YİNE BİR PAZAR. GÜZEL OLCAZ, ÇİÇEK OLCAZ BİZ …


10432998_10205453858119628_1647862460471571364_n

 

Sıcak olunca yatamıyorum ben 🙂 Bi de aykırı yanlarım var, herkes yatarken de yatamıyorum ben 🙂 Aslında uykuyu alınca yatamıyorum ben, hasta da değilsem, ne diye yer işgal edeyim yatakta, her yerler, herkesler pazar havasında iken, birazdan herkesler her yerlere pazar kahvaltısı çılgınlığı için dağılacakken, “önce ben kalktım !!!! ” modundayım :))

Yaz aniden geliyor artık, yavaş ısınmalar, nazlı nazlı gelen baharlar kalmadı 😦 Güneş tepeye dikildi, üstünde biraz bulut, çokça su buharı var. Su buharları neme dönüşüp aaaaaaaaaaz sonra bizi yapış yapış yapacaklar.Buna da alışacağız, zaten hayatın temeli, alışmak, normal karşılamak, kabul etmek …

Koridor boyunca yol alıp malum masaya, gecenin yorgun savaşçısı bilgisayara ulaştım. Kapı önünde bilinçli bıraktığım altılı soda şişesi marketten geldiği gibi, boş klozet kapağı kutusu ile yan yana duruyor, el değmemiş, benim çocuklar bu sınavı da geçememiş 😦 Etraftaki bardak, tabak, çikolata, dondurma kalıntılarını, örtü, yastık, çorap, hırka, gazete… gibi ortama renk ve hareket katan parçaları akşamdan kalmanın olmazsa olmazı sayıyorum, takmıyorum, takılmıyorum :)))

Halbukiiiiii tepeye yapıştırdığım, Özgül kaynaklı, yurt dışı manzarasına bakmak isterdim uyandığımda ben. Dağlar, eteklerinde bir köy, sularda gezinen kuğular, dağ kokusu getiren rüzgarlar, o rüzgarla titreşen sular, sularda oynayan yansımalar, evlerde mutlu insanlar, temiz hava ile aaaaaaaaaz sonra kucaklaşacak çocuklar, pazar için bahçeye hazırlanacak masalar, elinde tabakla gelecek yan komşular, eee biz çay da içeriz, ince belli de 🙂  kırarız iki çift lafın belini , bir rehavet çökünce hadi gelsin üstüne bi Türk usulü kahve …

Böyle pazarlar da gördüm ben 🙂 Su kenarında köyler olmasa da yerleri, mahalle içlerinde asmanın altına kurulan masalarda, onun kareli muşambasının üstüne sıralanan melamin tabaklarda;  kızartma, haşlanmış yumurta, sucuk tavada, eski kaşer, yağlı beyaz peynir, türlü çeşit reçeller,tereyağ hakikisinden, yasakla tanışmayan sıcak beyaz ekmekle …Bir de sırtını duvara veren bir sedir olurdu, pileli etekli örtüsü ile, taşlar kahvaltıdan önce yıkanır hem serin hem temiz olur,takımı bozulmuş tek sandalyeler, ters çevrilmiş kova … sık sıra dizilirdik etrafına, sade bi mutluluk vardı bizde. kahvaltının ötesi yoktu ki,  en fazlasından pazardan sonra pazartesi gelirdi, içinde sendrom filan olmayanından.Sonra mertlik bozuldu, cep telefonu demeyelim hemen, ona gelene kadar araya sıkışanlar var . Ama neler sıkıştı, bak şimdi sayamadım, yine de suçu sosyal medyaya atalım da huzur bulalım :)))))

Ne geçmişi geri gelmesi için özlemle anarak, ne de gerçek olması zor hayaller kurarak ya şa ma yız , amaaaaa ortaya karışık yaparız 🙂 Kurarız masayı balkona, ıhlamurlar çiçeklendi, kokulandı, rüzgar getirir elbet, bir model, cam tabaklarda, peynirler, reçeller, soslar, tavada omlet, organik diye aldığımız otlar çöpler :)))) Çeri mi şeri mi ne işte ondan domates, mini mini hıyarlar , sıcak tam buğday ekmeği :))))) yeni model çay bardakları, gögüsten büzmeli gibi :))) ama cam, ama çay yaprak demleme, kırıta, sırıta, araya bir iki sorgu sual…  kurdum, topladım, üstüne kahve yaptım, az da gazete baktım derkeeeeeeen annenin pazarı da geçer gider. Annenin bütün pazarları birbirine benzer görünür ama benzemez.Fark ev halkında, doğarlar, büyürler, giderler, gelirler, gelmezler … Aaaaaaaah insanlar yokken eşyaları kalıyor bazen, bu fark eden anneler, takılmaz şekil şartlarını, kapı yanındaki tuzak sodalara …

Hadi çay koyim bari :))) Arkası da gelir …

Reklamlar

MAYIS ORTASI GÜNLÜKLERİ


20888_10205463570962443_7604261833047887089_n

 

Mayısın üçte biri bitti, arkası yaz, kutsal ay Ramazan, onun arkası bayram, yazın tam ortası, Ağustosun yarısı yaz, yarısı kış derkeeeeeeeeen ömrü olana sonbahar gelir, bayram, yılbaşı, doğum günleri, okul açıldı … diye oyalanırken yıl biter, yenisi gelir 🙂 Hayat böyle işte gelmeler, gitmeler, beklemeler, saymalar, sövmeler, pişmanlıklar, keşkeler … hepsi günlere hapsolmuş durumda. Günler hayatımızdan parçalar, bizim filmimizin kareleri … ara ara geriye bakıyoruz, tam dönmesek de omuz üzeri bi bakış fırlatıyoruz 🙂 Ne mayıslar kaldı geçmişte, ne mayıslar … Çocuk olup bahçeler de saklanarak, koşarak oynadığımız oyunlar, akşamlarına saklanan bakışmalı aşklar, okulların son demleri, gençliğe denk gelen heyecanlı, sınav stresli mayıslar, ev bark olduğumuz, kucağımızda çocuk tuttuğumuz, göz yaşımızı tutamadığımız mayıslar … ben en çok turfandanın çıktığı mayısları, kokusu odadan odaya dolanan anamın salata yaptığı , domatesleri hıyarları hatırlarım. yoktu eskiden her mevsim her şey, yazın ilkleri mayısla birlikte çıkardı, bolca da alınmazdı, tadımlık, aaaaaaaah aaaaaaah tatlarının hatırası kaldı damağımızda, kulaklarda anne sesi, gözler işten gelecek babayı bekler … heyecan var akşam ezanında süresi biten arkadaş buluşmaları için bi duvar üstünde, üstümüze eğilen ağaçlar …

11 Mayıs 2015

Evim eviiiiiim, güzel eviiiiim, bak ben geldiiiiiim !!!!
Dört günün özeti ; ” Ben diyetin içine tükürdüm, belediye de Konya şehir merkezinin içine tükürmüş ” ayrıntılı olarak önümüzdeki günlerde yazıcam, inşallah :))))
Il sınırlarına öğleni az geçe, ev sınırlarına saat gece yarısına doğru girdim :))) Ablamı, halamı, teyzemi gönülledim 🙂 ❤ “Bu dünyaya insanları mutlu etmek için geldim, biliyorum da , öbürleri niye geldi bilmiyorum ” diye kendime yakın hissettigim bi cümle okumuştum.
“Annelik her gün için yeni heyecanlar taşır” demiş reklamcının biri, duvarlara yazıp, aşmışlar 🙂 Bugün o heyecanın peşindeyim mi desem, heyecan istemem kalbim dinlensin mi desem ? Bilemedim, eve gelince bir duş ve tombi yatak yapabildigimden etrafda beni ne sürprizler bekliyor bilemiyorum, çamaşır, silme, süpürme, yemek… kesin olan aktiviteler de zorluk derecesi ne bakıcaz artık, evi talimatla gençlere bırakıp gittik, sınav sonuçları yarına dermişim 🙂
Aaaaay hadi bi yaz sabahında sonbahar kılıklı ruhlar bi işe yaramaz, blok halinde hareket ediyorum amaaaa acılcam inşallah, yeme, içme, gezme … demeyin bana, hatta hiç bişi demeyin, ben bildigim yollardan gideyim, kısa yol varsa da belki giderim :)))) Aaaaay olmadı, olmasın valla :)))
Hadi “duruma bi bakcaz, elimizden geleni, ardımıza koymıcaz, ama belki :))) ,belki de elimizden gelenleri elimizde tutucaz !!!” Diye kendimle konuşup, sözleştim, uyarım, uymam, tutarım, tutmam … bana kalmış, paşa gönlüm önemli :)))) cümleten günaydın …

12 Mayıs 2015

 

Yukarı bakıyorsun, gökyüzü yaz, mavide hafif beyaz hareler var 🙂 Aşağı bakıyorsun, ağaçlar savruluyor, rüzgâr deli deli esiyor, hazar orası sonbahar. Amaaaan benim gönlümde hepsinin yeri ve uygun davranış modelleri var :)))
Benim reklam başlamış, ” yakışır eve barka, giyince varın farka, terlikte kral marka , bence Akınalbella ” marka yazdım amaaa , hiç görmedim, görsem tanımam. Görmeden cıngılından sevdim ki :))))Duyunca terliği ayağıma takasım, ortada iki dolanasım geliyor. Ben terliksiz basmayanlardanım. Aaaaah gelin kızların çeyizinden çıkmıştır artık terlik, parmak arası oldu çoğu, aaay benim de kırmızı rugan olanından var, iyi para verdim, marka bacım !!! :))))
Gözümüz, gönlümün sabah avareleginde gezerken, bize “dur !!!” diyecek olan sorumluluk duygumuzdur “Karakaş gözlerin elmas …” teeee benim çocukluğumdan kalma, kulağıma gelirken aklıma gelecek olanlar tutar beni, daha terlik hikayesi bitmedi, dönüyor zihnimde.
Aaaay biraz ordan biraz burdan hayat ortaya karışık olandan 🙂
Evi sorarsanız epey yola girdi, beni sorarsanız ; yoldan çıkasım var, bahar beni hep anarşik yapar ki :)))
Şaka len şakaaaaaa !!!! Hanım hanımcık eve bakıma devam, az da okuma üfleme :))) evin içinde kaybolcam ben, yani belki :)))
Kesin olan iyi dilekler ve Günaydın
Haydin gençler nerde kaldiysak ordan, yeni başlangıçlar dündü, bugün devam, devam …

14 Mayıs 2015

“Seni çöpe atacağım, poşete yazık …” diyen şarkı sözü gibi, ” sana öküz diyeceğim, hayvana ayıp ” Öküzün bir hasetliğini, fesatlığını görmedik, ilgisiz alakasız olduğu doğrudur :)))) tren takıntısı da , anlamaz, anlatmaz … hepsi o kadar. Halbukiiiii benim öküz diyesim gelenler daha kapsamlı.
Aaaaaaah durmadan kendini anlatanlar, yaptıklarını överek yedi düvele yayanlar … ne kadar kötü olduklarının farkında olup da hem kendilerini hem de etrafı iknaya çalışanlar mı acep ? Çok laf yalansız, çok para haramsız olmaz derler 🙂  Etrafa rahatsızlık verenleri baş tacı edenler yüzünden satılmış durumdayız.
Bir çok şeye itirazım var, asabiyim ben !!!! Bazı insanlar için elimizden “Allaha havale etmekten ” başka bir şey gelmiyor 😦
Hadi ettik gitti, hadi örnek hayvan kuşlar, onlar gibi arkamıza bakmadan uçabilelim, kaçabilelim, konabilelim, kulağa hoş gelebilelim 🙂 hadi yaz da iyi bir mevsimdir, seveni vardır, bekleyeni vardır, onlardan değilsek bile hatır edelim 🙂 Hadi evrene salınan pozitif pozitif enerjilerden kapalım :))) ( uzaylılar yemeden :)))) )
Heeeeeer şeeeeyler geliyor geçiyor, ama fişek gibi, ama tüy gibi, ama ezerek, ama sevdirerek … yapcek bi şi yok, epey yaş aldık, bi el kitabımız olmuştur, yani :))) bi yerinde bi not vardır, ” yerini bulamadım, gözlüğü takamadım, bağlantıyı kuramadım…” lar kendimizi kandırmak için yalan dünya malzemesi. Hadi malzeme olmayalım :))))
Haydin günaydın, “kimleeeeer geldiiii, kimleeeeer geçti hayatımdaaaan … ” da eski ama güzel şarkı ama yazın şarkısı Gülşen den “sabret af çıksın, öptürcem sana evin yollarını …” bi orası kalmış aklımda, kalbimiz bedenimizin evi, öptürcez ışalla o yolları bazı insan kılıklılara :)))) illaki …

15 Mayıs 2015

İnsan aslında her sabah başka uyanıyor, Sabahlar farklı da ısrarla aynı olsun diye uğraştığımızdan sıkıntımız :)) Mesela bu sabah ocakta bir mini tencerede kaynayan çilek reçeli çalışmam var 🙂 çalışma diyorum çünkü pek tutturamıyorum, “Çilekde iş yok !!! ” diye konuyu bağlamak mümkün. Çilek kokusu, kahve kokusu, havada sümbül kokusu, evde uyuyan çocuklar, normale dönmüş bir tansiyon, musluktan akan su, güvenli dört duvar, dolapta yiyecek içecek, hala yaşayan sevdiklerin, eh biraz da heyecanlı beklediğin istikbal ( Bu konuda her zaman heyecanlı değilim, üstümde ukalalık derecesinde bir bilgiçlik var valla, tahminlerin çoğu zaman tutuyor :))) ) daha bir sürü mutlu olunacak şey varken, kendimizi karanlıklara, küçük pembe haplara, destekli, hayatı pembe yapan bir sürü şeye ihtiyacımız yok, Tabiiiikiiii de ben de arada yoldan çıkıyorum, şaşıyorum amaaaa dönüyorum sonra, mesele bu zati. Bir sen varsın kıymetli, yedirme kendini, yemesinler seni. hayatın renkleri var, doğrudur, ama her rengi var, her boyayı boyacağız, arada renk karıştırıp yeni renkler yapacağız, bence siyah son nokta 🙂
Hadi bir çırpıda hafta sonu gelmiş, hadi sağlık çok ömerli ( Eskiden oğlanın biri önemli diyemezdi, onu andım :))) ) Hadi hadiler de önemli, bir nevi kamçı misali, hadi kandil, hadi cuma, hadi çilek reçel oldu olacak, belki bu sefer tutar :)) hadi,hadii, hadiiiii … her şeyin hayırlısı, hadi günaydııııın !!!!

16 Mayıs 2015

Yatamıyoruz, bu sebeple de kalkamıyoruz 🙂  Ben bi ara kalkıp sonra yine yatıyorum mecbur, Hem sadece iki üç saat uyumuş olduğum için hem de bebeler uyuduğu için :)))) Dijital saat gözüme doğru 09.38 olarak parlayınca attım kendimi yataktan, “gün bitiyor eeeeeeey Ayşen, meydanlar sensiz kalacak, yemeği, ütüyü kim yapacak, yazıyı kim yazacak ,yat yat yat nereye kadar, listene bak bakalım, sen kendini onbeşlik mi sandın ? …” diye çemkiren iç sesime “Aaaaay tamam, tamam !!!” diye bi ergen havası yaptım, masa üstünde akşamdan kalan “Damak Gece” paketinin son kalan parçasını ağzıma attım, yanına da bi kahve yaptım, yavrular uyurken bi iki satır yazıp da başlayalım, şekerleeeeer !!! :)))))
Valla bugün için ne desek olur, evirip çevirmeye müsait 🙂 Biz de günün dansözü değil, fırıldağı hiiiiiç değil :))) Döne dura yapcez bi şiler. Eeee liste her zamanki gibi, rutinler var, aykırılar var, sürprizler olabilir… açtık göğsümüzü, siper ettik kötüye, açtık kalbimizi misafir etcez, iyiyi, sevgiyi, saldık evrene pozitif enerjiyi, benimkini TC Müge salmış zaten, kaptım payımı :)))))
Haydin günaydın millet, cümleten kolay gelsin … 🙂

17 Mayıs 2015

Birinin sınav haftası, birinin final haftası, çocuklar ders çalışıyor, yani zaman zaman. Gececi bunlar 🙂  Ben de zamane annesi, birlik ve beraberlik içinde :))) arada salona toplanıyoruz, kucaklarda ders notları, elde telefonlar, açık tv, açık muhabbet ( kısa ve etkili cümleler :))) ) sağda solda şarj aletleri, bardaklar, mini tabaklar, gazete parçaları, örtüler,yastıklar, kağıdı kalmış çikolata enkazları … daha bir sürü evi ev yapan şeyler, bir yere toplanmış değil, oda oda gezer haldeler, banyo bile nasibini almış halde :)))”Yapcek bi şi yok !!!” değil tabi var ama nafile anne çalışmalarına girmiyorum, akıllandım artık :))) Ben de ruhumu besliyorum, hiç bir şey kurtaramasam da hayvanları kurtarıyorum bacım :))) 681 deyim 800 küsurlarda olanlar var :)))
Yatmaktan, rüya görmekten bunaldım, sessizce kalktım artık, çay koydum, etraf ile bakıştım, bir iki plan program yaptım :))))) Pazar ertesi sendromumuzu da alıp bi hal çaresine bakıcaz 🙂
Hadi güneş de nazlanıyor, uyusun millet diye 🙂 , hadi pazar, her şey kapalı demekti eskiden, şimdi pazarın alternatifinde sınır yok sanki, hadi zengin kahvaltı, çoluk çocuk, okuma, yazma, sohbet, deniz kenarı, çayır çimen, mangal … ne bulursanız, kaçırmayın valla :)) gün geliyor yediklerin yasak oluyor, çocuklar olmuyor, hava tutmuyor … üçe beşe bakmayın olduğu kadar bile güzel, cümleten şaaaaaneeee pazarlar olsun …

18 Mayıs 2015

Hastuuuuuur !!!!! Haydiiiiii !!!! Ya Allaaah !!!!!
Bunlar haftaya giriş nidaları :))) Hee bacım , estergon kalesi’nden girdik haftaya :)))) artık bi zaman tutar bizi ayar edemezsek , biyoloji sınavına giden kız uğurlandı, yarın akşama kadar oğlan bende, yemek artık illaki sabah olmalı , güneş öğleden sonra ocakla yarışıyor Faydası olursa menü; karnıyarık, pilav, semizotu, sütlaç, yoğurt, salata. Yoğurt da ev yapımı diye şeyettim :))) ayyyyy hadi sevgi , ilgi ihtiyaç, hadi günler tren biz bakan olmayalım, binelim trene dolanalım, görelim, bilelim, faydalı bilgileri paylaşalım :))
Aaaay hadi kendimi tutmayım, cümleten kolay gelsin, yanıyoooooor patlıcanlar !!!!!

19 Mayıs 2015

“Genciz biz, delikanlı !!!!, aktif, dinamik, heyecanlııııı !!! ”
Diye günün mana ve önemine binaen bi türkü tuttursak, kendi kendimize “bazı yerleri doğru amaaa” deriz , yani zaman zaman.
Ruhlar ve bedenler heeeep ayrı alemlerde, yan yana gelmeseler de olur artık, beden aldı başını gidiyor, ruh seneler gerisinden sekiyor :))))
“Mühim olan ikisininde ayrı ayrı farkında olmak !!!” diye de evimizin filozofu olarak salladık :)))
Yemek ocakta, akıl sokakta, çay cam bardakta, çocuklar yatakta … özet budur :))) Bakıcaz duruma ; imkanlar ne durumda, elde var birler, aniden gelenler, B planları … felan fistan :)))
Bugün de hayatın içinde, hatta tam ortasında olmak dileğiyle … cümleten günaydın, bugün bayram, gerçi bana dün de bayramdı, muhtemelen yarın da, öbür gün de :)) Eeeee ben farkında deliyim kiii, hem kim değil ki, hem olsun zati … :))))

20 Mayıs 2015

 

Konya’dan döneceğim sabah uyku tutmadı, balkonda uzun uzun oturdum. Ev şehirin merkezinde, her yere eşit uzaklıkta 🙂 oturduğun yerden önemli binaların en az %50 sini görüyorsun, (boy bos olarak ) ulaştıran tüm araçlar kapı önünden geçiyor, saat dokuza kadar in cin top oynadı diyebiliriz, yaya ve araba sayısı yirmiyi bulmadı, tramvay, dolmuş otobüs boş geçti, tek bir siren ötmedi, günlerden hem pazar, hem anneler günü idi, bildiğimiz eski pazarlar gibi şehir uyuyordu, Konya çoğunluk uyur zati :)))Unutmuşum tuhafıma gitti. Anadolu çoğunluk öyle, cetvelle çizilmiş gibi her şey, heyecan yok, ses yok, kavga gürültü namusa bağlantılı çoğunluk yani, aaaay işte bir huzur vardı da, nereye kadar ? 

Pazartesi mi değil mi diye sorguladığım bu sabahta bahçeyi Anzak’lar bastı sandım, valla kıyafeti tutturmuşlar, şapkalar, renk, kıyafet kesimi … Çanakkale dönüşü harçlık çalışması gibi, kimi otları kesiyor, kimi süpürüyor, kimi dolanıyor 🙂 yandaki bina mantolanıyor, yolun karşısındaki inşaat vincine haaaaydiiii !!!! demiş, yollar öğrenci dolu, servisler, yürüyenler, park yeri boşalıyor, evdeki ergen kahküllerini fönlüyor, radyo açık, tüm evler kıpır kıpır … sesleeeer sesleeeeer … takarsan çıldırtan cinsten, tatili bunun yüzde on eksiği, ayol metropol burası :)))) Büyük şehrin her şeyi büyük, yapcek bi şi yok.
Şehrimizi aklımızda kaldığı gibi seviyoooooz !!!!! Şehir de bizi seviyor mu ? Hayııııırrrrr!!!!!
Bizi öğütmeye çalışan heeeeer şeye direniyoruz, fıtratımızda var :))))
Haydin cümleten kolay gelsin, spora gitcem ben amaaaaa havada bulut var :)))) yeterli bahane olmazsa, günü bilemedim, ayağım çekmedi, gerçek pazartesi giderim …. yardımcı bahaneler :)))) Günaydın bi de

 

FES BAŞIMDAN OYNADI …


10360782_10205474040704180_3082212400283868715_n

 

Buram buram huzur kokan şu resmin altına neler yazılmaz ki ? Hayata açılan bi pencere, pencere de bi perde, cama yansıyan ama odaya dolamayan dışarıdaki hayat, içeride gizem, çiçek ve kedi, yaşayan belki yalnız biri, belki sabahın ilk saatleri,  genelde “içeriye güneş gelmesin !!!” henüz hazır değiliz ifadesi , yeşil panjurlu ev hepimizin teeeee yıllar öncesinden hayali … Özgül bu resmi Almanya’larda çekti :))) Bizde olmaz bu manzara  dersek yalan da sayılmaz.

“Fes başımdan oynadı !!!” annemgillerin bir kızgınlık ifadesi. Açılımı ; “Bi sinirlendim kiiii, kaşım gözüm, kıçım başım, ayrı ayrı, ayrı yönlere oynadı, kafamda fes bile durmadı ” Şapka devrimi olalı 90 yıl olduğuna göre, asırlık bi cümle, zaten asabi haller tarihi insanoğlu ile başlar, ilk ifadeler “Homuuurg homuuuurg !!!” dermişim :))))  Seçim yaklaşıyor, şarkılar, türküler, bayraklar, hediyeler … derken eve telefonlar gelmeye başladı, bi de sonunda “bizimle misiniz ?” diye sormaz mı,  fes başımdan oynadı, seçim benim bildiğim gizli, oyumuzu sarıp sarmalayıp atıyoruz , bu yeni fişlemeli anket mi ?  Evet se mükafatı mı var, hayır sa cezası ?  Tanımadığım numaraları açmıyorum, bazen içimden gelen ses belki tanıdıktır, diye dürtüyor, arada tutuyor, arada fes başımdan oynuyor 🙂

Sonra kendimi balkona attım, mahallede bir mutlu olay var, gençler giyim kuşam, öz çekim yapıyor, kızlar aynı tornadan çıkmış gibi; dağınık saçlar, siyah elbise (fazla kiloyu saklasın diye ) Altına takoz ayakkabı, bu topuklar neyi değiştirir ki, suni olarak uzatılmış boy, suni görüntüler veriyor, bi de kısa etekler, bi de ince bacaklar, bi de sünnet çocuğu gibi adım atmalar … Ben bu ayakkabılardan hiç almadım, hiç giymedim. Acaba ben hasetin biri miyim, ben de yok diye, çamur mu atıyorum, boyum da selvi değil, eşimden de kısayım,  Gerçi mutluluğumuza bir etkisi yok :))) Çoluğa çocuğa karıştık :))))

Aaaaaaah sinir böyle bir şey, insanı alıp savuruyor, festen girip, ayaktan çıkıyorsun, iki satır yazayım da ruh halim dillere düşsün, benzer olanlar “Ben de, ben de  ” diye sevinsin, benzerlik yok diyenler de illa ki bi yeri tutuyordur itiraf etsin :))))

 

MAYIS BAŞI GÜNLÜKLERİ


10985492_10205474043544251_6792179873875386947_n

 

Günlükler başında ama biz Mayısı ortaladık bile 🙂 Mayıs güzel aydır, aslında her ay güzeldir, aslında her şeyde bi güzellik vardır, güzelliklere bakıp da görmek gerek, bunun için da baktığını anlayan, anladığını kendine anlatan, kalbi ile ile bağlantı kuran gözler gerek 🙂 Bu da zaman isteyen bir şey, atalarımız “zamanla olur !!!” demişler, ya da buna benzer bir şey illa ki demişlerdir, boşuna ata olmadılar di mi ? ” Sakla samanı gelir zamanı”  gibi ata sözleri aklımızdan uçup gitmiş sanırken gen yoluylan hatırlıyoruz deeeermişiiiiim :)) Mayıs günleri de yaşanmışlar arasında yerini alıyor, bi bakalım, bakalım nasıl yaşamışız, pozitif olduğu kesin de, başka nesi var …

Resmin kaynağı yine Özgül, gezdi, çekti, geldi 🙂 İki çiçek arası karşı kıyılar , dilsiz mi sanırsınız, fotoğrafları …

01 Mayıs 2015

 

Bugün 1Mayıs 🙂 Bir çok anlamı var, insana dair, maziye dair, işçiye emeğe dair, mevsime dair … Uygun cümlelerle İşçi Bayramı’nı kutlamak münasip, meydanlara çıkmak, hele ki Taksim’e gitmek, şiddetle yasak. Bunun devamında binlerce cümle kurabilirim, anabilirim, anlatabilirim de kim ne anlayacak, anlayan anlıyor zaten, anlamayanlara davul zurna az, anladıklarında da sivrisinekler tarafından taciz edilecek yanları kalmamış olacak,
Mayıs sisle, soğukla, yasaklarla geldi. Bunun tam bir bahar ayı olacağından insanın umudu kesesi geliyor amaaaaaa kesmiyoruz, eskiden bu ayda pek çok tatil olurdu, sonunda da okullar kapanırdı, aklımızda hep hafif bir ay olarak kalmış Mayıs, yani benim kuşak için 🙂
Aaaaaaaay hadi “Sebaaaastiyaaaaaan !!!!” diye bi seslenesim var da sesime ses verecek “Sebastiyan” var mı acep ? :)))) Kendi evimin Sebastiyan’ı benimmmmmm !!!! diye kesin ve kati bir girişle, kulak arkası, göz ardı etme halleri ile, “Ankara’da Robot kalkmış, yerine Dinazor gelmiş, mesajı alan olmuş mu dur ? ” diye kahvaltı geyiği aklımda , içimde bi sıkıntı var ama patlıcandan, sütten reçel yapan kadınlar ruhunu sürükleyerek masaya taşıyacam artık, masa çiçek açarken, içimde açma ihtimali olan çiçekler var, sümbül, leylak, erguvan, mor salkım … zamanı. Çayı bi koyalaım, kokusunu duyalım, emekli bi emekçiyim ama özel sektörde ev içi gönüllüyüm :)))) Bayram edecek bi fırsatım olacak inşallah :))) Haydi cümleten hak edene kutlu mutlu bayramlar olsun, bayramlar özel olsun, bazısına her gün cinsinden değil 🙂

02 Mayıs 2015

Kurallar var olmalı, amaaaa kurallar bizi değil biz kuralları yönetmeliyiz. İnsan elinde olan hiç bir şeye esir düşmemeli, düşüyorsa eğer bi yerde yanlış yaptığı için değil yapmadığı içindir. Kurallar iki kapılı bir ev gibi olmalı, temeli sağlam, penceresi olan, zamanı geldikçe yenilenen, boyanan, misafiri gelen, ev sahibi yatılı giden, hep var olan ama zamana ayak uyduran kurallar. Tabii ki de bir dozu da olmalı, yalama olmuş kurallar kural değildir artık, dozaj için tavsiye veremiyorum, herkesin ruhuna bağlı, ruha huzur veren, soru işaretlerini kaldıran, genel kabul gören, ısrar edilmeden uygulanan kurallar … bunlar doğrular da ben de çarşafa dolanmış gibiyim, konuyu açtım, nereye bağlıyacam, konudan nasıl ayrılacam bilemedim :))) Derken bi yalan söyledim :)Yok böyle bir şey, “Bilemicem !!!” demek; konuyu bağlarken etrafa zarar ziyan verebilirim, kırılırım, kırabilirim, aslında bu keime ile kıvırabilirim, ne şiş yansın, ne de kebap 🙂 manasındadır. Bunlar hayatın kaçak güreşen kelimeleri, ne tuş olabilirler, ne de edebilirler, puan alıp, puan verip sonsuza kadar güreşebilirler 🙂
Aaaay dünkü kepazeliklerden üzgünüm, gördüklerim, duyduklarım, hissettiklerim … üzgünç şeyler 🙂 Mutsuzu ve umutsuz değilim çok şükür, sabırlı olmak, sağ duyulu olmak … gibi teselli ve teskin edici cümlelerim var, arkasına sığındım.
“Dünya Bu kadar” ; Kitabı bitirdim, bitince hakkaten dünya bu kadar diyorsunuz, dünya sandığımız kadar büyük değil, aklımıza gelmeyenler başımıza, yanımıza geliyor, farklı hikayeler bir ortak sonla bağlanıyor kiii, insan insanı bir kez daha şaşırtıyor, heeeep şaşırtıyor, yoldan çıkarıyor, yola koyuyor … insan insana ayna da bakmasını bilene 🙂
Günlerden ne tam bilemiyorum, cumartesiyi pazar hissediyorum 🙂 Birazdan kahvaltı çalışmalarına başlıcam, aklımda olanlar var, Aaaaaay Allah beni ıslah etsin :)) Dün pişi yaptım, hamurun birazını bu sabah bazlama için ayırdım 🙂 Glisemik indeks üstüne çalışıyorum şekerim :))) Evcek tavan yaptırıyoruz, indeksi bildiğin sallıyoruz,aaaaaay dünya fani ölüm ani, kuralların içine tükürmek gerek arada, her şey zararlı, her şey zehir saçıyor, Canan Hocam tam buğdayı da karaladı 🙂 tüm zararlılar bir gün faydalı oluyor, tüm faydalılar da zararlı.
Dünya bildiğimiz gibi dönmüyor, dünya yalpalıyor şekerler, yapcek bi şi yok, bizi mutlu edecek her şeyin peşindeyiz, “kahvaltının mutlulukla bir ilgisi var” diyenlerin takipcisiyiz :)))
Hadi radyodaki hanım “Gülsen gülüm olayım …” diyor, hadi cümleten gül olalım, gülün ömrü az olur diyenler, şııııışşşşşt bozmayın arayı … :))

 

03 Mayıs 2015

Bugün az kural dışıyım, maça kalktık, sonra yattık yuvarlandık, sonra daaa pazara özel kahvaltıyı yaptık, çok şükür :)Yazı geçe kaldı 🙂 Tam masaya gelirken kızın proje ödevini gördüm, övünerek söyleyebilirim kiiii ödev yapmam, yardım ederim, malzeme temin ederim, amaaaa yapmam arkadaş, herkesin bi görevi var, zamanı ayarlamayı önceden öğrenmeli, 24 saat heeeer şeye yeter, anneler babalar ödev yaparken evlatlar telefona bakıyo, bu adalet değil dermişiiiiiim :)))
Neyse ödev ilk çağlarda hayat, içinde ateş yanan bi mağra, mağranın tepesinde gözlemci maymun, tekerlek bulunmuş, hazar bahar, ağaçlar yeşil ve canlı, bi minik su kenarı içinde ördekler, etrafta faydalı hayvanlar, teknoloji teeeeeee nerelerde kimbilir ? Buram buram huzur kokuyor ortalık, bilmemenin huzuru, insan kısıtlı sayıda … dedi demedi, seçim, asgari geçim, enflasyon, dolar, yan komşu, sınır komşu yok henüz, renkler herkesi kucaklıyor, ırkcılık, kıyıcılık, benim dediğin topraklar ya henüz yok ya da henüz bilinçsiz :)))
Aaaay hadi hayaller önde biz arkada, doğrusu da bu, hayal ettikce varız, yaşarız, her şeyin hayırlısı cümlenin başlangıçı, dağıttım gene kelimeleri, bi günaydınla toplayalım 🙂
 Cümleten gönlümüze göre bi pazar olsun, yarısı gitmiş ama kalan sağlar bizimdir :)))))

04 Mayıs 2015

Pazarın havası bugüne kalmış, ama yine de yeterince iç açmıyor.Yani benimkini açmıyor, bir sıkıntı, bir daralma, bir sinir hali var bende :)Acısını çıkaracak birini aramıyorum, “nasılsa bulunur ” da demiyorum :))) Bakıcaz duruma artık, zor görünen bi hafta, olasılık ağırlıklı, olacaklar olmayabilir, olmazlar şaşırtabilir 🙂 Rüyalar gerçek olsa, beyaz sayfa da, sihirli degnek de …. her şey daha güzel olmaz :)Beyaz sayfa yalama olur, değnek dehşet saçar, rüyalar müdahaleli olur :))) insan her şeyin içine hile hurda katıp tükürebilir, boşuna “az insan, çok huzur ” dememişler, dünya döndükce biz de döneriz, hem de her yöne.Sabah haberleri bildiğim gibi, ben bilipde bilmezden geldiğim gibi ….
Aaaaay hadi daralmanın daraltmanın kimseye faydası yok, bir hadi sıralaması yapalım bari :))
Hadi yağmurlar yeşili coşturdu, ıhlamur donandı, kır çiçekleri yol kenarlarını tuttu, hadi yarın hıdırellez, dilekler için bi umut var, bu arada kutlamalar çayırdan AVM ye taşınmış, hadi önümüzde el değmemiş bi hafta var, hızır eli değsin inşallah, hadi insanlar devamlı çeşiti artan bi çeşit, sıralama yapmak, sınıflamak beyhude bi davranış, hadi bu hafta Konya’ya gitmeyi yeniden denicem, gidersem Mevlana bana iyi gelecek, hadi mutluluğun resmi yok, hissi var :))) , hadi, hadiiii, hadiiiii …. haydin günaydın !!!! diyelim, bi hikmeti olur diye de umut edelim.

05 Mayıs 2015

Rahmetli annem yaz geceleri için ” bi dograma gece var ” derdi. Öyke, bitip tükenmeyen , ağır kış gecekerinin ardından yıldız dolu, kokulu, ılık yaz geceleri başladı, uyku gelmiyor, geldimi gitmiyor, sabaha bir şey kalmadı … derken bunlarda geçer, hayat gelip geçenler arasında umutları yeşertip, canlı tutabilme, onları ışıklı hale getirebilme sanatı 🙂 Eeeeee biz de sanatçının hasıyız bu anlamda.
Hayatı bıraksak bizi diri diri gömecek, etraf pozitif enerjiyi anında yiyenlerle dolu :)Böyle durumlarda hayat bilgisinden aldığımız eski dersleri hatırlıyoruz, bırakır gibi yapıp, hayatı sevindirip,karşı tarafın hanesine artı yazılmadan hooooop kendi hanemize dönüp, haneye bi bakım yapıp, “hanem hanem, güzel hanem !!! ” deyip sevindirik oluyoruz :))) dönemeyenler var onu da biliyoruz.
Hava on numara , şimdilik, en azından evden çıkmak için yeterli :))) Atalım kendimizi sokaklara, hızır’a rastlamak umuduyla, bu trafik ve kalabalıkda kuşlar gibi olmak mümkün değil, amaaaaa bozmayın moralinizi ( yazardan not ; dün ben bozdum, yine ben tamir etmek zorunda kaldım, şekli kurtardık ama tahribat kalıcı ) , her gece illaki sabah oluyor, dünya dönüyor, ömürler tükeniyor, bu kavanoz dipli, yalan dünyada misafiriz neticede, eeeee misafirde umduğuyla değil bulduğuyla idare eder :)))
Arada ikinci, üçüncü şahıslar, çevre etkileri, dengesiz hormonlar, keşkeler, belkiler, bedendeki değişiklikler … etrafımızda eksi iyonlar olarak tam tur dönerken, iki eksiden bir artı yapmayı öğrenmiş olsak da arada unutuyoruz, hep bunlar kimin işi, suçu sabit olan biri ya da birileri mi ? diye de kafayı takmaya gerek yok, geriye ve ileriye doğru en az onbeşer günü bahara yıkabiliriz, gerisi Allah kerim :))))
Haydiiiii, gül ağaçlarının dibi kıymetli bugün, hem yaz geliyor, hem de Hızır :)))) Umut hepimizin ekmeği, çeşiti bol, birinden birini kendinize uydurun artık, aslanın ağzında, midesinde, masa üstünde fark etmez, gidip almayı bekler istediğimiz heeeeer şeyleeeeeer.
Cümleten etrafımızda Hızır dolansın, dilekleri iyi seçelim, en önemlisi sağlığı paraya pula kurban etmeyelim, tabiki de önce günaydın …

06 Mayıs 2015

Bir kaç senedir balkondaki saksının dibine evimizin ressamı kıza resmettirdigim dilekleri koyuyorum :)Allah kalbimizi biliyor, her şeyin hayırlısını istiyoruz, Hızır da hız verir, dualarımız kabule biraz daha yaklaşır diye çabamız :)))) Akşam talimatları verirken ; “bi de karne çiz, ıngilizceyi 55 yaz” dedim :))) Gayet bilmiş ve ezikleyici bir ifade ile ” her şeyi de hıdırellezden bekleyemeyiz !!!!” Cevabını aldım.
Heee valla, yapacağımız, kabullenecegimiz şeyler var, imkansızı istemek maharet değil, imkanlardan yol yapıp imkânsızı imkanlı hale getirmek maharet 🙂
Aaaaaah sabah sabah sayfa haberleri üzdü beni, herkesi birebir tanımıyorum, ait olduğumuz camialardan var, arkadaşın arkadaşı var, mesaj yoluyla gelen var. Seçici oluyorum tabiiki de kötü secimleri de tusla telafi ediyoruz, teknik olarak da epey yol aldım :))))
Camiadan bir arkadaş “intihar ediyorum !!!” diye yazmış ve etmiş de sanırım hastanede, takip eden biri var. Fakülteden benim küçüğüm, düzgün biri, düzgün aile. Bir ara kayboldu, bi döndü, eşi ile ayrılmış ya da ona çok yakın bi durum, pazar günü de yazmıştı bir şeyler. Sonuç; olmayan, olduktan sonra bozulan işlerin peşini bırakmak gerek, gidenleri illa ki geri istemek, gelseer de gelmeseler de ruhda yaptığı tahribat giderilemiyor, açık yaralar pansuman kaldırmıyor, tabi hariçten gazel okumak kolay, ama amaaaa her şey için bi ihtimal, bir umut olmalı, görmezden gelmek, gözü bir kapıya dikmek … ne olur geçelim bunları, yaşarken bazı şeylerin, ölünce de her şeyin sonu geliyor, bu kesin gerçek.
Hadi bendeki felsefe her şeye uyar ” dönerse benimdir, dönmezse kendi bilir”, hadi her üzüntünün her sıkıntının yüzde bir hatırası var, böyle böyle ihtiyarlıyoruz vaktinden önce, hadi yarın yine Konya’ya gitmeyi deneyecem, Mevlana’da cuma günü dua edicem, hepimiz için, “ne olursak olalım geldik, manevi ortamda aşka da geliriz inşallah”, hadi Allahtan gelene eyvallah, orijinal yaz geldi, şortlar, parmak araları, aralanmış göbüşler, yanmaya hazır bağırlar … :)))) hadi kuşlar konsun yollarımıza, burnumuzda bahar kokusu, içimizde hep bi umut var, olmalı da …

08 Mayıs 2015

Bir kış günü Şubat ayında geldim bir yaz günü haziranda gittim. 18 yıl, oturduğum semtler, evler, komşular, çocukları yolladığım okullar, çarşılar pazarlar, parklar, bahçeler … koca bir şehir ve seni eskiten yıllar …
Şimdi iz sürer gibi arayıp buluyorum, bazı yerleri, bazı insanları, gözlerim yeniye bakarken, aklımda eski filmler geçer gibi. Zaman bir su gibi, bulanarak, dalgalanarak , durularak akarken, biz de zaman zaman suyun içinde, arada kıyısında … bakarken diller bir çırpıda “ay nasıl da geçti” derken o geçenler kaç düğüm olarak boğaza takılıyor acep ? diye sormuyoruz 🙂  anne evi, sevdiğim yemekler, temiz yatak, ilgi alaka had safhada :))))
Tadını çıkart eeeeeey Ayşen :))
Gelin, kaynana,görümcemlen güne gitcez biz, işallah :)))

10 Mayıs 2015

Anneler Günü !!!!
Eeeee ben de kaç yıllık anneyim çok şükür 🙂 Bu hayırsız çocuklar için tespit edilen, kapitalist tüketim ekonomisi tarafından desteklenen, yavruları ve beklenti içindeki anneleri heyecana gark eden, bir takım hediyelerle “annesin , hep anne kal …” mesajı verilen, mutfak robotu, fırın, çarşaf, havlu… gibi eksik tamamlayan, bebeler küçükken babanın cebine bakan, eli ekmek tutan yavruyu telaşa sokup, şaşırtan , iki anneli durumlarda stresi kamcılayan :))) … heeeeer yıl karşı çıkanı, alternatif sunanı boolca bulunan bugünden, Konya il sınırlarından cümleten Günaydın :)))) kutlu ve mutlu olsun:) isimli günler isimsiz günleri dövmez amaaaa bir adım öne geçer :))) İster günün karşısında ister yanında durun, anneler bilir; annelik çalışma koşulları ağır, saatleri belirsiz , ücreti manevi, standardı olmayan bir gönüllülüktür kiiiiii onun yüzüğünün pırlantası henüz bulunmamış, yardımcı robotu yapılmamıştır :))) kutlamak ruha huzur verir, her kadında anne geni vardır, kutlamak için kadın olmak yeter :)))))
Haydin iki şehir arasında, orjinal anne yok amaaaaa anne gibi hissettirenler var yanımızda, hadi koştur koştur havada karada :))) bu günü de sayacaz işallah geçenler arasında 🙂
Aaaaaay hadi şaaaaaaneeeeee pazarlar, anne kokusuyla …

 

 

NİSAN SONU GÜNLÜKLERİ


11170352_10205457278605138_5014508365157252282_n

 

Nisanı da bitirdik, takvime göre son bahar ayındayız. Arkası yaz. Tepeye Özgül resimlerinden kondurdum, yurt dışı kaynaklı, sanırım İtalya 🙂 Daracık bir alanda mutluluk hali, açabilecek kadar açılmış çiçekler, muhtemel koku da var, saksı pek havalı, hava misssss 🙂 köşeye sıkışmış bir adam, gitti gidiyor gibi, kapısı açık bir ev, muhtemel su gören bir balkon, baharı ağırdan alan ağaçlar veeee göremediğimiz mutlu insanlar … illa ki mutludurlar, resim öyle hissettiriyor, hatta resim beni de mutlu etti, pozitif bi enerjisi var :))

Mutluluk hissetme ile ilgili, hissettiklerimizle yaşıyoruz,şekil şartına bağlandınmı mutluluğa bağlanamıyorsun, bi de kafa ile çok konuşmamak lazım, hani soru cevap yaparız ya, kendi sorularımızakendi cevaplarımız olur, bi de gönlümüze göre olur 🙂 Bu fena işte, bu, bu mutluluğun resmini karalıyor, manzarayı bozuyor, lüüütfeeeeeeen !!! bu tuzaklara düşmeyelim, en azından sıklıkla değil 🙂 Ben de merak ettim, bi bakalım Nisan nasıl bitmiş 🙂

21 Nisan 2015

“Bugün ne giysem !!! ” diye uyandığım sabahlardan “Bugün ne pişirşem !!!” sabahlarına geldim. İnsan canının çekmediği şeylere bahaneler buluyor, engeller koyuyor. Canının çok istediği şeylerde de olağanüstü bir enerji ile donanıyor amaaaa başaramıyooooor , yani, kimi zaman.
Bir yığın rüya görüp, o yığınlar arasında bağlantı kurarken, rüya içinde rüya yorumu yaparken, yorulmuşum, bir sürü dağ tepe gezdim, kalabalıklar … felan fistan,”yorgunum, dostlarım, yorgunum yorguuuuun !!!! ”
Aaaaaaaaaaah kendine yeni bir dünya ayarlamak değil marifet, ayarlanmış dünyada yerini bulabilmek, bulduğun yerde kök verebilmek. O kadar çooook şey oluyor kiiiiiiii, o kadar akışkan bir bilgi akışı varkiiiiii, ne, nereye, niye akmış, kim yapmış … bilemiyorsun, kaynaklar kirli 😦 Herkesin tutturduğu bir şey var, peşine takılmış gidiyor, din, devlet, millet … renk renk de ben gözüm hepsinde siyaha takılı.
Aaaaaaaaah kırsam döksem, içimdekileri kelimelere döküp, sövüp saysam … “Aha da tükürdüm hepsinin içine !!!” diye arkamı dönüp kaçsam, olmaz ki, olsa da neye yarar ki, böyle gelmiş böyle gider bu dünya, günlerimiz geçiyor saya saya, bak Nisan da eski Nisanlara benzemiyor ama geldi de geçiyor.
Her şeyi yoluna koyduk, Mısır kusur kaldı, her şey tamam Ayasofya ibadete açılınca ortalık gül bahçesi olacak, biri israf derken, öbürü herkesin bir uçağı olmalı diyor, zamlar almış başını giderken, mazota bağlı ucuzluk vaadi var, nüklüer santral reklama devam, Kabe ayağımıza gelmiş, Kuran pasta oldu, Sultanlık sistemi illa kii, seçim vaadleri masal gibi … aaaaaaaay bilemiyorum, bildiklerimden şüphe ediyorum.
Bu karışıklıkta dünya bildiği gibi dönerken, bizim ezberler bozulmuş iken, yenileri kafamız almazken, şaşkınlık, şaırtıcı bir ifade olmaktan çıkmışken, ben sizeeeeeee şaaaaneeeee bi günaydın desem de yetmez 😦
Neyse yanına kahve yaptım, bir ince jilet dilimi de ev keki kestim, üzümlü :))) Destek olsun dedim, bi de böyle takviye kuvvetlerle deneyelim, seçimde hiiiiiç bi kısıtlama yok :))) Cümleten bahar olalım 🙂 ❤

22 Nisan 2015

Çok erken kalkınca hava insanın içini daraltıyor, bu sabah “yakışmıyor bu hava bahara !!! ” dedim, geri yattım :))) Kendini toparlaması için zaman verdim de denebilir :)))) Fakaaaaaat gelişen değişen pek fazla bir şey olmamış, biraz daha aydınlık o kadar. Hava geçmişle çelişmeye devam ediyor 😦
Rahmetli annem birimiz hafta içinde evde olduğunda, ders çalışma, hastalık, izin … vb durumlarda sabahları çok sessiz olmaya gayret ederdi, “çocuklar uyusun, uykularını alsın, gövdeleri dinlensin …” diye babamla fısır fısır konuşurken hepsini duyardık, bi de sifonu çekerdi kiiiiiiiii, sanırsın; evde minik bir çağlayan var :))) İllaki de elinden bir şey düşer, bir şey hızla kapanır … uykuyu bölen bi şi olurdu mutlaka, biz o bölünmüş uykularda gözlerimiz kapalı evin sesi ile, kokusu ile “biraz daha” misali oyalanırdık.
Şekerim ; tarih devamlı aynı model üzerine yazılıyor :))) Ben de az gelişmiş halde “Anası kılıklı” biriyim ki :))) Kızı yolcu edip, uyuyan oğlan için sessiz olmaya çalışacağım, bahar tatilinde ders çalışan yavru için, vukuatım olmasın diye buralarda oyalanıyorum :))))
Bir tatil daha geliyor evlere, bizimki gibi gurbete bağlanan ailelere 🙂
Bu buuu demektirdir kiiiiiiii, annelik tavan yapacak, anne ayrıntılararı yarın yazacak :)))) Biraz oyun oynayalım, istek yollanmayanlardan, esir hayvanları kurtaralım, aaaaaaay yeni bir hayvan eklendi, kara bi şi hem kurtarıyorum, hem de kurtarırken korkuyorum, vallaaaa, aaaaayy “merhametten maraz doğar !!! ” demiş atalar.
Hadi her şey bir gün ayağına dolanıyor, iyisi iyi olarak, kötüsü kötü olarak, hadi kaçış yok hiç bir şeyden, her şey bir yere kadar, hadi içinde ihtimalleri olduya çeviren, tebessüm ettiren anılara imkan veren, ağız tadını muhafaza eden … bi günaydın dedik, ciğerin dibine kadar nefeslendik, şükür tefekkür aklımızda, hadi işalla sevdiklerimiz yanımızda 🙂 Şiir gibi olsun tatil saydığımız günler  ❤

23 Nisan 2015

Bugün 23 Nisan genelde olmasa bile özelde neşe doluyor insan 🙂 Ankara’dan oğlum ve eşim geldi, aile senede bir kaç gün olan tam buluşmayı yaşıyor inşallah. Bayram, kandil, vuslat … veeeee evin annesine perdeeeeeee !!!!
Dünden çalıştım valla, belimi zor doğrultuyorum ama değer, sevdiklerine kapı açmak, yemek pişirmek, onlarla gülüp söylemek … hayatın paha biçilemez değerlerinden ❤ Yemek önemli bizim hayatımızda, hem yemesini hem yapmasını severiz  😉  On kişiden dokuzu yemek üstüne uzman bizde, onuncu kişiye de ya karısı ya kocası pişirir hem de iyi pişirir, olmadı o da öğrenir :))))) Çorbadan tatlıya severiz menüyü, ana yemek, ara sıcak, başlangıç bölümlerini atlamadan 🙂 Eeeee bende açtım böreği,ıspanaklı sever benimkiler, ben niyetliyim ama kahvaltıya da yaptığım planlar var, hayata geçirecem inşallaaah aaazzzzzzzz sonra, çayı demledim bilene.
Hayat alırken veriyor da, önemli olan iyi gözlemci olabilmek, gözlediklerine güzel anlamlar verebilmek, Aaaaaaaaaah hayat tümden hepimize bayram olamıyor , olsa keşke, olanlar fark etsin, tadını çıkarsın, tekrarı yok geride kalan dakikaların 🙂
Kutlanacak ne varsa cümleten kutlu, mutlu olsun 🙂 Kuşlar konsun avuçlarımıza havalanınca rüzgarından içimize ferahlık veren cinsinden, yüreğimiz coşsun ve bu coşkuyu emsal olsun diye aklında tutsun, hep beraber olsun … ❤

24 Nisan 2015

Aaaaaaaah aaaaaah demesem iyiydi ama dicem valla 😦  Ev halkının birazına çay servisi yapmış, kızı okula uğurlamış, kafasında yapılacak işler listesini çevirip duran, bugün için pek çok kalemi bulunan bir “Hanede hazır hatun” kişi olarak hem yazar hem de sabah haberlerine bakarım. bakarım da hava açarken içimi kapatırım.23 Nisanda makam koltuğuna oturan yavrucak ; sayın validen dondurma istemiş ; Makam yeme içme yeridir, erkenden idrak etmiş mi desem ? . Kapasite yerlerde mi desem ?, eski günlerden aklımda kalan civa gibi çocuklardan mı ? bahsetsem, çok da gayret etmeden konuyu şık şık genişletsem mi ?”amaaaaan ben de çok fesatım, her şeyi yanlış anlarım” diye kendime fırça mı atsam ? … bilemdim.
Bilemediklerim , anlayamadıklarım günden güne azalmıyor çoğalıyor ki benim 😦  İlimle, bilimle ilgisi yok soru işaretlerinin, gördüğümüz, gördüğümüzü hazım edemediğimiz şeyler hepsi.
Aaaaaay hadi havada bahara benzer bir hal var, dün donan çocuklar bugün haşlanacaklar sanki :)))) hadi dün dündür, bugün bugüne dair yeni şeyler söyleyecez illa ki, aha da bi kuş hissettim, kalbimde çırpınan, tutsak gibi de sanki azad bekleyen, salıverdik kuşu, “dönerse benimdir, dönmezse kendi bilir !!!! ” diye de arabesk takılalım,:))))) aaaaay hayata takılalım , hadi kaçırmayalım, bugüne yazılanları okumaya, yaşamaya başlayalım, hadi hayırlısı …, cümleten günaydın kimine tatil, kimine değil bahar sabahından …

25 Nisan 2015

Saat büyük bir hızla ilerlerken mutfakta çalışıyorum, hem de dünden beri, akşama bi toplanalım dedik, kardeş, yeğen, kuzen, çoluk çocuk … yazarken uzun de toplanınca bir düzine edemiyoruz ( Bi eksik ) :))) Yarın kızın doğum günü, akşamdan gidecek olanlar olunca az geri çektik, gece yarısından sonra da denk getiririz :))
Zeytinyağlı sarma pek istediğim gibi olmamış ama “emeğe saygı” bölümünde masaya gelecek artık :)))
Aaaaaaah yemeğin en güzel yerini misafire,evin babasına, çocuklara ayır, dilinin ucuna geleni yut, büyüğe saygı, huyuna suyuna gitme, israf etme, döküp saçma, ikramları illa ki de evde hazırla, iyilik yapmak için çırpın, başkasının dertleri ile dertlen … ayağımıza dolanan heeeeeer şey bebelikten işlenmiş beyinlere 😦  Benim gibi olanlar, hadi hep beraber, tükürelim aldığımız terbiyenin, kanımıza işleyen gelenek göreneklerin içine ; “Puuuuuu !!!!” dermişim :)))) Geçen hava alanında oğlandan geçen ikinci el telefonla bi imtihan oldum, epeyde bi bunaldım, kendime bi telefon alayım derken, kız “ben de para biriktiriyorum” demez mi, dedi valla, yufka ana yüreği ,” o zaman sana alalım, ben seninkini alırım ” dedi, Netekim aldık, hediyelerini yapmıştık , telefonla cila attık :)))
Yani benim telefon daha bi akıllandı, kızın ki zeki :))) 3-4 tane de kabım oldu, penguenli, çikolatalı, pembe, sade, bi de tombalak bi oğlan var :)))) Artık ortama, kıyafete uygun kullanırım :))))
Bu arada kızın birikmişini aldım, bir miktar da borçlandırdım :)))) Çocuk yetiştirme de önemli bi ayrıntı, çocuk malına sahip olacak 🙂 Tabii ki de üstüne epeyce bi kattım.
Hadi mutfağa devam, bu küçük bi ara idi, hayatta ara yok, hayatta ya varsın ya yoksun, Eeeeee biz de varsak, çalışmaya, mutluluk saçmaya devam, benim mutlu ettiklerim beni de mutlu ediyor, çok şükür, tepeden inme emirlerle, direkt bildirimlerle sorunlarım var, gerisi içten gelme, sevgi ile, şevkle, helal olsun hepsi, emeğim geçenlere … ❤

Bugün de bahar, Cümleten günaydın ❤

26 Nisan 2015

İki yanım uyumsuzluk içinde iken uyandım, Taaaa een başından bir yanım “yat yuvarlan derken !!! ” bir yanım “Hadi, hadiiii, hadiiiii !!!!” diye itekliyor idi. “Hadi” diyen tarafın tazyikiyle kalktık 🙂 Amaaaa henüz durumu kurtaramadık, hala çelişen, birbirine ters düşen yanlarım var, “Hangisi doğru ? “,”Hangisi münasip olan ? ” diye fazla takılmadan, önümüze açılan kapılardan, kiminden koşarak, coşarak, kiminden pısarak, korkarak … hayırlısı hakkımızda prensip olarak, yola devam 🙂

Bugün günlerden “GAMZE” Hayatıma neşe katan, çok renkli, çok sesli, sinir katsayımı anında katlayan, ingilizcesi yıllardır kırktan yukarı çıkmayan, “niye atarlanıyorsuuuuun kiiiiii ??? !!!!” diye gerektiğinde bana atar yapan, teknik danışmanım, baş stilistim, elimin değneği,bildiğinden şaşmayan, diliyle yedi düvelin canına okuyacak kapasitesi bulunan, ama çok da merhametli, ama çok da sevgi dolu, deli kavaklar gibi uzayan, sabah erken ders çalışmak için bile kalkmayan amaaaaaaa kör karanlıklarda sivilce bakımı yapan, gözleri telefona kayıtlı, aklı bana göre başının en az beş karış üstünde dolanan, aynen halası gibi gülen, huyları babasına benzeyen, anası kılıklı büyüyen, büyük abisi en büyük kabusu olan ( Gelir gelmez e-okulu açtı, bana da “bu notlara telefon mu aldın ? ” diye fırça attı, alçak :))) ) , tüm kabuslarda yanıma sığınan, her şeyi söylenerek ya da bir dakikası saatler olan ertelemelerle yapan, üç nolu tekne kazıntısı kızımız onbeşi tamamladı 🙂 mutluyuz, şükür içindeyiz, yaşı uzun olsun, iyi insanlarla karşılaşsın, sağlığı, neşesi yerinde, notları ellinin üstünde olsun diye duacıyız :))) Seçim vaadlerine bakıyoruz, kim üniversite sınavlarını kaldırırsa oyumuz ona :)))))

Aaaay hadi ev azalmaya başladı, bugün herkesin kendi planı var, annenin uzunca bir yolu var, “Kurtuluş kurtulmuş mu ? diye bi bakıp, gelcem işallaa” diye de sabahın iğrenç bi esprisi var, hepsinden öte tüm kainata “günaaaaaaaaaydın !!!! ” dedik ama 🙂

27 nisan 2015

Kayınvalidemin bi komşusu vardı. “Torunlar bi geldiğinde, bi de gittiğinde sevinirim ” derdi. Onun gibi ben de “tatiller bi geldiğinde, bi bittiğinde seviniyorum ” 🙂
Kendimi ; Hayalet kasabaya yeni tayin olmuş şerif gibi hissediyorum, “bu kasaba filmin sonunda adam olacak amaaaa ilk neresinden tutulacak ? ” :)))
Kendimi ; Kayıp balık Nemo gibi hissediyorum, bildiğim sular karışık, çıkışa yüzücem de yönsüzüm 🙂
Kendimi ; Serbest düşüşlen düşmüş, yere yapışmış, jiletle kazınmayı bekler gibi hissediyorum, parça parça dirilecek de yeniden hayata dönecek gibi :)))
Aslında lafı dolaştırmaya gerek yok, çooook yorgunum, her kasım her kemiğim ayrı telden sesleniyor, bir küçük tepe halinde çamaşır var, boyuma yakın, tabak çanak yerine kalkacak, ütü var, daha da olacak, evin her yerinden çıkacak sürprizler beni bekliyor, tek çoraplar, bardaklar, fındık, fıstık taneleri … gibi
Allahım bu ev tanıdık, bildik mi ? Günlerden pazartesi mi ? Normal ne idi ? Nereden dönülecek idi ? … gibi deli sorular var ama bunlar da bi yere kadar 😦
Hayat devam ediyorsa, ben de hayatın içinde isem, şekil şartları değişken, insanlar daha da bi değişken diye de dersimi ezber etmişsem, yapcek bi şi yok, yani yeni bi şi yok, bildik konular, tanıdık manzaralar, tekrara düştük yine … diye bir tebessümle kiiii sahtesi de olabilir :)))))) oda oda mı olur, mutfak banyo mu olur, bi oda bi mutfak mı olur şimdiden bilemem amaaaaa bir plan yapıcaz, az esnek olanından :))) sonrası sonra artık.
Aaaay hadi bahara devam, evinannesi de bahar havasını evin içine getirecek işallaa :))) Bu sene her bi yanda mor salkımlar var, penceremden görünüyor, arada kokusu da geliyor, aaay hadi bi gayretle içimize dışımıza bahar … 🙂

29 Nisan 2015

Uykunun, havanın, kahvaltının, çayın, kahvenin, çikolatanın, mevsimin, bahçedeki ağaçın, merdivendeki kedinin, daldaki meyvenin, yağmurun , illaki insanların… mutlulukla birebir ilişkisi var 🙂  Bir de kafalarda yıllar içinde oluşan bir soru var ; “güzel günler mazide mi kaldı ?” Geçmişde kalan güzel günler elbette var, bunları tekrar etmenin imkanı yok ama 😦 Şekerim; zamanı bulsan, mekanı bulamazsın, hadi ikisini de buldun diyelim, yaşadığın yaşı, hisleri bulamazsın. Geçmiş geçmiş olan bir zaman dilimidir, rafa kaldırmak gerekir, bir ders varsa, akılda yer etmiş güzel bir anı kalmışsa arada bir hatırlamak iyi olur, taze tutmaya çalışmak ruha zararlıdır :))
Kaç gündür aklımda tel dolap ile su küpü var. Tel dolap babanemde vardı. Kapakları telli, içi raflı, rafları fincanlı tabaklı … bir de aklımda kase kase soğumaya bırakılmış sütlaç kalmış, kenarları tırtıklı, dibi resimli, çok da derin olmayan kaselerde, isteyenin üstüne tarçın ektiği, kaşığın önce bir kalın tabakaya rastladığı, altından suluca pirinçlerin tatlı tatlı ağızımızda dolandığı, ılık sütlaç ,toz olmasın, haşerat konmasın diye tel dolapda. Reçeller, şekerler … daha başka bir şeyler daha olurdu tel dolapda, mutfak lavabosunun üstünde terek olurdu, tabakların bize baktığı raflar, fırınla ocak ayrı o zamanlar, gaz ocağı el altında, küçük tüpe daha zaman var, mangalın ağzı geniş, iki yanında halka tutacaklar, üstünde demlenen pilav, etrafında oturan var, bi de külü karıştıran yaramaz çocuklar :))))
Su küpünü çok az bir zaman evde hatırlarım, üstü tahta kapaklı, aşağıdan yukarı daralan, yanında su maşrabası duran, bi de örtüsü bulunan, suyu ağızda tad bırakan … sürahimiz vardı, camdan onu küpten doldururduk, sonralardan Sofu Dedemin yeşil camdan, dışı hasırlı su damacanasını hatırlarım, içi hakiki Hamdiye Suyu dolu :)))
Tüm bunlara şahitlik ettiğimde küçücük bir kızdım ben 🙂 Mutlu günlerdi, aklımda güzel kalmış, biz çoğu zaman mutlu idik zaten, tüm kitaplar, tüm filmler mutlu biterdi, mutluluk bir problem değildi, irdelemeyi akıl edemezdik, bir çok şeyi sonradan öğrendik veeeee hızla kirlendi dünya, şimdi en büyük sorunlardan biri, ” istiyoruuuuuz ama olamıyoruz, arıyoruz ama bulamıyoruz !!!!!” Diye bir karışık durum var, depresyon kol geziyor, umut haplarda 😦 Umut bizde, kurtuluş kendimizi kurtarmayı bilmede, incir çekirdeğini terk etmek gerek, dünya binlerce, on binlerce … incir alır dermişim :))))
Aaaay hadi neresinden tutarsak elimizde kalmasın, ısrar etmeyelim, tuttuğumuz yeri değiştirelim :))) Ne de uzun yazmışım, ben de de var bi şi ler :))) Haydiiii!!!, haydiiii !!!! Şifa Allahtan, gayret bizden, heeeeeer şeyin çaresi var, ölümden gayrısına, heeeeer şey gelip geçecek, Nisanı da tükettik, tükenmeyen enerji dolu günaydınlarla …  ❤

30 Nisan 2015

Bize iki gündür tatil 🙂 Sınavlardan dolayı kız evde, kendimizi bıraktık valla :))) Yani ben bıraktım, kız hep relax zati :))) Bu akşam eve başka tatilciler de gelecek inşallah, şehir içi tayfası .Etimi budumu biraz dinlendirdim, evi kendine getirdim, daha ütüye yetişemedim, muhtemel yarın öbür gün ek yapıcaz 😦 Birazdan mutfağa yolcuyum, tatil yemekleri yapmak gerek 🙂 Çarşı pazar el yakıyor, hatta haşlıyor. Tarım ülkesinin sağlıksız besinlerine hem dünya para veriyoruz, hem de kendimizi zehirliyoruz, haberlerde her güne en az beş felaket haberi var, içimiz daralıyor, gerçi ben o saatlerde yabancı bir kanalda 30 genç kızın içinden genç, yakışıklı, zengin delikanlının yapacağı seçimi izliyorum, entrika ve kötülüğün, hasetligin fesatlığın sınırları yok. Ingilizceme faydası oluyo diye şeyediyorum :))))))
Dün akşam ne yağmur yağdı, muson ilklimi mi geldi ne ? Şimdi de yapışık bir sıcak, gölgelerde serinlik var, hatta güneşi görmezsek üşüyoruz, kısa mesafelerde ayaklarımı azat ettim, parmak arasına geçtim amaaaaa ” üşüyoruz !!! ” diyor parmacıklarım 🙂
Mahir Ünsal Eriş’in Dünya Bu Kadar kitabını okuyorum, ben olduğum kadınlar, tanıdığım adamlar, aşina olduğum mekanlar, bildiğim olaylar var içinde 🙂  Dünya hissettiğimiz, yaşadığımız … kadar. Evin annesine evin içinde de dışında da hayat var, mesele gelenlerin geçmesine izin vermekte …
Hadi bu öğlen vaktinde, dizginler illaki elimizde, güç kuvvetle donanmış gibi hissederek, “yalandan kim ölmüş, bunlar pembe , beyaz zati !!!” diyerek, ıspanakları suya yatıralım, eti dışarı alalım, “makineyi boşalt ” diye kıza ricada bulunalım … diye kafa ile konuşarak, devam devam …
Good afternoon !!!! Millet :))))))

 

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑