ARALIK ORTASI GÜNLÜKLERİ


1520749_10202211896392611_121117423_n

Aralık ayının son günlerinde aralık ayının ortaları … yıl bitiyor, bu yaşlarda sevinelim mi üzülelim mi bilemiyor insan 🙂 Yine de bir yılı geride bırakmak , sağlıkla tamamlamak güzel, her şey gelip geçiyor, biraz acısı, biraz anısı, biraz da mutluluğu kalıyor akıllarda. Bakalım aralık ayının ortalarından ne kalmış… 🙂

11 Aralık 2014

Aaaah sen üzgün. ben üzgün. GS taraftarı çok üzgün, “Ne olacak bu memleketin hali” diye kafa yoranlar eeeen üzgün, uzaklarda yakınlarda halini bilmediğimiz biri eeeeeen çoooook üzgüüüüüün …
Şarkının sadece başı aklıma gelince devamını olabilecek şekilde salladım Aslında üzgün değilim ama her an üzülebilecek bir halim var, mevsim şartları, çevreye karşı duyarlılık, yaş kemale erince daha çok anlama, hissetme, içimizde dışımızda olan biten … valla malzeme çok, malzemeyi kullanıla bilir hale getiren insan sayısı daha da çok
Terapi, terapi, yaşasın terapi !!!! Durum budur, herkes kendi aklı ile kendini kurtaracak, önünü arkasını görecek, uzun vadeli düşünecek, şartların değişken olabileceğini var sayacak, içinde bulunduğu durumu önce kabul edecek sonra çözecek. Arada çarşafa dolansa da çarşafı katlayıp ütülü hale getirecek, başka yolu yok bunun. sızlanmalar, şikayetler, ahlar vahlar zamanı geçiştirmekten başka bir şeye yaramıyor
Aaaaay bu sabah biraz sert buldum beni, parmağını sallayan öğretmen gibiyim, sanki bütün sorunlarımı çözmüş de hayat bilgisinde master derecem varmış gibi de, “Bilge Hatun” benim dermişim de :)))))
Heer sene bu ayda, bu zamanda piyasaya kar desenli, geyikli, kırmızı beyaz, yumuşacık, koltuk üstünde sarınmalık, dizleri sıcak tutmalık battaniyeler çıkar piyasaya. Hep aynı mağazada gider bakarım, indirime girecek biliyorum, o zaman alırım derim veeeeee yıllardır denk getiremedim. Para kazanıp, paranın değerini bilmiş biri olarak hooooop diye harcayamam yaaa illa ki indirilmiş olacak :)))))
Bugün günlerden “Geyikli Battaniye” seyir etme günü olsun Geyik ve kar deseni, kırmızı, beyaz renkleri teeek teeeeek hafızama nakşedeyim, onlar hangi anılarla gelirmiş bi deneyim :)))) Belki de “ahirete kadar taksit, biz ölcez taksitler kalacak” kampanyasına denk gelirim, şarkımızda “Al şalım, yeşil şalım, dünyayı dolaşalım, sen yağmur ol ben bulut, Maçka’da bulıuşalım …” olsun ağır horon, dik oyna, “ha uşak … ” modunda …kemençe sesine doğruuuuuu
Hadi günaydın, çenem düşmüş mü bi yere bakim :))))))

12 Aralık 2014

“İçim mi hava mı daha aydınlık acep ? ” diye düşünerek, son ütücü ile okeye dördüncü arasında bir kıvamda güne başladık Biliyonuz mu hiiiiç hayatımda son ütücü görmedim, görev tanımını da bilmiyorum. Biraz dikişden anlarım Tahminimce son ütüyü yapan, mamülü poşete koyan, askıya asan ya da dikiş arasında ütülük halleri halleden biri Okeye dördüncü de olmazsa olmaz, daha önce bizzat iki ve üç kişi ile oynamışlığım var, kesinlikle olmuyor :))))
Özetle ; Kendimi bu cuma sabahında mühim biri hissediyorum, bana ihtiyacı olanlar var, verdiğim sözler var, pazar gününe çılgın bi poje var :)))) Her şey değil ama çok şey bana bağlı, “yedek parça gibiyim ayol ” Bensiz olmaaaaaazzz !!!!!
Baktık hava yükselmiyor, egoyu yükselttik :))))) Egoya bağlı baş dönmesinden muzdarip olmadan hafta sonunun hakkından gelicez :))) Tabii ki de çok işim var, ev içi ev dışı, özel, genel, halka açık, gruplara ayrı … :)))
Sevmem aslında bir merkezde olup bağımlı ve bağımlılık doğuran halleri. Şekerim ; herkes kendi yolunda yardım alabilir, danışabilir, imkan kullanabilir amaaaaa bağımlı kalmamalı, yani araştırmacı ruhunu , özgürlüğünü kaybetmemeli.
Aaaaaaah bu dünya yalan dünya, inanana göre imtihan halleri, inanmayana kuantum fiziği :))))))
Hadi günaydın, hadi kuşlar yok ama içimizdeki yüreğin pır pır etmesini sağlamalı, hadi kış koynunda bahar saklarmış, hadi bu sabah bir şarkı sözünde duydum “beni gözünde değil, gönlünde büyüt !!!!” hadi gözümüzde büyütmeden, gönül gözümüzden resimler paylaşarak, yeminlen olacak..

13 Aralık 2014

Bir kış güneşi penceremden evime, içime sokuluyor, işe de yarayacak sanki Karanlıklara uyananınca, uyanıkken ortalık aydınlanınca, bir kez daha inanıyorum heeeeer şeyin daha güzel olacağına Her karanlık bir aydınlığa çıkıyor, tecrübe ile sabit Akıllı olmak, sabırlı olmak, gözünü dört açmak da önemli, birini yapsak biri kaçıyor Sonrası da hüsran, ama olmasın, hüzün kalbimizi kemirdikce yanına yandaşlar ekliyor. Şüphe, kaygı, umutsuzluk … el ele tutuşunca küçük pembe haplara kalıyor ruhlar. Depresan ilacına karşıyım, terapi gözümüzde, gönlümüzde. Mutluluğun resmi çizilemez amaaaaaaa bir bakmışız fotograf karesinde, resim çerçevesindeyiz. Mühim olan mutlu olduğunu fark edebilmek, yoksa reçetesi, standardı yok bu işin.
Aaaaay hadi Bilge Hatun sendromuna devam :))))) Ana başlık sevelim sevilelim, beklemesini bilelim …
Cuma, ertesi, pazar, onun da ertesi eeeeen çoooook koşturduğum günler, salı kendime gelme çabaları, çarşamba pek çok anlamda benim pazarım, perşembe en çok koşuşturmaya by pas yapabilmeyi araştırma halleri… böyle geçiyor günler, içini dolduruyorum, kuşkum yok
Bu yalan dünyada, bu yalancı kış güneşi altında, ölüm hayatın tek gerçeği iken, elimize geçen fırsatları mutluluk resmine çevireceğiz, mecbur. Yarın Bulgar sınırına yakın oturan Hekim Kuzene yıllık mutad ziyaret var,akraba toplantısı diyelim, gidiş dönüş otobüse sıralandık, kesinlikle bir hava muhalefeti bekliyoruzzzzzz ama tedbirlerimizi de alcaz tabii, aklımızda yiyecekler, gülümseten anılar, şimdi yok olan anılacaklar, umudumuz çocuklar … sonrası sonraya kalsın.
Yeminlen iki günlük işim var, tutmayın beni deeeeermişim, hadi günaydın, hadi yapalım bi güzellik, yapılacak güzellik sayısı kişi başına en az 10 :))) Hadi ben kahvaltı ile başlıyorum, hadi çay kokusuna, hadi hamurlu çalışmalara … :))))) Bi de çooook yazasım varkiiiiiiiiiiiii …

15 Aralık 2014

Aralık ayının sayılı pazartesileri bunlar Ne kaldı ki yılın sonuna, sayılı günler saysan da saymasan da hızla geçer Malum gün, malum telaş, malum sendrom beklentisi … her şey tanıdık bildik ise bu telaş niye ? Diye sorduk kendimize cevap ” Bi şi yok, her şey yolunda, benim de bi şim yok, “everything is fine” diye ingilizcesini söyleyince hem kendimiz hem de sizler inandınız mı ? Işte bu da beyaz hafta başı yalanı, var bir şeyler de olacak gibisinden inşallah.
Hadi hafta sonu diyeti unuttuk, şimdi aklımızda, hadi gelecek günlerin bende anısı çoooooooook Nişanlandım, evlendim, 2 nolu oğlan doğdu, eşimin doğum günü, babam öldü, kar yağan yılbaşılar, Beyoğlu’nun ilk kez ışıklandırılması, evde, otelde kutlamalar, hediyeler, gençlikte baca hikayeleri …. heeeeeeeepsiniiii yazcam inşallah
Şimdi bakıştığım evime dair planlar yapmaktayım, hızlı çekim toplayacam iiiiiiiinşallah Hadi bildiğimiz pazartesini bilmediğimiz yönleri ile sevelim (Bu konuda benim de bi fikrim yok, bi deneme yapalım :)))) ) Hadi geçen gün bir yerde okudum ” Karadeniz kadınıyım, umudumun bittiği yerde, inadım başlar ” bende aynen öyleyim Bu cümle rehber, hadi hep beraber olsun, hadi günaaaaaaydın …

17 Aralık 2014

“Ne olur sakın gitme, kal aklımda, kalbim sebepsiz tadilat altında …” diye bir şarkı kulaklarımda, bir buruk tebessüm dudaklarımda, resmi, gayri resmi geçit var zihnimin odalarında Rüyalardan uyanınca ne kadar uyandığını bilemiyor insan ordan, burdan saldırıya uğramış gibi oluyorum valla
Bir kalabalık aklımda, yapılacak işler onları geçer mi acaba ? Annem bilmiş midir, yorgunlugumu ? Babam hissetmiş midir ,Sıkıntımı ? Ya şimdi yanımda olmayan, ulaşamadığım, nerdedir, nasıldır bilmediklerim … özledigim, daraldığım, sevindigim … o zamanlar ve onların şahitleri … her şeyi toptan unutmak istemiyorum, silinmesin aklımın geçmiş defterleri.
Ara ara çıkıp gelsin unuttum sandıklarım, kiminden ders almış olayım, kimi içimi yaksın, kimi bir avuç su serpsin … sevinmek isterim, hatırlayan olmaktan, yıllara yenik düşmesin, bedenim, aklım …
Aaaaaaay yaşlanıyor muyum neee :))))) Bir hüzüne esir düşmüş gibiyim, birazdan geçecek umarım Heeeep kış havasından bunlar, kısa kesicem Aydın havası olsun , halayla evin içinden başlayıp, horonla hızlanıp, kasap havası ile çarşıya doģru :)))) AVM de üç ileri beş geri Mehter ‘len … budur hava durumu, dışarıda hareket ve rüzgara kapılırkeeeeeen, içerideki bulutlu durum yerini güneşe bırakacak, illa ki , hadi günaaaaaaydın …

18 Aralık 2014

Bir gaz fişeği misali, “deli fişek” daha uygun sanki :))) Duydum zilin sesini, attım kendimi yataktan :))))) Sabah sabah Tchaikovsky dönüyor müzik setinde, kalite artsın diye. Zati; heeeep klasik müzik dinler, belgesel seyreder, festival filmleri izler, boş vakitlerimde kitap okur, kahve içerim, ben :))))))
Gündem belli, olağanlar ve olmayanlar, içeri dışarı … Çarşı işini kolayladım sayılır amaaaaaa “geyikli battaniye” olmadı daha Bu sene kesin paraya kıyıcam fakaaaat istediğim modelle karşılaşamadım henüz. Tabii ki de hem hesaplı, hem güzel, hem de kaliteli arıyorum :)))))
Bugün 18 Aralık ; 25 sene önce bugün Nişantaşı’n da düğün alışverişi yapıyor, 20 sene evvel doğum için gün sayıyor, 7 sene evvel Ankara’da yeni yıl buluşması için hazırlanıyor, geçen sene de ev temizliyor idim
Gördünüz mü sene seneye benzemiyor :))))) Bu sene de komşu mutlu olsun diye ” Treeeeeeeeen , öpsün seni Zeki Müreeeeeeeen” sergisine Ben gittim ama ona da söz verdim, “söz namustur” öyle biliriz, tutucaz inşallah
Hadi benzemesin gelen günler geçenlere, Hadi her şeyin bir vakti zamanı var, ertelemeler kat kat olunca sıkıntı veriyor. Hadi müzik ; klasik, eliiiiit ama içim arabesk, halim avam :)))) ” kesik çayır, Angaranın bağları, Trakya karşılaması , ille de Roman havası … çalsa da oynasak :)))))
Aaaaaaay hadi fıkır fıkır, şıkır şıkır, oooo yandan yandan …. günaaaaaaydın ©♥

19 Aralık 2014

 

Pencereden baktım tepede ay; tıpkı Aydede diye bildiğimiz haliyle, resimlerde çizdiğimiz gibi, bir yanı, yarısının yarısı ışıl ışıl yanarken diğer yanı karanlık ama izleri var, tek bir parlayan yıldız, tek tük evlerde ışıklar, tek tük geçen arabalar, evlerde alarmın sesini bekleyen derin uykuda ya da uyku tutmamış gözü kapalı kalkmayı bekleyen insanlar, sessizlik … gece halleri. Uzuuuuuun geceler zamanı şimdi, uzuuuuun karanlıklar var, bittiğinde bahardan haber var
“Baaaaak telefonuma yeni kap aldım !!!!” , ” Bu kaçıncı ? !!!! ” , “Niye öyle diyosun kiiii, insan evladına yeni giysiler almaz mı ? ” Ana kız muhabbetlerinden :)))
Telefonunu evladı sayan, liderine sorgusuz sualsiz tapınan, yüksek dağları ben yarattım sanan, günden güne ayrılan ayrışan , sevgiyi saygıyı hem tanımlamayıp hem de yaşamayan … insanların çoğunlukla olduğu bir dünyada yaşam faaliyetlerini sağlıklı sürdürmek zor
Zeki Müren bir kez daha güzel, Beyoğlu günden güne daha çirkin, daha kalabalık, Kadir Abinin ulaşımı çözülmüş Istanbul’u her saat kördüğüm, hava mevsim normallerinin üstünde, yemek güzel, sufle daha da güzel, komşu mutlu, ben yorgun ama mutlu … günü tamamlamak üzere iken, günün dün olmasına az kalmış iken, bir hayat bilgisi dersinde kızıma patladım
Etnik köken Karadeniz olunca, sinir sistemimi tetikleyen dış etkenler boyumu aşınca, malum terazi kadınıyım, hassas dengeler bozuluncaaaaaaa benim Kamil Insan olma çabalarım heba oluyor Fakat ara ara iyi oluyor :))))) Artık nasıl dehşet saçıyorsam ortalıkta bir düzen, bir asayiş, bir huzur ( bence :)))))) ) etraf mum olmuş canlılarla donanıyor :)))))Fakaaaaaaaat istikrar yok guzelim :))) bir pişmanlık, bir yumuşama, bir gönül alma … düzen eski düzen
Hadi hepimiz bu hayata hastayız, bu hayatın hastasıyız, şifa bulcaz inşallah Hadi heyecan, sürpriz,mutluluk … felan, filan bunlardan karıştırıp hafta sonu çorbası yapalım :)))) Hadi yaralı kalplere pansuman, kırık kalplere tadilat için sıra beklemeyelim Eeeeeeen iyi ruh doktoru ruhumuzun gizlisini saklısını bilen biri olarak vallahada biziz :))) Hadi bende bugün kendimi tedevi edicem :))))) Hadi kuşlarla, hadi Günaydın

21 Aralık 2014

21 Aralık ; Her sene eeeeeen kısa gün, eeeeen uzun gece, 25 sene evvel bugün nişanlandım, 20 sene evvel iki nolu oğlum doğdu, 55 sene evvel eşim doğmuş, bugün İstanbul Gezginleri ile 40 nolu etkinlik
Kısa gün, uzun gece, ömrümüz oldukca heeeeer sene, yapcek bi şi yok kabulümüz Dogum günü çocuklarının hediyelerini önceden almıştım, akşam yemeğe götürdüm, amaaaa pasta alamadık Canımız kadayıf çekince, cevizli ev baklavası gözümüze güzel gözükünceeee, mumu maytabı onun üstüne sıraladık zira, “Ne yediyse dokandı, hık hık dedi tıkandı” durumları mevcut Bir zamanlar bir dilim pasta yanına iki dilim baklava, üstüne bi de demli çay yan yana olur idi. Şimdiiiii olmuyor, kaaaardeeeşiiimmmm
bugünün yemeğini dünden yaptım, çamaşırı yıkadım, ütü akşama …
Baş gezginin ardı sıra, “Sorurumluluklarımı yerine getirmişem, bu gezmeyi hak etmişem …” diye türkümü çığırarak dolanacam , inşallah
İyi gelecek deniz havası, Deniz Müzesi, Yıldız Sarayı hikayesi … Aaaaay ben saraylıyım kiiii, kızlık soyadımdan belli Şehzade tokatlamış, büyük, büyük, büyük … dedem, saraylarda geçen köklerime ait mazim var benim “Osmanlıca ders olarak konsun, yalnız bizim kızı vurmasın, yaaazııııık, günaaaaaah ona ” :))))))))
Hadi kızımı da yanıma alarak, baba oğulu talimatla evde bırakarak, ablamlan, belki teyzemlen, sayısı kalabalık eski yeni gezginlerlen, sabah trafiğine karışıcam inşallah, aaaaazzzzzzzzz sonra :)))
Hadi şaaaaaneeeee pazarlar olsun, cümleten günaaaaaaaydıııııın …

Reklamlar

ARALIK BAŞI GÜNLÜKLERİ


1382960_10204217696376357_1855669970705996394_n

Yılın son ayını da yarılamak üzereyiz. Bir on sekiz olsak, 2000  yılını görsek derkeeeeen onsekizi neredeyse üçle çarptık, 2014 dü de bitiriyoruz 🙂 Kendi adıma geçen yılların içine bir çok şey sığdırdım, hatta bazı yıllar tıklım tıkış 🙂 Kar manzaralı yıl başılar, okullar, çoluk çocuk, ölümler, doğumlar, gezmeler, yerli yersiz sevmeler, kavgalar gürültüler, kilo alıp vermeler, ancak zaman bulunan hobiler, eski dostlar, eser miktarda yeniler, şehirler, eşyalar, anılar, hatıralar … hepsini “hayat gailesi” adı altında topladık, kimini paylaştık, kimini sakladık, kimilerinden saklandı 🙂 Fakaaaat aralık ayının ilk on günü ayan beyan yazıldığı kadarını buyruuuuuuuuun okuyalım :))))

01 Aralık 2014

Karanlık ve sıcak günleri hiiiiiiç sevmem demiyeyim amaaaa enerjimi düşürüyor kardeşiiiiiim !!!!! Hayata açılan penceremden hayata bakarken, sürü halinde kuşlar geçiyor Bi diyorum; sabah sporu yapıyorlar, bi diyorum sığınacak yer arıyorlar, bi diyorum fıtratlarında var :))))))) hangisi doğru ? Belki de hiç biri
Yavaştan konuyu pazartesine bağlıcam, hele bi sabır :))))
Aaaaaaay hadi yine bir, yeni bir pazartesi, biraz yağmurlu, biraz çamurlu, bol trafikli, geçen haftadan sarkanlarla can sıkıcı, işe gidenler, okula gidenler, bi işi halledecekler … felan filan :)) gündem dolu, hayat zor, şartlar ağır…
Hiç mi güzellik yok, kuzum ? Ön yargılar, akılda yanlış kalanlar, sağdan soldan duyulanlar … geçelim bunları anacığım :))) Hayatın boya ustası biziiiiiiiiz, renkler hayatın içinden, fırçası bizden, haydiiiiiii ekşıııınnnn :))))
Ben de mağdurum, ıslanmış, üşümüş, çamurlanmış olarak akşamdan kalmayım Bi de yorgun, bi de çoooooooook işim var kiiii sormayın, zaten bir ara yazarım :)))))
Aaaaaaay hadi olduğu kadar, hadi her şeyin güzel olma ihtimali hep var, hadi iyi haftalar, iyi dilekler, yeşil, kahve, kızıl ağırlıklı günaaaaaaydın !!!!!!! laaaaaar

02 Aralık 2014

Karanlık bir sabah, dünden kalma iç sıkıntısı, can sıkan ve birbirini yanlış anlayan, hatta hiç anlamayan, bi de bunun farkına varmayan insanlar, yapılacak, ” bunu şimdi kim yapacak” dedirten ve de insanı delirten işler listesi … daha bir sürü incir çekirdeği …. pekiiiiii nedir bunların sebebi ? “Hayatımızda açıklaması yapılamayan günler var ” dedik mi yalanın dibine vurduk demektir Bazı şeyleri kendimizle bile yüzleşemezken başkalarının bizi anlamasını beklemek, bi de isteğimiz doğrultusunda anlaşıla bilmek de bencilliğin dibini boylamaktırrrrrrr !!!! Diye de haykırarak kendi kendine terapi, bi de bunun çakma sebebi ; “aaaaay tartım bozulmuş, tartmıyor” :)) ” 12 sene evvel, su ısıtıcısı ile birlikte aldıydım, geçen ay ısıtıcı giiti, dün sabah da tartı Biraz sarstım, salladım, pilini değiştirdim, olmadı ” ” aaaay çok üzüldüm, çooook da severdim” diye sallarken, tartı neye, üzüntü neye tekabül eder, dinleyen bilmez, söyleyen de esas manayı açık etmez, işte böyle anlamadan, anlatamadan gelip geçiyor insanlar, bilim tavan yapacak, insanın iç dünyası “az, biraz ışık ” almakla kalacak
Hadi geçecek, karanliktan kuş sesi geliyor ,Hadi her şeyde bir kusur olmalı kiiiii mevzuu uzasın, Hadi huzur dediğin demediğin şeylerde aranmaz, Hadi mutluluk uzaklarda değil, o zaten heeeep yanıbaşımızda, yakınımızda , Hadi bi çay koyalım, bi sağlıklı kahvaltı yapalım, bi de müzik açalım, kendimizle bi de sohbet başlatalım …. illa ki olur, o zaman
Tabii ki de olacak, önce günaydın

03 Aralık 2014

Bir sabah uyansak da bu karanlık sabahlar aydınlığa çıksa, feraha kapılar açılsa. Mesela kar yağsa, karın örttüğü şeyler gibi beyaz sayfalarımız olsa, biz de beyaza inansaaaaaak derken aklımın köşelerinden zararlı beyazlar geçiyor, Karatay Hocam ekrandan kitabını sallayarak sesleniyor, rahmetli anam kar mağdurlarından bahsediyor, kar kazaları, kar çileleri gözümün önüne geliyor … işi “hayırlısı olsun” a bağlıyorum Ben de bağlanıyorum, arkası olası mevsimsel depresyon :)))
Iziiiiiin vermeyeceğiz tabii ki de. Kendimize zaman ayıracağız, bizi yiyip bitiren haşerelere filit (böcük ilaçı ) , daha büyüklerini kış uykusuna davet :)))), baş edemediklerimizi de hayatından lav et … gibi tedbirler de alına bilir :)))))
Yapcez bi şiler, okumalar, yazmalar, sergiler, filmler, ” kafa nereye ben oraya ” tarzı gezmeler, tefekkür, şükür, kalbinde baki, yeri uzak olanlarla hararetli görüşmeler, gelecek kutlamalar için hediyeler almalar, ” kardeş de onun eşi de, çocukları da, bacım da candır. ” diye toparlanıp sofra kurmalar … aklıma şimdi gelmeyen, her an gelebilecek olan başka başka şeyler de yardımcı olacaktır.
Tartıyı kurtardık, pilleri yanlış takmışım, sıra ruhumun derinlikerine inip oralarda tamir ve tadilat yapmalarda Bana bir kaç gün müsade, yukarıdaki reçeteye takılacam Tahminen bomba gibi dönerim :)))))))
Hadi mevsim üstümüze üstümüze gelirken merkür geri çekiştiriyor Haberleri hiiiiiiiç saymıyorum zaten, tv dizilerini, parçalarım, döverim seni programlarını yok sayıyorum :)) Hadi değneğin iki ucu da pis, çok ara çok dere var da biz nerdeyiz ? :)) Hadi kendimize bi bakalım, hadi bir arama tarama, kurtarma yapalım Bu sabahların bir anlamı olduğunda döncem ben, Hadi stoklu günaydın olsun hadi kuşlar konsun yollarımıza …

08 Aralık 2014

Bu sabahların bir anlamı olmalı !!!! Yoksa da sabaha bir anlam katmalı Diye söylene söylene güne başladık. Zorunlu hareketlere devam, son hane halkının da üstüne kapıyı kapatınca kendimle, evle , pazartesi ile baş başa kalıcam, bir müddet bakıştıktan sonra bir ucundan tutacağız, hatta zorunlu olarak
Çamaşırlar kurumuyor, ütü hiç bitmiyor ama pişirdiğim yemekler hemen bitiyor :))) hava karanlık, yapılacak işler listesinden bir çıkıyor yerine en az üç aday geliyor, bu evde üç gündür “hafta sonu” savaşları mı yaşandı ? neden her yer her yerde, üç beş kişi dağıtırken nedeeeeeeeen bi kişi topluyor ? … diyerek kendime acıma, acındırma durumlarına ağırlık vermek kolaya kaçmaktır, en kolay iş suçu başkalarında aramaktır !!!!
Ne yapıyoruz * Yapamamız gerekenleri tabii kii de :)) bir sıraya koyup, tamamlayarak ilerleyeceğiz, annenin hafta sonu hafta ortasına denk gelir kiiii
aaaaaay hadi uzatmayalım, günler gelir geçer, işler biter, hayat devam eder Biz de hayat kümesinde bir elemanız, kümede kalmak istiyorsak, küme içi hareketlere devam, içine sevgi, neşe filan felan da katalım :)))) Böylece kolaylaşır her şey birden, bakarsın iyi bir şey de olur aniden :))))) Hadi umutla, ümitle, radyodan gelen şarkı seslerine eşlik eden seslerle, hadi günaydın

09 Aralık 2014

Bir coğrafcımız vardı, akça pakça toplu bir hanım Karşıdan gelirdi, o zamanlar köprü yeni, otobüs işlemiyor, toplu taşıma vapurlu Sis, lodos, fırtına oldumu gelemezdi, bi sevinirdik gelmediği zaman. Geldiğinde on dakika ders anlatır, geri kalan zamanda sözlü yapardı, hiç gülmezdi, bi de kafasına küçük gelen peruğu vardı, taktığında biz gülerdik hoca dersi sevdirmezse öğrenci sevmez ki, defter kenarlarına süsler yapar, kalp çizer, sınıfı dolaşan kağıtla muhabbet ederdik, yakalanınca kimse kimseyi satmazdı, hesap tenefüse kalırdı. Not defterleri olurdu hocaların çoğu ciltletirdi. “Kara kaplıyı açalım, bakalım” bi tek onların güldüğü bir espri idi
Uykunun süresi de, kalitesi de zamanla azalıyor, bölünmüş, abuk sabuk rüyalarla sabote edilen uykumdan umudu kesince, açtım benim kara kaplıyı Aklımda yazacak o kadar çoooook şey varkiiiiiii, dermişim Öyle ki de , başı sonu yok. Hatıralar, anılar da uykudan uyanmış gibi. Ne çok kurala tabi idik, “ayıp, günah, elalem ne der ? ” etrafımızda aşılması zor bir duvar, “nasıl söylesem, utanırım ama, ya kırılırsa, ya küserse… ” vicdanımızın bekçisi, büyüdük işte, sonra her şeyi olmasada bir çok şeyi çaya bağladık
“Çay koydum, hadi gel, çay demledim gitme, çaylar da soğudu, biri açık olsun …”
Hadi biz tuhaf bir kuşağız, sarsıla sarsıla ” büyüdük mü, kendi kendimizi büyüttük mü ? ” orası net değil, ama iyi büyüdük Hadi dün pis işleri hallettim, bugün sırada daha iç açıcı olanlar var , Hadi bi ihtimal belki hava da açar, Aaaaaaay hadi herkesin kendi havası var Hadi estirip, gürlemeden, yağmadan yakmadan …, Hadi ben bi çay koyayım, Hadi derin sabahdan günaydın

10 Aralık 2014

 

“Yoğurt koydum dolaba ellere vaaaay. bugün başım kalaba … ” diye bir türkü ile uyanan iç sesime muhalefet iç ses ne “ne zaman değil kiiiii” diye cevap verdi :))) Sesleri kendi haline bırakmadım, müdahale ettim tabii ki de Bildik pozitif cümlelerle !!!!
Tarih 10 ocak, bana bir şey hatırlatıyor mu diye düşündüm, sonra takvime baktım, “İnsan hakları” haftası imiş. Manidar buldum, İnsan ve haklar şu sıralar pek yanyana gelemiyor da Aslında çoğu zaman ya, neyse.
Aralık, ocak, şubat bu üç aylar benim dağıldığım toparlandığım, iyisi kötüsü ay itibari ile dengeye gelmeyen, buram buram hüzün kokan, fakaaaat içinden çok güzel günler de geçmiş olan, her günü istesem bir şey hatırlatan, ekşiiiin, ekşiiiiin diye anılan zamanlarla doludur. Çok şükür kiii çoğunu unutuyorum, zamansız hatırlamak da iyi oluyor
“Annelik anne olmadan anlaşılamaz” derler ya doğrusu” anneler kız doğurmadan anne olduklarını anlamazlar” diye günün incisini de yazdım lafı kızıma bağladım Hayatıma kırk yaşıma bir adım kala karışan, her anımı renk renk boyayan, dili papuç kadar, özgürlük anlayışı benimkini en az ikiye katlayan, duygu dolu, sevecen, zeki ama zekasından okul hayatında faydalanmayan bu şaaaaneee kızı iyi ki doğrmuşum. Sabah sabah abur cubur muhabbeti yaparken birbirimizi güldürdük
“Biliyon mu sen doğmadan önce biz abur cubur nedir hiiiiiç bilmezdik !!!! ” , “Sizi değişik lezzetlerle tanıştırdım, bana şükran borçlusunuz !!!!! ” noktaaaaa :))))
Hayat çocuklarla güzel, hayat sevdiklerinle çooook daha güzel, hayat sevdiğinin sevildiğinin farkında olarak en güzel, hayat iyi bi şi :)))) Ama illa ki bir ucundan sıkı tutucan, tuttuğun yerden devam da senin yeteneğin :))) Hadi anacığım “Yetenek sizsiniz !!!! ” , hadi günaaaaaydınnnn …

 

BUGÜN GÜNLERDEN PAZAR


1796524_10202287974774523_1037906356_nBugün günlerden pazar, benim de güneşe çıkasım var 🙂 Küçücük bir kızdım ; Duvardaki rafta duran bir düğmesini çevirince ışığı yanan, öbür düğmesinden istasyon ayarı yapılan, üstünde dantelli örtüsü olan, ısınmadan çalışmayan, cızırtısı, hışırtısı eksik olmayan, haber veren, sevdiğimiz şarkıları çalan … radyonun içinde küçücük insanlar olduğuna inanırdım. Rahmetli babaannem de haberleri okuyan Can Akbel’in kendine baktığını sanıp başına örtü alırdı 🙂 İnanırdık, kalbimiz de temizdi, ufuk çizgimiz bize kadardı. Yalan büyük bir mesele idi, kimler söyler, niye söyler, nasıl söyler… bir türlü aklımız almazdı.

Sonra büyüdük, ufuk çizgimizin yeri kaydı, belli olduğu günlerde var, olmadığı günlerde, yalan dört bir yanımızı sardı. Şüphe her daim içimizde hazır asker 😦 Korkar olduk, insanlardan, tekliflerden, vaatlerden … inancımız sarsıldı, mevsimlere, günlere, saatlere bile kafa tutar olduk. Hem hafta sonu gelsin istiyoruz, hem de keyfini sürmeyi bilmeyip, karman çorman bir şeye çevirip, pazartesini öcü ilan ediyoruz.

Pazar sabahları tüm sabahlar gibi annenin eline bakar, herkes uyurken anneler uyamaaaaaaz !!!!! yani, genellikle 🙂 Kahvaltı masası, dile gelsin ister, çayı özel harmandan demler, en zor hamur işleri, en lezzetli omletler pazar sabahı görücüye çıkar, ses veren tv, bol ekli gazeteler, pijama, eşofman arası ev kıyafetleri, araya kahve keyfi, ansızın açılan konulardan ya da araya kaynak yapılan konulardan sohbetler, akşam yemeği, çocukların performans ödevleri, gençlerin illa ki pazar buluşması, şirazesi her saat kayan  odalar, açık mutfak, acil ütülere geçiş hakkı … bir kalabalık, bir karışıklık, çok seslilik, yorgunluk da var tabii 🙂 Sonra pazar biter, hatta pazar akşama doğru biter, bir pazartesi sıkıntısı başlar, niye ki ? O da gün, bu da gün, o da plan program ister, bu da. İsimleri ayrı olan günlerin aynı hazzı vermesini bekleyemeyiiiiiiiiiz :)))))

Aaaaaaaaah bunlar anne terapisi 🙂 Hamuru mayaladım, aklımda iki çeşit var, çayı koydum, ilk bardak benim hakkım, içinde gizli enerjiler var, çamaşır yıkanıyor ama kurumuyor, kurutma makinesine karşıyım, ölene kadar oksijen alacak, güneş görecek benim çamaşırlarım, cumadan dağılmaya başlamış bir ev için düzenleme telaşına gerek yok, ortamı germeyelim di mi 🙂 Bir gün her şey değişiyor, bitiyor, azalıyor, geçiyor … yani her şeyin bir sonu var, eski tatlar da yenilenmiyor, maalesef 😦 Onun için, o nedenle ; Pazar günü güzeldir, ondan sonraki, ondan önceki günlerde, çünkü bazı şeyler içimizde var, yaşatmasını, yararlanmasını bilmek gerek, hadi şaaaaaaaneeeeee pazarlar !!!!!

KASIM SONU GÜNLÜKLERİ


1975164_10202737203284955_8376894870325772119_n

 

Zaman hayatın efendisi, ardına bakmadan geçiyor, tozu dumana katarak, günleri aylara, yıllara yığarak, mevsim adı altında toplayarak, “karın çok yağdığı sene idi, hani üç gün okullar tatil olmuştu”, “o sene bahar erken geldiydi”, “Ali’nin doğduğu, Ayşe’nin evlendiği, Gül’ün okula başladığı, annemin öldüğü …” sene diye etiketleyerek arşivliyoruz bizde 🙂 Eeeee kasımı da bitirdik, takvim yapraklarının sonu geliyor, sadece takvimden  değil, hayattan yapraklar da döküldü durdu on bir ay boyunca 🙂 Bakalım kasımın son günlerinde dökülenlere…

21 Kasım 2014

Çayın, kahvenin kokusunda, sabah ayazında, gelen, giden trafiğinde, kızarmış ekmeklerde, uyuyan çocukların görüntüsünde, “hayata başla ” diye komut veren saatin zil sesinde bile, hayat var Eğer biz izin verirsek bir yerimizden yakalıyor hayat Bir farkındalıkla, bin şükürle, binlerce ihtimalle hissediyoruz
Aaaaay hadi yine cuma gelmiş Hoş geldiğini umut ederek, hoş degilse de bir takım “hoooooşt” larla gönlümüzü hoş ederek hafta sonuna hazırıııız !!!!!!!
Bazı cılız ve çekingen sesler algıladım, sanki :))))) Yapmaaaaaaaa !!!! Arkadaşım !!!!! Neticede üstü çizelecek, yaşandı, geçti denilecek bir günümüz var inşallah
Hadi bi gayret, hadi bi cesaret, hadi illa kiiii olacak Hadi fıkır fıkır bi günaaaaaaydın

23 Kasım 2014

 

Karanlık, soğuk,üstelik de pazar günü olan bu günde cümleten günaydın Şartlar insanı yatağa, tv karşısındaki koltuğa çekiyor, göz kapakları örtülü , kollar, bacaklar yerinde durmak, kalpler de rutin çarpmak istiyor. Kaçalım, saklanalım, görmeyelim, duymayalım, eeee hadi söylemeyelim… manzaralı durumlar :)))
Bunlar sıradan insan durumları şekerim :))) Sıra dışı, her yaştan, her boydan, her sınıftan, imkan bulan insanlar İstanbul Gezginleri ile Kara Surları’nı keşfetmek için yollara dökülecek :)))) Tarih nasıl yazılmış, kimler okumuş, ne anlamış, nasıl anlatmış, sahip çıkabilmiş mi ?, yerine ne koymuş… daha bir çok soru bugün cevap bulacaaaaaak :)))
Her ne kadar hava muhalefeti olsa da kiiiii şekerim sanırım gezginler havadan beddualı :)))), aşk ile, bir daha, benim için uzuuuuuuuuuun bir aradan sonra Mehmet Fatih Sertoğlu ‘nun sunumuyla, uzadıkça uzayan zincir gezgin topluluğu ile bir pazar sabahı daha, inşallah

24 Kasım 2014

Hayata açılan penceremin önünde güneşin doğuşunu beklerken, tepemizde dolanan kara bulutlar şekil şekil geçtiler Kulıçkaya yatmış bir kaz ( Yine ne yumurtlayacak ki ?), sular fışkırtan bir balina ( Neyin peşinde acep ?), Silahı elinde mitolojik savaş tanrısı ( İlla ki :))))) ) , anlamlı anlamsız daha bir sürü kalabalık geçip gittiler, kimbilir nerelere yağmur döktüler, kimbilir nerelere yağacaklar… Aynı gökyüzünün altında, yaşlı dünyanın yarısı uyurken, yarısı pazartesi telaşında :)))
Lafı dolandırmayalım :))) Pazartesi geleli epeyce bir saat oldu. Hoş gelmiş, bizi hoş etsin, biz de onu hoş etceeeeeez :))) Gayret etcez Evin hali, bir evim olduğundan beri, içi çoluk çocukla şenlendiğinden beri heeeeep aynı, minik bir savaş alanı, şavaşın mağlubu heeeep ben Bütün şartlar dayatma şeklinde, dayanıyorum, şekeriiiiiim :)))))
Nerden başlaycağımı bilmiyorum, aklımda “Neremi, neremiiii” diye şarkı sözleri, trafik haberi radyodan, “Kasap havası çalıyor, bu hava ile anca gidersiniz” diyor :))) Eskiden düğünlerde en son bu hava çalardı, misafirler, oynaya oynaya kapıya … Selimiye Ordu evi’nde arkadaşın düğünü vardı, biz kapıyı ararken düğün bitmiş, salona bi geldik, Kasap Havası çalıyor, aç aç geri döndük, valla :)))) Kar yağıyor diyor haberler, beyaza bürünmüş bazı şehirler, beyaz iyidir ama herkese de iyi gelmez ki Hadi aklımızın şarkısı değişti ; “Küşelere su serp mişeeeeem” :))) Hadi münasiptir, aaaaay hadi bi gayret, hadi hala bazı kuşlar göç etmedi, onlar buranın yerlisi, eeee hadi konsunlar koynumuza, hadi “hayat güzel sayılabilir”, hadi sayalım, hadi aaaaaaşkkkkk ile, hadi günaydın

25 Kasım 2014

Kış güneşi süzülüyor camlardan, eğreti duruşu çok belli, peşinde kara bulutlar var. Meteoroloji “anacım soğuklar geldi, kar kapıda, demedi demeyin, yine de bana çok güvenmeyin” diyor :)))) Eeeee saatlar, günler, haftalar, aylar, mevsimler, yıllar öyle ya da böyle geçecek, hayat devam edecek, mutluluğun tarifi güncellenecek, kayıplar, kazançlar, bazen hüzün, bazen neşe derkeeeeeen…” demiş di, söylemiş di” olacağız
Bu arada okuyoruz, yazıyoruz Mevsim çooook uygun bize zamana ayar verebilsek, vercez, başka yolu yok “Suzan Defter/Ayfer Tunç, Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz/ Melisa Kesmez, Gecenin İçindeki Gölge/ Duygu Uzel, Sahilden Bostancı/ Gül Ersoy” şiddetle tavsiye edilir. Bilmediğimiz yazarları bize bildiren arkadaşlar sağ olsun, ben de size bildiriyorum,Okumaya devam, Dünya edebiyatından seçme öyküler okuyorum veee çooook şükür çooook okunacak kitabım var
Hadi Konya’ya kar yağmış, taaaa burdan üşüdüm , hadi kış da çetin mi olacak ne ?, Hadi mutluluğun düşmanı bizde olmayanı başkasında gördüğümüzde hissettiğimiz hasetler, fesatlar, “Olan tadını çıkarsın, hayırlısı ise bize de nasip olsun”, hem terapi, hem dua :))), hadi görünürde kuş filan yok, herkes kendi kanatları ile,hadi ne istiyoruz,neden istiyoruz, nasıl istiyoruz, olunca ne yapıcaz ? bunlar günün sorusu :))) Hadi günün kitabı, günün kahvesi, çayı,günün iyiliği, günün adamı, kadını, çocuğu… bunları seçmek elimizde sanki :)))) Aaaaay hadi bunaltmadan, günaydıııııııııın …

27 Kasım 2014

Soğuk !!!!! eeee zamanı artık sürpriz değil. İnsanları birleştiren ve ayrıştıran soğuk, gidecek evi, evde içecek sıcak çorbası olanlar, üstüne giyecek bir şey bulamayanlar, dibine kadar soğuğu hissedenler, soğuktan eğlence çıkaranlar… konu çok başlıklı, içerik karışık
Yeni okula başladığımda kar topu oynadığım için soğuktan donan ellerimi annemin avuçları içinde ovuşturarak, üfleyerek ısıtışını hatırlarım, holde yanan sobayı, alevlerin karanlıkta duvara vuran gölgelerini, dizlerime kadar kara battığım çocukluk zamanlarını, sobalı okulları, damlardan sarkan buzları, buz tutan yolları, kayıp düşenleri, gidemeyen, binelemeyen belediye otobüslerini, yürüyen insanları, boza, salep, kestane gibi kışlık eğlenceleri.. daha bir sürü şeyi hatırlarım. Bir bayram sonrası Konya otogarından gece yarısı oğlumu yolcu ederken, Ege tıpta okuyan, yazları köftecide çalışan, babası bir memur maaşı ile üç çocuk okutan, park ettiğimiz araba kilitlerinin bile donduğu o ayazda, o oğlanın üst üste iki hırka giymiş anası ile, iple bağlanmış erzak kolilerini hiiiiiiiiç unutamam. Soğuk ayrıştırıyor insanları, ısınmak zor:( Hele ki de taaaaa içten içi üşüyenlerin ısınması daha zor
Hadi içimizde büyük yangınlar, etrafı yalayıp yutan alevler kalmadı desek de yalan valla :))) geçen bi sinirlendim, kendime kendim bile şaştım, hatta kendime “Kamil insan” olma yolunda “otur sıfır” yazdım
Hadi bizdekiler artık kor ateşler, bir üflemeyle canlanır da anca bize kadar :)))) Hadi bi şekilde sıcak hava dalgasını yakalayacağız, içinde renk olanı tercih sebebidir, hadi sıcak renklisinden günaaaaaaaydınlaaaar olsuuuun Hadi olsun

28 Kasım 2014

Arada bir olmazlar olabilse, gücümüz elimizi attığımız her şeye yetebilse… sihirli değnek bazen bir ihtiyaç valla, bir de burun desteği şaaaaaaaaneeeee olur yeminlen :))) “Burnumu şöyle şöyle oynatınca, elimi böyle, böyle sallayınca, bir bakarsın hepsi olurrrrrr …” Taaaaaa Yıllar, yıllar önce Tatlı Cadı’ nın jenerik müziği böyle bi şi idi
Bir asabi, bir gergin, bir atarlı … durumum olduğu doğrudur Şiddetle Bu Tarz Benim’e yarışmacı olasım var, 72 millete yetecek kapasitem var sanki :)))) Söyleyip, söyleyip sonra unutasım var Sanırım biriktirdiklerimi harcıyorum Ne yalan söyleyim, arada iyi oluyor valla :)))))
Bak yazarken bile ferahladım :)))))

29 Kasım 2014

Yarım asrı devirmiş, üstüne parmak hesabı ilerlemeye başlamış, ununu elemiş amaaaaa eleği henüz duvarla bakışma pozisyonunda olan biriyim. Sevgi doluyum, mutlu etmesini de olmasını da bilirim, plan program hastası değilsem de yakın sayılabilirim, yemeği pişirmesini de yemesini de , yedirmesini de severim, inançlıyım, her sabah sayısal ve okumalı rutin ibadetlerim var, güneşin doğuşuna, batışına, rüzgarın, yağmurun sesine, masum çocuk yüzüne, pencereden gördüğüm kuşa, ağaca, gönül telimi titreten insanlara… sayfalarca yazabilirim, ver konuyu :))) Kıyısından köşesinden başlayıp taaaaaaaa ortasına kadar konuşabilirim :)))))) Elim ayağım tutuyor, çok şükür İşimi görecek hatta başkalarına da derman olacak kadar sağlam beyin hücrem var Sahip olduklarımın bilincindeyim, olmadıklarım hemen aklıma gelecek kadar bile yok… diye bir sürüüüü pozitif şey daha sıralamam mümkün Hayata baktığım toz pembe gözlüklerim yok ama renklerle oynayabilirim, pembe tonlarını başka renkleri karıştırarak bula bilirim, belki de bunlar benim marifetim. Bu karanlık ve kışa teşne havada ruh sağlığım için gayret ediyorum :))))) Önce kendimi inandırmam lazım dermişim :))) Yoksa benim de ters giden işlerim, sinirimi bozan tanıdık bildiklerim, uzanamadığım ciğerlerim var ama “mundar” demiyorum :)))))
Aaaay hadi kalkalı iki buçuk saati geçti, sessizce çamaşır makinesine start verdim, çayı koydum, akşamdan kalma tabağı bardağı makineye sıraladım, kahvaltı, akşam yemeği, yarının hazırlığı aklımda, daha bir sürü şey aklımda, itiş kakış dereceye girmeye uğraşıyor. Bir şekilde satırlara son vermek gerek Aaaaay hadi günaydın olsun, hafta sonunun başındayız, sonuna kadar her şey gönlümüzce olsun, hepsinden önemlisi sağlık olsun, hadi hep beraber

30 kasım 2014

Akıllı işi mi, deli işi mi serisine devam:) Bu mevsimde bu havada ; sular Kağıthaneden nasıl yola çıkmış, kemerleri kimler yapmış, nasıl yapmış, hala duran bi orman, havuzlar, bendler, demiryolunun hikayesi, bi de üstüne piknikli öğle yemeği :)))) Kurt inebilir, daş düşebilür, ayı çıkabülür, ayağın kayabilür, yağmur yağabilir, güneş ihtimali yok, ama gezmenin öğrenmenin hiiiiiiiiç sınırı yok uzatacak vakit yok, son durum için açtıydım, iki satırda illa ki yazdım, ayrıntılar akşama Ben bu hayatın olabilme ihtimalini, olmazlara meyli olan biri olarak heeeeeep sevdim Hadi pazarın şaaaaaaaaneeeee olabilme ihtimalini sevelim Gezginleeeeeeeeeer, erzak çantam ağır olmuş :))) Günün doğmasına daha bi saat var, iç güneşlen günaaaaaaydın

 

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑