ŞUBAT SONU GÜNLÜKLERİ


11013579_10205021540751964_8517247781053172161_n

Gerçek olan şu kiiiiiii ; etrafta farkına varılacak çok şey var, o şeylerin bin türlü mesajı var. Fakaaaaaaaat sorun şu kiiii ; anlayanı var, anlamayanı var. Bir de kendine göre doğru, karşı tarafa göre yanlış anlayanı var kiiiiiii ; esas mesele budur. Nereye bakıyoruz, baktığımızda bakışıyor muyuz, gösterilenle, görmek istenen aynı frekansda mı ? Dalga boyu nedir ? O dalgalar geçilir mi ? Kıyıda kırılırken kırık kalpleri kumsala atar mı ? Bizim toplumumuzda kumsal çöplük demektir, ya direkt atılır ya da poşetin ağzı açık bırakılır. Aslında hayatın kendisi insanın çöplüğüdür, insan tükettiği her şeyden bir artık bırakır, onu da hayata bırakır.

Haydi seçme saçma bunlar ki 🙂 Ayların en şanslısı şubat en az iki en çok dört gün önceden işini bitirir, takvimden çekilir. O kısacık ay içinde bi sevgililer günü, iki cemre, yarıyıl tatilinin yarısı, kışın ennnnnnnn sert günleri, fırtınlar, bilumum kurtulmuş şehirler, meşhur ölmüşler, doğmuşlar geçer. Sonunda ömrümüzden dudak büktüğümüz bi cüce şubat geliiiiir ve geçer. Eeee şubatın son günleri bunlar, bakalım nasıl geçmiş …

22 Şubat 2015

İçine kar yağmur kaçmayan, arasına bayram seyran karışmayan gerçek bir tatil sabahında, kimlere tatil acaba ? diye bi deli soru aklımda, elbette başka sorular da var yanında, diyereeeek kafayı karıştırırıken açık ve net Güüüüüüüüüüüünaydın cümleten :))
Vakit dar, şu anda yola çıkmış, çıkacak İstanbul Gezginleri ‘nin arasına karışmam gerek. Fatih, Kariye arasında dağılıp, toplanacağız, belki de soğuk hava ile çarpılacağızzzzzzz :))) Yavuz Selim Külliyesi, İsmail Ağa Camii, Çukurbostan benim dağarcığımda, heyecan yaptım, Baş Gezgin unutursam fısılda :)) İki bulışma yerinden birine, Eski Kafa da şerbet içmeye olmadı Fatih Camii’ne birinden birine yetişecem iiinşaaaaaaallah :)) Kitapcığımı ayırın, gelince hır çıkarırım dermişiiiiiiiim :)))
Hadi aaaaaaaz sonra yollara, “Nerdesiiiiiiiiiiin aşkıııııııııım, yoldayııııııııım aşkııııııım !!!! ” aramızda parola. Hadi yeni tanışacaklarımız, yeni bilgiler var illa ki, hadi kıdemli gezginim, aklımda bi soru, cebimde ödül çikolata :))) Hadi tutmayım kendimi, haydin kuşlarla, açık yollarda, elimle koymuş gibi bulduğum mekanlarla …
Nerdesiiiiiiin aşkııııııııım, hemen şimdiiiiiiiii çıktıııım !!!!

23 Şubat 2015

Son kardan 70 cm nasibini almış, etrafta 15 cm i kalmış ilçenin bir evinde, penceresinden yüzüne beyazı kirlenmiş kar soğuğu çarparkene, ağrı, sızı bedenimde, iç ve dış işler zihnimde at koştururken, “günlerden pazartesi olmus bile !!!! ” diye sesli söylenerek, kendime ve dünyaya afilli bi GÜÜÜNAAAAYDIIIIIIN !!!! çektim, bi ümit ruh halime, aslinda tüm halime, memleket haline, ahvaline faydası dokunur diye :))) yazarken tebessüm halinde olduğum için, bi de radyoda çalan ” alcam sanaaaaa mor yazmaaaaa ” diye bir popi ( Bunu da kelime dağarcığıma yeni ekledim, zamane genci işi, popüler manasında :))))) ) şarkıya takılarak, uygun adım, biraz yandan, kollar ve eller sallanırken can bulacağız mecbur.
Hayatta eeeeen birinci kural başkalarına sırtını dayama, ihtimalleri göz önünde tut ama bel bağlama, sabır, hoşgörü, saygı, sevgi, sorumluluk daima aklında, kalbini ferah tut bunun içinde kalp kırma, kul hakkı geniş kapsamlı unutma, adalet herkese lazım bunu da aklından çıkarma. Madde uzun olduğu için akılda tutulamıyor, illa ki biri ikisi yalan oluyor,
Aaaaay sabah sabah uzatmayalım, hepsini ezber edip aklımızda tutalım, pazartesi sendromu da neymiş, evin annesinde pazar sendromu var, hatta bu pazardan bir değil hafta içinde bi kaç tane var.
Başaracağımıza yürekten inanarak, kendimi ve sizi ikna ettim sanarak, bir ucundan tutup başlayarak, bu haftayı da yola koyacağız, iiiiişaaaaalllah, malum bende hergüne bi çok şey var, siz de ne var ?

24 Şubat 2015

Üşütmüşüm, henüz kafayı degil ama geride kalan her şeyi, sıkıntılı bir gece maalesef pür neşe sabahlara bağlanmıyor, günden güne çivisi çıkan bir dünyada yaşıyoruz. Çivi oramıza buramıza batarken, acılarımızı gülüşlerin altına saklıyoruz kiiiii karanlıklara bi ışık olalım, hepten kahrolmayalım diye.
Yani bi hasta psikolojisi var üstümde, bir de yeni başlanmış bi diet, bi de memleket halleri … derkeeeeen iç karartmayalım. Haberler ve kaynaklar bizi yeterince bunaltıyor zati. Yaş itibariyle ” dikta, diktatör, cunta, kapalı rejim ….” ve benzerlerine aşinayız maalesef.Hitler ‘e yetişemedim ama takipcilerini, gelislerini olmasa bile gidişlerini, eziyetlerini, yöntemlerini … biliyoruz. Bu da beni ayrıca hasta ediyor.
Kendi kendimi bakarak, iyileşecegim iiiiişaaaaalllah.
Seceneklerden seçim yapacağız artık, istirahat, çorba, bitki çayı yanında ya bir miktar afyonlayıcı tv programı, ya Virginia Woolf kitabı ki bundan çok emin değilim, okuyamazsam değiştirebilirim, belki bir film karşısında uyuya kalma, geceyi telafi için, açılırsam kafayı yakın bir mesafe için dışarıya uzatma, temiz hava, sınırlı gıda …
Yapcez bi şiler, karanlığa kapılıp kaybolmak kolay, zor olan ışığı bulup takip etmek, ” biraz , biraz daha ışık … ” diye direnmek .
Hadi “Diren Ayşen ” , hadi yaşasın her türlü hastalıkla ilgili mücadelemiz :))) , hadi her işin başı sağlık, hala bazı yerlerinde kar duran ilçeme baktığım pencereden , haydin günaydın, unutmayalım hem bugünü kurtaracağız hem de yarina daha iyi olacağız, hadi iiiiişaaaaalllah …

26  Şubat 2015

“Hayattan rengi alıııın, geriye ne kalır kiiii …” yeni reklam cıngılı Dünden beri dilimde, acaip Tarkan’cı ve iflah olmaz bir iyimserim ben. Bardağın yarısının boş olduğunu görürüm, dolu tarafına şükür ederim  Kiiiiiii bu sebeple beni sarsan, içimi dışıma çıkaran, midemde taş yemiş hissi bırakan, kolumu kanadımı dermansız kılan hastalığıma ; ” Ayoool, detoks, detoks bunlar, haftanın kilosunu önden verdim !!!! ” diye bakabildim  çok şükür bugün daha iyiyim. Ateşe bağlı kabuslarımı bile elimle düzeltme çalışmışlığım, “Allahım biliyorum kiiii bu kabus, ne olur konuyu ve görüntüyü değiştirelim !!!! ” diye uyku arasında yakarmışlığım var :))))
Hayata renk veren biziz ki, vazgeçersek, siyahı tercih edersek kaybeden yine biz oluruz. Farklı, bize tıpa tıp uymayan amaaa uygun bi tarafı az olsun bulunan insanları düşman ilan etmek yerine sevmeyi denemek daha iyi valla  Her sevdiğimizi koynumuza almamız, 24 saat bağrımıza basmamız gerekmiyor  Biraz sevgi tahammülü kolaylaştırıyor, sınırsız ve koşulsuz sevgi hayatı kolaylaştırıyor, af etmek ve hoşgörü ruhu besliyor. Sonuçta hepimiz gelip geçiciyiz, kronometremiz açık geriye sayım gerçekken, orta yaşın ortasını geçmiş insanların halaaaaaa ” o onu dedi, bunu ima etti, laf çaktı, kıtır attı, dersini vericem, hakkından gelicem, kimle dans ediyor, bildiricem …” hesapları ile uykularını ziyan etmelerini, kafayı sessiz diyaloglarla meşgul etmelerini gereksiz buluyorum ve gunler için “zarardır, ziyandır, etmeyin, eylemeyin …” diyorum.
Insanları anlamaya çalışmak gerek, anlayamıyorsak peşini birakmak gerek, kendinden emin olunca karşı tarafı iknaya çok da gerek yok.
Aaaaay sabah sabah piskolojik analizler yapasım tuttu :))) Ama, ama kötü bi niyetim yok, sabah renklerimiz canlı olsun diye gayretim. Yukarıda maviler, aşağıda yeşiller, ikisinin arasında pembeler, beyazlar, morlar … pencereden ön bahar kokusu geliyor, cemre düştü havaya, yarınki suya, sonra leyler gelecek, soğuklar kırılacak, belki bahar yağmurları, kırk ikindiler …
Hadi yaşadığımız sürece, her şey için hep umut var, hadi illa kiiii olacak, hadi olmalı bunun için bi gayret, hep gayret :))) Haydin GÜÜÜNAAAAAAYDIIIIIIIIN !!!!! gök kuşağının arasından, sıcak renkleri sevelim ve seçelim

27 Şubat 2015

“Ben, aslında … ” Bir konuya giriş cümlesi olup karşı tarafta ” du bakalım, ne yumurtlayacak !!!!” hissi uyandırır, Genel olarak itiraf, pişmanlık, tercih … anlamları taşır ama “senin için ya da onlar için nelere katlandım, nelerden vazgeçtim ” mesajını da direkt verir. Çoğu zamanda ” en az benim kadar üzülün, beni hissedin !!!” Yakarışıdır.
Sabah sabah perdeyi çekip, camı açınca, gördüğüm manzara karşısında ” ben , aslında bunları görmek istemezdim ” dedim. Artık caddeye dönüşen yol, son inşaatlarda tamamlanınca trafik sahibi olacak. Halbuki şurası iki yanı ağaçlı , sonu göle bağlanan bir yol olsa, iki yanında seyrek banklar bulunsa, arabalı arabasız çocuklar dolansa, kimse yere tükürmese, çekirdek çitlemese, pet şişeler top gibi sağa sola savrulmasa, oturup kitap okuyan, sohbet eden insanların ayaklarının dibine kuşlar konsa, ekmek kırıntıları onlara yemek olsa, ağaçların arasından güneş vursa, rengin, kokunun biri bin olsa … bir tatlı huzur almaya gelenler o huzuru alıp da gidebilse.
Yeri bulsan içindeki adam olmuyor, adamı bulsan yeri tutmuyor, eldekilere şükür bizimki
Dünden kalmayım :)))) Mrs. Dalloway ‘ i okuyorum. V.Woolf, bilinçakışı tarzı, yazan zaten ödüllük de okuyan, anlayan da taktirdirlik, dermişim. Çok güzel bir çeviri, insanı bunaltmıyor, ruhunda açılan pencerelerden baka bakaaa ilerliyorsun
Aaaaay bi baktık hafta sonu gelmiş, toprak suya doydu, ağaçlar bezenmeye başlamış, kuş sesleri geliyor, cemre düşüyor bugün, sular da ısınacak, memleketimin her köşesinden ayrı bir ses gelirken, kaygı, hüzün, merak dolu günlerimize bahar gelecek iiiiişaaaaalllah, “bahar gelmiş, ben baharı neyleyim, içinde huzur olmayınca, huzuru hep birlikte paylasamayınca … ” demeyeceğimiz günlerimiz olsun, Bahar içimizi de dışımizı da aynı güzellikte vursun  Vuuuur bizi eeeeeey bahar, cümleten maaaşaaaallahlık olalım :)))
Haydin günaydın, kuşlarla ….

28 Şubat 2015

Bizim kuşak pencereden bakan son kuşak olacak her halde. Pencereler ve perdeler ; iç dünyamızın dışının dışına açılan seyirlik yerler smile ifade simgesi Hem akşam yatmadan hem de sabah kalkınca camı bi açar, bi kapar kafamı bi uzatır etrafı kolaçan ederim smile ifade simgesi kim yatmış, kim kalkmış, inşaat kaç kat çıkmış, ağaçlar ne durumda, park yerleri dolu mu, şu yolda yürüyen tanıdık bildik mi , hava nasıl, kuşların, kedilerin, köpeklerin son durumu, bulutların, güneşin,ayın halleri, yıldız sayısı, gökteki uçaklar, yerdeki arabalar … daha bir sürü şeye bakar, içimden söyle bir toparlar, bir kanıya varır, ayrılırım smile ifade simgesi
Eskiden ışık yanmadan önce perdeyi çekerdik, hatta perde cinayetleri bile vardı, önemli idi evin mahremiyeti. Şimdilerde perdeler dekorluk, çoğu yerde, zati evlerde ilginç şeyler de olmuyor :)))) Herkes telefonuna ya da bilgisayarına, olmadı tv sine bakıyor, birbirine bakan, birbirinin yüzüne bakan pek kalmadı. Gençler yan yana bile mesaj hatlarında frown ifade simgesi Takipci olmak yeterli, takipci sayısı önemli.
Dünya değişiyor, eskiler yenilerle çelişiyor, fikirler çeneye kuvvet, kendini savunma her şeyin ötesinde, hatta her halde kendini haklı çıkarma marifet, şiddet bir tutamı aştı, adalet kimbilir hangi dağa kaçtı, dağın yuttukları yeni dağlar yarattı, zamlar olmadan yaşayamaz hale geldik, inşaatlar bile bizi diri diri yerin altına gömüyor, metro istasyonları yerin sekiz kat altında, yeryüzünün üstü de altı da insan kaynıyor, karanlıklara suni ışıklar yakarak, güneşi, ayı unutarak yaşıyoruz …
Aaaaaaaaay hadi nekahat dönemi mi, yaş dönemi mi , bilemedim neyin dönemi, bir gerginlik var üstümde, hırçın bi kız çocuğu gibiyim, etrafımdaki tüm büyükler suçlu, şartlar aleyhime, tek dostum ikimizin yerine konuştuğum bebeğim …
Bilemedim ama kokusu öğlene kalmaz çıkar, bakalım günün şanslısı kim, kime patlıyacaz, kimi günah keçisi yapıcaz … :)))
Aaaaaaaaay hadi olur böyle günler, gün dediğin saati kadar sürer, hadi yeni günde eskisinin hükmü kalmasın, hadi bugünü yaşarken yarında aklımız kalmasın, Hadi şöyleeeeeee bi kuvvetli “G Ü N A Y D I N ” çekelim kiiiiiii nefesimizin rüzgarından bulutlar dağılsın … Haydin kuşlarla …

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: