemeği, çocuklara hediye mendil, çorap, bozuk paradan harçlık, el öpmeler, yaşlı aile büyükleri ziyareti, bayram yeri gezisi, çatapatlar, mantar tabancaları, yeni gelinlerin bayram gezmeleri, temizlenmiş evler, çocuklara, kadınlara olmazsa olmaz tepeden tırnağa bayramlık, babaya gömlek, kravat felan :))))) Bayramın maddi hesaplarını yapan çocuklar, maneviyata önem veren yaşlılar, dolup boşalan evler veeeee çocuklarını önüne katmış gönüllü gönülsüz gezdiren anne ve babalar :)))) Bayramlardan sıkıldığımız, ziyaretlerde tos tos oturduğumuz zamanlar da oldu
maalesef 😦 Eeeee yaşın gereği, yapacak daha eğlenceli işler varken, “bi arkadaş bakıp gelmek” için izin süresinden çok dil dökerken, bizi sarmayan muhabbetlerde konu mankeni olmak hoşumuza gelmiyordu :)))
Aaaaah işte biz de büyük olduk, hatta ben esnaf kategorisinde yenge, abla, teyze’den anneye terfi ettim :)))))) Anne demek aslında dünyaya mümkün mertebe büyükçe bir kucak açmak demek, sarıp sarmalamak, dünya ağrısını dindirmek demek :))) Yazdım ama nasıl anlaşıldı bilemem, ama benim kalbim temiz :))))) Haydin günaydın :))

12 Temmuz 2015

Bütün ezberlerimiz hapı yuttu, dünya daha mı renkli, daha mı ilginç, daha mı şaaaneeee ? bilemedim :))) Yetişkinler için boyama kitabı çıkmış :))) Çıkış tarihini bilmiyorum, ben yeni duydum, dün de gördüm. Evdeki yavruya aldık, bir başkasına hediye yaptık, bir başkasına da yapıcaz inşallah. Minik minik boyanacak bölümler renk seçimi sana kalmış, biten sayfa tablo gibi, bizimkinin ismi “Büyülü Bahçe” Yani bahçe onlardan büyü senin renk kabiliyetinden, minik yavrular oyalansın diye ilk boyama kitapları aldık, renkleri öğrettik felan fistan da bitmemiş fasıl :))) Bi sayfaya da ben göz koydum, bayramdan sonra bayram ettirecem sayfaya inşallah :)))))
Aaaaaaah hediyeler, hediyeler … insandan insana köprü kuran, anı dağarcığına katkıda bulunan, ihtiyaç gideren, gönül şenlendiren, ansızın ruhu bir kaç kat havalandıran … hediyeler 🙂 Ben hediye etmeyi çok severim, ben de ani hediyeler alırım :))) “Ne verirsen elinle, o gelir seninle “, “Dostum beni ansın da bi çiğnim sakızla ansın ” gibi özlü sözler de konuyu pekiştirir. Her bayram, doğum günü ya da sebepsiz günlerde aniden bi paket ortaya çıkarmayı, paketin sabinin ışıltısı ile aydınlanmayı severim, en çoooooook da çocuklar favorim, valla tam hedefi denk getiririm, insan ruhundan fevkalade şeyederim :)))
Dün ben de bi hediye aldım, şuralarda tanıştığım, hakkında hiiiç bir şey bilmediğim, arkadaşın arkadaşı kategorisinden ama bilmeden paylaşımlarından sevdiğim, kendi sanal, ruhuma hakiki arkadaşım, bi arkadaşının kitabını yolladı, başına ismim yazılmış, imzalı, yazısı bile ayrı güzel, içi okudukça güzel, “Ergen ruhlar ilmihali” hediyeli ; KAFORİZMA / EROL KAF yazarı, Hediye edini Zuhalim, çooook teşekkür ederim 🙂 ❤
“Bizi sevindirenleri Allah en az misli ile sevindirsin !!!” 🙂  “Allah hepimize en az birini sevindirme sevinçi nasip etsin !!!” Kota günlüktür :)))) Günaaaaaaaaaaaydıııııııın !!! da hediyesi, öptüm sevdim okurlarımı cümleten :)))) Siz “like” tuşunun sayısal değerine takılmayın, bendeki birikim gözle görülmeyenden 🙂 ❤

13 Temmuz 2015

Ara ara silah sesleri duyuyorum, bir kaçan bir kovalayan mı var acaba ? Hayal dünyam çok geniş değildir ama ayrıntılıdır :))) Konu başlığını verin, ben sahneyi, hem de sahneleri kurarım :)))Haftaya bugün ömrümüz olursa, Ramazan, Bayram bitmiş, yaz tatilinin de yarısından çoğu geçmiş olacak, yani bu pazartesi önemli, “hem pazartesi, hem de onüç !!!” diye paniğe gerek yok, onüç felan batıl itikat zaten , Kara kedi de :))) Totem yapmak insanı yorar bence, kalbin de bi değeri var lüzumlu lüzumsuz hız yaptırmamalı , satırlarda görüldüğü gibi pozitif enerjimi yüklendim, sabah terapimi sizlen paylaşıyorum, kuş sesleri geliyor pencereden, güneş de hazır, karşı blokların camlarını kızıl kızıl yakmış,” öğlene doğru da sizi haşlıyacam tedbirli olun !!! ” der gibi, aaaaaaay yani ne yapalım, yeni bir gün, yeni bir sayfa gibi, hafta başı, bayram haftası, tatil kokusu var, gelecekler, gidecekler, yemekler, ibadet … gündem yoğun, bu yoğunlukta pazartesinin neyine tafra ????
Küçüçük bir kızken aklıma yer edenler halaaaaa aynı yerde 🙂 Babannem ; Mübarek günlerde torun eğitimi yaparken,” ölüler dua bekler, fatiha bekler, onları analım ki boyunları bükük kalmasın, hiç kimsesi olmayanları da unutmayalım !!!” derdi, o zamanlar gözümde canlanan manzara hem komik, hem hüzünlü idi, hala aynı valla, ama komik tarafında belirgin bi azalma var 🙂  Bu gece dua gecelerinden biri, Bir hatimimi herkese ayırdım,duası akşama teraviden sonra, isim saymaya gerek yok, benim niyetim belli, siz de gönlünüzden geçenleri niyet edin, ölülerimizi sevindirelim :)Ne ölünün ne dirinin boynu bükülmesin.
Hadi bu akşam namaz cami avlusuna, pencere sıkıntısı olmadan küfür küfür işallaaaaah !!!! :)))) Hadi dualar hepimiz için, Allah dünyamıza da ahiretimize de iyilikler, güzellikler versin, hepimiz insan olalım inşallaaaaaah !!! Aaaay hadi bi de gül kokulu günaaaaaaydıııııııın !!!!

14 Temmuz 2015

İnsanın “kendi ayakları üstünde durma, ekmek parası …” gibi nedenlerle parçalanmış bi ailesi olunca, senede bir kaç kez tam kadro oluyorsak, eeeee evin annesi, börekler açar, sarmalar sarar, tatlılar yapar o zaman :)))
Evet yapıyorum 🙂 ❤ seve seve, gönülden, gülümseyerek.
Dün gece tesbih namazında, bi ön saftaki komşum, “Ayşeeeeen, ben ölüyorum !!! ” diye yıgılınca mücbir sebeplerden namazı terk ettim, sosyal medyada “cami duvarından hoplayan mümin, camiden koşarak ayrılan mümin ” videoları varsa entarisi ala benzeyen benim :)) Bi ekşın bi ekşın ,davulcu ile selamlasıp eve girdim. Komşu genç yeni stent takıldı, çok korktum valla, gecenin kalanında en çok bildiğim, bilmediğim hastalara dua ettim, ambulans ekibini, ilk müdahaleyi yapan genç hemşireyi hep güzel hatırlayacağım.
Dünya fani, ölüm ani , bırakın içimizi tüketen içsel dışsal kavgaların peşini , bu dünya kimseye kalmadı, kalmaz da, mühim olan akılda iyi kalalım 🙂

15 Temmuz 2015

Dünya karanlık, mutfak dağınık, bulaşık kalabalık … olunca büktüm radyomun kulağını, “festival gibisin,katılmak istiyoruuum” la başladım, “Bir kaç eşyan vardı bende, öylece kaldı, yoktun artık yanımda, anlamam zaman aldı, ağlamam zaman aldı …” da takıldım, sayfada Komşu şarkıları buldum, onlarla açıldım biraz 🙂
Mevsim kış idi, hangi bayram unuttum ama, benimki siyah triko, belinde kırmızı, beyaz, gri kuşak çizgili,tam ortada kırmızı fiyonklu elbise idi, altına beyaz yarım çorap, kenarında minik ponponlu, siyah rugan ayakkabılar, ablamınki gri tonlarında içinde az kırmızı kareli kaşe idi, kalçadan pileli, pile üstü kırmızı kemerli, bi de yakadan aşağı kırmızı top düğmeli, çorap, ayakkabı aynı model, Osmanbey’de “Bacılar ” diye bi çocuk mağazası vardı, senede iki kez en iyisi, en kalitelisi, en havalısından giyinirdik, aralardakiler genelde dikme, bir başka büyükten geçme olurdu, Belki o yüzden bayramları pek bir hevesle beklerdik. Biz küçükken bayram gezmelerini de severdik, ikramlar, bayram ertesi muhabbetimiz olurdu, şekerler, çikolatalar, mendiller, çoraplar, önden hazırlanmış yaşa göre harçlıklar … biriktirirdik, her şeyi biriktirirdik, defterlerimizin arasından düzeltilmiş çikolata kağıtları çıkardı, şimdi bakıyorum kiii bir sürü de anı biriktirmişiz, zamanı gelince açılan sandıklar gibi, biri diğerini çekerek dağılıyor, aklımızdan, gözlerimizdeki perdeye.
Eski bayramları özlüyorum amaaaa yeni bayramları da seviyorum, çünkü uygulamaya geçtim :)))) Bayram sabahı kahvaltıdan sonra evcek büyükten küçüğe dizerim aileyi, en küçük başlar, en sona eşimle ben kalırım :))) harçlik, çikolata ikramını da araya katarım, şimdi bayramlık giyen yok ama giydikleri zamanlar da vardı 🙂 Henüz çocuklar evlenip barklanmadıkları için bir araya geliyoruz, tatil programları da henüz devreye girmedi, ben de beyin yıkama operasyonuna devam ediyorum :)))) Bayramları sevmek lazım, bayramlarda eksik var diye bayramlara küsmek olmaz, bayram adı üstünde bayram yapalım diye var, bayram yapmamak için bir çok sebep varsa bile yapmak için onlardan en az bir fazlası da var :))
Aaaaaaaay hadi Bayram tatlısı, Bayram yemeği, Bayram şekeri hazır sayılır 🙂 Mendil, çorap tedarikli, bozuk para cüzdanı da dolu :), güleryüz, tatlı dil cepte, ev D-100 üzerinde :)))Yolu Edirne taraflarına düşen ya da düşürmek isteyenleri beklerim, el öpmek mecburi değil, bi tatlı tebessüm, bi çiğerden sarılmaya fitim :)))
Haydiiiin cümleten günaydın, Bayram gibi bayramlarımız olsun, buralara ara ara dönerim, artık gerekli teknolojiye sahibim,” evin annesi yazlıktan bildiriyor !!!” bölümlerini bekleyin anacım 🙂

18 Temmuz 2015

“Akşamaaaaaaa geleceğiiiiiim !!!
Anahtarlar penceredeeeeee,
Tavuk da pişer tencerede !!!!” , şakkı da şakkı, ooooooh yandan, yandan modundayız, hiç bir uzmanı dinlemedik,yedik içtik, bayram tatlısını bitirdik biz :))))) Şaka şaka, iki porsiyon çıkar, çatal ucu beş kişiye yeter :))))
“Akşamaaaaaaa geleceğiz!!!!” Diyene cevabımız ; anahtarlar kapının üstündeeeeee, çay da demlenir semaverdeeeee !!!”
Tüm site çayı közlenmiş ateşte demliyor, bizde ekstra porselen demlik var :))))
Haydiiiin , varsın yansın dünyaaaaa, kimbilir kimler çıkar yarına, o vakit tadını çıkar, yanarsa yansın dünya …

19 Temmuz 2015

Evde yeterince ses var ama tv yi de açık tutuyoruz 🙂 cümle kanallar yemek pişiriyor, arkasından sağlıklı beslenme ve diyet programları yayınlıyor. Biz onların hiiiiiç birine takılmıyoruz, “görünen Köy uzak değildir ” bizim felsefemiz ” ” babama mani ol, çayı musluk suyundan yapsın, 20 lt su 20 saati bulmuyor!!!”, “market bize gelecek gibi değil, gidelim bari!!!!” Diyen , dili işleyen, parmak ve gözleri telefona sabit cocuklarla, yemek yapma konusunda rekabet eden ana baba ile,başımıza büyük apla ile ,esen ama serinletmeyen rüzgârla ,kitap, dergi, gazete arası kaybolan gözlükler, şarj sırasındaki telefonlarla, akşamları havada kömür kokusu, bir iki sivri ile … daha bir çok şeyle sayılı günler işte …

20 Temmuz 2015

Alman disiplinine yakın eğitim aldığım doğrudur, kurallı , kaideli,önüme, ardıma bakacak şekilde, büyük, küçük tanıyacak halde, sabahları içtiğim andımıza uygun büyüdüm ben :)))) Sonraaaaaa, yillar yıllar sonra, anne olunca , genlerin en az yarısı karışınca kendimi Amerikan conilerinin karşı sında buldum, yavrular bi geniş, bi rahat anlatılmaz, boğularak yaşanır halleri mevcut :))) Ben de akıllandım ama, bozulan düzene kurala direnmiyom, bacım, üç maymunu tek bedende topladım, Kamil kadın olcam , işallah :))))) evin annesi toplanmamış yatağında toplanarak telefona bakan, hep aynı şortla yatan, kalkan, market yapan yavrusunun yanından bildiriyor :))))) bi de mayosu var ayrıca :)))) bugün aşağılara inip desenli huni varmı bakıcam, bidondan kolonya boşaltacam da ondan yaniiii :)))))

21 Temmuz 2015

Aaaaah aaaaaah insan olan yanlarımız yasta, üzgün ötesi, iyi niyetler yarı yolda bile kalamadı, iyi niyetler kara toprak oldu. Gençler, az evvel gülen yüzler, hevesleri,umutları olan, umutlarımız olan gençler … bizim yaş yarım asrı devirdi, tekrara düşen filmler var, tanıdık senaryolar var, anlıyoruz biz, biliyoruz ki, o devlet, bu devlet, geometrik doğrular, park bahçe koruyanlar … değil suçlular, suçlular suç ortakları ile bi senden bi benden hesabı yapanlar.

22 Temmuz 2015

Poyraz var, ne deniz, ne sahil, ne güneş, ne de yazlıkcılar … hiç bir şeyin tadı yok, dünyanın da tadı yok, bize bedelsiz sunulan tüm nimetlerin içine tükürdü insanlık, tüketerek ilerliyoruz, tükettiğimiz hiç bir şey yenilenmiyor, aslında yok ediyoruz, analar her halde ağlıyor 😦 ölenleri sınıflayanlar var, cümlesinin başına ama koyanlar var. Ne fark eder öldükten sonra, asker, polis, aktivist … ölmesinler, esas maharet kimseyi öldürmeden, ölmesine müsade etmeden , zirt pırt yasak getirmeden ülke yönetmek, duble yollar cenaze taşımak için mi acep ?

23 Temmuz 2015

Rüzgar sert esmeye devam ediyor, serinletmiyor,sersemletiyor. Sokağın çocukları çocuk sahibi, gençleri ihtiyar delikanlı oldu, sessizliğin sesleri var etrafta. Frida Kahlo’nun hayatını okuyorum. Kısa ama uzun uzun akılda kalan bir hayat, küçük bir Migros açılmış aşağıya, tarih dergisi aldım, tarihi yeniden yazanlardan 🙂 Değişik bakış açıları, bizi değiştirmese bile değişik düşünmeyi düşündürüyor.
Tv yi uydudan izliyoruz, sayısız abuk subuk kanal var. Hocanın biri Adem ile Havva’yı anlatıyor, “Havva cilve yaptı, seninim Adem , dedi” diyor :))))) Sonraaaaaa cennetten cümleten kovulduk ,hoca istek ilahi okuyor, yeni dönemde aile içindeki küsleri barıştıracak, insanın hükümeti de kur diyesi geliyor :)))
Asya Kaplanı var, başka bir kanalda bi alana bi bedava :)))) Japon kanalı var, ing. yayın yapıyor, Kabuki izledim biraz :)))) Şaban filmleri var, kırmızı yanaklı bitki doktoru sağlık hizmeti veriyor, otla çöple :)) Akşam uzun uzun islamda bölünmelerle bölündük, arabesk kanalı bile var, denize bakarak ay ışığında içleniyor insan :)) Ay sonuna doğru istanbul’a inip geri gelirim diyorum .Tüm ağustos düğünleri bensiz :))) Eylüle kutlar,takar takıştırırım artık ❤
Hayat devam ediyor, ediyor da ölü canlar, ölü ruhlar, ölü tabiat … bi umut canlanacak ama, bekliyoruz işte, ıslah olacakları, kahrolacakları, bi ışık yakacakları …

25 Temmuz 2015

Sıcak !!! Yazlık, hava, bedenim, memleket halleri, ilişkiler … sıcak. Hatta bazıları kaynama noktasına gelmek üzere. Kendimizi manzara resimlerine, özlü sözlere, hal-i pür melalim ifadelerine bıraktık. Özet “ömrümüz bir su içiyor yıllar !!!”
Arka komşu çekirdek aile, anne, baba ve itleri “şanslı” 🙂 Babanın geleceği akşamlar şanslı yolun başına oturup bekliyor, arada kayboluyor, bulunca annesi “sen kimden izin aldın!!!” diye bağırıyor. Karşı komşunun kızı Büşra’yı begeniyor, daha iyi görmek için üst kat komşunun terasına kaçıyor. Annesi alıp geliyor :))) kalabalık misafir sevmiyor, eve pisliyo, her sene üç aylığına gelen Kayınvalide ve kayınpederi patileri ile yataktan itiyormuş :)))) Şanslı sokağa eğlence yüksek perdeden seslerle ev ev seviyoruz ❤
Musa’nın uykusu /Tuğba Doğan son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan şiddetle tavsiye ederim, kelimeler, cümleler “ben de ben deee öyle hissediyorum, hissetmiştim dedirtiyor.
Sosyal medyada iyi bir takipçiyim 🙂 Kanıt paylaşımlar var, onlara yapılan yorumlar var. Kin ve nefret dolu, ooooh olsun, daha da fazlası gelecek mesajı taşıyor 😦 ötekileşme günden güne artıyor, kim kazanacak, savaşların galibi olur mu ?

26 Temmuz 2015

Sıcak pazar !!! Bunaltan bir hava, karışık rüyalar …
Bu saate kadar bir iki başlangıç yapmaya çalıştım ama olmadı :)Bir de denizden başlayalım 🙂
Günaaaaaydın millet, hayat parkuru başladı, ipi göğüslemek değil, amaç gruptan kopmamak ♡

 

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑