NİSAN ORTASI GÜNLÜKLERİ


11133756_10205463575242550_7534276264670310785_n

 

Nisanı da ortaladık, banar resmini de yapıştırdık, Mor salkımlar ithal, resim Avrupa’dan :))) Özgülüm geziyor, çekiyor 🙂 Yaş itibariyle desem de olur ama yaşanmışlıktan dolayı bizim de zamana dair eski diyeceğimiz parçalar var. Mesela eski baharlar, yok artık, hatta bir zaman sonra bahar da kalmayacak, bizim ülkede 😦 Baharlar resimlerde başka yerlerde görenlerin bilenlerin aklında kalacak, büyükler anlatacak, internette bahara dair resimler aranacak … diye de içimizi karartmayalım da aklımızda bulunsun, olan baharların tadını çıkaralım. Bu baharlar bozulunca ikinci baharlar nasıl anlatılacaklar ?

12 Nisan 2015

Herkesler uyurken kalktım, çünkü herkesler otururken yatmıştım, Sessiz olmak gerek, yavrular ve halkımız uykuda, mecbur tıpır, tıpır ben de buralarda, festival günlüğümü yazdım, azzzzzz sonra mutfağın yolunu tutucam, kahvaltı kokusuna uyansın evlatlar :)İki gündür bahardan haber de var, çamaşırlar kuruyor ( Bu çok önemli) , insanlar sokaklarda (Neden herkes aynı metrobüsteeee !!! Dermişim :), biraz kanımız ısındı, üstümüz hafifleyecek gibi ammaaaaaaaa bizim kuşak henüz soyunamaz.
Valla yorgunum da denebilir, hastalıkların, düşmelerin etkisi de devam ediyor denebilir, şöyle bir gözlerimi kapatıp düşünsem, kendimi yoklasam “ben burdayım ve hasarlıyım !!! ” diyen organlarım var, listede “Hayat altmışından sonra” diye bi film var. Hayatın kırkından sonra başladığına bizzat şahidim, altmışından sonra ömrümüz olursa ne ihtimaller varmış, bilgilenecez işalla :)))
Aaaaaaaay hadi bahardan kalan sayılı günler var, aynen ömrümüz gibi, zaten hayatta her şeyin bir sayısı var, uğurlusu uğursuzu var demicem yok öyle bi şi  Bunlar kendimizden kaynaklanan iç karartmalar, karışık haftadan, karmakarışık hafta sonuna geçiş ve bekleme yapmadan yeni haftaya devam, yeni hafta da da hareket, bereket var, Aaaaay daha yazacak çok şey var ama benim yapacacak çooook işlerim var, festivalde izlediğim filmleri yazdım, anacım meraklısı okusun linki aşağıda,
Cümleten günaydın olsun, sızlanıp, şikayet etmeden pazarın hakkını pazara verelim, yeme içme, sevgi yumağı halleri … felan ruha iyi gelecek, tükürün diyetin içine, donatın masayı, atın kendinizi sokaklara, daha denize değil ama :)))

13 Nisan 2015

 

Yoğun bir haftaya başlarken kendimi ” işi olmayan insanlar yalnızlıktan şikayet ediyor, iş insanı oyalıyor, bazı işlerin sonunda mutluluk bile oluyor ” diye içten içe teselli ederken buldum, sabah sabah bir pozitif düşünce konseyinde masadan kalkmış gibiyim :)))) Dünkü filmin orijinal adı “Miss Sixty ” idi, yönetmeni de konuk , çok da eğlenceli idi, altmışlara kalırsak rehberimiz olacak :)) Aklımda kalan en çarpıcı cümle; ” erkeklerin sahip olacabilecegi kadında olmayan tek şey prostat kanseridir !!! ” hee, inandım artık, öyledir :)))) Kırkları bulunca hayatla oturduğum masadan yumruğumu masaya indirerek kalkmışlığım var :))) “Hayat sen ne çabuk hacadın beni ” de yalnız şarkı sözü değil harcanmışlığımız var, valla Benim harcandığım yılların çoğu Konya ‘da geçen yıllara tekabül eder, bu hafta Konya yolcusuyum, inşallah , sanırım altı yıl oldu gitmeyeli, beyimin memleketi, iki çocuğun doğum yeri, evliliğin beşik gibi sallandığı yıllar, bende uyum zorluğu, mahalle baskısı … aaaay daha neler neler, şimdi hepsinin içine tükürecek kıvamdayım da what fayda ?
Erzurum’da karla karışık yağmur varmış, burası komple bulut, altında saklı güneş var, belim daha iyi, ayağım daha kötü :(, trafik kol gibi imiş , Kadir Ağbi’ nin laleleri halı olmuş, valize konacakları oğlanın yatağının üstüne dizme zamanı, gitmeden ütü, çamaşır bitmeli, bulaşık makinesi boş, dolap yemek dolu olmalı :)) Yoksa pilot uçakta anons eder “Ayşen yarım işleri bıraktı, tam tur Konya yolcusu, kınıyoruzzzzz !!!!” Aaaaay bi de bu sendrom var, nereye gitsem aynı :)))
Şuracıktan beni okuyan Konya’lı arkadaşlarıma sesleneyim ; Etli pideyi bir kez, kayınannemlerle yiyeceğim, tabiiki de orada kalacağım, neticede geliş sebebim onlar, tüm görüşmelerimi bir güne topladım, pek çok kişi ile çay kahve planı yaptım, sabahtan akşama 50 kişiyi hedefledim :))) Amcalarımı, halamı, teyzemi ( kii hepsi eşimin ama öz gibi severim ) kayınannemgillen dolanıcam :)) göremediklerim sevmediklerim değildir, buda böyle biline, sonuçta sayılı günler, bir de Zafer’de piyasa yaparım bi 50 de öyle gider :))))
Hadi bakalım, her işin başı sağlık, Allah izin verirseye bağlı planlar, burada haftaya başlayalım, yapılacak işleri yapalım, her şeyin bir saati bir vakti var, haydin kuşlarla, güüünaaaaaydınnn dedik 🙂

14 Nisan 2015

Aaaah hayatımızı ne abuk sabuk şeylerle harcamışız, bizi yiyip bitiren insan ilişkileri, ayarsız insanlar, bize gazı verip, bizi havada bırakanlar, sosyal medya bu bakımdan iyi oldu, bir yanı kaçırsan bir yanı yakalıyorsun , genel olarak bunlara “şahsiyetsiiiiiizzzleeeeeer !!!” diyoruz, “işim olmaz senle ” diye de ekliyoruz amaaaaa zamanımızdan yiyorlar,Seviyorum, hayatın beni olgunlaştırmış olmasını, frenle gazın yerinden emin olmayı :)))
Pazar günü oğlan aradı, “babannem dediki ; annen hasta ise gelmesin, biletini iptal et” , ben de sinema yollarındayım, on sene evvel bu cümle savaş boyalarını sürmeme sebep olurken, bugün de hiç tınmadım bile:))), bi de alçak oğlan” sinemaya gittiğine göre Konya’ya da gidersin” demesin mi aaaay bu oğlanı bi baş göz etsek, lafını esirgeme eğitimlerine başlasa, bu titiz ve zor geçimli başak … aaaay öyle demeyim, elimde kalacak :))))))) hemen kıvırayım bari, iyidir, elimdeki tüm başaklar, başak dostluğu bir ayrıcalıktır, “oldu mu kuzen !!!!” Ben tınmadım amaaaa, kayınannem takılmıştır , diye dün aradım, hakikaten üzülmüş, aaaaaah hayatım anlamakla, katlanmak arasında geçti benim,  aynen ona da” on sene evvel küserdim” dedim :)) kayın anne ile hemen bir ilk gün programı yaptık, süpürge gelin ile anası el ele güne gidecek !!!!! Aaaaay gelin kaynana toprağı bizimki, valla
En dar pantolonumla yola düşücem inşallah, bi de sırt çantası, yedekler sınırlı, düğmeler kapanmazsa ,pazardan pijama :)))))
Tükenmiyor çareler, yeterki akılda derman olmak olsun, yazık oluyor, çene ile tüketilen, vıdı vıdı etmekle geçen, doluyu boşu da bezdiren günlere, bu arada duraklara Akkuyu reklamları koymuşlar, nükleer santralı çocuklar üzerinden savunuyorlar, kim inanır bunlara ? demicem ,inananları Allaha havale ettim,
Akşam Didem Mamak’la ilgili yazılar okudum, bunu da paylaşıyorum,

“Seni sevince pazara çıktım sevinçten
Enginar aldım “süper enginarlar” diye bağıran adamdan
Oturup ağladım sonra, şaşırdın.
Bu “süper” oluşta canımı acıtan bir şeyler vardı.
Canımın acısıydın ” / D.Mamak

Kuş sesleri geliyor 🙂 ıhlamur tomurcuklanmış, her şey için hala bi ümit var, cümleten günaydın …

15 Nisan 2015

Eeee biraz heyecanlıyım, evde otursam derken sokaktan içeri giremiyorum, dün doktorlara gittim, hayatımda ilk defa ayağımın arkasında sigil çıktı, bir gecede, yaktırdım artık, fakat çoook acıyor, bildiğin topallıyorum, kanımı tüplere dağıttım, kaburgamı çıtlatmışım, arabesk bi havam var ama “acılar sürekli olmaz ” diye bi tesellim var, en azından yeri değişiyor 🙂
Sabah bir filmim vardı, Fransız Kültür’de, “Liverpool”. Binaya ilk girişim umduğum gibi buldum, avlu içinde çok hoş bir cafesi var, fiyatları da uygun, “sınırları kaldırmak ” isimli, Kars, Ani, Gümrü manzaralı bir fotoğraf sergisini de gezdim, Turk ve Ermeni iki sanatçı bir birinden habersiz çekmiş resimleri amaa tek objektiften çıkmış gibi, sınırları koyanlar bizi yönetenler, yoksa benzer şarkılar, benzer yemekler, benzer dertler, aynı aşk, aynı hüzünler dolaşıyor ruhumuzda.
Filmin konusu; hayatta tutuklu kaldığımız yerler ve insanlar var, hep bir hesap görme özlemi ile yaşıyoruz, zar zor karar versek de istedigimiz gibi olmuyor işler, geldiğimizden daha yaralı dönüyoruz sonra, tam bu ağırlıkla ezilirken oğlan aradı, meşgule attım, alçak “nerdesin!!!!” diye mesaj attı :)) Bilete check in yaptıracakmış, araya öbür oğlanda girdi, gözlüğümü bile takmak zorunda kaldım, mesaj trafiği için, o arada film biraz kaçtı :))))
Biraz yemek yaptım, ütü, çamaşır tamam, ev de derli toplu, gerekli talimatları vermedim, arada telefon ederim, aklında tutamıyor nasılsa gençler :)) Kendim de hazır sayılırım, dünden bolca uyumuştum, bu geceyi yol kâbuslarına ayırdım, aaaaaaaay hadi hayırlısı, çağırıyor Mevlanaaaaa!!!! yolculuğun her türü beni gerer, tüm vazifeler yapılacak, sorumluluklar yerine gelecek, yapmazsam dünya bi kaç gün dönmeyecek hissine kapılıyorum :)))
Aaaay haberler çok kötü, işsizlik var, biliyorum,görüyorum, adam hala yok diyor. Dolar da çoşmuş yine, Şu dünya da heeeeer şeyin bir fiyatı var, heeeeeer şey satılık, bedeli ödeyenler ise ayrı bir takım,
Haydiiiin, “kuş havalandı, kaçış mübahdır …” yarın sabahın şarkısı, indim, bindim, şehir merkezindeyim gibi bildirimler yapacak teknolojim yoktur :))), Döndüğümde yazarım inşallah, Mevlana’nın maneviyatı ile yapılacak dualarda aklımdasınız, eş, iş, evlat, zihin açıklığı … dillendirilecek :)))) maksat dünya hepimize güzel olsun.

16 Nisan 2015

Eskiden maçlarda “tabelaya bakalım, göbek atalım” diye bir tezahürat vardı, ben de bu sabah “tabelaya bakalım, huni takalım ” oldum, uçak sisten iptal, tehir, gecikme felan değil , bildigimiz iptal, bildiğim küfürleri etmedim amaaaa “kurumları da kendilerine benzettiler !!!! ” dedim. Açılacak olduğu belli olan bir sis yüzünden, THY planın programın içine tükürdü :)Tahminimce sabah namazını müteakip iptal olmuş, ben alana geldiğimde uçuşa bir saat kırkbeş dakika vardı ve sis yoktu. Üzüldüm, üzüldüler … B planımız da yoktu ama , Her şeyde bir hayır vara sığındık, bari ben de hasta olayım :)))) fırsattan istifade, yat, yuvarlan, dinlen, oku, üfle, bahar devam ederse sahillere vur kendini, laleler arasında poz ver, festival devam ediyor, belki bilet vardır, zateeeeen zor yürüyorum …. bakalım bakalım seçeneklere, “kul kurar, kader gülermiş”, hee öyle, bir kez daha inandık, vuslat mayıs başına kaldı, hadi , işalla …

18 Nisan 2015

Bir ilkbahar sabahı güneşle uyandık, elimiz kolumuz, kalbimizin dibine kadar umut dolu,Bir bakıyorsun yorgun savaşçıyız, bir bakıyoruz korkusuz cengaver, yaralarımıza pansuman akıl yolu ile …
Aaaaay ne olursa olsun hayat bize hediye, paket gizemli, matruşka gibi küçülerek açılıyor, açıldıkça dökülüp saçılıyor, geride kalanların arasında parlayan güzellikler var, gelecekde merak, endişe, tekrara düşen heyecanlar var.
Eeeee tutacağız bir ucundan, güneş her gün doğuyor, batıyor. O hiç bunalmazken, bu kıçı başı ayrı oynayan dünyaya ışık saçarken, vazgeçmek olmaz 🙂

Cümleten günaydın, şaaaaaaaaaaneeeee bir hafta sonu olsun inşallah, biliyoruz elimiz de di mi ? en azından bir bölümü.

 

19 Nisan 2015

Hava pazar sürprizini yapmış, Belki öğleden sonra açar. Şimdi kahvaltı zamanı  Kendimi bildim bileli pazar kahvaltısı hazırlarım. Severek yaparım ama. Yataktan sallana sallana kalkan, tüm haftanın yorgunluğunu üstünde taşıyan, günlerdir kahvaltı öğününü atlayan, atlamasa bile üstünde durmayan, iki ısırıkta mideyi bulacak hamur, çamur cinsi ile mideyi dolduran insanlara bir şölen sunarım kendimce :))) Masaya gelen nerden başlayacağını bilsin ama neyle son vereceğini bilemesin misali :)))
Kahvaltı candır. Pazar kahvaltısı cana can katandır. Annelerden en çok akılda kalandır. Odaları dolaşan kokular, beynimize bilmece çözdürür :)))) “Ennnnn sevdiğim !!!!!” işte bunu en iyi anneler, ablalar bilir :))))
Aaaaay bu konuda hiiiiç de mütevazi olamam, kahvaltı elime yakışır :))))
Dünkü kahvaltıyı ısrar üstüne yazdım :)))) Hadi pazar ilhamı olsun 🙂

20 Nisan 2015

Bilim adamları mevsimler değil iklimler değişiyor demiş.Bilimin adamları yoluyla bildirdiğini ben uzun zamandır biliyorum ve takipteyim ki 🙂 Önce yağmurlar bozuldu,renklisi, çamurlusu çıktı, karlar azaldı, giden kuşlar dönmedi, bitki örtüsü örtü olmaktan çıktı, denizler karaya karıştı, denizlere atıklar karıştı, ormanlar yandı, yanmayanların başı yandı,yeraltı suları evlere bağlandı, göller, nehirler evlere manzara oldu … daha bir sürü şey ve gayretler sonuç verdi, bilenler biliyordu, bilmeyenler hala devam onlar “anlamadım !!! ” modunda.
“Anlamadım !!!!” salağa yatmanın en kolay, en bilinen yoludur. Diyene zaman kazandırabilir, muhatabı çileden çıkarabilir, tekrar anlatma konuların genişlemesine sebep olabilir, sonuç vermez, anlamayan hala anlamaz :)))) Anlatan çırpındığı ile kalır. Hatta anlatan ateşe uçan pervanelere benzer, bir şekilde yanabilir, zati anladığı için, bildiği için yanmıştır :)))
Sabah sabah, günlerden pazartesi, haftanın yarısı tatil, Ankara’dan oğlum gelebilir, bir tanesi bahar tatili için evde, kızın dün veli toplantısı vardı, “gitmeyin, ben de sağlam ifade var !!! ” dedi, hava güzel görünümlü ayaz, yağmura teşne imiş, her konuda birikmişlerim var, bi tek para olarak değil :)))) , hadi bakalım, bi günaydın dedik, peşine “Anlamadım !!!!” diye ekledik, bi anlatan çıkmazsa cehaletle geçecek bu hafta, amaaaaaaan bu da varsın böyle geçsin :))))) Cümleten güzel günlerimiz olsun, ihtiyaca binaen … ❤

Reklamlar

ÇİLEK, KREP, OMLET …


20150418_102140

Denize, gökyüzüne, yeni doğmuş bebeğe, ağaçta filizlenen sürgüne, yağan yağmura, kara, geceleri parlayan yıldızlara … saatlerce konuşmadan bakabilirim. Çilek hakkında da her sene yazabilirim 🙂 Görüntüsünü, kokusunu, mevsimini bi de reçelini severim. Çilek çıktımı bahar ortalanmış, yaza da az kalmış sayılır. Maalesef  “nerdeeeeee o eski çilekler !!! ” demek zorundayım.                                   Nerdeeee o küçük, kokulu, zamanı birden geçen, tadı olan çilekler, onlar da güzel insanlarla birlikte atlara binip gittiler. Şimdi çilekler cinayet aleti gibi, kocaman ve tatsız. Pudra şekerine, çikolataya, dondurmaya kuvvet yiyoruz. Şimdiler de çilek her zaman var ama ben yine de mevsimini bekliyorum. Aklımda Mayıs kalmış amaaaa, kızın ısrarı ile tezgahlarda da çoğalınca çilek zamanını Nisana çektik. Ailemde şaaaneee yemek yapan şaaaaneee kadınlar var 🙂 Onlar çilek reçelini de güzel yaparlardı. Artık ya yoklar ya da yiyecek kimse yok diye yapmıyorlar.

Reçelde pek iyi sayılmam ama benim de reçele yakın, hemen tüketmelik bir tarifim var ;  Çilekleri iri iri doğruyorum ama dörde bölmüyorum tabii ki de 🙂 Teflon tavaya koyup, üstünü örtecek kadar şeker ilave edip, harlı ateşte sulandıktan sonra kaygan  kıvamlı olana kadar çeviriyorum. Bu tarif kahvaltıda krepin yanına.

Genel de ölçüm yok ama krep için şaşmaz bir ölçüm var ; Bir su bar. un, 1 su bar. süt, 1 yumurta, 1 yemek kaşığı sıvı yağ, 1 yemek kaşığı toz şeker, 1 çay kaşığı tuz, 1/2 çay kaşığı kabartma tozu hepsini karıştırıp, kızgın büyük tavaya iri damlalar halinde dökersem pan cake, makinesinde waffle,  kızgın küçük tavaya bir küçük kepçe dökersem krep oluyor 🙂  Bir tabakta kat kat krep, bir tabakta ılık çilek, etrafında varsa bir iki yaprak nane, masada tatlı bölümü için sıra bekler 🙂 Önden omlet ile kahvaltılıklar var çünkü.

Hafta sonu kahvaltıya illaki omlet yaparım. Bunun için dolaptaki malzemeye bakarım :)) Biber, mantar, sosis, dereotu, maydanoz, peynir çeşitleri … az kalmış az da şekli kaymış her şey omlet malzemesidir. Şekli kayanlar bozulmuş, küflenmiş değil ama tazeliği geçmek üzere olan sebzeler, kırıntı peynirler 🙂

Bu sabah üç küçük sosisi küçük küçük doğradım, Teflon tavada yağ ile buluşturdum. (az sıvı yağ, az tereyağ ) Diğer yandan kişi başı başından bir fazla yumurtayı, yarım çay bardağı kadar süt , 1 yemek kaşığı un ve tuz ile çırptım ama çok değil, yumurtanın dokusunu perişan etmemek gerek 🙂 Hışırdayan tavaya döktüm. Biraz çeçil peyniri kalmış, üstüne sıraladım. kapağını kapattım, kısık ateşte hem kabardı, hem kızardı. Bir de çevirdim 🙂 Eğer omlet büyük ve ağır olursa dörde bölüp her parçayı ayrı çeviriyorum. Tabakta isteyene üstüne ince kıyılmış maydanoz, dere otu, kızarmış ekmek, hafta sonuna özel demleme çay ve diğerleri.

Her bir nimet için şükür, bir arada olduğumuz kadarına şükür, bu sofrayı kurabilmeye şükür … daha ne olsun ki.

NİSAN BAŞI GÜNLÜKLERİ


10671348_10204231293116267_4223699298330009122_n

 

Özlem ve hasretle beklediğimiz Nisan geldi 🙂 Umduğumuz gibi mi değiiiiiil !!! Donuyoruz, donuyoruz hele !!!! 🙂  Yağmur, kar, ayaz yurdu dolanıyor, İstanbul yağmur ve ayazdan faydalanıyor 🙂 Arada bahar ucundan azcık gösteriyor ve hepsi o kadar, arkası yok, zaman hızla ilerlerken baharı idrak edemeden yazdan bunalacak gibiyiz. Alışıyoruz, kabul ediyoruz, adına uyum diyoruz . Eski nisanları bilen biliyor, yeni nisanlar da akıllarda yer edecekse eder, bence akıllarda değil ama akıllı telefonların hafızasında kalır 🙂 Nisan selfileri adı altında bir dosya illaki vardır  🙂 Valla herkes bildiği yoldan, doğrusu bu, bakalım on gün boyunca bizim günlük hangi yoldan…

01 Nisan 2015

Bugün 1 Nisan, gerekli tüm şakalar dünden yapıldığı için kimsenin ne şaka yapacak, ne de şaka kaldıracak hali yok, yani bir miktar insanın, bir miktar insan bi şileri bi şilere bağladı, şimdi AK onlar. Akşam savcı sedyede giderken aklıma, bir gece acili hatırası geldi, hastamızı beklerken sokak kavgasından bir tombalacı geldi, peşine de tüm sülalesi geldi,gerilim öfke tırmanmasın diye ölüyü ameliyat edip, sabaha kadar durumunu kritik yaptılar, doğru bilgi, birinci ağızdan. Hatırladım birden.
Nisana yakışır bir hava var, mavi gökyüzü, yol yol anlamı bize kalmış şekiller çizen bulutlar, içimiz hem sıkıntılı, hem karanlık gibi mi deyip alnımızın yazısını bekliyoruz, “kadeeeeer!!!!!, senin elin kolun çoooook uzun, kapsamın da geniş, kadeeeeer !!!!!! sen her şeyin mazaretisin, kadeeeeer !!!!! alınmamış tüm tedbirleri aklayan sensin, Kadeeeeer!!!!!, sen bize gelince talihden ayrı gezersin, kadeeeeer !!!!! seni kime şikayet etcez…. “ne yapaceğiz, ne yapaceğiz …, yapılanlara seyirci mi kalaceğiz ”
Allahım her şey bir rüya olsa unutarak uyansak, Ağzı olanın konuştuğu bir sabah bu sabah, kendimi tabiat ananın kucağına bıraksam ,hastalıktan münasip yerim doğrulmadı, bir AVM de eteklerini sürüyerek dolaşan Araplar arasına karışıp baharlıklara baksam, daha da çok daralırım, yemek, film desek, festivale 9 biletim var, yemek de diyet fıtratına ters, bir kapıyı bir elimle açıp, öbür elimle kapatarak bir yere varamam :)))) Bunu da biliyorum, bilmedigim, unuttuğum bir şey vardır, elbet :)))
Eeeee yapcaz bi şiler, ruh sağlığımızı korumak için, hadi hayırlı ve heyecanlı bir Nisan olsun ))))

02 Nisan 2015

Şarkıları bin yıldır ölümü ve ayrılığı söyleyen bir ulkede gerçekten özgür müyüz ? /Ş.Erbaş Umutlarımız var, üstüne yağmur yağan, kar altında kalan, soğuktan donan, rüzgâra kapılan … ama hep bi bahar bekleyen bahardan umudunu kesmeyen Umutlarımız. Yolun yarısından fazlasını geçtik, ha bugün, ha yarın diye diye. Yalancı baharlara kandık kaç kez. Planlarımız, programlarımız olasılıklara karşı savaş veriyor, yenildikce güreşe doymayan pehlivanlar gibiyiz, hayat tuş diyene kadar, toparlanıp toparlanıp geliyoruz. Arada yel degirmenlerine de denk geliyoruz kiiiii o fena işte, düşman var mı yok mu belli değil :)) Essa gene mi bi amaç uğruna mücadele ediyoruz ?
Dün Bahçeşehir tarafına bizim gelinin dükkanına gittim, bu aralar biraz çarşı işlerim var, Minibüs epeyce dolaşıyor, hatta yolun hem sağından, hem solundan geçtiği yerler bile var, ben inene kadar, iki , üç kez doldu boşaldı, öğlen vakti yolcuların çoğu öğrenci, şoför kimilerini tanıyor, “okuyun lan !!!!, okuldan kaçmayın ” diye tembih ediyor, geçtiğimiz yerler köy ile kasaba arası, yan yana dükkanlar, nalburlar var, çok yerde yok artık, sonra ekmek fırınları, taş fırın lahmacun ve pideciler, selelere konmuş indirimli kıyafetler satan ikisi yanyana olunca üstünde AVM yazan kıyafet dükkanlar, iki üç tane nargile ve tütün satan dükkan gördüm, ocakbaşılar var ama ocak ortada, masalar ocaktan uzakta, kültürümüzün en belirgin unsuru, müşterileri sokağa taşmış kahveler, fransız balkonlu, camları yere kadar üstünde lüks yazan apartmanlar, camiler, onların yakınında yeşil boyalı cem evi var, dolaşan çeşit çeşit giyimli insanlar, tuhaf isimli manavlar, çok sayıda ucuzcu marketler, telefoncular, tamiciler (var valla, elektrikçi, çeşmeci ) etraf kuru duruyor, sanki susuzluk var da yeşil yaşamıyor gibi, bir iki çıplak ağaç, bir büyük havuzlu, çimenli kavşak gördüm, bir kaç hastane ve sağlık ocağı. Bahçeşehir’in yakınından geçiyor, yolun yarısı yokuş aşağı ayrı bir dünya, kapısı güvenlikli siteler, isimli lokantalar ve büyük çarşılar, yürüyen ınsanlar sadece köpek gezdirenler.
Yaşam alanları bile pat diye birbirinden ayrılırken, ayrı fikirlerin varlığı kabul edilebilir olmalı, bunun çözümü şiddet ve baskı olmamalı ama, insanlar konuşa konuşa diye biliriz de bu bildiğimiz de yalan oldu, Sonuçta geldiğimiz gittiğimiz yerler birbirimize aşina, son durak hepimize aynı.
Hadi Nisan yağmurları erkenci mi ne ? Hava kapalı ısı derecesinde tablet ile radyo arasında çelişki var, aaaay hadi çelişki her şeyde biraz var, çelişen ve değişen şeylerde hayat var, hayat da bizim içimizde biz hayatın içinde, ayol bunun afilli bi adı var, ne o ? Cümleten günaydın, bizi ayıran ve birleştiren her şeyle birlikte …

03 Nisan 2015

Bir ilkbahar sabahı güneşle uyanmadım amaaaaa sonradan karşı blokların camlarında parlayan ışıkları gördüm. Sabah haberlerinde baktım ki dünya da , memleket halleri de aynı, dünya menfaat üstüne dönmeye devam ediyor,Ayol iran ile ABD kanka oluyorlar, belki Pan AM da canlanır, kendimi iyi hissediyorum, yalnız yıllarca elma ve limon kabuklarını ziyan ettim, tonlarca sirke zararım var.Aaaaaah olaydı, sabah sabah “küşelere sirke serpirem, büyüye sihire iyi geliiiiir !!!!” türküsünü çığırırdım :))) Bir yandan da oda sayıma şükür ederdim, aaaaah aaaaah ben de kendimi iyi yetişmiş, kendini geliştirmiş on numara ev hanımı sanırdım, tek tesellim şampuan, sıvı sabun, bulaşık deterjanı kaplarını tek bir baloncuk kalmayana kadar çalkalamak :))))
Kader önden yazılmış başa gelecekler listesi iken, biz de kendi listemiz için mücadele ederkeeeeen, günler geçiyor,  Yıllanıyoruz !!!! şekerler :))) önümüzdeki gunler önde ben arkada koşacağız işalla :))) gelen giden trafigi, çamaşır ütü, gurbetten misafir, yeme içme, silme süpürme veeeeeee Istanbul Film Festivaliiiiii !!!!! Hepsi önümüzdeki günler içinde, plan program yaptık, B planı ve bir ihtimal daha var, elimizin altında :)))şartlar böyle olunca bana müsade, arada bir yazarım , bazı bazı bakarım, festival haberlerini, misafir gezdirmeleri illaki yazarım :)))
Hadi parçalarımızı toplayıp Voltran’ımızı yapalım, içine anne, eş, dost, arkadaş, insan içerikli figürler katalım, merhameti ,vicdanı, sevgiyi, neşeyi unutmayalım, elimiz titremesin, bir tutamı aşalım :)))) içimizdeki örümcek adam, Robinhood, Batman, Himen, Zeyna …. artık yazdığım, unutttuğum ne varsa bir ağızdan “güüü naaaay dıınnnn !!!” dedik, gerisi size kalmış, hadi kaçtık biz :))))

Kayahan ölmüş !!! Içimizdeki hatıralar delik desik , yeminimiz bozuldu, karanfilin boynu bükük, gönül sayfamızda izi kaldı …

05 Nisan 2015

Bu sabah diğer sabahlardan farklı mı ne ? Asabiyim ben, itirazım var, ayırım yapmadan her şeye hemi de , sabah yazısı blogda, “şekerim, uzun yazıyorsun !!!” diyenlere uyarı, okumayın, uzun, İçi sitemli, isyan kokusu var, amaaaaaan benim zati festivale bugün iki biletim var, gözlerimi ekrana dikip, başka dünyalara gidicem işalla :))) Festival seyircisi, hışır hışır mısır yemiyo, telefonu çalmıyor, filmin sonundaki müziği dinliyor, tüm yazıları okuyor :))) Bir iki saat de yeter bana, normale dönmek benim işim, hem de her zaman ki :)) Haydin şaaaaneeeee pazarlar …

06 Nisan 2015

Muğla’dan kalkan uçak indi, yolcusu eve yaklaşmak üzere 🙂 Konya uçağı da yolu yarıladı. Ic Anadolu’dan Ege Kıyılarından misafir geliyor, on yıldan fazla var dördümüz bir araya gelmedik, içtiğimiz kahvelerin hatırı kırk yılı bulmadan buluşacağız inşallah 🙂  Bu arada aksilikler kol boyu :)))), birimizin morali hem bozuluyor diye yazmadım çok şeyi, kayınpederim yoğun bakıma girdi, çıktı çok şükür, onlara kayınpederi, ne kadar kötü düştüğümü, bir gayret yağmur yağdığını, felan hiiiiiç mevzu etmedim:) Egildim mi ,üç aşamada kalkıyorum, iki yıldır bele çalışıyorum, kıramadım daha 😦 yine de her şeyin başı sevgi, sabah beri otura kalka evi adam ettim, yemekleri önceden ayarlamıştım, çocuklar da yardımcı oldu, balkona masa bile attım, kötü alışkanlığı olan arkadaşlar için  Kulağım sestedir, gözüm yollarda, Sevgi ile yaptım her şeyi, gülümseyerek, karşı tarafı mutlu edeceğini hayal ederek.

“Beylikdüzü’nün yolları taştan, Ayşen çıkardı bizim hanımları baştan …” türküsündeki semt ve isim benzerliginin benle bi ilgisi yok :))) Ben sadece ” eee hadiii !!!!” dedim. Bu akşam yemeği arkadaşın aslanından ikram :)) Aslan , hasta Fenerli bi de iki gün çocuk bakacak, bi alkış aslana :)))) birininki hava alanına gönüllü taşımacı oda genç kızının başında ava gitmicek, yemin etti, benimki tembihli sürpriz yapıp gelmicek, biri eşsiz zati :))) iki gün iki gecemiz var, felekten çalıcaz işalla :)) Bir araya geldiğimiz andan itibaren “hepimiz kırmızı başlıklı kızızzzzz !!!!”
Hadi hayırlısı olsun, tüüüünaaaaaydın millet !!!!

09 Nisan 2015

Geldiler ve gittiler, Son mesajlar; ” Kuş indi baby !!!!!” :))) Kapı ağzında terlikler, masa üstünde su içilen bardaklar, sağda solda kalmış omuz şalları, odalarda kokuları, dolapta az az yemekler kaldı, kahve makinesi boşa çıktı, klozet kapağı son ana kadar dayandı, bir hoş anı oldu hepimize. Felekten iki gün, iki geceyi çaldık, valla, 1-0 galibiz feleğe karşı, Ne program yaptı isek uyguladık, keşkelere fırsat vermedik, gündüzler geceden çaldı, yağmur 5 tl lik şemsiye ile geçiştirildi, gece yarısı ” waffle yesek mi? ” diyenlere, “yürüyün, ben size sabah yaparım” cevabı, tabiiki de evin annesinden geldi :))) Ne anlattık, ne dinlettik, çokca güldük, az da ağladık, kendimizden dedikoduya zaman kalmadı dermişim :))
Özet; herkes memnun ayrıldı, seneye yağmura, kara, ayaza denk gelecek şekilde sözleştik,  nereye gidersek gidelim, illaki bir Istanbul yapılacak ama :)) O ayrı, eşler, çocuklar fotolarla, selamlarla idare etti ki bu da güzel,
İnsanlar kuş misali bir gün burda yarın şurda, iki günlük ,kıçı kırık dünyada akılda en çok birinin birine yaşattığı duygular kalıyor, mutluluk anlarda kalmasın, anılarda yerini alsın diye gayretimiz, belimin yarısı hala hasarlı, yatsam ne olacak ? Allah kimseyi hasta edip de yatırmasın, yavaş yavaş eskiye dönecek ev, hatta bazı yerleri yeni haliyle kalacak, klozet kapağının yenisini en kısa zamanda alcam, işalla :))))
Şuracıkta oyalanıyorum, halbuki çok işim var, öksürürken bile acı çekerken, performansım en az yarıya inmişken, daha bakılacak bi de sanal kedim varken … hata yapıyor olabilirim amaaaa ben kendimi hatalarımla severim kiiii :))))
Haydin günaydın olsun, hayat devam ederken, bekleme yapmayalım, günün akışı içinde yerimizi alalım 🙂  Bu arada bahardan haberi olan var mı? Gelmeyecek mi imiş bu sene ?

10 Nisan 2015

Sırtımı yataktan zor kaldırdım kiiii bu bir çok anlama geliyor, her anlamda zor yani. Bir bahar havası var gibi , cumaya yakışır , nisana yakışır gibi amaaaaa radyodan gelen sesler; vapur seferleri iptal, Bolu’ya 30 cm kar yağdı diyor, bi de teyzenin biri 6 bin tl yi balkondan atmış, dolandırıcılara, Italya’ da da savcı ölmüş, onlarda “bu silah buraya nasıl girdi ? ” diye şaşkınmışlar :))) Insan kandırılmaya müsait de yanlış kimselere kanıyor, zarara aldanıyor.
Aaaaaah insanlar ; hem onlarsız olamadığımız, sevgisinden bile zarar gördüğümüz (severken öldürenler var ), nefretinden içimizi cürüttügümüz, özleminden hasta olduğumuz, yokluguna alışamadıgımız, varlığına katlanamadığımız , onlarsız gülmenin, ağlamanın tadını alamadığımız, kuyumuzu kazanları ayıramadığız … insanlar.
Dünya içindekilerle güzel de insan çeşitini takip zorlaşıyor,Geldik gidiyoruz,türlerini on başlıkta bile toplayamayız , illaki bir çeşidine hazırlıksız yakalanıyoruz,
Yapcek bi şi yok dünya komple dönüyor valla, Hadi beli biraz daha dogrulttuk, hafta sonu festivale devam, bu akşamdan başlıyacak inşallah, Daha yazamadım filmleri, pazara belki, olmadı pazartesine işalla, Kapılar kapanırken, yeni açılan kapılara doğru yol alırken, farkında olurken bulalım kendimizi, yeni acılan kapılarda bildik, iyi insanlar, kaçırdığımız fırsatları telafi eden gelişmeler olsun, heeeeep beraber mutlu olalım, sevelim, sevilelim, eğlenelim, gülelim ,” bildiğim yerler var, eğlenceyi ben ayarlarım ben” dermişim :))))
Aaaaayy hadi tükenmeyen umutlarla !!!!

 

 

FESTİVAL ZAMANI …


11080538_10205227653224647_2363120924396343687_o

 

 

34 yıl olmuş. Ben bu festivalin doğumunu, bebelik yıllarını, az da çocukluğunu bilirim, gençliği tüm gençlikler gibi az kayıp 🙂  Bir de bu günlerinin takipindeyim .  Severim sinemayı ama yerinde izlemeyi, bir eğlenceden ziyade bir öğreti, bir hatırlatma, yapamayacağım ya da yapmayı düşündüğüm bir şeyi yaşatmadır bana sinema, İstanbul Film Festivali güzel bir etkinlik, bazı filmlerin öncesinde ya da sonrasında filme katkısı olan, başrol oyuncusu, yönetmen, senarist, yapımcı .. konuk oluyor, bir söyleşi imkanı bulunuyor. Bu yıl bir baş rol oyuncusu, bir de yapımcıya tesadüf ettim, hoş oldu 🙂

Filmlerimi seçerken kategorilerdeki filmlere bakıyorum ; Ustalara Saygı, Mayınlı Bölge, Antidepresan … bir de her yılın bir teması oluyor, bu yıl mesela Aile Bağlar idi konu. Değişik ülkeler, seçip ödüllerine de bakıyorum, henüz çok filme gidecek duruma gelmedim ama gayret ediyorum, bu yıl dokuz filmim vardı, yedisi bitti. Bi dolanalım filmleri meraklısı için ;

Postacının Beyaz Geceleri ; Rus filmi, kuzeyde çekilmiş, bizzat halkı oynamış,nehirin öte yakasına her gün geçip oradan posta ve ihtiyaçları motoru ile taşıyan bir adamın hikayesi ve hikayeye karışan bölge halkı, çocuk, kadın, polis, manzara, öfke, pişmanlık … ortaya karışık.

Hal ve Gidiş ; Festivalin açılış filmi idi, bol ödüllü ama hak etmiş 🙂 Şili yapımı,Şili de bir bölge, bir okul, bir öğretmen, uyuşturucu bağımlısı bir anne, kaçak göçmenler, güvercinler, döğüş köpekleri, çocuklar ve onların ilişkileri, aşkları … ben çok beğendim, izleyen olursa diye çok yazmıyorum, bu film beş yıldız bana göre 🙂

Sahipsiz Çocuk ; Sırp filmi ve gerçek hikaye, ormanda bulunan, hayata karışan ve tekrar ormana dönen ve akibeti bilinmeyen bir film, Yugoslavya’nın parçalanma zamanlarına tekabül ediyor.

Küçük Karmaşa ; BBC yapımı Fransız Versay Sarayının bahçelerinde çalışan bir kadın bahçıvanın gerçek hikayesi, sanırım vizyona girecek, baş rolde Kate Winslet var, çok hoş bir filmdi, rahaaaat rahaaaat gitti 🙂

Akşam Yemeği ; “Ours Boys” diye bir kitaptan uyarlanmış, çok bildik bir konu, hem de İtalyan işi 🙂 Kendi alanında başarılı iki kardeş, onların yarışan ve birbirinden hiç haz etmeyen eşleri, kanka çocukları, akıllarına gelmeyenlerin başlarına geldiği bir olay. İyi film idi 🙂 Başrol oyuncusu da konuk 🙂

Aşk Zahmetli İştir ; Hint sinemasından, Diyalogsuz , sadece bir radyodan bildiri sesi var, bazı sahneler Nuri Bilge ‘nin canına rahmet okutuyor, ama güzel,”her şey konuşmak üstüne değil, anlamak ve izlemek de yetiyor”, mesajını veriyor ben aldım, valla 🙂 Sefalet ve yoksullluk insanın içini titretiyor, Kalküta’da çekilmiş, yapımcı konuk idi, “böyle mi yaşarlar ? ” diye sordum, öyle imiş 😦

İsrail Usulü Boşanma ; Kocasını artık sevmeyen, daha doğrusu sevmekten vazgeçen, para kazanan bir kadının boşanma mücadelesi, tamamı mahkeme sahnesi ama izletiyor, dini baskılar, komşuların, dostların,  “ne şiş yansın ne kebap” tarzı ifadeleri, tutucu çevre, sabit fikirli koca, yandaş kardeşler … değişik bir bakış açısı idi.

Bugün “Hayat Altmışından Sonra ” Alman Sineması ve komedi, güzel olduğunu tahmin ediyorum, Hafta içi de “Liverpool”   var bir de İspanyol ve yalnızlık üstüne, bakıcaz artık 🙂

Tüm filmler ayrı ülkelerden, ayrı hayatlar ama benzer manzaralar, bildik duygular. Eskiden daha çok sinemada oynar idi. Ben Şişli Kent de simültane tercüme ile seyrettiğim bir Yunan filmini, Daha önce ayıp filmler oynatan SinePop’a hem ilk gidişim olan hem de izlediğim C Blok filmini unutamam, çok da kalabalık gitmiş idik. “Üç adam bir çocuk ” da ilk kez festival programında geldi, Beyoğlu’n da izledim. Ferederico Fellini ve Amarcord ile de festivalde tanıştım, Woody  Allen ve Radyo Günleri’ ni de festivalde izledim, Benim Güzel Çamaşırhanem ‘de festivalden 🙂 Kenarı tırtıklı, kaparo ile verdiğimiz listeden, Lale Karta, Oturduğun yerden komisyon karşılığı bilet almaya kadar gelen festival, nereye kadar gider bilemem ama ben takipcilerdenim 🙂

MART SONU GÜNLÜKLERİ


11015090_10205035203973536_1746276349149653107_n

Mart geçti, neredeyse nisanı ortalayacağız amaaaaa ortada henüz bir bahar yok, Kadir Ağbinin laleri açtı ama seyire gidemiyoruz, çünküüüüüüüüü üşüyoruz 😦 Mart çok üşüttü bizi, bedenimizi, yüreğimizi … Zaten aklım erdiğinden beri çoğu martlar tarihe geçen olaylarla doludur, hem de sarsıcı olaylarla, bu martta şaşırtmadı bizi, son gün tarih yazıldı yine 😦 Ne demiş Onat Kutlar ;  “Bahar isyancıdır …” Ben de aynı fikirdeyim, valla 🙂 Mart bahara isyan ile başlamak ve bitirmektir. İspatı satır aralarında 🙂

21 Mart 2015

Memleketimin orasına burasına bahar gelmesi gereken bir günde memleketin orasına burasına kar yağdı haberleri geliyor,  Damımızın devamlı karlı olduğu bu günlerde gerekli sıcaklığı elimizdeki çay bardağından, şefkati ise çift katlı tuvalet kağıdından alacak gibiyiz, “heee valla 🙂 ” diye de iç sesten tasdik aldıktan sonra kaldığımız yerden devam :)) iki gündür memleketin muhtelif otunu çöpünü kaynatıp içtim, tavsiye ilaçları bol su ile başıma diktim, “Amaaaan doktor bana ne yapsın !!!” diye de doktora gitmedim, fena değilim, Bi tek tavadan gelen cızırtı sesini kuş sesi ile karıştırıyorum, gerisi tamam sayılabilir, olacak inşallah.
Akşam büyük oğlan aradı, kamp yapmaya gidiyormuş,” haber alamazsanız, Akut’u filan arayın” dedi. Daha önce lisede izci kampına yollamıştım da tuvaletini eve saklamıştı, hatırlattım, “bi gece” dedi, artık bi şi demedim amaaaa, taş düşebülür, ayı çıkabülür, tipi yolları tutabülür diye bir miktar evham yaptım, ateş düşürücü ile alemi değiştirdim, “hayırlısı, kocaman adam !!!” diye de kendimi teselli ettim, yapcek bi şi yok, her şeyi çok bilen evlatlar, “kime benzemiş acabaaaaaa ???? ”
Aaaaay hadi bu gidişle baharı görmeden yaz gelip geçecek, hadi Allaaah kimseyi hasta etmesin, tüm hastalara şifa versin, oğlan sağ salim, gidip gelsin, Aaaaaaay hadi hasta duası makbuldür, Allah herkesin gönlünün muradını versin, Hadi yarın daha iyi olmak dileğiyle, cümleten günaydın !!!

23 Mart 2015

Takvimlere göre hakiki bahar gelmiş, gündüz ve gece eşitlemiş, bahar belirtileri dün için doğrudur, bugün bir pazartesi kasveti var deyip de sizi “aaaay bu da bizden !!! ” diye sevindirmeyecegim 🙂  hava biraz bulanık o kadar,  gündüz ve gece eşitliğine de bir cümle ilave edeyim, “hastaya, dertliye gece bitmez, mutluya gün yetmez, ” Misal dün gece nefes aldığı tüm delikler kapanmış, tıkalı kulakları ile gece sesi dinleyen, yorgan ve yatak örtüsü ile gece boyu cenk eden, yatağın soğuk yerlerine bile emekleyerek geçen, klasik kabuslarımı tekrar eden iken imamın “haydin namaza” sesi ile saatin kalk artık diyen zilini özlem ve hasretle bekledim 🙂
Biraz evvel uzuncana yazdıydım kayboldu,  Kısa kesiyorum, kestirmeden günaydın diyorum, “ben biraz daha iyiyim” diye ekliyorum, takılmayın pazartesine, dünyada ne dertler var kiiiii takvimin tüm pazartesileri bir araya gelse, o kadar etmez, Hadi ölümden gayrisine çare var, aaaay hava güzel mi ne yakındaki okulun sabah töreni sesleri geliyor, çocukları bahçede toplamışlar, aaay hadi ben de kendimi az güneşe çıkarayım işallah 🙂

24 Mart 2015

Hayatta heeeer şey adım adım, ama bazı kötülükler koşar adım, adalet adım adım, hatta son zamanlarda adalet mehter misali, üç ileri beş geri 😦 İnsan arada safi salak olmaya özeniyor, takıl birinin peşine, benimse düşüncesini, kapa gözünü, beynin sadece münasip kılıf bulma üstüne çalışsın, at izi ile it izi birbirine karışsın, senin aklın karışmasın, tek suçlu hep suçlu, mantığından, oooooooh !!!!, devam et …
Akşamdan kalan sosyal medyayı bi taradım da, sinirlerimi hoplatanlar var, var olmasına da onlara yapılacak bir şey yok, hayat bilgisinin öğrettiklerinden biri de; düşünenin kölesi modelini benimseyenler, kendileri düşünemediklerinden, bir şey yapmış olmak için sadece savunma yaparlar, bunlarda ruh sağlığı açısından çok zararlıdır, tüketirler, tükenmezler, bi tek Allaha havale edilirler, bunlara bulaşmamak gerekir, Allah kimseyi görür de anlamaz etmesin, Amiiiin !!!!
KPSS rezaletine bir şey demiyorum, dediğimiz zamanlarda doğrular kesişiyordu çünkü, paralellik hava akımı yaratıyor zaar, estikçe zihin açılıyor 🙂
Memleketin neresinden tutsan elinde kalıyor da kaç kişiyiz ? Japon mühendis olayı kimseye örnek olmaz, intihar etmek günah zati 😦
Bu karmaşık, bulanık sabahın bir bahar sabahı olduğuna kendimizi ikna edelim, en azından haftaya saatler alınacak, bu kesin yaz geliyor demek :)Hadi adım adım, iz peşinde, kendimize pembe, beyaz yalanlar ile , hadi bu bir bahar sabahıdır, yeminle 🙂  , hadi tarih tekerrürden ibarettir, iyice biline, ben bi süt içim, belki çocukluğuma dönerim :)))
Haydin günaydın, kuşlar geldi pencereme …

25 Mart 2015

Doksanlar benim otuzlu yaşlarıma, iki çocuklu, gurbette, neye, nereye uyacağımı tam bilemediğim zamanlara denk gelir. Biraz geriye gitsen gençlik, biraz ilerlesen kırka merdiven dayarsın.Bana göre otuzlar kendi kendine saklambaç yıllarıdır, hem kaçan hem kovalayan, hem saklanan hem bulan. Tam da bu yıllara denk gelir ; “Tavuk Suyuna Çorba” hikayeleri , içinden sevgi, şefkat, merhamet, mucize, sabır,sınırsız iyilik geçen öyküler,  Bir çıktı, elden ele dolaştı, hepimiz okuduk, sonra devamları da çıktı ama ben artık okumadım, sonundan ders çıkan, iyileri mutlaka kazanan, mutluluk illaki yakalanan öykülerden sıkıldım, Tabii ki de hayatımızda mucizeler var, gönül telimizi titreten, kalbimizi pır pır ettiren, yüzümüzü gülümseten şeyleri fark ederek ya da etmeyerek yaşıyoruz.
Hayatın kendisi tavuk suyuna çorba, Aslında hayat sade suya çorba da, lezzetlendiren biziz. Bunun farkına vardıktan sonra, tarif veren kitaplar, “aaaay ben bunları biliyorum ki” diye rafa kalkıyor, sevmem zaten komut veren, yönlendiren şeyleri. Insan çeşiti görmeli, gördüklerini kendi gözünden değerlendirmeli.
Dün bütün bir gün yatıp kalkınca, zihinde kurmaca had safhada oldu :))) Bu sabah daha iyice, daha bilgece uyandım :)))) Bi de her sabah kütüphaneye şöyleeee bi bakarım, kitabı görünce, kitapla ilgili muhabbetleri hatırladım, rahmetli büyükannlerim kiii kardeşdirler 🙂 ❤ “insanoğlu arsız, ayrılık dağlara verilmiş, dayanamamış, un ufak olmuşlar, insan hem dayanmış, hem unutmuş ” derlerdi. Aynen öyle hem dayanıyoruz, hem unutuyoruz , hem de bi tek ayrılıkları degil, yapcek bi şi yok, kimi zaman istasyon, kimi zaman kara bi tren oluyoruz.
Dünya dönüyor, bu sabah rahmetli anamın dediği gibi ” essa gene bi bahar havası var ” , haydi havamızı alalım :))), alan ilerlesin, bekleme yapmasın :)) Haydi marttan umudu tam kesmedik ama gözü Nisana diktik, 6,16,26 önemli tarihler :))) aaaaay hadi kuvvetli bi günaydın çekelim, biiiiir, kiiiiiiiii, üüüüç … güüüünaaaaaydınnn !!!! Ben buraları inlettim, siz de kendi bölgenizi halledin, dermişim :))))

26 Mart 2015

Güne erken başlayınca, bazen erken bitiyorum, yani koltukta uyuya kalıyorum . Çok da prensip sahibiyimdir :)), illaki de yatağıma giderim amaaaa pencereden bi bakmadan olmaz :))) şu günlerde yeni inşaatın vinç ışığını ay ışığı sanıyorum, hemen aklıma çocukluğumun kitabı Mary Popkins geliyor,  iki çocuklu ailenin cadı dadısı , Altın Kitaplardan, dışı kabuklu, kocaman bir ay onun önünde süpürgesine binmiş Mary,  ayracı ibrişim ipten, sayfaları sarı, kabuğunun altı yeşil parlak ciltli :)) çocukluğumun kitabı ile uykuya giderken az aralanmış uykum, daha da açılmak isterken, sımsıkı kapattığım gözlerimin iç taraflarında bilinç akışı sineması oynuyor, oradan oraya koşuşurken, “nerde kalmıştık ” diyemeden tekrar uyuyor insan, eeee biraz zaman alıyor tabii ki de :))))
Kayahan’ı hastaneye kaldırmışlar, Doksanlar onun patlama yaptığı yıllardı, Rumelihisarı konserleri olurdu,yaz sonuna doğru,bir keresinde taaa Konya’dan geldim, O zaman tek çocuk, annemle babamı, ablamı gece mesaisine koydum, ben arkadaşlarımla gittim, Iste biz o gece bir yemin ettik kiiii, şarkıyı her duyduğumda aynen devam, “bir ara, bir sor Allahaşkına …” diye de sitemini unutmadan,güzel şarkılar, güzel ses idi Kayahan, Bir keresinde de yeni kaset çıkardığında Okan Bayülgen’e çıkmıştı, Biz çocukları Okan’la büyüttük, ” Gece Kuşu” ile sosyalleşmeye gayret ederken, ayağımızda sallandı yavrular, bir kaç kez de Müslim Gürses’i izledim, ne şaaaneee sohbetlerdi onlar,
Şimdi hiç bir şeyin tadı yok demeyim de eski tadı yok , dünya kalabalıklar içinde ıssızlaşıyor, insanların iç dünyaları dibine kadar yalnız, şarkılar bile bize bizi anlatmıyor, neeeeeerde aşk kokan, hasret kokan, yağmurun sesini, baharın kokusunu getiren şiirler, ne yazanlar var, ne de yazdıranlar. Artık biz dünyayı böyle sevme çabasındayız, geldik, gidiyoruz, Gençler mi? Onlar telefonlarını seviyor, geçen birinin telefonu dışarı ses veriyordu, sabırla dinledim, ritm hiiiiiic değişmeden, sözsüz … huşu içinde dinliyor genç, “ancak o kadarını anlıyor garip” dedim içimden. Gençler için söylenecek hem iyi, hem kötü şeyler var da ,söylemiyoruz,  Yani ne soyleyim ki, evdeki ergen, doğal ergenlik sivilcesi ile mücadele ediyor, burnuna bant yapıştırıyor, sırf bunlar için erken kalkıyor, her sabah kahküllerine fön çekiyor, fırsat bulursa ders de çalışacak iiiişaalla …:))))
Aaaaaay bi şi demedim, hasta psikoloji içindeyim :)))) Haydin günaydın, olası bir bahar sabahı daha …

27 Mart 2015

Adı konmamış bi sabah bu sabah. Hiç bir şeye adanmamış, planı programı yapılmamış, aslında içinden geçmesi gereken belli şeyler var ama program akışı yok, program aksa mı, akmasa mı belli değil. Üstümdeki ağırlıklar bir rüzgar bekler gibi, sanki bulutlara sarılmışım da geçici körlük, bir bunalma ihtimali var da hani bi rüzgar çıksa da dağıtsa, geriye sonsuz bir mavilik, tek tük şekilden şekle geçen bulutlar kalsa. Birinin beni iteklemesi gerek, bu sefer de kendimi kıyıya bırakılmış da düşecek gibi hissediyorum, yer ayaklarımın altından çekiliyor, geçip giden manzarada kendimi bırakmak için yer beğenemiyorum. Hayata boş boş bakıyor gibiyim de geçer diye kendimi teselli de ediyorum. Biliyorum ki sorumluluklarım yakamı bırakmaz, bırakmasınlarda,
Bazı sabahlar böyle oluyor, aklın bir yere gitmiş de gelmemiş gibi, ne gittiği yeri, ne geleceği yeri beğenmez gibi, bu hal anlatma ile olmaz “yaşayanlar bilir” , “aaaaay ara ara hepimiz yaşarız” dermişim.
Suçu gelir gibi yapan, ucundan azcııııık gösteren bahara yükleyelim. “Bu sene bi gelemediiiiiiiiin , bahaaaaaaar !!!! ” diye de saydıralım, bak yazarken bile rahatlamaya başladım :)))
Çileli kadın kitaplarına devam, Aytmatov’un Cemile’si, T.Hardy’nin Tess’i, okundu C.Boronte’nin Jane Eyre’i okunmakta. Klasikler zamana meydan okuyan eserler, bi bakıyoruz kiiii her şey özünde aynı, filmlere bi daha bakasım var, Tess’i unutmuşum, aklıma kazınan bir kaç sahneyi okurken hatırladım, yine de bir tekrar ister.
Hadi baharlar kalıcı biz gelip geçiciyiz, baharlar takvimlerde bizden önce de var. İçinden geçtiğimiz baharlar bize özel olanlar, ortalama ömürde unutulmaz kaç bahar var ? Sayamadıysak bizim ayıbımız valla :))) hayatta karşı koyabileceklerimiz ile direnç göstemeyeceklerimiz var, bunlar devamlı çatışırsa da , devamlı uyum halinde olursa da olmaz. Orta yolu bulmak lazım, etraf örnek dolu, “aile içinde olur böyle şeyler ” diyecez üstünü örtücez, bak yaptılar oldu 🙂
Bi günaydın diyelim de üstüne, altına bakıcaz artık.

Muson yağmurları yağıyor sanki, sesli sesli, kova ile dökülür gibi.Yağmur Ormanları ihtiyaca binaen yok edildiğinden takılacak bir yer bulamadığından, küçük dereler akıyor sokaklarda, ızgaraların etrafında girdap oluşuyor, etraf temizlenirde pislenir gibi, evde olduğuna şükür ediyor insan, kısa molalar verip daha da hızlanarak yağıyor yağmur, dağlara taşlara, ihtiyacı olan ovalara, ver Allahım.

28 Mart 2015

Kiminin kocası evde yok, kimininki maça bakıyor, kimininki hasta yatıyor … topladım vekaletleri, buraların Zeyna’sı benim havasında gidiyorum, apartman toplantısına,Biliyoruz kiiii bitaraf olmayan bertaraf oluyor, iç güvenliğimiz söz konusu, hani bir karar alinacaksa, rengimiz belli olsun, Sevmem bu toplantıları, kapasitesi bütçesinden de sınırlı adamları, papağan gibi fikirsiz konuşan kadınları ammaaaa bir yerde meeeeecbuuuuuur, yatmadan son haberleri kaçırmayın derim, bi bakın bakalım bildik konu, tanıdık biri olabilir mi :)))))

29 Mart 2015

Bahar için çoook şey söylenir de ben “Bahar isyancıdır” olanını severim ,Aynı zamanda kitap adı da Onat Kutlar’ın dı sanırım. Eeeeh ruhun asi yanları var, bahar da hem isyancı hem de makul şüpheli, durum “ateş ile barut yanyana !!!” sayılmasa da barut ve ateşin adresi belli ,Yapcek bi şi yok !!! diye kabulleniyoruz :))))
Mart bahara giriş,Nisan gelişme, Mayıs son nokta,Giriş gelişmeye dair ümitler taşırken, sokaklarda İstanbul Gezginleri ‘nin ayak sesleri var. Nereye böyleeeee ? diyenlere cevap; Haliç tarafına, Sütlüce kıyılarına, İstanbul karışık ortaya !!!
Aaaaay hadi ben de karışığım, aklımda bahsedilecek 15 tane eser var, an itibariyle bilgiler silinmiş gibi :))) Amaaaan unutursam bi fısıldayan olur aplaya :)))) Hadi iyi havalarda herkes gezer, zati gezgin dediğin dumanlı havayı sever, (Bu da grup tesellisi :))) ), Bağışıklık sistemime türlü destek, bin bir nasihat, Allaaaam utandırmasın beni, Aaaaay hadi herkesler evden dışarı, yollar bizi birbirimize bağlar, hadi ben de konuyu bağlayım, anca yetişirim,
Son söz cümleten günaydın, şaaaaneeee pazarlar, haydin gezmelere, gezip gezip doyamadan dönmelere …

30 Mart 2015

Pazartesiler bizim yedi günde bir miladımız, Bozduğumuz yeminler, unuttuğumuz sözler, ertelediğimiz yapılacak işler, firsat bulamadığımız kendimize vaatler ,,, beynimizde yer tutan, elimizden tutulmayı bekleyen, sırası gelip geçen neeeeee varsa bir pazartesi sabahı daha karşımızda. Birikmiş olması mı, tekrarlanması mı canımızı sıkar, bulutlu havamı içimizi kapar, pazarın yorgunluğu mu üstümüzde kalmıştır, tam bir nedeni yokken, olan nedenlerde desteksizken, ille de yaşanacakken niye bi itiraz ve ön yargı olur, teşhisi konmamıştır. Yani makul şüphelisi çoktur, tutuklusu yoktur, yoksa var mıdır ? Insanlar hafta sonunda esir mi düşmüştür, bugün esaretten geri dönüş müdür, o da günün ödevi :))) Kafayı iyice bi çalkalayıp , öööylece bırakmak mümkün, ama akşama kalmayın :))))
Aaaaay hadi beyaz bi sayfa olmasa da pazartesine bi sayfa şart, silgi denen bi şi var, üstünü çizme, maddelere numara koyma, bildiğin yerden baslama da olabilir :)) Mart ayının soooon pazartesisi bugün, bir daha 330 gün mart gelmiceeeeeeek, leylekler geliyor, çoktaaaan gören arkadaşlar var, Kadir Ağbi’ nin laleler açmaya başlamış, yer gök lale olacak bir kaç güne, “laler bile bütçede yer tutuyor, hatta genişcene :))) Bir yol lalesi kadar degerimiz olmadı !!!!” diye bir atar yapmak serbest ama bi faydası olmaz. Yiyelim sayısal kahvaltıyı, içelim çayımızı, arkası gelecek, işalla :))))) Aaaaaay haftaya nisan da karışacak, nisan baharın eeeeeen iyi ayıdır, festivale biletlerim var kiiiii :))))
Bu sabah elimden gelen budur, kendimi bile tam ikna etmiş sayılmam, kıyıda köşede kalmış umutlarım var, bi de onlara bakmam lazım :)))) Bir yerden kurtarıcaz, cümleten günaydın, şaaaaaaaneeeeeee bir hafta olsun …

31 Mart 2015

Hep bir ihtimal daha var önümüzde, hep bir B planı var aklımızda. Olmazsa biz de olmuyoruz, hep bir ümit yaşatıyor bizi. Eskiyor insan, orasına burasına tamir tadilat yetmiyor ki, bir yanı kurtarsan bir yan gidiyor. Tam iyileşemedin, pön pön öksürüyorum ama geceleri değil,  Arada bir ateşlencek gibi oluyorum amaaaa gecici. Bu günlerde uyuya kaldığımda uyanıp bakıyorum kız yok, sesleniyorum, “ders çalışıyorum !!!! ” diyo, inanamıyorum, kalkıp bakmak için yola düşüyorum, koridor boyunca kendimi test ediyorum, ellerime tekabül eden rakamları biliyorum, cama yansıyan vinçin ışığı, aldanmıyorum, bilincim açık :))) Kız çalışıyor :)))
Oğlanlar zeki diye adı çıkmış, kız onları üçe katlar, bi de üstünde zıplar ama what fayda, Iste burada da hep bi ihtimal daha, hep yedekte B planı var, Aaaaaah kızlar, öz evlatlar, annelerle kızlar bi kere senkronu tutturdu muuuuu, tadından yenmez birlikte geçen yıllar. Ama gidiyor, anneler, geride gözü yaşlı ana olmuş kızlar, akıllarda yer etmiş faydalı anılar, bir yanımızda bir boşluk birakarak … gidiyorlar,  Bugün bir anne daha uğurlanacak, içim kaldırmıyor ama gidicem inşallah.
Gidenler, gelenler, kendini hep kalıcı sananlar, dünyayı gereksiz telaşa boğanlar … ayrı kulvarlardan aynı sona koşuyoruz, niye koşuyoruz ki ? Her şey sonunda olacağına varıyor.
Haydin günaydın, hadi lale devri ha döndü dönecek :)) elimizde bir mendil, ona anlam katarak, salına salına temaşa yaparak, çifte kürekle sandal da elbet olacak… bize her yer kağıthane, her yer Göksu :))) Sultanlık sistemi kapıda hazar, azcık çıtlattım benim B planından, faydalanın :))))

BİR PAZAR GÜNÜ, Bİ DE BAHAR ÜSTELİK …


1391981_10203080201219689_7448551300369713589_n

 

Bu pazar sabahında bi de bahar söz konusu iken, yapılacak iş listem uzuuuunca iken, güne sitemle, sinirle başlamak kısmet imiş 😦   Ben en çok kendime sonra, aldığım aile terbiyesine (bize efendi ol, ciğerini yesinler, modeli yükledikleri için ), daha sonra da hayatın zorla yaptırdıklarına kızarım, hani “elalem ne der, ele güne karşı …”  bölümleri var ya onlara işte. Bu arada resim de tam ruh halimi anlatıyor, gözüm kapalı dans etsem, kimle dans ettiğimi bilmesem :))) Ellerine sağlık, Özgül’üm 🙂

Erkenden kalktım, kargalar bile kahvaltı etmemişken, elimi evin sessizce atılacak bölümlerine atmaya başladım, “amaaan çocuklar duymasın, uyanmasın…”  derkeeeeen    havluları yerleştirirken banyoda düştüm, belimi de klozetin kenarına çarptım, bir an yıldızları saydım, sayısından çok ışığı ile ilgilendim 🙂 Canım çok yandı ama nazlanmak gibi yeteneğim olmadığı için ki ayrıca naz yapana da çok kızarım, sessizce doğrulup, kalktım, bu arada merhem de oğlanın uyuduğu odada. Neyse genlerimizden gelen bir dayanma gücü ile aldırmadım ama kızgınım. Dünya nüfusunun çoğu öküzlerden oluşurken ve dünya bir  veya bir kaç öküzün boynuzları arasında dururken ( ki buna artık inanıyorum 🙂 ) neden devamlı bu arkadaşların hizmetindeyiz bilemiyorum 😦 Aman kırılmasınlar, gücenmesinler, bi tatsızlık çıkmasın, ölümlü dünya derkeeeeeeeen içim ölüyor. valla. Sorumluluk sahibi kaç kişiyiz, neden hep sorumluyuz, bu sorumluluklar bizi sorunlu yapıyor, bi de üstelik kendi sorunlarımızı kendimiz çözüyoruz, ört bas edip, gizliyoruz, adetaaaa bir melek halinde şefkatli ellerimiz diğer dertlilerin üstünde ; ” ne yapsak, nası yapsak … ” diye de çırpınıyoruz. Ayol kanatlarımıza katran bulaşıyor, çırpınmamıza kara çalınıyor, hem bir faydamız olmamış gibi oluyoruz, hem de himaye ettiklerimiz melek oluyor, biz de malak 🙂 Artık bi tren bulursak bakıcaz :))))

Bu nasıl bir dünyadır, (hala bu sözü söylüyorsam, durum iyice karanlık, de denebilir ) Kırılıyoruz, kırmamaya çalışırken, yıpranıyoruz yardımcı olurken, tüm emekler “Püüfff ” misali havaya karışıyor.  Bi de balık hafızamız var çok şükür, unutuyoruz sanılabilir amaaaaaaa değil unutmuyoruz, unutturuyoruz. Yaralarımızın arasında açılan bir yaramız daha oldumu, şikayet yerine yaramızı seviyoruz da diyemem ama pansuman, pansuman … :)) Ben kırıldığım zaman bir rüzgara maruz kalmış gibi oluyorum, o rüzgar beni savuruyor, üşütüyor, bazen hasta ediyor, sonra iyileşiyorum, biraz zaman alıyor tabii 🙂 Ama çok iyi olamıyorum, aklımın bir köşesinde bir görüntü kalıyor, ah da etmiyorum ama vazgeçiyorum, şartlar bizi bir araya getirmezse gelmiyorum, getirirse de şartlar benden kaynaklanmıyor.

Aaaaaaaah işte yaşıyoruz, ülkeler benzer, insanlar benzer, dertler çoğu zaman aynı, hepimiz mutlu olmak için yaşıyoruz, hepimizin mutluluk tarifleri ayrı ama verdiği haz aynı. Etraf sığ insanlarla dolu, on tane sığ insana bir derin insan düşüyor (iyimser bi tahmin :))) )  O garip de bencileyin, kendi suyunda boğuluyor, tavşan dağa küsüyor dağın haberi olmuyor 😦  Haber uçuranlar haberin özünü değiştiriyor, biz niye aynı kalıyorsak, bu dünya kaos, paradoks … kısaca kalabalık ve karmaşık, gitmek de zor kalmakta zor. “Satmışım anasını bu dünyanın …” , “Anasını ağlatcam bu dünyanın …” gibi söylemler, şarkılar bize yakışmaz, hem analara kıyamayız, hem aldığımız terbiyeye ters, dünya iki ters bi düz gibi de hep ters ters , yaşadığımız her şey ders, “varsın yansın dünya, ömürler çok kısa, bırak varsın yansın dünya …” bunu söylerim bak, bi de söylediğime inansam, aaaaay yaz gelse de kendimizi denizlere atsak …

 

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑