HASTAYIIIIIIIIIIM, TIRIM, TIRIM, YAAAŞIIIYORRRUUUUUUUM …


11009948_10205022871545233_1906573100058492552_nUzun zamandır bloğuma  günlük harici yazmadım, halbuki ruh hallerini pek severim. Kısmet bu güne imiş, yatamıyorum, uyuyamıyorum, o halde yazarım ben de :)) Günlük gençliğimizde gizli olurdu, köşe bucak saklardık, şimdilerde heeeer şey ortada, ben de ruhumu döktüm satırlara, iç açıcı değil belki ama bana iyi geliyor, yazıyorum, açılıyorum :)))Mart ayının bahar bayramını gösterirken  tarihler, ki yarın, bildiğin kış anacığım, umurumda değilmiş gibi tepeye bi de kar manzarası koydum, sağ olsun Özgül çekmiş, ateş düşürücü diye şeyettim :))) Çoooook hastayım,tüm etlerim çekiliyor. üstümde bir ağırlık var, altında eziliyorum, öksürmekten karın kasların spor yapmış gibi, baş ağrısı, başımı bekliyor. Bir işkence görüyorum, hissediyorum ama işkencenin ne olduğunu anlatamıyorum. Ayol ben gerilim , işkence sevmem, teeee yıllar önce “Gülün Adı”  filminde yalakta yatan pembe beyaz rahip ölüsünü bile unutamadım 😦 Kiiii Umberto Eco bana iyi bir örnektir, ellisinden sonra yazmış ve yazar olmuş , bunun bi de ” Fuco’nun sarkacı”  diye bi kitabı var, poşetle duruyor, Korkudan okuyamıyorum, beyim emekli olsun da artık dizinin dibinde okuyacam, iiişaaalllaah :)) İşkence çektiğim kesin ama çeşitlendiremiyorum, yetersizim bu komuda, halbuki ben seksen gençliğindenim ama içim kaldırmıyor, bakamıyorum, dinleyemiyorum, çektiğim acılar tabii ki de olanın bitenin yerini tutmaz ama işte teşbihte hata olur benimki :)))

Öksürmeye devam ediyorum, burnumda akıyor ama aktığını dudaklarıma değince hissediyorum, çift katlı iyi bir marka tuvalet kağıdına terfi ettim, peçetelerde sentetik var, burnumu kavramıyor, yaralıyor derimi, arada hapşırıyorum, bir yanımda da ıslak mendil var, klavyeyi siliyorum, evlatlarıma mikrop bulaşmasın diye, Allahım bu halimle sabah bi de üç dört çeşit yemek yaptım, halimi gören kız “niye kendini yordun, dışardan söylerdik ” dedi, vallahi sabah beri hiç aklıma gelmedi, bi de hastalanacağımı biliyorum ya, hasta çorbasını da peşin peşin önden yaptım, suyumu, ilacımı, yanıma diziyorum, arada bi istek de yapıyorum amaaaaaaaa isterken bunalıyorum :))

Hastalık insan ruhunda üstü şeffaf camlarla örtülü delikler açıyor, bu deliklerin derinlerinde hissiyat kaynıyor 🙂 Bir hassasiyet, bir alınganlık, yarın ölecekmiş gibi de hiç ölmeyi istemez gibi, mikroplara karşı savaşırken yorgun düşen , ateşlerle mücadele eden beden bi de hiç kimseye müdana etmez hallerde, yani ben öyleyim, Yoksa hasta olup da çoooook kendini baktıranları bilirim 🙂 Biz de naz yok, niyaz yok, hizmetçi ruh var, kuyruğun dik tutulma ile zoru var.  Malum efsane ilaçlardan takviye alıyoruz  🙂 Yarına iyi, öbür güne çooook iyi olmam gerek.

Hastalık her halde zor valla, Avuçlarımın içi yanıyor, Çamlıkta bir tur atıp gelsem soğur muyum diye aklımdan geçiriyorum, Demin esnedim, ağzımdan ateş çıktı, ejderha yavrusu gibiyim :))) Benzetmeye dikkat, yavrusu, kendisi değil yani :)) Yine de bir sabah uyandığımda, ağrıyan yerlerim geçmiş olacak, dışarı çıkmak isteği duyacağım, kuş seslerini duyacağım, güneş tomurcukları patlatacak, parklarda güneşlenen yaşlılar, koşuşan çocuklar olacak… Allahım o sabah yarın olsun !!!

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: