MARTIN BAŞI ORTASI GÜNLÜKLERİ


1908322_10203104765313776_3911880230874756844_nMart ayı da geldi geçiyor, bizi yanıltmadı, kazma kürek sapına hacet kalmadan grip mikrobu ile, kuru ayazı ile, aklımıza gelmeyenlerin başımıza geldiği haller ile içimizi dışımızı üşütürken yaktı valla 🙂

Çalsın sazlar, vursun davullar, ayaklar özgür, doğru bedeviler doğru yerde, kutup ayısı nerdeeeeee !!!!  Aaaaaaaaay içimize bi hoşluk olsun diye Özgül’ün yurt dışı resimlerinden birini üste, yazıları da alta yapıştırdım, bakalım bakalım, mart ayı dert ayı mı olmuş, bi de bu martın vergisi var di mi ? Bazıları üstüne para verecek mart biterken diye iğrenç esprilerden de araya kattık, haydin başladık …

01 Mart 2015

Günlerden pazar aylardan Mart, ayın ilk günü, haftanın son günü. Başlangıçlarla bitişler birbirine sınırdır ki, Havada bulut, evde sessizlik, aklımda sağa sola kaçışan, birbirini kovalayan, birleşerek büyüyen, parçalanarak küçülen düşünceler …
Mart ayını severim, gözüm yeşillenirken ara ara içim titrer. Bu ayın günleri baharı müjdeler, yaz kapıda ama tedbirli olmayı unutma der. Sonra bu da geçer, peşine Nisan, mayıs … bi de bakarsın yaz gelir. Böyle işte her şeyin bir vakti, bir zamanı, bir saltanatı var, iz bırakarak geçer de her izin izi gözümüze batmaz.
Dün akşam fakülte arkadaşları ile muhabbet bağına girince, muhabbetin doyulmaz bir pınar olduğunu bir kez daha tasdik edince, yatamadık ama her zamanki gibi kalktık 🙂

Okul toplantılarını seviyorum, o yıllarda yan yana gelemeyenler masa başında kanka oluyor valla :)) Kırılıp dökülmeler, göz süzmeler, atarlar, giderler, hava basmalar da tarih olmuş olunca çooook samimi bir ortam oluyor, insan kendini hala aynı yıllarda sanıyor.Salonun yarısında düğün vardı, yarısında biz, Düğün sahipleri videolarını izlerken “bunları biz çağırmadık” diye açıklama yapmak zorunda kalacaklar. En son gördüğümde gelin iki arkadaşın arasında halay çekiyordu. Bi de buralarda bazen çok kaliteli solistler oluyor kiii dün geceki öyle idi, hem düğünü şenlendirdik, hem de şarkıların yarısını biz söyledik,
Hayattan bir gün daha geri de kaldı, bugüne bakmak lazım, ölümün tek gerçek olduğu bu hayatta takılıp kalmamak, “Dem, bu demdir ” cümlesini iyicene anlamak, “eyvallah ” ı geniş alanlara yaymak, bunu da bir şekil ezilme, altta kalma saymamak lazım.
Hadi şimdi çay zamanı, kahvaltıya günlerden pazar olduğunu hatırlatmak gerek, “Evin annesi ” size şaaaneee pazarlar diler, “evim sensin” de ne güzel bir ifade, bir ara bunu da yazalım, haydin günaydın 🙂

02 Mart 2015

Evler gönlümüzün sarayı, analar oranın sultanı :)) İnsan evine dönmek için acele etmeli, özlemeli, evini bir huzur mabedi gibi aklında tutmalı. Evin kapısı açıldığında içimize dolan bir kokusu olmalı, sıcaklığından ruhumuz gevşemeli, dolabında yemek, çekmecesinde temiz çamaşır bulunmalı, sıkıntı ve kederi şıp diye anlayan anneye direnmeden anlatmalı, anne tesellisinden faydalanmalı, kalabalık sofralar, banyo sırası, babaya konu açma halleri, kardeş didişmeleri, vakitsiz gelen anne misafirleri, annenin odayı toplama gayretleri, hatta bizi sinir eden çok bilmiş anne halleri ki sonradan çok lazım oluyor :)))) anı dağarcığında bulunmalı. Eeeeee ev bir huzur ortamı ise anneden gayrısına her gün pazar olmalı o zaman 🙂
Ev halkı rahatlık ve hizmet seviyor, anne duzen, tertip taraftarı, bi de yoruluyor, yine de içinden sevgi geçtiği için, sevgi her şeyin ilaçı olduğu için, bir orta yol buluyoruz.
Misal bugün bana yarı pazar, yarı ertesi. Normalde sağlığım yerinde olursa bu arınma ve temizlik gününde bedenim için nafile oruç tutar, ev için beyhude temizlik yaparım. Parçalanmış bir ailem olduğundan geliş gidiş trafiği var, her gelen gidene kadar “pazar havası ” istiyor, ben de “aman misafir onlar ” diye merhamet, şefkat, saygı gibi duygularıma yenik düşüyorum 🙂
Eşim evde, aldığım terbiyeden dolayı ” ne zaman gitcen ? ” diye soramadığım gibi “kaldır ayağını altını temizlicem ” de diyemiyorum :)))))) Bir orta yol bulucaz artık, yine de evi biraz derip toplamak gerek, gün içindeki gelişmelere göre A ve B planlarını ihtiyaça binaen kullancaz artık :))
Aaaay hadi heeeeer şeyin hayırlısı, ölümden gayrısına çare var, çay koyayım, kızı kaldırayım … gerisi gelir.
Havada bahar kokusu var, kuşlar cıvıldamaya başlamış, güneş biraz nazlanıyor ama varlığı kesin, içimiz dışımız baharın umutlarına, heveslerine teslim, haydin güüünaaaaaydınnnn !!!!! 

03 Mart 2015

Bir çok arkadaşım yazdıklarımı okurken akıllarından ” bu kadar işi nasıl yapıyor bu kadın, nasıl yetişiyor ? ” diye geçiriyor ve de yüzüme söylüyor :))) Içlerinden “maaasşaaalllan, süper kadın !!!!! ” diyenler varsa da bilmem, kulağıma gelmedi :))))) Arkadaşlar bi tek yazıyı her gün yazıyorum, öbürlerini gerektikçe yapıyorum.Neticede ben de etten ve kemiktenim, elliyi devirdim, üstümde birikmiş yılların ağırlığı, sorumluluklarım veeee ruhumda yaşama sevinci, dışımda atsan atılmaz, satsan satılmaz içinde dönüp durduğum bi dünya var :)İnsan sevdiği şeylere zaman ayırmalı, araya sıkıştırılan işlerden ne haz alırız ne de olası mutluluk halini yakalarız, yani seviyosan, istiyosan bir fırsatını bulacaksın, senin için gerekli olduğunu anlayıp, anlatacaksın. Şimdi benim bir gözüm saatte, bir gözüm klavyede , burayı yazmam gerek, çünküüüüü “seviyorum arkadaş !!!!! ” yazdıkça hafifliyorum, tekrarlıyorum, hatırlıyorum. Yüregimden kuşlar havalanıyor, kimi haberci, kimi müjdeci, ılık rüzgarlar dolanıyor yanımda yöremde, çiçek kokuları geliyor burnuma, kulağıma gelen sesleri hangi orkestra çalar bilmem, hafifliyorum :))) Reklamdaki gibi havalanıyorum ayol,  Şu anda burnumun bir tarafı kapanıyor, bir tarafı açılıyor, gözlerim yaşarıyor, alerjik nezleyim, Ama bu mazaret değil, bir kere uyumuş uyanmışım, yeni bir gün var, ihtimaller gayretler üstüne kurulu, önüme gelen bir şeyin iyi olma ihtimali varken, pozitif bakış açım bunu yüksek tutarken, neden elimin tersini kullanayım ki ?
Aaaay hadi sihirli anneyim ben,  Kızdan çooook çektim, sabahları bir külotlu çorap faslımız olurdu, orası batıyor, şurası acıtıyor diye giymek istemez, olana kadar giyer çıkarır bunalırdık. Yukarı çekince komple kızı da kaldırır, hoplatırdım.(Burası her dem pehlivan anne :))) ) Bunun yarattığı gülümsemeden faydalarak, kapıya doğru yanaşır, tam gitme ile kalma arasında iken ağzına bi de “sihirli lokum ” verirdim. Küçük pembe olanlardan, “bunu ağzında tut, yol boyunca yavaş yavaş erisin, okula geldiğinde bitmiş olur, o zaman sen de güçlenmiş olarak, sınıftan içeri girersin ” diye bir kapı önü muhabbeti ile kızı yollar, arkasından benimde bayılasım gelirdi, Aaaaah aaaah hiç güle oynaya aşkla okula giden çocuğum olmadı benim, orta okulda açıldı oğlanlar, kız liseyi yarıladı hala umutla bekliyoruz :))))) Aslında çocukların gözünde bütün anneler sihirli.
Aaaay zaman hızla geçmiş, zorunlu hareketlerde kahvaltı ve kızın öğle sandviçi sihiri var, sonra eve de yapmak gerek bi şiler :))) Benim bahar nezlesine de bi çare gerek, annem olmadığından aklımda kalan anne sihirlerine bi bakim bakalım, haydin sihirli günaydınlar

04 Mart 2015

“Insan denen canlının yolu elbet bir gün diyetten geçecek ” dersek, bu devir için doğru da deriz. Kadınlara yakıştırılıyor olsa da kapsama alanında erkek ve çocuklarda var. Vücudumuzu saran , damarlarımızı tıkayan yağlar ve portakal kabuğu görüntüsü veren selülitler yel degirmenlerimiz, bizler de Don Kişot savaşıyoruz. :))) Başarıyoruz, düşman güçlenerek geri geliyor, başaramıyoruz bedenimizle barışık kalıyoruz :)) Bu bir kısır döngü, arada sağa sola dallanıp budaklansa daa dönüyor kendi ekseninde, biz de pes etmiyoruz, zaman zaman ya hastalıktan, ya bir bunalımdan, ya da dış görüntünün onemli olduğu bir durumdan dolayı bi coşuyoruz,  Hemen diyet ve diyetisyen seçiliyor, sağa sola haber salınıyor, “aaaay ben diyetteyim, onları yiyemem …” , bitki çayına, normal çaya, kahveye, sigaraya ara ögün gözü ile yükleniliyor. Şekerim; meyve kara listede, aşırısı zarar, yumurta aklandı, zencefil kemir çok faydalı, biber turşusuna dayanıklı mideler bağırsağı kurtarıyor, su iç de nereye kadar, o sular birikince ne ıstırap biliyon muuu, ot çöp her daim herkesin listesinde, fast food , çoooook zararlı, onu çocuklar yesin :))))), ekmeğin çeşidini değiştirin, arada kendinize ödül verin, sık sık tartılma, listeden değişim yolları dışında şaşma … böylece uzayıp gidiyor hoş ve sağlıklı olmaya giden yol.
Ben de kuzenlerle yeniden yola koyuldum, başak kuzen denetiminde vaaaatsssupppp !!! üzerinden bizimki, ” çek gönder, ne yiyoyasan ne içiyorsan çek gönder ” modeli, biz geliştiriyoruz :)))) böylece diyet fırçalarıda anında cebimize geliyor :)))) Ben, ” bir yemin ettim dönemem ” ,”işte bak geldim kuzu, kuzu “, “kölen olayım, kulun olayım ” gibi formatlara uygun değilim, akıl ve mantık diye bi süzgecim var. Doğrudan şaşma telafiyi unutma ışığında yola devam. Sağlıklı beslenme yaşam tarzı olmalı, tarz değiştiğinde değişen şeyler oluyor tabii ki de.
Hadi kahvaltı saati geliyor, tabakta yumurta, peynir, zeytin, yeşillik, ceviz, domates, biber var, bazıları sınırlı bazıları sınırsız, hadi diyetin resmini cekicem :)))) Hadi hava misss , havada bahar kokusu var, hadi evd ergen bi kız ve onun sorunları var, ergen kız ile diyette anne :))) bir kahvaltıda buluşurken film devam eder … haydin günaydın, kuşlar konsun yollarımıza …

05 Mart 2015

Havada güneş var ama ısı vermiyor,Temiz , berrak ve açık bir hava fakaaaat titretiyor beni, bir tek beni mi ? Diyorum, bakıyorum; bir kısım kürkler, çizmeler içinde, bir kısmında el kadar montlar ve çorap yok, dün capri giymiş bir iki kişi de gördüm, gerçi Sultanahmet tarafında idi, muhtemel kutuplardan gelmiş bir turist olabilir :))) Çok konuda olduğu gibi giyim kuşam konusunda da birlik ve beraberligimizi kaybettik, Herkes kendi mevsimini içinde yaşıyor, kendi tarzını, kendi kanalıyla yayıyor.
Eskiden şehir içinde yazlık kıyafetle gezilmezdi, şortlar, askılılar yazlık yerler içindi, havalar iyicene ısınmadan çorap çıkarmak, kapalı ayakkabıda çorapsız olmak, renkleri karıştırmak, yaz günü siyahlarla, kış günü beyazlarla, gece kıyafeti sayılan allı pullularla gündüz dolanmak , kapalı alanda güneş gözlüğü takmak, markanın ismi ile hava atmak, yırtık, sökük bir şeyi üstünde taşımak … günlerce gorenleri meşgul edecek dedikodu malzemesi olup, yapanın da bakanın da ruhunda deriiiiin yaralar açardı. Ne çok ayıp vardı, ne çok kural, bi de mahalle baskısı. Şimdi her şey daha iyi oldu desem olmaz, şimdi de ipin ucu kaçtı. Kimi kapandıkça kapanıyor, kimi açıldıkça açılıyor, bi de bunlar düşman birbirine, bazen rastlıyorum da uç noktalar nefretle bakıyor birbirine. Her şeyde bir orta yol var ama , kenarlar toplanma yeri frown ifade simgesi
Herkes nasıl rahat ediyorsa, giysin , gezsin, biraz da çevresine dikkat etsin, kılık kıyafette herkese özgürlük diyorum , bizim kız hariç :))))))))
Şekerim mevsim farklarını bilmiyor, evin dışındaki güneş ile evin içi arasında bağlantıyı yanlış kuruyor, daha köşeyi dönmeden donacak, yiğitliğe bir şey sürülmesin diye dönmeyecek, zaten zor kapıya ulaşıyor :))))) Sonrası akşama öhö, öhööö öksürük, muhtelif akıntıları … felan fistan :)))) Bir değil, bir çok bildiğim olduğu için kızın kapıya en az 5 dakka önceden yanaşması lazım kiiii geri çevirmede zaman kaybı olmasın :)))))) Dün sabah, ucuk mavi keten ayakkabıya engel koydum misal :)))))
Işte böyle, uğruna yırtınıp durduğumuz özgürlükler illa ki bir bilmişe takılır, o bilen bensem sorun yok deeeeermişiiiiim, çünkü ben yasak koymuyorum, sadece erteliyorum :)))))
Bu arada annelerin annesi yoksa bir başı boşluk oluyor, dün bende çok üşüdüm :))) Aaaaaaah hayat engellerle, hikayelerle, adina kibarca deneme yanılma dediğimiz tecrübelerle dolu, kalp muhafazalı değil, elbet bi kıran bulunuyor.
Hadi kalplerin sadece geçici olarak, iyiligimiz için kırılacak olduğu bi güne, hadi “bu doları Allah ıslah etsin, yine ocaklar söndürecek !!!! ” diye dua ile, hadi bugün güneş de daha çok, soğuk da iyicene biline, hadi bahar gelecek, hatta yaz da ama az sabır :)))) Haydin günaydın olsun, içimizi de dışımızı da ısıtanlardan …

06 Mart 2015

Gece kuşları var, Bir ara bi uyandım, tabii ki de pencereyi açıp camdan baktım, bir gece muhabbeti vardı, kuşlar arasında :)) Birbirinin sözünü kesmeden, tane tane anlatıp dinleten bir grup idi sanırım , ne dediklerini tahmin ederek dinledim :))))) Bahar hazırlıkları, ölmüş, kolunu bacağını kaybetmiş ağaçlar, gittigi yerden dönecek göçmen kuslar, yuvasız leylekler, denizden uzakta beslenen martılar, ağaçlara tırmanan kediler, yuva yapılacak yeni yerler … kuşsal dertler, kuş beyini kadar planlar işte. Bunların sabahcısı da var. An itibari ile şakıyorlar, güzel hava ile birleşince geçici bir huzur oluyor :)))
Aaaaah huzurun geçip gitmesine izin veren insanlar, bir kaç kuş beyni eden beynimizin, hep bir kuşluk bölümünü kullanınca, “yüksek sesle şakıdı, ama iyi şakıdı, istediğim gibi şakıdı ” diye mest olup kendinden geçenler , bir daha da kendine gelemeyenler var,  Biz de hangisi paralel, hangisi yamuk, hangisi eşkenar diye kendi kendimizi yiyoruz ama ilan edilen doları yükselten suçluyu yemiyoruz!!!!!
Bir aaaaaaaaah daha çekelim, sonuna ooooooooof gelmeden araya bi günaydın ekleyelim, ama Tarkan gibi her makamdan olsun :))))
Hadi gözümüze gönlümüze bahar olsun iiiiiişaaaalah, hadi kuş kadar olalım bugün hafif ve neşeli, hadi diyettekiler kuş kadar yesinler :))))), hadi profiiiiiitrooool yapıyorum, bana seyirlik sanmayın sabahtan tadına bakıcam, hazar olmadıysa ( ihtimal yok ya ) misafire ayıp olur :))))) Haydin kaçtım, makamlı günaaaaaaaydın ları unutmayın 🙂

07 Mart 2015

Benim için hafta sonunun bir gün öncesi. bir gün sonrası, hafta sonunun tamamı yoğun günler :)Çooooooook yoruluyorum, yeminlen. gelen giden, özel yemekler, genel çamaşır, peşine illa ki ütü, içine karıştığım, sosyal, kültürel etkinlikler, benim gittiklerim, bana gelenler :))) yani nasıl desem, sakinlikten çoooooook uzak, miskinliğin yanına bile yanaşmadığı,içinde heyecan ve ekşiiiiiiiiiiiin !!! bulunan ( Heyecan yapıp da fazla bir şey beklemeyin, yaşım ve kapasitem kadar :))) ) , zaman zaman sinir sistemini ayağa kaldıran, her türlü duyguyu harman yaptıran günler topluluğu benimki, Sallanan salı, selin aldığı çarşamba, yarı mübarek perşembe favori günlerim :))) Kendi kendime kalabilme ihtimalim yüksek, fırsatları ödül yapabiliyorum zaman zaman :)))
Rüzgar sesli sesli esiyor, dün son cemre de düştü yaaaa meclis kurdular, bulutlar, güneş, yıldızlar, aylar .. yaz nasıl geçecek diye plan yapıyor olabilirler :))) havada bir iç güvenlik yasası görüşülüyor, doları nereye bağlasak diye tartışılıyor durumu var, kahrolsun paralel gidişler, yaşasın yengeç yürüyüşü … diye slogan atılıyor olabilir. Ben iç sesimin yalancısıyım :)))
Eeeeeee hafta sonu gelmiş, bağzı bakış açılarından hoş gelmiş :)) Başa gelen çekilir, tüm dünyaya gelmiş bi de, o zaman elle gelen düğün bayram :))) Aaaaaaaah hayatlar teselli üstüne kurulu, “napcazzz !!!, yapcaz bi şi ler …” arasında geçiyor günler. Hadi teselliler hep vardır, amorti de iyi sayılır, en azından giden gittiği gibi gelir :)) Aaaaaaaay kilo verdik, uçurmasın bizi bu rüzgarlar :)))) Birazcık aklımızı uçursun ama, amorti misali :))) haydin aklın kalanıyla günaaaaaaaydın !!!! :)))

08 Mart 2015

Aslında her türlü kutlamayı severim amaaaaaaaa kadınlar günü kutlaması, zayıf geliyor bana. Her şeyde parmağı bulunan, her yerde bir izi kalan, dünyayı eviren çeviren, onun nüfusunu arttıran, renk katan, cennet ve cehennem havasında katkısı bulunan bir varlığın kendine çoğu zaman yer bulamaması, bulduğu yerde mütemadiyen hırpalanması, geri planda kalması için baskı yapılması … daha bir sürü şeyle baş etmeye çalışan her anlamda emekçi olan bu kadının mağaza indirimleri, mutfak ödülleri, “Bugün kadınlara iyi davranalım !!!” sloganları ile anılması sanki kapladığı alana sınır çizmek, yer tutmasını engellemek gibi bir şey.
Zor kadın olmak, şehirde, kırsalda, gurbette … heeeeeer yerde engelli koşu bizimki. Koşu çünküüüü hep acelemiz var, hep yerine getirmemiz gereken sorumluluklar var. Baştan aşağı ” unutma beni kağıtları ” taşır gibiyiz, Kariyer de çocuk da yapıcan, tek taşını kendin alıcan, kilo almıyan, hep hoş ve bakımlı, sofrası güzel, evi derli toplu, iyi huylu geçimli … Boşanan kadınlar hemen “dul” sıfatı alır. Erkeğin dulunu hiç duymadım mesela :(Mahalle baskısı, ev baskısı, aile baskı … aaaaaaaaay Allahım ne desem ki, her şey kadına karşı ve kadın her şeye karşı direnmekte. Hep bir mücadele var, sonunda da kazanırlar ,
Ben kazançların, kazandıklarımızın sona kalmasını istemiyorum, biraz da tadını zamanında çıkaralım istiyorum. Demin Selma Yalçın Topkaya yazmış , çok hoşuma gitti, “Hayattan kadını alın, geriye ne kalır kiiiiii !!!!” aynen katılıyorum, Kadını hayatta tutun ki hayatınız bir şeye benzesin 🙂

Çoğu kadının mutfakta koşturmaya çoktan başladığı, bazılarının ödül kahvaltı kazandığı, bir kısmının çoğunluğun hakları için yürüdüğü, konuştuğu bulutlu ve soğuk bir pazar günü için bi gayretle günaaaaaaaaydıııııııııın diyorum, Dünya kadınların dünyası ama idrak edemeyenler için , “8 Mart emekçi kadınlar günü kutlu olsun” diye de ekledim

09 Mart 2015

“Bugün günlerden pazartesi, hava çok bulutlu, kocakarı soğukları bu hafta … ” diye sıralanan cümlelerden ibaret ıç sesime cevap veriyorum ; ” çoook da tıınnn !!!! ” Havanın halleri normal, bi kere mart ön bahar, salak ağaçlarının ve ceviz ile kayısı giyinmeden soyunan insanların imtahanı var :))) Gelelim pazartesine, şekerim ; hafta sonu kendini koyverenlerin problemi , ben cengaver gibi savaştım, mutfakta, banyoda, oturma odasında, evin tüm bölümlerinde, yakın çevre sokaklarda izim var, Hafta sonu belde de “Kafka’yı anlamak ” diye bir konferans vardı, yalan yok, gidesim geldi, pazar günü bir an, ocak başında iken aklımdan geçirdim, ” bi koşu gitsem ” dedim. Sonraaaa kendimi, mutfak kokuları ile bir koltuğa büzülmüş, kulağımda Kafka’nın ruh sesi ; ” kıss böcük, ocağın altını kapadın mı ?” , kendi ruh sesim savunmada ; “sen kendini Milena’ya anlatamamışsın ki !!!! ” amaaaaan Kafka anladığım gibi kalsın, dedim, ruhların polemiğe girmesine müsade etmedim :)))))
Bu arada bir fırsat bulup demicem, ayarlamıştım, Kuş Adam ile Anne diye bir festival filmine gittim, pişman değilim amaaaaa ödüller konusunda Akademi ile aynı fikirde de değilim 🙂
Cumadan beri hızlı çekim geçen, koşturduğum, “sen mutlu ol ne olur !!! ” modeli ile insan avuttuğum, kadınlar gününde kadın olduğumun altını bir kez daha çizdiğim, günler silsilesinden bir pazartesi gününe daha gelmişim, iyiiii, hoooş da gelmişim, hoş bulamıya bilirim amaaaa yapcek bi şi yok, Bana heeeer gün pazar ve pazartesi olma ihtimali var kiii :)))))
Aaaaay hadi bırakalım bu gün seçmelerini, güzellik görebildigin heeer yerde var, görev bilinci, sorumluluk felan, filan da ruha güç katar, insanın her gün için bi amacı, bi işi , bi düşüncesi olmalı, yoksa yat yuvarlan, toprak altında kesintisiz zaten , haydin günaydın, kuşlar var, güneş yakın yerlerde ama izinli, idare edelim :)))

10 Mart 2015

Bazı sabahlar ruhumda şükür ve şikayet çarpışması oluyor, bende hep şükürler kazanır ama şikayetleri de göz ardı etmem :))) Puslu, sisli, soğuk hava, yorgunluk, vakit ayırmakta zorlandığım demeyelim ama canımı sıkan, süresi dolmak üzere olan yapılması zorunlu işler, daha bi şiler, bi şiler … ruhumda ağırlık yapıyor, bugün safra atma günü, biiiiir, biiiiiir icabına bakıcaz artık. Dün öğleden sonra sosyal, kültürel faaliyetlerde bulundum, Yemek, sinema, Beyoğlu havası, akşama Iş Sanat da şiir gecesi derkeeeen eve kendimi zor attım, yorulmuşum, yorgunum,
Selma bir film adı ama insan adı degil, Alabama’da bir kasaba, Martin Luter King’in seçmen olma hakkı için hareket başlattığı yer, dünkü filmden öğrendim, sonra kaç kalori aldığını gösteren yemek listesi olan bir yer keşfettim :))) Diğer arkadaşların katılımı, çay kahve faslı derken, sıra Umit Yaşar Oguzcan şiirlerine geldi, Istanbul kokulu, kadın ve aşk temalı, hasreti, ölümü anlatan, hatırlatan çoğu şarkı olmuş, tam onikiden vuran şiirler ,Metin Belgin’in sesinden şiiri çok severim, Vedat Sakman’da Ispanyol Meyhanesi performansı ile bizi mest etti, her şey, hepsi güzeldi, fiyonk olmuş ağızlarla gecenin ayazına dağılıp, bal kabağına dönüşmeden eve geldik, yatmadan sosyal medya üzerinden bi de yoklama aldık, “ben geldim, sen de geldin mi ? ” diyerek :))) insanın sevdiği şeyleri yapması, sevdikleri ile zaman dilimleri paylaşması güzel, zaten sevgide sihir var, bir tutamı bile büyük işler başarıyor,
Şekerim, bugün kendime ait, ayağa buz koymalı, oturduğum yerden iş yapmalı, okumalı, üflemeli, söylemeli, dinlemeli bi gün olsun diye gayret edicem, başarı oranı nedir, akşama belli olur :)) Aaaay hadi günlerin planı, programı bizden, mimarı da biz sayılırız fakaaaaat arada işleri karıştıran sürprizler var, işte onları göğüsleyip atlatanlar, kazanacaklar :))
Hadi bugünün kazananı biz olalım, iiiiişaaaallaaaah, hadi dünya fani, ölüm ani unutmadan, hadi bi gayret, hadi bi cesaret … günaydın ki :))))

11 Mart 2015

Az bekledim, güneş gelir diye, gelmemiş, Uzuuuun hava tahminlerine baktım, yarın var sankiiii , fakat arkasına uzun uzun yağmurlar var. Amaaaan dedim, tahminlerin de artısı eksisi var.Nasıl görmeden seviyorsak , nasıl umutlara ümit vermeyi beceriyorsak bu depresyon havalarını da geçecegiz bir şekil, küçük pembe haplara yüklenmeden, aklımızı uzaklara göndermeden, keçilerimize sahip çıkarak başaracagızzzz arkadaşlar 🙂
Bizi yıkan şeyler, bağımlılıklarımız, unutamadım diye gizliden unutmak istemediklerimiz , hoş görüş, af etme hakkında atıp tutup, kin besleme gayretimiz, bi de ayrıntılar var ” ille de benim istediklerim ” diye saman altından diretmemiz … bi de güneş yoksa ” her yeeeer karanlık, pür nur o mevkiiii ” diye şarkı var mevkii yoksa depresif durumlar kaçınılmaz denebilir amaaaa kaçalım arkadaşlar :)))
Hadi herkesin güneşi kendinde, dış etkenler içe hasar vermemeli, hadi ölmeyenin baharı geldi, yazı kapıda, hadi bunlar heeeeer seneeee heeeer sene, yeniliyorsak her sene sorunun kaynağı araştırılmalı :)))) hadi reçete belli, ilaçlar zaman zaman değişmeli, hadi yazarken, söylerken kolay, merhem varsa aynada başa bi bakmalı :)))) hadi bende de hafiften kararma halleri var :)))) Bulaşıcı, kesin başkasından geçmiştir :)))
Haydin iyiliklerle, aydınlık olanından günaydın cümleten…

12 Mart 2015

Oleeeeey !!!!, Yuuuuppiiiiii !!!! Diye güneşi gördük, yabancı dillerde sevindik :)))) Kendi dilimizde şükür var, içimizde bir miktar kipraşma, kalbimizde yeşerecek , çiçek açacak umutlar var ,Ne demiş şair ” günün kötü geçti ise, kabahatin yarısı senin, yarısı günün ” Sabah için gün elinden geleni yaptı, etrafı bolca ışıklandırdı, muhtemel ısıtacak da, araya sıkışmış günün sürprizleri olabilir, bunların yolu kedere hüzne de çıkabilir, bizi sevindirip, güldürebilir de. Heeeer şey bakış açısına bağlı, bakmasını bilen, baktığı yerlerde gören gözler, hisseden, dalgalanabilen, titreyen kalpler kazanıyor.
Peki o zaman, ne istiyoruuuuuuz ?, mutluuuu olmak istiyoruuuuuuuz !!!!, nasıl yapıcaaaaz ? Önce mutlu edecegiiiiz, çünküüü mutluluk domino taşları gibidir, bulaşıcıdır, tetikleyicidir, bir mutluluk, peşine başka mutlulukları da sürükler, mutluluk verenler karşılık beklemek yerine tadını çıkarsa idi dünya seri halinde mutlu olmuş insanla dolardı :)))
Aman Allahım !!! Ne terapi oldu, hemen ilk gördüğüm insanı mutlu edesim var :))) Misal kızı kaldırmayım okula gitmesin :)))))
Kaç gündür evde sayılırım, belediye sınırlarını terk etmedim, yarım kitabımı bitirdim, yenisine başladım, diyetimi düzenli yapıyorum, spor olarak da evin heeer noktasından tuvalete koşuyorum, onca suyun bir bedeli var, ” yağlar parçalanıyor, şekerim ” :))) Ödevlerim var çalışıyorum, Kuleli Askeri Lisesi’ nin tarihi yordu beni, hastane, kışla, okul arasında yıllarca gidip gelmiş, her yıl 2-3 milimetre denize kayarmış, kahrından hazar :))) Hidiv Kasrı’ nı bilirdim de böyle bilmezdim , Atlamacı Kaymak Mustafa Paşa tanıdık sanki … :))) bunlar ve daha çoğu için gezginlerin Kağıthane, Miniaturk gezisine gelmeniz gerek, hafta sonu bir miktar arkadaşla Taksim yapıcaaaaz, iiişaaallah, gelen giden, yeme içme, çamaşır ütü festivali de yarın başlıyor, araya sosyal, kültürel etkinlikler de kattık, Kayınannemler kutsal topraklara gitti :)) Bana Konya yolları göründü, hazar bir evin, bir geliniyim :))))
Işte böyle, planlar programlar, sapmalar şaşmalar, şaşırtmalar, aniden kolaylaşanlar … deeeeerkeeeeen hayat avuçlarımızın arasından akıp gidiyor, hadi seyirci kalmayalım, hadi tam da içine, ortasına, hadi bugün bildiğin bahar, hadi tutmayın beni çoooook işim var, hadi bugün kesin kuşlar konar yollarımıza, konsun valla :))) Haydin günaydın

13 Mart 2015

“Yasemin’in tatlı aşkı ” , Babam bizi yazlık sinemaya götürmüştü, Erol Büyükburç, Hülya Koçyigit, Vahi Öz … daha eskilerden şimdi ölmüş olan bir sürü ünlü, “nisan yağmuru kadar kısa süren aşkımız ” diye bir bölümü aklımda kalan bir şarkısı vardi , eskiden şarkı adları film olur, yada filmlerin şarkısı olurdu. Aaaah aaaah eski filmler, siyah beyaz seyirler, anılarda renk renk kaldı ki,yağmur altında, tek şemsiye, mesafeli sokulma, öpücükler yanaktan, bir mahçup, bir sevdalı bakışlar, sonra el ele sıçrayarak ağır çekim koşmalar, ayrılıkda giderken dönüp omuz üstünden bakmalar, mektuplar, yeminler, kötü kalpli kadınlar, adamlar, su bardağında içilen viskiler, Yorgo’lu meyhaneler, ıssız yollarda burnu uzun arabalar, kahır üreten fabrikalar :)) Karayolları binası da az holding rolüne çıkmadı zamanında :)) fakirken zengin olanlar, zenginlikten fakirliğe düşenler, sert görünümlü iyiler, kabarık saçlar, yakası paçası kapalı gecelikler, ille de evde ayakkabı ile gezmeler, yetmedi bi de yatağa papuçla uzanmalar , sonunda kavuşmalar, “son ” yazısı altında öpüşürmüş hissi veren son kareler, sinemayı her halde gözü yaşlı terk edenler :))) Biz böyle sevdik sinemayı, kalabalık, renksiz, olmazları olduran hali ile , renklenmeden önce bizim renklerimiz vardı ki, şimdi konular değişti, imkanlar gelişti, ruhumuzda çelişkiler oluşturan filmleri hala seyrediyoruz amaaaa biz, bizim kuşak eski sadeligi, basitliği arada özlüyoruz, fırsat bulunca bir filmlik eskiye dönüyoruz 🙂
Erol Büyükburç’ u severdim, onun da pırıltılı kostümleri, fırfırlı gömlekleri, renkli pantolanları, platform topuklu çizmeleri, tüylü , taşlı ceketleri olurdu, evdeki nişanımın ertesi gecesi boğazda bir yere gitmiştik, o sahne alıyordu, programdan sonra oturup sohbet etmiştik,
Aaaaah hayat geride kalan günler ile o günlerin kayıp insanlarından ibaret dersek çok da yanlış olmaz, herşey bitiyor, geçiyor, yok oluyor.Ölüm tek gerçek, Böyle iken, bunun farkında varamadan ölürsek yazık bize.
Hadi yeni bir gün daha, plan ve program yaparak, araya esneme payı katarak, severek, sevildigimizi hissederek, hadi baharı bekleyen kumrular gibi :))), hadi bir varmış, bir yokmuş di mi ?, haydin günaydın

14 Mart 2015

Hayat hep önde biz hep arkada, sabahın köründe başlayan bir koşmaca, olgunlaşan ya da olamayan şartların soluğu ensemizde, hava tahminleri ara ara yüreğimizi titretirken, memleketime bahaaaaaaaar gelmekte iken,güneş ödevlerini yapan, sorumluluklarını aklında tutan, bugün de çoooooook işi olan bana perde altından uzanırken, gözüm saatte, iki satır yazı yazıp, iki el de oyun atıp kalkıp gitmeyi planlarken, yüzümdeki gülümsemeye ortak olun istedim :)))
Hareketli bi hafta sonu olsun, içeri dışarı yapalım, arayalım, soralım, hane halkını hoş tutalım, diyeti çok da bozmayalım, Kendimizi sevdiğimizi aklımızda tutalım, bizi sevenleri kırmayalım … yani demem o kiiii her şeeeeeeeey çoooooooook güzel olsun, harekatı kalbimizden başlatalım,
Haydin günaydın

15 Mart 2015

Çayımı almışım yanıma, kulağıma gelen kuş sesleri var, yemek ocakta, çamaşır makinede, ev sıcak, iyi uyudum, iyi dinlendim , bugün sınava giren çocuğum yok, stresim “aynı saatte yollara dökülesek mi yoksa ben daha mı erken çıksam”, yani öğlen için :)))))))) Tüm bunlara karşın gözümün gördüğü, boş bardaklar, yenip çöpe atılmamış artıklar, sağda solda tek çoraplar, bir ucu yerde bir ucu nerde örtüler, gazeteler, kulaklıklar, şarj aletleri, çantalar, sandalye üstü ama yeri kirli sepeti kullanılmış giysiler … ve daha neleeer neleeeeeer bunlar sadece oturduğum yerden gördüklerim, iki saat sonra eski haline dönsün diye de toplayamam, terapiylen geçiştirecez artık :)))))
Benim dışlardan gözlemci olduğum bir sınav sabahı daha,Oğlan kız arkadaşını sınava götürdü, yolcu ederken, selam söyledim, ” dualar tüm çocuklara dedim” “Anne bu bir sıralama sınavı, herkese aynı dua olmaz !!! ” cevabını alınca duamı “tüm çocukların gönlüne göre, gayretine göre olsun !!! ” diye güncelledim.
Ne sınavlar gördük biz, görmeye de devam valla :))) Boş kağıdımız yok, hep bildiğimiz sorulardan başladık, zati biz her şey için, her zaman hazırdık, tabii ki de hazırlıksız da yakalandık, kopya almadan, sınavı tekrarladık, eksikleri tamamladık, biz “hayat profesörüyüz !!!! ” artık, bu konuda hiiiiiiiiiiiç mütevazi olamam :))))
Çocuklar içeride, veliler dışarıda bu soğuk ve yağışlı günde rahmet yağsın yavrulara, bak gözüm doldu yine, biz de geçtik o yolları , zor dostum zor, yılları iki saatte sorgulayana cevaplar yetiştirmek,
Hadi hayat kesintisiz, araya makas atan biziz, Hadi doğru yerden atılan makaslara, yeniden açılan sayfalara gelsin bugün, bir tatlı huzur alalım pazardan, yarın cümleten daralırız demeyelim, “ayol kim korkar, gelmesine daha çoooooook saatler olan pazarın ertesinden” :))))
Haydin günaydın,

16 Mart 2015

Yorgun, ağrılı, sancılı, yalnız, kafası karışık, evi karmakarışık, dünyası geniş ama her zaman trafik akışı olmayan, yapılacak işler karşısında “gözünü kapayıp, yapasım yok ” diye inada meyli olan, münasip ile müsait arasında arafta kalan, toptan bakıldığında mutsuz sanılan bir haldeyim, ama kesin ne haldeyim bilmiyorum,
Halimi analiz mi etsem, halime aldırmadan rutine mi girsem kararsızım, bir yanım “sal gitsin !!!” Derken, öbür yanım ” ama, amaaa, amaaaa !!!! ” diye itirazda, en iyisini tabii ki de ben bilirim, en doğruyu seçerim, bu konudan eminim de bi işaret bekliyorum :)))))) Daha çok mu beklerim, bilmiyorum, perdenin arasından bi ışık sızıyor, tahminim güneş uzanmaya çalışıyor, bi bakim belki işarettir, “hadi heeeeer şeyleeeeer uyandı, geç kalma, bu bir bahar sabahı olabilir, içinden uyanış geçer, uyuyanları kast edip onların yüzünden olası akibetle siyaset yapma, dünya bu yarısı uyur, yarısı uyanık, küre itibari ile, toplum itibariyle bakış açısı açıları var, aaaaay hadi konularda dolanma, tek gerçek gelip geçecek, tekrar edilmeyecek bir gün var elinde, adını koyan koymuş, senin ki iç doldurmak, hadi bi gayret, hadi bi cesaret …” diyen iç sesimle, az da güneş ışığı alarak yanıma, ” gün ışığı savaşçısı !!!!” Olarak , kendimi kuşatan olumsuz karanlıklara ışık tutarak,” baş lı yo rum ” haydin kolay gele, öncesinden gün aymış oldu, farkındayım …

17 Mart 2015

Yeni yeni sabah olurken, ( bu tam bi ifade olmadı, ama siz anlarsınız onu :))) ) güneş vardı, karanlıklarda iyilikler düşünen, kendini teselli eden ben, güneşi görünce tuttukları mı salıverdim, pencereden görülebilecek ufuklara bakarken, gözüm ara ara saatte, kulağım radyoda, aklımda serbest saatler, aklıma gelenler daldan dala gezerken; çocuğunu öldüren baba, kızamıktan, kuş gribinden ölümler, Ortadoğu da bizsiz toplanmalar, üniversite kapılarında coşmalar, asla haberimiz olmayan olanlar, birbirine nefretle bakanlar, çok bilmiş gibi,durup da bilgisi bir halta yaramayanlar, dört bir yanda muhtelif naralar, aklımızı alan telefonlar, hep bir huzur arayıp da huzusuzluk kaynağı olanlar,ortada guzelhayat tanımı dolanıyor ama ortak noktası yok, ortak çarpanlar çarpıyor bizi … derkeeeeeen, “hay Allah ne oluyor bana ” diye telaşlanıp, münasip bir suçlu araken, baktım, Uranüs ile Mars müsaitmiş :))) Ayol bunlar dün çarpışmış mı yakınlaşmış mı ne, demek önce gülüp söylediler, sonra günahları boynuna alkol aldılar, sonra da , sonrası malum, önce güneş, arkasına bulutlar, uykudan gerilmiş kalkan bedenler …
Oooooh bir suçlu bulmanın rahatlığı ile, aaaaah bu dünya harbi yalan dünya, eeeeee hadi günaydın :))
Kuşlar konsun yollarımıza, koynumuza, avuçlarımıza , biliyoruz kiiiii gökyüzü karıştıysa kuşların işi :))) Aşağıya da teselliyi onlar vermeli, o vakit, sorunlar çözüldü, suçlu ilan edildi.
Nerdesiiiiiiiiiiin huzur, burdayııııım aşkıımmm !!!! :)))

18 Mart 2015

Delikanlı aydır, Mart sözünü tutar, kışa da bahara da yakın durur amaaaa gönlü kıştan yanadır. Kuş sesleri ovalara yayılırken, güneş bulutlar arasından sırıtırken, içi coşar insanın evde iken, dışarı çıkar ve donar, titrer, üşür … aynen öyle Mart günlerinin kandırıkcı bir sabahından cümleten “güüü naaaaay dııınnnn !!! ”
Ayol mutluyum, huzurluyum :))) iki günlük şok diyetten kurallar açısından başarı ile çıktım, ama tartıya daha çıkmadım, az daha oyalanayım, az daha eksilirim hevesindeyim :))))
Damarlarımda dolaşan yağlar, az yolda çok su koyuveren ayak bileğim, kapıya dayanan şeker, kalp ağrım derkeeeeeen kilo verme çalışmalarını epeydir yapıyorum, ağır gidiyorum, ama gidiyorum. Her şey sağlık için, “on yıldır etiketi üstünde sallanan ama benim üstüme yapışan mor elbise ile bir bağlantısı yok durumum” diyorum, taktir size kalmış :)) Iki gündür ekmeksizim, karbonhidrata “haaaayıııırrr!!!!!” dedim. Ki ben ekmeğin hastasıyım, dışı nar gibi kızarmış, içi mis gibi maya kokulu, taze ve sıcak ekmekle muhteşem birlikteliklerim vardır benim, o ekmeğe akla hayale gelmez katıklar yaptığım gibi, sade haliyle de tüketirim, ekmek mutlu, ben mutlu … :)) Aslında ekmekte çok da şekil şartı aramam, her haliyle severim, amaaaaa Ramazanda pidesiz iftar, benim oruçun tekrarını gerektirir, saatler öncesinden ev halkını taciz etmeye başlarım, mangalda illaki kızarmış isterim, sabahları da kızarmış severim :)))) Yani ben gerçek bir ekmekçi idim de artık yalan oluyor, bağzı bölümler,
Ekmek bir kültür idi bizim kuşakta, çocuğun büyüdüğü ekmek almaya yollanmasından belli olur, eline tam para, kulağına binbir tembih, anne kapıda, bakkal yeni bir müşteri edinme telaşında, tezgah üstü şekerler, sakızlar, açık gofret ve kaymaklı bisküviler … tuzak para üstüne Bir kaç gün sonra para üstü günleri başlar, para üstüne takılan engeller var :))) Ya bakkaldaki tuzaklara, ya da yol üstündeki alçak bir taşa takılan ayakla yok olur bozukluklar :))) Aaaay bi de eve gelene kadar, ekmeğin başından koparmalar, kıtır yanını ayıklamalar da vardı kiiiii çok ayrı bir lezzettir, yemedim diyen kendini yaşamış saymasın, o derece yani,
Böyle sosyalleşirdik biz :)) Benim de üç adet bakkal egitimi almış çocuğum var, kız ekmeği yolda kedi köpekle paylaşır, az da salıncakda sallanır, para üstünü yok eder gelirdi :))) Iki numaranın yazlıkta her sabah ekmek almadan gelirken yokuş aşağı bisiklet ve ekmekle düştüğünü bilirim, prof kılıklı büyük , yanına ek alışveriş yapmayı en erken öğrenen smile ifade simgesi
Şimdi ekmek posetli bayatlamıyor, market raflarında, çocuklar ekmek almayı bilmiyor, ne bakkal var ne onların zamanları, Bayat ekmekler çöpte 😦
Kalan ekmeklerin nasıl degerlendirilip, lezzetlendigini de ayrıca yazalım, onda da ne numaralar bize anamızdan, ona da anasından kalan, Gladyatör’ün eve döndüğü tarla buğday tarlası idi di mi ? Aaaaaaah ekmekli bir sürü de söz var, “eli ekmek tutsun, ekmek aslanın ağzında …” ekmek üstüne yemin ederiz kiii, bende yazacak daha çok laf var da süre doldu, arkası yarın olsun :))
Hadi burnunuza gelen annenin kizartıgı ekmek kokuları ile , nimetlerin en güzellerinden ekmek ve su üstüne vazgecilmezlik anlatan şiirler ile , haydin günaydın.

19 Mart 2015

Yataktan kalkınca bir seri öksürdüm, aklıma öksürük ile haberleşme, Aşk-ı Memnu’ nun Beşir’i ve Kamelyalı Kadın geldi,Sonra kırılmış sabah cevizimi yerken gözümün önünden üstü ceviz kırıntılı sıcak lohusa şerbeti geçti hatta kokusu burnuma geldi, kahvaltı için ekmek keserken ; Rahmetli babam Kırklareli’ de görevli iken bir köyde kaldık, yaşım küçük, üç, dört arasındayım, kendimi görüyorum ;kocaman bir dilim ekmek, üstünde tereyağ erimiş ve kırmızı pul biber ekilmiş kadının biri tüm çocuklara dağıtıyor, duvar dibi gibi bir yerde, yarış yapıyoruz, kim önce bitirecek, kadın isteyene yeniden ekmek dilimi hazırlıyor, güneş vuruyor, yağdan parlayan yanaklarımıza, parmaklarımıza, Bi de dere var aklımda kalan, annem yün yıkıyor, dere yola dökülüyor, kumların üstünden, taşların arasından kıvrıla kivrila akıyor, bazı yerlerde üstünden hoplayıp geciyorum, bir de aklımda dedem öldüğünde annemi almaya gelen yenge, kırmızı damalı taksi, yağmur, yengenin, üstü naylon kaplı botları var, şason mı idi onların adı ? Hatırlıyorum işte, birbirini tetikleyen, aralarında mantık bağlantısı bulunmayan, iç dünyamdan dışa her an çıkmayan, ama aklımda dolanan bir sürü şeyi.
Hiç bir şeyin sahibi değiliz, sahip olduklarımızı elimizde tutma vakitleri, zamanları var, Kendi imkanlarımızla sahip olduğumuz, unutana kadar bizim anılar, onları bile kayıp edeceğimiz zamanlar gelecek , belki de anılarla gideceğiz.
Aaaay hadi daralmayalım, güneş var ama altı derece kanmayalım, kar yağıyor diyolar Angara’nın bağlarına, dünyada dört bir yan var, dört bir yanda sayısız hikâyeler, hikâyelerin içimizi ısıtan, acıtan kahramanları var 🙂
Hadi günün hikâyesinde günün kahramanı olalım, taktire gerek yok, içimizde huzur bulalım yeter, haydin günaydın,rejimde olan amaaaa anıları illaki yeme içme ile buluşan AYŞEN

 

 

Reklamlar

HASTAYIIIIIIIIIIM, TIRIM, TIRIM, YAAAŞIIIYORRRUUUUUUUM …


11009948_10205022871545233_1906573100058492552_nUzun zamandır bloğuma  günlük harici yazmadım, halbuki ruh hallerini pek severim. Kısmet bu güne imiş, yatamıyorum, uyuyamıyorum, o halde yazarım ben de :)) Günlük gençliğimizde gizli olurdu, köşe bucak saklardık, şimdilerde heeeer şey ortada, ben de ruhumu döktüm satırlara, iç açıcı değil belki ama bana iyi geliyor, yazıyorum, açılıyorum :)))Mart ayının bahar bayramını gösterirken  tarihler, ki yarın, bildiğin kış anacığım, umurumda değilmiş gibi tepeye bi de kar manzarası koydum, sağ olsun Özgül çekmiş, ateş düşürücü diye şeyettim :))) Çoooook hastayım,tüm etlerim çekiliyor. üstümde bir ağırlık var, altında eziliyorum, öksürmekten karın kasların spor yapmış gibi, baş ağrısı, başımı bekliyor. Bir işkence görüyorum, hissediyorum ama işkencenin ne olduğunu anlatamıyorum. Ayol ben gerilim , işkence sevmem, teeee yıllar önce “Gülün Adı”  filminde yalakta yatan pembe beyaz rahip ölüsünü bile unutamadım 😦 Kiiii Umberto Eco bana iyi bir örnektir, ellisinden sonra yazmış ve yazar olmuş , bunun bi de ” Fuco’nun sarkacı”  diye bi kitabı var, poşetle duruyor, Korkudan okuyamıyorum, beyim emekli olsun da artık dizinin dibinde okuyacam, iiişaaalllaah :)) İşkence çektiğim kesin ama çeşitlendiremiyorum, yetersizim bu komuda, halbuki ben seksen gençliğindenim ama içim kaldırmıyor, bakamıyorum, dinleyemiyorum, çektiğim acılar tabii ki de olanın bitenin yerini tutmaz ama işte teşbihte hata olur benimki :)))

Öksürmeye devam ediyorum, burnumda akıyor ama aktığını dudaklarıma değince hissediyorum, çift katlı iyi bir marka tuvalet kağıdına terfi ettim, peçetelerde sentetik var, burnumu kavramıyor, yaralıyor derimi, arada hapşırıyorum, bir yanımda da ıslak mendil var, klavyeyi siliyorum, evlatlarıma mikrop bulaşmasın diye, Allahım bu halimle sabah bi de üç dört çeşit yemek yaptım, halimi gören kız “niye kendini yordun, dışardan söylerdik ” dedi, vallahi sabah beri hiç aklıma gelmedi, bi de hastalanacağımı biliyorum ya, hasta çorbasını da peşin peşin önden yaptım, suyumu, ilacımı, yanıma diziyorum, arada bi istek de yapıyorum amaaaaaaaa isterken bunalıyorum :))

Hastalık insan ruhunda üstü şeffaf camlarla örtülü delikler açıyor, bu deliklerin derinlerinde hissiyat kaynıyor 🙂 Bir hassasiyet, bir alınganlık, yarın ölecekmiş gibi de hiç ölmeyi istemez gibi, mikroplara karşı savaşırken yorgun düşen , ateşlerle mücadele eden beden bi de hiç kimseye müdana etmez hallerde, yani ben öyleyim, Yoksa hasta olup da çoooook kendini baktıranları bilirim 🙂 Biz de naz yok, niyaz yok, hizmetçi ruh var, kuyruğun dik tutulma ile zoru var.  Malum efsane ilaçlardan takviye alıyoruz  🙂 Yarına iyi, öbür güne çooook iyi olmam gerek.

Hastalık her halde zor valla, Avuçlarımın içi yanıyor, Çamlıkta bir tur atıp gelsem soğur muyum diye aklımdan geçiriyorum, Demin esnedim, ağzımdan ateş çıktı, ejderha yavrusu gibiyim :))) Benzetmeye dikkat, yavrusu, kendisi değil yani :)) Yine de bir sabah uyandığımda, ağrıyan yerlerim geçmiş olacak, dışarı çıkmak isteği duyacağım, kuş seslerini duyacağım, güneş tomurcukları patlatacak, parklarda güneşlenen yaşlılar, koşuşan çocuklar olacak… Allahım o sabah yarın olsun !!!

 

 

 

ŞUBAT SONU GÜNLÜKLERİ


11013579_10205021540751964_8517247781053172161_n

Gerçek olan şu kiiiiiii ; etrafta farkına varılacak çok şey var, o şeylerin bin türlü mesajı var. Fakaaaaaaaat sorun şu kiiii ; anlayanı var, anlamayanı var. Bir de kendine göre doğru, karşı tarafa göre yanlış anlayanı var kiiiiiii ; esas mesele budur. Nereye bakıyoruz, baktığımızda bakışıyor muyuz, gösterilenle, görmek istenen aynı frekansda mı ? Dalga boyu nedir ? O dalgalar geçilir mi ? Kıyıda kırılırken kırık kalpleri kumsala atar mı ? Bizim toplumumuzda kumsal çöplük demektir, ya direkt atılır ya da poşetin ağzı açık bırakılır. Aslında hayatın kendisi insanın çöplüğüdür, insan tükettiği her şeyden bir artık bırakır, onu da hayata bırakır.

Haydi seçme saçma bunlar ki 🙂 Ayların en şanslısı şubat en az iki en çok dört gün önceden işini bitirir, takvimden çekilir. O kısacık ay içinde bi sevgililer günü, iki cemre, yarıyıl tatilinin yarısı, kışın ennnnnnnn sert günleri, fırtınlar, bilumum kurtulmuş şehirler, meşhur ölmüşler, doğmuşlar geçer. Sonunda ömrümüzden dudak büktüğümüz bi cüce şubat geliiiiir ve geçer. Eeee şubatın son günleri bunlar, bakalım nasıl geçmiş …

22 Şubat 2015

İçine kar yağmur kaçmayan, arasına bayram seyran karışmayan gerçek bir tatil sabahında, kimlere tatil acaba ? diye bi deli soru aklımda, elbette başka sorular da var yanında, diyereeeek kafayı karıştırırıken açık ve net Güüüüüüüüüüüünaydın cümleten :))
Vakit dar, şu anda yola çıkmış, çıkacak İstanbul Gezginleri ‘nin arasına karışmam gerek. Fatih, Kariye arasında dağılıp, toplanacağız, belki de soğuk hava ile çarpılacağızzzzzzz :))) Yavuz Selim Külliyesi, İsmail Ağa Camii, Çukurbostan benim dağarcığımda, heyecan yaptım, Baş Gezgin unutursam fısılda :)) İki bulışma yerinden birine, Eski Kafa da şerbet içmeye olmadı Fatih Camii’ne birinden birine yetişecem iiinşaaaaaaallah :)) Kitapcığımı ayırın, gelince hır çıkarırım dermişiiiiiiiim :)))
Hadi aaaaaaaz sonra yollara, “Nerdesiiiiiiiiiiin aşkıııııııııım, yoldayııııııııım aşkııııııım !!!! ” aramızda parola. Hadi yeni tanışacaklarımız, yeni bilgiler var illa ki, hadi kıdemli gezginim, aklımda bi soru, cebimde ödül çikolata :))) Hadi tutmayım kendimi, haydin kuşlarla, açık yollarda, elimle koymuş gibi bulduğum mekanlarla …
Nerdesiiiiiiin aşkııııııııım, hemen şimdiiiiiiiii çıktıııım !!!!

23 Şubat 2015

Son kardan 70 cm nasibini almış, etrafta 15 cm i kalmış ilçenin bir evinde, penceresinden yüzüne beyazı kirlenmiş kar soğuğu çarparkene, ağrı, sızı bedenimde, iç ve dış işler zihnimde at koştururken, “günlerden pazartesi olmus bile !!!! ” diye sesli söylenerek, kendime ve dünyaya afilli bi GÜÜÜNAAAAYDIIIIIIN !!!! çektim, bi ümit ruh halime, aslinda tüm halime, memleket haline, ahvaline faydası dokunur diye :))) yazarken tebessüm halinde olduğum için, bi de radyoda çalan ” alcam sanaaaaa mor yazmaaaaa ” diye bir popi ( Bunu da kelime dağarcığıma yeni ekledim, zamane genci işi, popüler manasında :))))) ) şarkıya takılarak, uygun adım, biraz yandan, kollar ve eller sallanırken can bulacağız mecbur.
Hayatta eeeeen birinci kural başkalarına sırtını dayama, ihtimalleri göz önünde tut ama bel bağlama, sabır, hoşgörü, saygı, sevgi, sorumluluk daima aklında, kalbini ferah tut bunun içinde kalp kırma, kul hakkı geniş kapsamlı unutma, adalet herkese lazım bunu da aklından çıkarma. Madde uzun olduğu için akılda tutulamıyor, illa ki biri ikisi yalan oluyor,
Aaaaay sabah sabah uzatmayalım, hepsini ezber edip aklımızda tutalım, pazartesi sendromu da neymiş, evin annesinde pazar sendromu var, hatta bu pazardan bir değil hafta içinde bi kaç tane var.
Başaracağımıza yürekten inanarak, kendimi ve sizi ikna ettim sanarak, bir ucundan tutup başlayarak, bu haftayı da yola koyacağız, iiiiişaaaaalllah, malum bende hergüne bi çok şey var, siz de ne var ?

24 Şubat 2015

Üşütmüşüm, henüz kafayı degil ama geride kalan her şeyi, sıkıntılı bir gece maalesef pür neşe sabahlara bağlanmıyor, günden güne çivisi çıkan bir dünyada yaşıyoruz. Çivi oramıza buramıza batarken, acılarımızı gülüşlerin altına saklıyoruz kiiiii karanlıklara bi ışık olalım, hepten kahrolmayalım diye.
Yani bi hasta psikolojisi var üstümde, bir de yeni başlanmış bi diet, bi de memleket halleri … derkeeeeen iç karartmayalım. Haberler ve kaynaklar bizi yeterince bunaltıyor zati. Yaş itibariyle ” dikta, diktatör, cunta, kapalı rejim ….” ve benzerlerine aşinayız maalesef.Hitler ‘e yetişemedim ama takipcilerini, gelislerini olmasa bile gidişlerini, eziyetlerini, yöntemlerini … biliyoruz. Bu da beni ayrıca hasta ediyor.
Kendi kendimi bakarak, iyileşecegim iiiiişaaaaalllah.
Seceneklerden seçim yapacağız artık, istirahat, çorba, bitki çayı yanında ya bir miktar afyonlayıcı tv programı, ya Virginia Woolf kitabı ki bundan çok emin değilim, okuyamazsam değiştirebilirim, belki bir film karşısında uyuya kalma, geceyi telafi için, açılırsam kafayı yakın bir mesafe için dışarıya uzatma, temiz hava, sınırlı gıda …
Yapcez bi şiler, karanlığa kapılıp kaybolmak kolay, zor olan ışığı bulup takip etmek, ” biraz , biraz daha ışık … ” diye direnmek .
Hadi “Diren Ayşen ” , hadi yaşasın her türlü hastalıkla ilgili mücadelemiz :))) , hadi her işin başı sağlık, hala bazı yerlerinde kar duran ilçeme baktığım pencereden , haydin günaydın, unutmayalım hem bugünü kurtaracağız hem de yarina daha iyi olacağız, hadi iiiiişaaaaalllah …

26  Şubat 2015

“Hayattan rengi alıııın, geriye ne kalır kiiii …” yeni reklam cıngılı Dünden beri dilimde, acaip Tarkan’cı ve iflah olmaz bir iyimserim ben. Bardağın yarısının boş olduğunu görürüm, dolu tarafına şükür ederim  Kiiiiiii bu sebeple beni sarsan, içimi dışıma çıkaran, midemde taş yemiş hissi bırakan, kolumu kanadımı dermansız kılan hastalığıma ; ” Ayoool, detoks, detoks bunlar, haftanın kilosunu önden verdim !!!! ” diye bakabildim  çok şükür bugün daha iyiyim. Ateşe bağlı kabuslarımı bile elimle düzeltme çalışmışlığım, “Allahım biliyorum kiiii bu kabus, ne olur konuyu ve görüntüyü değiştirelim !!!! ” diye uyku arasında yakarmışlığım var :))))
Hayata renk veren biziz ki, vazgeçersek, siyahı tercih edersek kaybeden yine biz oluruz. Farklı, bize tıpa tıp uymayan amaaa uygun bi tarafı az olsun bulunan insanları düşman ilan etmek yerine sevmeyi denemek daha iyi valla  Her sevdiğimizi koynumuza almamız, 24 saat bağrımıza basmamız gerekmiyor  Biraz sevgi tahammülü kolaylaştırıyor, sınırsız ve koşulsuz sevgi hayatı kolaylaştırıyor, af etmek ve hoşgörü ruhu besliyor. Sonuçta hepimiz gelip geçiciyiz, kronometremiz açık geriye sayım gerçekken, orta yaşın ortasını geçmiş insanların halaaaaaa ” o onu dedi, bunu ima etti, laf çaktı, kıtır attı, dersini vericem, hakkından gelicem, kimle dans ediyor, bildiricem …” hesapları ile uykularını ziyan etmelerini, kafayı sessiz diyaloglarla meşgul etmelerini gereksiz buluyorum ve gunler için “zarardır, ziyandır, etmeyin, eylemeyin …” diyorum.
Insanları anlamaya çalışmak gerek, anlayamıyorsak peşini birakmak gerek, kendinden emin olunca karşı tarafı iknaya çok da gerek yok.
Aaaaay sabah sabah piskolojik analizler yapasım tuttu :))) Ama, ama kötü bi niyetim yok, sabah renklerimiz canlı olsun diye gayretim. Yukarıda maviler, aşağıda yeşiller, ikisinin arasında pembeler, beyazlar, morlar … pencereden ön bahar kokusu geliyor, cemre düştü havaya, yarınki suya, sonra leyler gelecek, soğuklar kırılacak, belki bahar yağmurları, kırk ikindiler …
Hadi yaşadığımız sürece, her şey için hep umut var, hadi illa kiiii olacak, hadi olmalı bunun için bi gayret, hep gayret :))) Haydin GÜÜÜNAAAAAAYDIIIIIIIIN !!!!! gök kuşağının arasından, sıcak renkleri sevelim ve seçelim

27 Şubat 2015

“Ben, aslında … ” Bir konuya giriş cümlesi olup karşı tarafta ” du bakalım, ne yumurtlayacak !!!!” hissi uyandırır, Genel olarak itiraf, pişmanlık, tercih … anlamları taşır ama “senin için ya da onlar için nelere katlandım, nelerden vazgeçtim ” mesajını da direkt verir. Çoğu zamanda ” en az benim kadar üzülün, beni hissedin !!!” Yakarışıdır.
Sabah sabah perdeyi çekip, camı açınca, gördüğüm manzara karşısında ” ben , aslında bunları görmek istemezdim ” dedim. Artık caddeye dönüşen yol, son inşaatlarda tamamlanınca trafik sahibi olacak. Halbuki şurası iki yanı ağaçlı , sonu göle bağlanan bir yol olsa, iki yanında seyrek banklar bulunsa, arabalı arabasız çocuklar dolansa, kimse yere tükürmese, çekirdek çitlemese, pet şişeler top gibi sağa sola savrulmasa, oturup kitap okuyan, sohbet eden insanların ayaklarının dibine kuşlar konsa, ekmek kırıntıları onlara yemek olsa, ağaçların arasından güneş vursa, rengin, kokunun biri bin olsa … bir tatlı huzur almaya gelenler o huzuru alıp da gidebilse.
Yeri bulsan içindeki adam olmuyor, adamı bulsan yeri tutmuyor, eldekilere şükür bizimki
Dünden kalmayım :)))) Mrs. Dalloway ‘ i okuyorum. V.Woolf, bilinçakışı tarzı, yazan zaten ödüllük de okuyan, anlayan da taktirdirlik, dermişim. Çok güzel bir çeviri, insanı bunaltmıyor, ruhunda açılan pencerelerden baka bakaaa ilerliyorsun
Aaaaay bi baktık hafta sonu gelmiş, toprak suya doydu, ağaçlar bezenmeye başlamış, kuş sesleri geliyor, cemre düşüyor bugün, sular da ısınacak, memleketimin her köşesinden ayrı bir ses gelirken, kaygı, hüzün, merak dolu günlerimize bahar gelecek iiiiişaaaaalllah, “bahar gelmiş, ben baharı neyleyim, içinde huzur olmayınca, huzuru hep birlikte paylasamayınca … ” demeyeceğimiz günlerimiz olsun, Bahar içimizi de dışımizı da aynı güzellikte vursun  Vuuuur bizi eeeeeey bahar, cümleten maaaşaaaallahlık olalım :)))
Haydin günaydın, kuşlarla ….

28 Şubat 2015

Bizim kuşak pencereden bakan son kuşak olacak her halde. Pencereler ve perdeler ; iç dünyamızın dışının dışına açılan seyirlik yerler smile ifade simgesi Hem akşam yatmadan hem de sabah kalkınca camı bi açar, bi kapar kafamı bi uzatır etrafı kolaçan ederim smile ifade simgesi kim yatmış, kim kalkmış, inşaat kaç kat çıkmış, ağaçlar ne durumda, park yerleri dolu mu, şu yolda yürüyen tanıdık bildik mi , hava nasıl, kuşların, kedilerin, köpeklerin son durumu, bulutların, güneşin,ayın halleri, yıldız sayısı, gökteki uçaklar, yerdeki arabalar … daha bir sürü şeye bakar, içimden söyle bir toparlar, bir kanıya varır, ayrılırım smile ifade simgesi
Eskiden ışık yanmadan önce perdeyi çekerdik, hatta perde cinayetleri bile vardı, önemli idi evin mahremiyeti. Şimdilerde perdeler dekorluk, çoğu yerde, zati evlerde ilginç şeyler de olmuyor :)))) Herkes telefonuna ya da bilgisayarına, olmadı tv sine bakıyor, birbirine bakan, birbirinin yüzüne bakan pek kalmadı. Gençler yan yana bile mesaj hatlarında frown ifade simgesi Takipci olmak yeterli, takipci sayısı önemli.
Dünya değişiyor, eskiler yenilerle çelişiyor, fikirler çeneye kuvvet, kendini savunma her şeyin ötesinde, hatta her halde kendini haklı çıkarma marifet, şiddet bir tutamı aştı, adalet kimbilir hangi dağa kaçtı, dağın yuttukları yeni dağlar yarattı, zamlar olmadan yaşayamaz hale geldik, inşaatlar bile bizi diri diri yerin altına gömüyor, metro istasyonları yerin sekiz kat altında, yeryüzünün üstü de altı da insan kaynıyor, karanlıklara suni ışıklar yakarak, güneşi, ayı unutarak yaşıyoruz …
Aaaaaaaaay hadi nekahat dönemi mi, yaş dönemi mi , bilemedim neyin dönemi, bir gerginlik var üstümde, hırçın bi kız çocuğu gibiyim, etrafımdaki tüm büyükler suçlu, şartlar aleyhime, tek dostum ikimizin yerine konuştuğum bebeğim …
Bilemedim ama kokusu öğlene kalmaz çıkar, bakalım günün şanslısı kim, kime patlıyacaz, kimi günah keçisi yapıcaz … :)))
Aaaaaaaaay hadi olur böyle günler, gün dediğin saati kadar sürer, hadi yeni günde eskisinin hükmü kalmasın, hadi bugünü yaşarken yarında aklımız kalmasın, Hadi şöyleeeeeee bi kuvvetli “G Ü N A Y D I N ” çekelim kiiiiiii nefesimizin rüzgarından bulutlar dağılsın … Haydin kuşlarla …

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑