KASIM ORTASI GÜNLÜKLERİ


10308609_10204259022409482_3200772874766250763_n

Mantarlar hakkında çok şey bilmem ama yağmurdan sonra hemen türediklerini bilirim 🙂 Her çeşiti böyle midir onu da bilmem. Aaaaah hayatımızda hem mantar gibi türeyen hem de kök salan, kökü derine kaçan şeyler var. Aaaaah hayat çok renkli, çok sesli… sesler ve renkler birbirine karışırken, biz de karışıyoruz, zaman zaman. Sonra mantarlar gibi ansızın, olur olmadık yerlerde ortaya çıkan umutlarımız oluyor, biri koparıyor, biri pişiriyor, biri eziyor, ya da mevsim şartlarına yenik düşüyor 😦 Ama mantar gibi de olsa umutlarımız heeep var oluyor, hep de var olsun, bakalım kasım ortasında ne umutlar varmış, ne kadar yaşamış 🙂

11 Kasım 2014

Bazı sabahlar omuzlarında ne olduğunu tam kestiremediği ama taşıyor olduğunu hissettiği yüklerle uyanıyor insan. Yatak kendine çekiyor, hayat baskı uyguluyor, sorumluluklar vicdanı kaşıyor, akıl karışık, dünyayı sorma zaten “Tamamen kendimize bağlı zamanı ve enerjiyi yanlış harcıyoruz.” Diye de bir ahkam kestikten sonraaaaaaa, bi gayret başlayacağız :))))))
Ruh hali yukarıdaki satırlarda açık seçik ifade edildi; Bir adım geri gitsem bunalıcam, ileriye bir adım atsam kendimi kurtarmak için koşturucam.Bir değnek kiiiiiiii iki ucundan da tutulmuyor :)))
Kahvaltıyı yaptım, kızı yolladım, kulağım radyoda, yeşil çayın son yudumlarını da alıp, olan akılı başıma toplayıp, durumu deģerlendircez, artık.
Aaaaaaay sonbahar halleri bunlar, aaaaaaay adı sonbahar, içimizde keşfedilecek sayısız ilkbahar var :))) Hadi evrene salınmış pozitif enerjileri uzaylılar yemeden yakalıyalım :))))))
Hadi bi tane de ben saldım, haydeeee Günaydın

12 Kasım 2014

Elim yüzüme değince tırnağım sivilceme takıldı, canım acıdı Elli küsurlarda bir adet, büyük boy ergenlik sivilcesi… çok geyikli ama yorumsuz Kendi kendimize istemeden zarar verme durumlarına bağlandım hemen Gerçek midir? Istemeden verilen zararlar ? Yoksa az isteriz de gizler miyiz ? Istedigimizden mi emin degiliz, acep ? Yoksa yoksa bir kaçış mı ? ” istemeden oldu” da mazereti mi ? Sabaaaaaaah sabaaaaaaah bağlantı kuramadım, iç dünyamla, yoksa ” kendime beyaz yalan” durumları mı var ? :))))))
Bir sabah uyanırsın, aynaya bakarsın, küçük bir kızarıklık , elini atarsın hafif şişlik, derúnunda bir sızı… nerden çıktı ki? Üzüntü kaynaklı mı, gıdaya mı bağlı? Kısa bir sorgulama, “yapcek bi şi yok” sonuçlara katlanma
Bir sabahtan bir sabaha, hayatta her şey iki sabah arasında Öyle ama :))) Hadi Günaydın….

13 Kasım 2014

Çağan Irmak yine benim yaş grubuna mazi turu attırmış Bir mazi, bin hatıra misali dolandık yarım salon dolusu hanımlar, beyler… film bittiginde herkes birbirinin yüzüne bakıyordu, nedense Hüzünlendim, güldüm biraz da göz yaşı döktüm tabii ki de
Hatıra biriktirmeyi, özellikle biriktirmeyi bırakalı çok oldu. Benim hatıralarım gün geliyor, başkası için çöp oluyor. Onun için yalnız aklımda kalanlar kalacak. Mesela elimde hiç Hayat ya da Ses mecmuası yok ama canlı görüntülere sahibim. Teyzem her hafta alırdı, okuma bilmedigim halde siyah beyaz, Farah’ın taç giyme resimleri ile Kenedy’nin cenaze fotograflarının olduğu sayıları, hangi evde baktıgımı, evin içini dışını, resimlerin görüntüsünü, kıyafetleri, kendimi, yolları, bahçeleri… çok net hatırlarım Her zeytinyağlı biber dolması tabağı Fatih’de ki Belediye binası, jile şeklindeki elbiseler, akide şekerleri, vapur… daha bir sürü şeyde saklı yazısız, evraksız, objesiz…. hatıram var. Zamanı gelince bir fısıldayan oluyor, canlandırmak deponun işi :))))
Eğer yaşlanacaksam; unutmanın hastalığım olmamasını dilerim. Betül Mardin gibi mesela çalışarak, okuyarak, yazarak, yemek yaparak, gezerek, dolaşarak… yanımdaki insanlar beni yaşatmak için değil paylaşmak için olmalı, yani kısaca elden ayaktan düşmeden, akıla ziyan gelmeden, inşallah
Hadi hayat kısa kuşlar uçuyor, valla , hadi yaşamak güzel şey, boşa vermeyelim zamanı, Hadi biriktirelim anıyı, insanı, unutursak fısıldayacak biri hep olmalı
Hadi bu kış havasına ” kııışşşttttttttt !!!!!! ” diyecek kuvvetli bir güüünaaaaaaaydınnnn la

14 Kasım 2014

Kitap, hediye, bilişim, moda… daha bir çok fuar elime doğdu sayılır Ilk hallerini, ilk yerlerini bilirim, “Anayım, ben anaaaaaa” diye evladım sayılacak pek çok şey için yırtınabilirim, maaalesef Alçak yıllar rüzgár gibi geçmekte, tozu dumana katarak, ruhları savurarak, Fuarların da yerleri, şekilleri, ruhları degişti fakaaaaaaat kitap fuarı öldü ölecek Servislerin taşıdığı binlerce ögrenci test kitabı satın alma amaçlı orada. O kalabalıkla ayakta fuar. Çünkiiiii yeterince indirim ve cazip söyleşiler yok. Internetten daha ucuza, kapıda teslim, hatta taksitli bile alabiliyoruz, dün sadece arkadaşımın kitabını aldım, hem görüştüm, hem imzalattım Esas sergi amaçlı gitmiştim.Bence yazılar okunurken cümleler zihinde resime dönüşmeli, görseller de peşine bir hikaye sürüklemeli Yine deTüyap Kitap Fuarı’nı ömrüm ve sağlığım oldukca izleyeceğim
Bazı şeyleri terk etmemekte kararlıyım. Sinemada film seyretmek, kitabı, gazeteyi dokunarak, elime alarak, kucağıma yayarak okumak, tiyatroya gitmek, radyoda sıradaki şarkıyı beklemek, sevdiklerimle yüz yüze zaman geçirmek, ipe çamaşır asmak, misafire ille de ev yapımı bir şeyler sunmak, bahçedeki agaça bakıp gelip geçen mevsimler hakkında konuşmak , telefon yerine kolumdaki saate bakmak , kahvenin kırk yıllık hatrına inanmak, yürüyebileceğim bütün mesafeleri yürümek….
Bedenim degişti, çoooooooook belli yaş aldım Amaaaaaa “ruhum biraz olgunlaştı, törpülendi, zamanın gerektirdiği degişimlere uğradı “desem de özü hep aynı kaldı
Hadi ruhların özüne uygun kalabilmesi güzel bi şi, hadi o ruhlar kiiiiii her savaştan kendince galip çıktı, hadi ruhumuza iyi gelecek şeyler gün içinde hadi ne çabuk cuma geldi di mi hadi arkası hafta sonu:), Aaaaaaay hadi günaaaaaaydın yahu !!!!!!!

15 kasım 2014

Kasımı da ortaladık, normalde önümüz kış ama belli olmaz, kış gelebilir de gelemeye bilir de malum ” artık hiç bir şey eskisi gibi değil”.
Günlerden cumartesi, hava yağmurlu ama soğuk değil, etkinlikte aşure var Akşamdan çalışmaya başladık, dünden eksik tamamladık Kayısının kilosu kıymanın kilosuna denk olmuş, savunma “anneciğim bu sene kayısı olmadı” seneye de meçhul hem doğru düzgün yok hem pahalı, incir de öyle iyisini bulmak zor, ayıklama işlemlerini gözlükle yapıcam yine de :)))) Sevmem her aşureyi, yemek seçmem ama aşure pişireni seçerim, teyzemim, kayınvalidemin, bazı uzak, yakın komşuların kini ayrı tutarım, benimki de beyaz, ne koyu ne sulu, kuru meyveli, üstü fındık, fıstık, nar bezeli, dibi kestaneli… olur :)))) Kız öğlen dışarı çıkmadan yetiştirecem de gitmeden dağıtsın Kızlar dağıtır aşureyi, konu komşu, görsün, bilsin diye :)))))))))Akşamdan ojeler sürüldü, hazır yavrucak :))))))) Bu arada “Unutursam fısılda” filminde Ayperi’nin ayakkabıları ile aynı renk yeşil ojeleri gözümden kaçmadı, yoktu o devirde öyle bi şi, illa ki bir şey gözden kaçacak ama benden kaçmadı :))))))))
Hadi aşurenin özü çorba ama çorbanın da bir raconu olmalı, gözümüzü, midemizi, damak tadımızı okşamalı Hadi ben de de iki ruh var Biri bağda bahçede eksin biçsin, kuzinenin hakkını versin, her türlü canlıya yemek pişirsin,biraz hizmetçi ruh:))) Diğeri Çarlık Rusyası’n da süslü elbiselerle, kızakta kürklerle, parkelerin üstünde uçuşarak, sekerek, dans ederek, atlarla, trenlerle gezerek, dünyasından bir haber… ruhum ayrı noktalardan aynı yöne hareket eden trenler gibi farklı yanları birbirini ezmeden, çarpışmadan yan yana geçer :)))) Belki aşure de benim ruhuma benzer :))))) İyi bi şi ama :))))
Uzatmışız ama uzatmadan günaydın diyelim, kısa, net, açık, seçik, sürprizlisinden…

16 kasım 2014

Ömrümün pazar günlerini “Bugün dinlenicem, gezip, tozacam, yatıp yuvarlanacam, hiiiiiiiiiiiiiiç bi şi yapmıyacam” diye aklımdan geçirerek ama farklı eylemler içine girerek harcadım Pişman mıyım ? yoooooo :))))))
Uzun uykuları sevmem zaten “Nasılsa ölünce bol booooool yatacaz” diye gaz veririm kendime Gençliğimden beri sabah kahvaltıları elime bakar kırmızı ojeli tırnaklarım, bulaşıktan yan çizse de pişirmek ve sunmak benim işim :))))))))
Yatınca tuvalete kalkmaya üşenirim, yataktan kıyma çıkarmak için kalktım valla :)))))) Tarif bakıp kapatacaktım, aaaaay hadi iki satır da yazayım dedim :)))))
Bugün günlerden pazar, parçalanmış ama dağılmamış bir ailem var, tatiller,pazarlar toplaşma günleri, annenin hizmet günleri :))))) Seviyorum, çay kokusuna uyansınlar, “ne kokuyor ?” diye sorsunlar, “bunu yeni mi denedin ? , sen şaaaaaneeeee bi annesin” desinler, kahvaltıyı hazırlaması da kaldırması da zaman alsın, “kahve de içelim mi?” diye sorayım, “eveeeeeeeeeet” cevabını alınca kızın gözünün içine bakayım :))))) Gazetelere bakalım, ondan bundan konuşalım, “akşama ne yapsak” diye oylayalım, sonra ben yine bildiğimi yapayım :))))))) Duştaki sıraya müdahil olayım, ütü sepetinden acil ütüler yapayım :))))) Aklımıza düşen tatlıyı alalım ya da yapalım, her yer her yerde olsun :)))) Oluyor da valla. Kimi akşamdan, kimi sabahtan gidiyor, pazartesileri enkaz kaldırma, sallanan salı da sallanarak dinlenme günlerim
Olsun varsın, her şeyin bir zamanı var, her şeyin o an ki tadı var, zaman gelen olmaz, zaman gelir gelen geldiğini bulmaz
Vücut yorgunluğu nedir kiii, al ilacını, çek örtünü, biraz uzan Allah kalp yorgunluğu, gönül darlığı vermesin
Ocağın altı yanıyor, kıyma yanmadan yetişeyim, çayı da demlemeli kiiiiii arada bir iki yudum çekmeli… hadi annede pazar kavaltısı hazırlama, yeni bi şi deneme telaşı var, cümleten şaaaaaneeee bir pazar için günaaaaaaaaaaydıııııın

17 Kasım 2014

“Herkes aldığını aldığı yere koysa benim hiç işim olmaz” derdi rahmetli annem. Nurlar içinde yatsın, bizim evde yerleri değişen şeyleri değişik yerlerde görebilseydi, eminim bizden özür dilerdi
Evin hali ” Amazon ormanını hobi bahçesine dönüştürün” çalışması ödevi gibi :)))))) Ben de fırtına ortasında yanıp sönen deniz feneri, o derece çaresiz, o derece kifayetsiz !!!!! diye tariflenip kendime Küçük Ayşen muamelesi çekemem doğrusu :))))) İçimde itiraz eden kuşlar var, “gücümün farkındayııııııııım !!!!!” diye de yürekten salladım :))))))
Evet, pazartesileri ilk görüntü toplam metrekarede şirazesi kaymış bir ev olduğu doğrudur :)))) Silme, süpürme, yıkama, ütüleme… gibi bir çok şey ellerimden bile öpmez, boynuma boğazıma sarılır :)))) Allahtan emekliyim, kendi evimde emeklerim :)))) Diye kafiyeli bir anlamsızın verdiği gülümseme dudağımızda, “Hayat eeeeeeen uzun yolculuğumuzdur, biz de biletli, biletsiz yolcusu” şeklinde filozofik bir cümle aklımızda, kulağımız radyoda, sıradaki şarkıda :))) Belki de sırada “Varsııııııııııın yansın dünyaaaaaaa!!!!! ” eeeeeee ne uzatıyoruz ki, yola çıkalım :))))
Hadi kuşların kalanı bari konsun yollarımıza. hadi diğer günlerden ayırmayalım “Güüüüüünaaaaaahh!!!! pazartesiye, hadi Merkür aralıkta geri gidecekmiş, yeniden, valla :))))) Hadi hadi hadiiiii günaaaaaaaydın, güzellik, iyilik dolu bir hafta olsun, cümleten :))))

18 Kasım 2014

“Diş macunu bitmiş !!!!” . “Çekmecede var, hiiiiiç araştırmacı ruhu yok, hep hazırcı” . “Var ama anneciğim, neden böyle şeylere harcayalım kiiii. kayda değer şeyler için kullanıyoruz biz onu :))) ”
Diye başlayan sabah şekerlerinin sabah muhabbetleri bir sonuca bağlanamadan, kızın geç kalması ile sona erdi :)))) Zamanelerde papuç kadar bir dil, Efendi Google’den toplama işine gelen bilgiler,bol tembelliklik, booooolcana savunma var Yüzlerinin derisi de kalın maşallah Bu arkadaşlar her zaman çekmecenin en üstündekileri, dolabın açıldığında ilk görünenlerini giyerler Kabak dolmasının salatalıktan yapıldığından şüphe ederler, bir demet maydonoz için markete gitsinler, telefonla fotoğraf gönderirler, “hangisi” diye :)))) “tamaaaaaam yaaaaa halledicem” diye bilinmeyen bir zaman dilimine yükleme yapıp sipariş alırlar, gam, gasabet bunlara pek uğramaz, uğrayanın da yanına bunlar uğramaz …Benim gibiler bu yavrucakların dünyalı olduğundan zaman zaman şüpheye düşüyor :))))))
Bize benzemiyorlar amaaaaa seviyorum bu alçakları :)))) Daha renkliler, iyi direniyorlar, daha değişik şeyler okuyorlar, bir çok bilmediğim şeyi anlatırlar, ilginç filmler bulurlar, düz mantık savunmalarında tavan yapar. başı öne eğme, edepten sessiz kalma da “yok artık” durumunda bunlarda :))) Aaaaaaah hayat çeşitle, renklerle güzel. Biz tek renk altında toplanmaya zorlanarak yetiştiğimiz için bu çeşite, bu renkliliğe arada isyan ediyoruz ama arkalarındayız destekliyoruz, yine de aramızda kalsın :)))))
Hadi hayatın renklerine günaydın olsun

19 Kasım 2014

Gündüzler geceye, geceler sabaha taşınıyor. Aklımızın her köşesi meşgul, beden yorgun, kirpiğimizin ucu dolu. Içte bir sıkıntı, bir daralma, sebep !!!!!! Sebep hem çok, anlatmaya gelince hem yok.Aaaaah anlatmak, beslemek, büyütmek gibi…
Aaaaah ömrümüzü yiyen insanları silebilsek, silemeyiz ya, bir sınır çizebilsek, sınır ihlallerinde vicdanımıza beton döküp, sonsuza kadar af etmesek, güzel düşünce
Sadece düşünce işte insansız dünyanın tadı yok, insanlısında huzur yok. Başka dünya yok, yok, yoooook… Amaaaan nedir bu insanın insana ettiği zulüm ? Nedir, bu öfke,sinirli telaş, “benim olsun”, “çok olsun”, “kusursuz olsun” … baskıları işteeeee bunlar çok
Işler ters yönde, ya benim önümde ya da benden geride, karışık yani Içimin Merkür’ü aralık ayını bile beklemedi Seri halinde geliyorlar, aman Allahım nedir bu kalabalık ? Ordu da mı kurmuşlar ? Yapcek bi şi yoksa yapmıcaz, yapılabiliyorsa da saman altı işlemi yok Bu gecelik; “Batsııın bu dünyaaaaaa”, yarın sabah bir şans daha verecegiz mecbuuuuuuur :))))))
Hadi iyi geceler Gece iyi olursa ben de “uyuyan güzel” olucam :)))))

20 kasım 2014

Kasımın da üçte ikisi bitmiş, bi baktım kiiiii cuma da gelmiş Nasıl oyalanıyorsak, nasıl bir koşturmaysa artık, çetele bile tutamaz olduk, Sayılı günler saymadan toptan geçiyor, Hızlıca yaşayıp, hızlıca unutur olduk sanki. Yok yok hızlı yaşıyoruz ama hızla unutamıyoruz, hatta bazı şeyleri hiç unutmuyoruz. Dün sabah parkta bankların üstünde yatan, kollarından kanlar damlayan genç, geçen gün duvar dibinde gördüğüm, eeeeeeeeen umutsuz bakışların sahibi başka bir genç, delik kara lastik fotoları, okuduğum, seyrettiğim haberlerdeki insanlar… unutmak ne mümkün sizleri Katlanarak artıyor sayılarınız, grup fotoğrafları gibi hafızama yerleşiyorsunuz Birinizi gördüğümde bininiz geliyor aklıma
Yaş aldıkça dünyanın daha güzel olacağından umudunu kesiyor insan. Kış akşamları, uzuuuuuun karanlıklar hesap mutakabatları gibi, ordan alıp oraya koyuyorsun, ne doluya ne de boşa yarıyorsun.
Hüzünler hüzünlerin üstünü örtüyor, araya girecek güneşlere hasret sabahlar…
Daralmaya devam amaaaa hissediyorum az kaldı, “Aaaaaaaaaay aman yeter artık” deyip bi silkineceğim de henüz değil, az biraz daha sürecek gibi, “ayol kendime zaman verdim” dermişim

Reklamlar

KASIM BAŞI GÜNLÜKLERİ


10641174_10204221683596035_382745881546247088_n

 

Günlüklerin gerisine düşüyorum. Yazıyorum, yayınlayamıyorum. Bildik mazeret. “Aaaaay bir türlü vakit bulamıyorum” Aslında her şeye vakit var da ruh halleri ile örtüşmüyor. Kısaca “canımız daha uygun zamanlar istiyor” Hep de canımızın isteklerini yapmaya gayret ederiz ya 🙂 Aaaaah kendimizi kendimiz bile mutlu edemiyoruz bazen. Şekil şartları, hayat şartları… derkeeeen Kasımı da bitiriyoruz. Gelsin ilk on gün, arkasına hemen ikinci on gün, bugün günlerden telefi günü 🙂

01 Kasım 2014

Veeeeeee bu sabah güneşi gördük Kış kılıklı, sonbaharın son ayı kasım bize tebessüm ederek başladı Pastırma yazına daha var, o kasımın ortalarına doğru, son yalancı sıcaklar ve ardından essah kış Ben hala saatli maarif takvimine bakan son kişilerden biriyim, her sene alırım ya da bir yerden gelir. Güneşin doğuşu, batışı, namaz vakitleri, kutsal aylar, hadisler, yaklaşan fırtınalar, düşen cemreler, kurtulan şehirler, ölüp, doğan büyükler, bugün ne pişirelim ?, bugün doğan çocuklara ne isim verelim ?… daha bir sürü şimdiki neslin dudak büktüğü benim gibilerin de elinin altında tuttuğu, saman kağıtlı, istersen duvara asmalı, gün gün koparmaları, el habercimiz
Tabii ki de modası geçenler arasında :” Bir bakarsan bizim de modamız geçti zaten” diye ruh karartmayacağım Ben ve benim arkadaşlarım her zaman kendi modalarını takip ve kabul ettirmişlerdiiiiiiiiiir :))))) Biz bugünlerde başka bir yerdeyiz, ama gökte değiliz, toprağın altına da girmedik henüz Haklı çıkacağımız, çıktığımız günlerin takipindeyiiiiiiiz :)))) Bilmiş ve ukala değilizzzz amaaaa “eeeeeey genç nesil kabul edin kiiii bilgeyiiiiiiz, her şeyin en doğrusunu, en güzelini, en iyisini her zaman olmasa da biliriiiiiiz :)))) Standart sapma diye bi şi de var, yani
Aaaaaaaay bir nevi güven tazeledim, hoş oldu valla
Hadi haberler karanlık, dünya karışık, biz de bu kaosda uyum sağlama derslerinin devamlı öğrencisiyiz, Hadi Merkür’ü Allah korudu, iyi ki geri gidiyor, ya paralel gitse idi :))))), Hadi tahminimce olacak, amaaaaa bi gayret, bi cesaret şart , hadi günaydın…

02 Kasım 2014

Ne düşünüyorum ? Ne düşünmüyorum Ki !!!!
Öylesine dolu bir kafa, vücut üzerinde ağırlık yaparken, içinden geçenlerin hepsi ortaya dökülemezken, kiminde kanıt yok, kimi sadece düşünce halindeyken, etraf sessiz, hava serinle soğuk arasında, güneşin parlama ihtimali yüksek, ütü, yemek, kahvaltı,,, gibi rutin olmazsa olmazların beni beklerken, çözülecek problemler, cevap verilecek sorular, istekler, dilekler… bir ön hazırlık halinde olup aaaaaaaaaz sonra heeeep birden taarruzageçecekken, bir pazar günü daha “yaşa beni, değerlendir, tadını çıkar” diye üstümde tatlı bir baskı kurarken :)))), ne yapacağımı, nasıl yapacağımı bilip de bilmezden gelirken… bir formül bulacağız, inşallah
Hadi işimiz, maşallah ile inşallaha düğümlü :))) Hadi tüm işlere umut verip, yan çizebilirim :)))), hem beyaz yalandan kim ölmüş ki ? onu da bilirim Hadi bu dünya bizi bozmaya başladı farkındayız değil mi ?
Hadi bir günaaaaaaaaaaaaydın çekelim, sonrası gelecek eminim

03 kasım 2014

Saat uyardı, kalktık Az biraz da yol aldık. Sessizce tutulan oruçlardan bir iki de biz tutuyoruz. Bugünü pazartesi değil de Aşure günü olarak degerlendirecez Evimize bereket olsun diye taneli erzak alıcaz, sular zemzem akıyor diye, şifa niyetine çimicez :)) Selam verip, selam alıcaz, iyi niyetler besleyip onlara sahip çıkıcaz, dualar edicez, herkes için, hazırından aşure de kaynatıcaz, hakikisi önümüzdeki günlere.
Dün çok yorulmuşum, pazar günleri bir türlü hizmetli olmaktan çıkamadım Radyodan Aaaajjjda’ nın sesi geliyor, bir moral hesabı yaptım; “annem öleli dört sene bitecek, aralarinda 7-8 yaş ancak vardır, kadının maşallahı var, aaaaaaay darısı başımıza ” :))))
Hayatın içinde, hayat bilir kişisi olduk, amaaaaaa hala acabalarımız, eksiklerimiz var, ” Şekerim, çok şükür kendini bilenlerdeniz, hatta çok şey bilenlerdeniz ” Madenden ölüler çıkacak da ortalığa ayar çekmeye gayret edenleri de, ayar yöntemlerini de bildiğimiz gibi
Kıyamet aşure günü kopacakmış, provalar başladı.
Hadi günaydın, hadi iyilik ve güzellikler herkes için olsun, ağzımızda Aşure tadı bulunsun…

04 Kasım 2014

HÜZÜNKAR
Ah, kendini üzmenin ustasıyım ben
Bir hüzün bohçasıyım ki deme gitsin
Kıyıda köşede kalan kederler
Iğne iplik gibi geçer etimden

PIRILTI
Mavi tulumunu giymiş sabahın
terli sözcükler parlıyor alnında
Gürbüz bir ıslıkla genişliyor hayat
Gel de şiire ve aşka inanma

AHMET GÜNBAŞ / Kıyı Edebiyat Dergi Eylül-Ekim 2014 sayısı
Aaaaaaay hadi günaydın Seçmeyenler seçenlerin acısını çekerken, “hangisi doğru ” diye takıldığımız pek çok konu varken, ufuk çizgisi sisler altındayken, “Bu tarz benim” diye tam da toplumun en az % 70 ini anlatan bir program günde 10 saat yayın yaparken (tekrarı ile) , uyutma dizileri en az üç saat, konular ” kimin eli kimin cebinde ” tarzı iken, tartışma, bilgilendirme içeren yapımlar gece yarısından sonraya kalırken , insanlar uykulu ve mutsuz, hüzünlü ve de endişeli iken… ken ken diye daha çoooooooook şey yazılabilecekken, iki satır şiirde kendini bulmak, sabah güneşi ile umutlanmak iyi bir şeydir :)))
Hadi yeşillensin umutlar, kuslar da konsun koynumuza, yollarımıza, hadi keder öldürmüyor, hakkından gelemezsen süründürüyor Hadi bir yüncüye uğramalı bugün, içimizi ısıtan renkler, kucağında bir sıcaklık, sonunu merak edip, ölçüp biçmeler, başını alıp giden ilmekler :)))) uzuuuuuun gecelere zararsız eğlence

05 Kasım 2014

“Dişimi kaybettim, hükümsüzdür” :))) Eskiden böyle zayii ilanları olurdu. Şimdi cezasını ödüyorsun, devlet kestirmeden para alma işini iyi biliyor. Uzun zaman emek verdik ama kurtaramadı, yeri boş kaldı :))))) Akşam akşam bana da hasta psikolojisi.
Hafta içi rakipsiz tek sahibi olduğum üçlü kanapeye, kış aksesuarı polar battaniye ile gömüldüm, kumanda ile ayrı düştüğümüzden açık olan kanalda kaldım, film mi? Dizi mi ? Bu ne hele ? Diye üzgünç bir bildik hikayede takıldım, gözümden yaşlar gelirken sokaktan bir patırtı geldi, kalktım, baktım asker uğurluyorlar. Tanımam bilmem, amaaaaa ciğerden dualar edip, bir fasıl da ona ağlayıp balkondan yolculadım. Sonra aklıma annem ve en son başında olan örtüsü geldi, alıp kokusu gitmesin diye poşetlere sarıp kaldırmıştım, yerini hatırlamadım, sevindim ” vasiyet edeyim de ölünce koynuma kolsunlar ” diye aklımdan geçirdim, kendime kızdım, hem sebepli hem sebepsiz. Bir iki sıra örgü ördüm, ilaçlarımı içtim, abuk sabuk bir programı izlermiş gibi yaparken sızmışım.
Sabah oldu, güneş, kuş sesleri, mutfakta bekleyen yoldan gelmiş memleket kolisi, semt pazarına ziyaret…
Koliden başlamalı :))) Sebze kuruları, erişte, pekmez, reçel, ufak tefek hediyeler… hepsine anne eli değmiş, kayınannem göndermiş, hava güzel, yavaş yavaş yürüyerek bakına bakına giderim, bi de pazar yaparım.
Hadi, erken inen gün ile geç doğan güneş arasına “namussuz aksamlar” deriz :))) Kapanmayan kor yaralar içerir, mevsimseldir, gelir ve geçer hadi gülmek, ağlamak ve paylaşmak sağlam bir üçlüdür, sevgi tasında harmanlandığı zaman, insan olan yanlarımızı besler, hadi bir gün, bir gün daha hakkını verelim, hadi her an ağlayıp, her an gülecek havasında, hadi sebep “alçak sonbahar” :)))))))) Hadi ciğerden günaydın

06 Kasım 2014

Yağmur atıştırmış. Yerler yer yer ıslak, yer yer kuru. Temiz gözüküyor. Yıkanmış kocaman bir taşlık gibi, ama ben en çok ” hayat ” demeyi severim kapisi hayata açılan eski evler N e güzel bir tanımlama, evini terk ederek hayata karışma, sonra hayat yorgunluğu ile hayattan geçip eve sığınma…
Sokaklar rengârenk de yan yana gelenlerde renk uyumu yok
Dün pazara giderken her yerlere baktim valla Ağaçların arkasına düşen tek tük eski model evler, Fransız balkonlu yeniler, eski belediyeden kalan dönen kavşaktaki devasa havuzumsu çeşme :)))) , lise duvarında ilan-ı aşk; ” Edebiyat öğretmenimi seviyorum”, sonbaharın tabiatı boyayan renkleri, pazar yolcuları, pazarcılar, şiir yazılası ıspanaklar, rokalar , çoraptan, perdeye tüüüm ihtiyaçlar, pahalılıktan şikayet edenler, kaderciler, seyyar çaycılar, karı koca pazarı gezmeden sayan yaşlılar veeeeeee küfecinin yerini alan pazar arabaları…
Çocuklar yüzünden pazarı bırakmıştım. Marketli AVM ler, babaya siparişler, eve yakın küçük yerlerle idare ettik de artık dönüyorum pazara
Annemizin pazar parasını babamız ayrı verirdi, hatta oradan arttırılan birikimler çoooooooook dertlere derman olurdu Her şeyi mecburen mevsiminde, pazarın olduğu gunde illaki balık yerdik :))) çoğunun tanıdık küfecisi vardı, yükünü bir sandalyeye indirmesi sağlanır, anne onu boşaltırken bekleyen küfeciye, su, karpuz, ayran, hatta yemek bile ikram edilirdi Annenin kafa menüsüne göre de her şeyin doğalı tazesi afiyetle yenirdi diyemiyecegim, kış sebzeleri boğazdan biraz zor, hatta ilaç niyetine geçerdi pazarlarda sokak aralarında kapi önlerinde, boş arsalara kurulurdu. Şimdi inşaat çılgınlığından yer kalmayınca ayrıca pazar yerleri oluştu, servisli, sıralı,kapalı…
Hadi pazar ola :)) Hadi çokrenkli hayat, kara mizah, fikra gibi tecrübeler var yapcek bi şi yok, Hadi karısına böbrek vermek isteyen kocaya aile engeli, “bırak ölsün, yenisini alırız ” Hadi hakketen pazar ola ama bi gunaaaaaaydin dan sonra

07 Kasım 2014

“Entep’in hamamları sallanır külhanları, Hoşgör mahlesinin dip dibedir damları…” diye halay çekerek yataktan kalktım dersem, dediğime degil ama hissettiğime inanın Ta ki sabah haberlerine kadar Bunca kötülük ,bu kadar isyan ekranlara bile yansırken, üç kişiden ikisi muhalifken… ortada bir kandırılmış kitle varken, bu kitle hepimizin mahveden, edecek olan oyları verirken, pişman olması çooooook zaman alırken, sağ duyu diye körelen bir duyumuzun adı kalmışken… kurtuluş küçük mutluluklarda
Seviyorum küçük mutluluklar yaşamayı ve sebep olmayı Bir sözde, bir gülüşte, küçücük bir pakette, sağlıklı bir vücutta, paylaşılan zamanlarda, gözümüze görünen güzelliklerde, olmaz ama olabilen son ihtimallerde, ansızın çıkıp gelen birinde, bir haberde, dalganın vuruşunda, kuşun sesinde, rüzgarın hışırtısında, ağaçın yeşilinde, güneşin tatlı tatlı verdiği ısıda… daha bir sürü bir şey tek, tek, bir araya gelerek bizi mutlu edebilir
Aaaay hadi, bu dünya fena ama “yapcek bi şi yok” demeyelim, illa ki vardır yerini bulalım Aaaaay hadi, hafta sonu geldi, pastırma yazına yazılalım :))) Aaaaaay hadi günaydın!!!!!! Aaaaaay hadi, “Entepin hamamları,sallanır külhanları…” tey tey teeeeeeeeeey :))) Ayaklar müzikle uyumlu olsun, önceeeeee mutfak :)))))))

09 kasım 2014

Akşam yatamayınca doğal olarak sabah da kalkamıyoruz yirmidört saati geçti haber, teber izlemedim, merak bile etmedim, dersem kendime “yalan da değil” diye cevap verebilirim :)))))
Dün güzel bir gündü, tüm dünler gibi geçmişe doğru yol almaya başladı. “Gitti gidiyor, dönmez bilirim, dönse bile, bulamaz ki o gün ki, beni bende” diye türküsünü çağırmaya başladık :)))))
Şekerim; İstanbul Bienal’ine gittim, rehber eşliğinde gezdim Yanında çok bilmiş bir arkadaş, başka dünyalardan haber aldık, aklımda proteini yüksek Çekirge üretme makinası ile bir şehrin kayıp eldiven haritası yer etti, ilk yardım çantaları, minik topraklarda tarım, gece sesleri… daha bir çok şey de çıkıp çıkıp aklıma gelecekler arasında, adres Karaköy Rum Okulu, 14 aralığa kadar açık, tavsiye edilir.
Sonra Fakülteli, ruhu bıraktığım yerde duran arkadaş buluşması, Ermeni mutfağı, yakın tadların bambaşka harmanı, topik bile vardı Belli bir saatten sonra kanka olan müşteriler, sokakta Türkü Bar, içeride Aret’ten seçmeler, kafa nereye ben de oraya misali muhabbet, eğlence, içeriden dışarı dolan duman, içerden dışarı taşan neşe, yiyen içen, türlü çeşit sohbet eden, “iyi ki doğduuuuuuuun” müziği ile dans eden, halay çeken, yan masadan el çırpıp, dilek tutan… insanı hoş eden ne varsa hepsi dün gecede, Beyoğlu kalabalığında yeni haliyle bir tekrar geçti :)) Seviyorum geçmişten bugüne taşıdığım dostlukları, arkadaşları, “sene de bir” rüzgarını… :))))
Aaaaay hadi günaydın mı kaldı ? gün ortasından sonuna ne kaldı, artık içine ne sığarsa Aaaaaay hadi olduğu kadar, olabilmesi, ihtimali, “olmuş bil” hali, “sal gitsin” kimisi :))) Ortaya bi karışık yapcaz artık :)))Hadi şaaaaaneeeee pazarlar, en azından kalanı için

10 Kasım 2014

Karanlık sabahlara uyanıyoruz. Saat uygulaması yüzünden kalktıktan bir saat sonra ortalïk aydınlanıyor. Bizim de içimiz Sonbahar renkleri ve belirtileri netleşti Bugün yarın Kasım biter, kalan kuşlar gider, sabah akşam ayaz içimize işler, depresyon ensemizde bekler ,soyunmak da giyinmek de enerji ister, zaman alır :))))))))
Öyle ya da böyle günler geçer, yeni pazartesiler gelir, tıpkı bugün gibi
Aaaaaay hadi başlayalım, yoğun bir hafta, her hafta gibi :))), Benim eve bi Kırkpınar Yağlı Güreşleri bi de Tüyap Kitap Fuarı yakın :)))) Bu hafta fuara bi bakıp gelmeli Yeni kitapları okumaya başlamalı, sinema yapmalı, “yeni doğan, hasta, taziye” ziyaretleri var, zaman ayırmalı, silme, süpürme yemek asli görev zaten :)))) Hayat bize dersini verirken, takıldığımız yerleri sormalı, yeni konulara heves duymalı, zorunluları daaaaa başarma yolları bulmalı :))))
Hayat ; pazartesilerle başlayan, cumayı özleyen, hafta sonunu çorbaya döndüren, tatlıyı ne zaman yediğini fark etmeyen insanların koşturmasıdır :)))
Aaaaay hadi bi Günaydın diyelim de,kalabalığa karışalım Ama itişmeyelim, her şeye yer ve zaman var,valla :))) < 3

 

 

 

EKİM SONU GÜNLÜKLERİ


1920295_10202631339558428_1378362929_n

 

Hayatın bilmece olduğunu söyleyenler de var. Doğrudur, hayatın bilmece gibi olduğu zamanlar olsa da, hayat elimizde olanlarla, gönlümüzden geçenlerin çarpışmasıdır 🙂 Bilmece olması; farklı anlamaktan ve yeterince anlatamamaktan kaynaklanır. Öyle ya da böyle, hayat güzeldir, en azından illa ki güzel yanları vardır. Kısacıktır üstelik 🙂 saatler, günler, haftalar, aylar, mevsimler, yıllar… tren olup geçerler, ekim de bitti, sene de biter yakında…

23 Ekim 2014

Genel olarak temizliği yeni bitirmiş ev kadını havasındayım Kimseler silinmiş yerlere basmasın, dolaplardan bir şey almasın, temiz yataklara yatmasın, musluklardan parlayan lavobalara su akmasın, ocak yanmasın… Elimin değdiği her yerde emegim var, çoooooook yoruldum, çarptığım yerlerim acıyor, avuçlarım sızlıyor ,şu an oturuyorum, kalkıp yürüyeceğimden emin değilim :))) O derece yani, bir tatil arefesinde olmasa iyi idi, ama oldu işte:) Şekerim ; tatiller bitmiyor zaten, geliyorlar temizlik, gidiyorlar temizlik, hayat temiz temiz geçiyor :))) Ben evi parlatırken Pastırma Yazı mı gelmiş ne ?

24 Ekim 2014

Aaaaaay hadi günaydın Bu sabah hizmetçi ruhumu, aşçı ruhumla degistiriyorum. Ankara’dan oğlum gelecek gibi bu hafta su ile sabun haftası olunca mutfakta faaliyet yapamadık. Evde de yerler bitti ama gökler duruyor, avizedir, perdedir, camdır, kapıdır elimi öpmek için sıralarını bekleyecekler artik :)))) Bir sonbahar sabahında, yaz havasında, içimde güller felan açarken,aklımdasın Gül Yelmen , birazdan arayacağım :)))) Yapcek bi şi yok, hayatı olduğu gibi kabul edip, bizim istediğimiz gibi olabilir mi, acep ? diye plana programa devam. Illa ki yüzümüzü güldüren bir yanı olacak, Umut kalbimizde susmak bilmeyen geveze bir kuştur, hayalleri olmayanlar yaşıyorum diyemezler, bir kapı kapanırken, bir kapı açılır… sabahın motivasyon cümleleri :))) Hadi bir kapı aralığından diktik gözümüzü yollara, hadi bi gayret, hadi bi cesaret, hadi kuşlar konacak yollarımıza, hadi cümleten hayırlı cumalar, arkasından hayırla gelecek bir hafta sonu var, inşallah…

25 Ekim 2014

Hicri yılbaşı geldi, aşure ayı geldi, yağmur geldi, kış sinyalini verdi,veeeeeee Ankara’dan oğlum geldi Malum, evde bir bayram havası :)))) Gelişi bayramlara denk gelse de gelmese de her gelişi bayram kuzumun Çocuklar kardeş sayısı çok olunca anne sevgisinin derecelerininden şüpheye düşerler, az sevilen, çok sevilen, kayrılan, korunan, kollanan, ayrı tutulan… evlatlardan bahsedilir. Doğrudur. Çünkü anne açık kapatıcıdır, eksik tamamlayicıdır, orta bulucudur. Yoksa normal hiç bir anne bir evladını diğerine feda etmez. Yani ihtiyaça binaen ilgi, eşit sevgi
Cennet annelerin ayakları altında, barış da sevgi ile büyüttüğü evlatların elindedir Dünyaya yön veren anneler neticede :))) Aaaaaay dağıldık yine şekerim
Sevgi insanın yüzünde güller açtırıyor, valla :)) Kalbini ısıtıyor, göğüs kafesi genişliyor, içinde nehirler akıyor, kuşlar cıvıldıyor, renkler dans ediyor… hele ki de evlat sevgisi :)))
Hadi kaçtım, hadi çay koyucam, ağır kahvaltı sofrası kurucam, yemek yapıcam, oğlanı çaktırmadan sorgulayacam :)))) çoooook işim var
Hadi uyuyan çocuklar her yaşta güzelmiş, hadi ekimin son hafta sonuna, hadi yeni bir yılda her daha iyi olacak umuduyla, hadi on güne kadar aşure yapacağız inşallah :)) 

26 Ekim 2014

Az biraz serin,saatler geriye alınmış ama durmamış Merkür halaaaaaaa geri geri giderken, memleket gerilemeye devam ederken, arap saçı ve kördüğüm bazı olaylari ifade etmek için yetersizken, bir tek günler isim isim rutin ilerlerken, insanlar gamlı gamsız, vurdum duymaz, vurmadan duyan diye ayrılırken… içinde bulunduğumuz pazar sabahı için elimizden geleni yapacagız kiiiii hoş bir şeyler kalsın aklımızda
Tereyağında dans eden yumurta, kızarmış ekmek, ev yapımı sos, bir iki çeşit peynir, yaz havası estiren reçeller, bebelere sağlıksız sosis, salam :))) Belki de tavada sucuk, dün yaptık oldu,waffle tekrara mı düşer, yoksa gözleme mi yapsak, zeytin koymayı unutmayalım, biraz yeşillik, biraz da salkım domates, sızma yağa kekik, ve pul biber de sofrada yer bulmalı, takım tabaklar, çatallar bıçaklar, ince bellide ev harmanı çaylar, radyonun kulağını da bükelim, neşeli sesler versin… sofraaaaaa hazııııır!!!!! diye ünledim miiiiii en az üç daire duymalı :)))))))
Benim elimden gelen bu sabah için budur ıçine sınırsız sevgi de katıcam, hoşgörüyü unutmuyacam, maksat yüzde bir tebessüm, kalpde bir sıcaklık, akılda güzel anısı kalsın
Hadi bi gayret, hadi günaydın….

27 Ekim 2014

Okurum :)) Günlük burçları, Güzin Ablayı, Haydar Abiyi, bazı köşe yazılarını, ölüm ilanlarını, magazin sayfalarını, ikici sayfa haberlerini, yemek tariflerini, spor sayfasının iri yazılı haberlerini, tüketici köşesini… Ama hiç birinde takılı kalamam, aklımda yer eden eder, etmeyen etmez

“Öyle bir hayatınız var ki, yönetici gezegeninizin “üstüne mont alsın, bu hafta hep yağacak” dışında size verebileceği herhangi bir tavsiye yok. Koca Gezegen, sıkıntıdan kendini ahşap boyamaya verdi… Zaytung/ Terazi”
Dün akşam gördüm, nereye çeksem oraya uzuyor :))))) Hayatım çok sıradan da olabilir, takibi zor olacak derecede hareketli de :))))) Hayatım hayat gibi, ben de Rahibe Teresa ile Lady Gaga arasında bir yerdeyim :)))) Hayat bilgisinden ödevlerimizi yapıp yaşıyoruz işte, herkesin cenneti kendi ellerinde diyemeyiz ama bazen elimizde. Dış mihraklar huzur vermese de. Üzülüyorum, üzgünüm, olanlar için, olabilecekler için, doğurduğum çocukların geleceği için, tüüüüüüüm gençlik için…
“Kadınlar, kuşlar ve yıldızlar…” henüz sergiyi gezmedim ama bu kelimeler umut ışığım Kadınlar; Her yerde her zaman varlar, dünya onların parmak uçlarında dönüyor kiiii bu konuda hiiiiiç mütevazi olamam öyledir Kuşlar ; hürriyet, özgürlük, dayanma gücü veriyor. Göç için dünya çevresinde iki tur atacak kadar gidip gelen kuşlar var. Sanırım bir tek bizim memlekete gelenler, sıkıntı çekiyordur :))) Bıraktıkları gibi bulamayınca
Veeee yıldızlar; Uzaaaaklardan gelen ışıklar, var olan başka dünyalar, ansızın ortaya çıkanlar, yaz gecelerinde dileklerimiz olup kayanlar…
İnsanın içinde umut olunca beslemesi kolay Hadi yeni haftaya yenilenmiş, ya da yep yeni umutlarla, hadi kış da geldi demeyelim, pastırma yazı daha gelmemiş :))), Hadi kuşlar konsun yollarımıza, yıldızlar parlasın en karanlık anlarımızda, kızımız, anamız, karımız …, çooook yakınımız bir kadın hep olsun hayatımızda …
Haydiiii Günaaaaaaaydın

28 Ekim 2014

Hava kapalı, hatta soğuk bile sayılır, sabah haberleri her sabah ki gibi, olan biten iç açmıyor, herkes yine kendi içini açacak, o da zor oluyor. Bir kaç gün sabahın köründe metrobüsle şehrin öbür ucuna gittim, akşam da en kalabalık zamanlarda döndüm. Kahvaltı yapmamış, uykusunu almamış, dünkü yorgunluğunu atamamış, siyah ya da beyaz ince kablolarla yaşam ünitesi telefonuna bağlanmış, gözleri kapalı ya da yerde, her an patlamaya hazır insanlar… iş için, okul için yollara düşüyor, akşama daha beter bir halde geri dönüyor, Sabah bir mahmurluk oluyor da akşam komple sinir küpü Her gün her gün yıpranıyor ruhlar bu manzarada
Hayat herkes için zor, küçükten büyüğe fark etmiyor. Mühim olan insanlık , mücadele gücü, dayanma kuvveti .” Eski günler daha güzel di” gün gelip herkesin kullanacağı bir cümle Öyle, geride bıraktıklarımız, geçmiş oluyor, Belki de her şeyi tam hatırlayamadığımız için güzel
Aaaaa hadi bunalmayalım, daralmayalım, Merkür’ün gerilemesi bugün bitiyor, oleeeeeeey, yuppiiiiiii :))))) Kafamızı; geri gittiği yerde mi kalacak, oradan ışık hızıyla başlangıç noktasına mı ışınlanacak, bir ok gibi gerilip atlama yapıp yeni bir başlangıç noktası mı bulacak ? diye yormayalım :))) Nerden başlarsa başlasın, biz kaldığımız yerden devam edelim,”Zaten bu gezegen huy etti bunu, ara ara gidip geliyor” eeeeeeen kestirme ve kesin görüş bildirgesidir.
Takmayalım, takılmayalım, bir buçuk gün tatil var, ev içi toplaşalım, güzel yemekler yapalım, eski Türk filmlerine bakalım, birbirimizin gerçekten nasıl olduğuna ruhen nasıl durduğuna dair meraklanıp, usulüne uygun merak giderelim
Hadi her gün geliyor ve sıra sıra geçiyor, bu tren olmuş günlerin içinde var olduğumuz sürece yaşamak ve yaşatmak boynumuzun borcu Hadi borçlu kalmayalım, hadi günaydın…

29 Ekim 2014

“Bugün pazar değil, yarın da pazartesi değil.” diye tekrar ede ede geldim masama Sabah haberleri karşımda. Özeti ; “Endişe, hüzün ve isyan” sonuç diye bir şey yok, her şey birbirine bağlanıyor, menfaatler gözlere pembe gözlük olmuş Çıkarlar sırt sıvazlıyor, ne zaman bunlara bir uç dokunuyor, o zaman “endişe, hüzün ve isyan”
Kesinlikle inanıyorum, suçların cezasız kalmayacağına ve bugünlerin geçeceğine, amaaaa nasıl geçecek bilmiyorum. Cehalet baş edilmesi gereken en büyük sorun ve bu benim ülkemde hep sorun
İçinden bayram geçmesi gerekirken, hüzne dönen, sel alması mümkün gibi görünen, pazar kılıklı çarşambadan güne günaydın dedik ve kahvaltı ile başlayacağız. Yemek bana mutluluk veriyor ; özenli sofralar, yiyenlerin “Biraz daha alayım” diye uzattığı tabaklar, masa başına toplanan kalabalık, daldan dala muhabbetler, eskiler, gelecekten haberler, tarifler, tavsiyeler… seviyorum Hazırlamasını, sunmasını, paylaşmasını seviyorum Bir şekilde oyalanıp, havayı bir an için, en azından aklımızda dağıtacağız. Yemek bu konuda iyi bir alternatif Ağrıyan yerlerime, hasarlı ruhuma, soğuk havaya, iç karartan gündeme… ilaç yapmaya, haydi mutfağa…

30 Ekim 2014

Bugün pazartesi değil, kış da henüz gelmedi… diye kendimi ikna etmeye çalışıyorum. Uyandığımız havada umuda dair bir şey yok gibi, amaaaa didiklemeye devam valla Kökü derine gitmiş, dış kabukları sertleşmiş, hatta yaşlı mı, eski mi diye üstünde düşünülebilecek ağaç gibiyim, dallarım gökyüzüne yol bulmaya çalışıyor, rüzgara, yağmura kara dayanıyorum, dallarıma konan kuşlar dünyanın dört bir yanından haberci, gölgemde dinlenen insanlar, sarılıp oturan aşıklar var. yerden ayrı gördüklerim, gökten ayrı gördüklerim var. Fakaaaaat bu arada öküzün de biri var, buduyor, yanlış dallarımı, taze sürgünlerimi, kırıyor kolumu, koparıyor yaprağımı, nefretle, saygısızca, canım acıyor… amaaaaa küsmüyorum, direniyorum, kendi gücüme inanıyorum, ben gibilerin toplanıp gücüme güc katacağından eminim
Bir gün mutlaka, biliyorum ve bekliyorum…
Hadi günaydın, illa ki olacak, Merkür saf dışı kaldı Hasarı da büyük ama telafisi olacak, Merkür bozduysa başka gezegen yapacak, illa ki bir yıldız kayacak, avuçlarımızda parlayacak, kesin bilgi yayalım ve inanalım :)))))

31 Ekim 2014

Ev hanımı sıfatı ile eve kapanma ihtimalim çok yüksek bir gün, çoğu çalışan da evde oturana imrenir de, amaaaa kazın ayağı öyle değil. Çalışma hayatından sonra çoluk çocuk ve şartlara bağlı ev hanımı olunca anladım kiiiii hayatımı ayrıntılar yönetiyor daha çeşitli yemek, daha çok ve sık temizlik,çamaşır ve ütü selesinin devamlı dibine yönelik çalışma evin eksiklerini tam tutma… böylece uzayıp gidiyor, ev kadınının üstüne yıkılan vazifeler ve hepsi de görev bilinci istiyor Evimi, ailemi seviyorum, çok da şikayetci sayılmam ama yoruluyorum, erteleme yapmayı da sevmem, hava koşullarını engel görmeden ne gerekiyorsa ona devam
Dünkü havada gerektiği için çıktım, bugün de çıkıcam Yağmur bazılarını sevindirirken bazılarını üzüyor. Merdiven altlarında ayakları çıplak küçücük çocuklar gördüm kiiii üstleri de çıplağa yakın, naylonlardan kendilerine korunak yapmış, ateşin başında ısınan evsizler, ayakkabısı su aldığı için annesine söylenen küçük kız, bir an önce eve ulaşmaya çalışan insanlar, yağmura aldırmayan öğrenciler… daha bir sürü şey hepsi şehrin orta yerlerinde benim gibi herkesin gördüğü şeyler. Aklımda yer eden en son gördüğüm ; eve yakın AVM de indim, belki tenhadır, hem siparişim vardı (84 lük komşu teyzenin çatlak topuklarına vazelin :)))) ) hem de hediye alacaktım. Neyse jet hızıyla işimi gördüm, yağmur da yavaşlamış, yolun kalanını yürümeye başladım,Yol üstünde metrobüs manzaralı, suni bir park yaptılar, halı çim, spor aletleri, saksıda ağaçlar, kamelyalar… baktım birinde bir genç kız katıla katıla ağlıyor. Önce geçtim, sonra geri döndüm, derdini sormadan, devaları sıralamaya başladım :)))) Bu konuda da mütevazi olamam, iyi dinlerim, kesin çözerim :))))) Bir gün Marko Paşa bile kabirden kalkıp gelebilir, o derece yani :))))
Faydası oldu mu bilmem ama o halleri bilirim. Hayatımızda vardır; Bitmeyen geceler, sona ermeyen günler, tükendi sandığımız çareler…
sonuçta her şey gelip geçiyor, tabii ki de iz bırakıyor, kimini kalbimize gömüyoruz, kimini unuttuk sayıyoruz, kiminden tecrübe çıkarıyoruz.
Hadi her şey, biz bile gelip geçiciyiz, hadi “her şey daha iyi olacak” cümlesi bizim bastonumuz , Dünya da ne dertler, ne hüzünler var… Hadi her şeyin yeri ayrı hayatımızda her şey için yer var, hadi kayıt yapmadan, üstüne çok basmadan,olabileceklerin en iyisi ama olduğu kadar
Çok uzatmışım, hadi kestirmeden, hadi içimizin aydınlığı ile, hadi günaydın

EKİM ORTASI GÜNLÜKLERİ


997077_10204137254805368_1990848345610135710_n

Eylülü Ekimi bitirdik, kimbilir hayatımızdan kaç gün daha “yaşandı, geçtilere eklendi, kaç gün eksildi ” diye düşünürsek, buna cevap ; “sonbahar halleri” dir. Baharı ilki gelir coşarız, sonu gelir hüzün basar her yanımızı, yazın güneş bunaltır, kışın kendini aratır, kararında yağmur, kar isteriz. İşimiz olduğu günler hava iyi olsun, havamız daha da olsun, diye dilek tutarız 🙂 Şikayetler, dilekler, sürprizler arasında geçiyor hayat, bakalım “evin annesi ” ekimin ortasını nasıl geçirmiş 🙂 Biriktirdik, hemen arkasından ekim sonu da gelecek .-) Bana tekrar size de eğlencelik olsun…

11 Ekim 2014

Kalkalı üç saate yakın oldu. Öyleee bulutlara baka baka havayı beklerim Papatya falları gibi “Yağacak, yok yok az sonra açacak” diye düşüncelerim hareket halinde Havanın da insanın da kararsızı bunaltıyor beni. Bunlar bunalttıklarının bilincindeler mi ? Yoksa saflar mı ? bilemiyoruz tabii Fakat bence en tehlikelisi fikirsiz insanlar, hatta fikirler kendilerine şırınga edilen insanlar. Bir sürü psikolojisi altında “Yaaaak” deyince yıkanlar, “Yııııık” deyince yıkanlar, “Vuuuuuur” deyince vuranlar. Bunlar neye niçin hizmet ettiğini bilmeyen zavallılar. Canlarını yaktıkları masumlar rüyalarına girmez mi ? demiyoruz. Rüya ruh sağlığı yerinde olanlar için var. Bunların ki olsa olsa kabus olur, o zaman da fark etmez zaten. Gündüzleri kabus, geceleri kabus onların Sevgisiz, saygısız, imkansız yetişmiş insanlar, başkalarının başarılarını, yerlerini, mallarını… için için kıskanan, doymak bilmeyen egolar, hep bi eksik kalmış yanlar, yüzleşilemeyen travmalar, asla gün yüzüne çıkamayan itiraflar… bunlar birleşince kötünün kötüleri oluyor. Sonra bunlardan az daha akıllısı bunları toplayıp, amacına hizmet ettiriyor. Kim mutlu bilemeyiz ama biz mutsuzuz çooook belli
Hava karanlık, içimiz karanlık yapmayalım bari bu tatil sabahında. Bulucaz bir şeyler artık içimizi ışıtan Yemek mi yaparız, birine sevinsin diye hediye mi alırız, özlediğimiz birini mi ararız, biriyle çay kahve keyfi mi yaparız… seçim size kalmış Şekerim benim programda akşama kına var !!!!!! Artık bir iki sallanıp, sağa sola kıvrılacağız, hiç olmadı oturduğumuz yerden omuzlara bir hareket verip , el çırpacağız :))))))) Mutlu günlere, mutluluk katmak ruhumuza iyi gelecek
Hadi hafta sonunun düğün bayram gibi geçmesi dileğiyle (Biliyorum bu inandırıcı değil ama hadi bi gayret ), Hadi “her şey valla iyi olacak” bu günü umutla beklemeye devam Hadi günaydın olsun

13  Ekim 2014

Gün daha doğmadan güne, haftaya, hayata.. başladım. Çok da gönüllü değildim amaaaa sorumluluklarım yakamı bırakmıyor. Bir sonbahar sabahı, günlerden pazarın ertesi, sokaklar üstü polarlı, ayakları parmak aralı, yarı uykulu, yarı uyanık, gazete, ekmek, özel kahvaltılık peşindeki adamlar yerine, işine, okuluna, iş takibine… koşuşan, akşama kadarki havaya uygun giyimli insanlarla dolu Bir koşuşmadır başladı. Sabah haberlerinde bir tek; Terim’e basın toplantısında gazeteci, “Duran ve köşelerden gelen gol olan toplara çalıştınız mı? ” diye sormuş ona gülebildim :)))))) Aaaaaaaaaahhhh!!!! hayat pazarda üç teker, dört çeker araba aramak gibi Eksik ararsak bulamayız tabii ki de Hayata mükemmel olabilme ihtimalini göz önüne alarak, azıcık dalgamızı geçerek, azıcık boş vererek, ama görev ve sorumluluklarımızı ennnnn fazla erteleyerek bakmakta yarar var Yazıyorum ama henüz ben de ben de değilim. Ona buna bahaneler sallamadan, şapka mı takke mi artık neyse onu kucağımıza koyup düşünüp taşınıp, eyleme geçeceğiz. Muhtemelen herkesin çok işi vardır :)))))) Arkadaşlar yalnız değilsiniz, ben deeee ben deeee öyleyim, hatta bu hafta iki haftayı üst üste koysam anca olacak sanki :))))
Bu tanıdık kaos ortamında, haberlerin tamamının cenaze görüntüleri , hepsinin de bir savunması olduğu, maalesef inananların bulunduğu, bizim gibi aklı başında sayılan insan sayısı benim facebook arkadaşlarımın % 90 ı kadar. (Kendi kapasitem) Gerisi bildiğimiz gibi Bilip de bildiğimiz gibi olmasın dediğimiz bir yoldayız. Yola devam, yapcek bir şey var mı ? yok mu göreceğiz.
Hadi bi gayret, hadi bi cesaret, hadi olacak da biz de göreceğiz inşallah, hadi kuşlar konsun yollarımıza, barışcı olanlardan, haydi günaydın…

14 Ekim 2014

Merkür geri geri gidiyormuş. Ayın yirmibeşine kadar da gerilemeye devam edecekmiş. Açılımını tam bilmiyorum ama sebeplerimi geri giden Merkür’e yüklemekten memnun sayılırım Neticede bu da bir kaçış yolu. “Ben yaptım, ben suçluyum” demek o kadar da kolay değil. Zaten hatalarını kabul edemeyen insanların cehenneme çevirdiği bir dünyada cennet arayışımız hiiiiiç bitmeyen bir etkinlik.Gerçi bu sabah doğru duydu isem Terim “Hata bende, takımı yanlış kurdum” demiş. Ya da buna benzer bir şey. Malum top yuvarlak olunca, futbolda ihtisas yapmayanlar da yuvarlak cümleler kurabiliyor :))))) Akşama yeni bir demeç “Merkür takımı geriletiyor” diye aklama da olabilir :))))
Olabilirlerin bizi her zaman şaşkına çevirdiği, birini hazım etmeden diğerinin yüklendiği, gökyüzü ile yeryüzünün bile barışamadığı şu iki günlük dünyada paylaşılamayan topraklar, üstün ırklar, makbul dinler, diktatör olduğunu bilmeyen (Bilse ne olacak ki ? ) liderler, onların sürüleri yüzünden “huzurumuzu kaybettik” diye dolanıyoruz ama “hükümsüzdür” diye ek yapamıyoruz.
En iyisi aptal sarışın olucan, Saçının rengi, kalmayan elbise bedeni, kırılan tırnak, altın günleri… teeeek derdin olucak. Sakızını ağzında balon yaparken, patlatığında burnuna yapışan parçalar kadar değeri olacak sıkıntıların Var mıdır, bunlardan ? vaaaaaaaaaar. Aaaaaaaaah bize ancak, aptal ve sarışın bölümü denk gelir, para için kötü yola düşeriz :)))))) Talihle, Salih birbirine karışır bizde :)))))
Tüm gece dişim ağrıdı, gözlerim kapalı, bilincim çoooooook açık, sabaha kadar doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı Bunaldım valla, Bugün kendime pozitif enerji yüklüyorum, siz de yüklenin Bi gayret olacak artık Hadi gün aydı bile…

15 Ekim 2014

 

Saatin ziline basıp, yatakta doğrulup, aynadaki aksime bakıp, uykumdan aklımda kalanların ne kadarı gerçek, ne kadarı rüya diye bir beyin fırtınası edip :)))) Banyonun yolunu tutup, yarı istekli güne başladım ama aklımda geri geri giden Merkür’ün beni yatağa geri çağıran sesi vardı Uymadım alçağa :)))))
Namaz, niyaz, kahvaltı hazırlama, radyoyu açma, çayın sıcak su ile buluştuğundaki kokusundan faydalanma, kıza üç kısa bir uzun davet… derkeeeeeen işte şimdi buradayım
Bir miktar sabah haberi almış, öğlende Karadeniz Pidesi yiyecek kadar kahvaltı yapmış, kızını öpüp koklayıp kapıdan salmış, aklımda güne dair sorular ve sorunlar uçuşurken, ne yazsam diye düşünmeden, elimden ekrana düşenlere ben de sizin gibi bakıyorum, valla :)))))
Güzelin sınırları günden güne daralıyor, tanımı basitleşiyor yani güzellik günden güne sadeleşiyor. Mesela bugün kimse kimsenin yüzünden ölmezse güzel bir gün olabilir, hafif yağmur, haklı olanın kazanması, iyi haber, bir iki kişisel müjde… bile günün tamamını güzel kılabilir. Böyle işte İç ağrısı yaş ile doğru orantılı, görüş alanı genişledikçe, sisin, pusun bile ardını görebiliyorsun. Ne yazık ki gördükçe üzülüyorsun, yetemiyorsun, yetişemiyorsun. Her gün dünyaya bir göktaşı düşüyor sanki. Bir kısmı havada parçalanıyor, bir kısmı yeryüzünde dağılıyor, her parça başka bir ıstırap oluyor. Yani felaketler gökten geliyor demek istemedim, demek istediğimi tam da diyemedim :))))) Siz anladınız onu Işıltı sandığımız şeyler kapkaranlığa boğuyor bizi.
Aaaaaay hadi içimiz gerçek ışıklarla aydınlansın, iyi düşünelim iyi olsun, bakmasını bilelim, bakalım, görelim. Mecbur denemekte fayda var, haydi öyle yapalım GÜNAYDIN

16 Ekim 2014

Biz köprünün üstünde, sular altında, biz yukarıdan bakarken, aşağıdan sular akarken, hayat da geçip gidiyor. Bu sonbahar insanı yıllar içinde filozof yapıyor :))))Zamanda daralma hissi, muhtelif sonlar, tabiatta ölenler içimizde ölenlerle eşleşirken, biz ölmüyoruz tabiii ki de :))) hatta bir özgüven patlaması ile kendimizi anahtar görmemiz bile olası. Misal bu sabah haberleri dinlerken dedim ki kendi kendime; Hem o parayı, hem de Milli Takımı bana verseler. Bugünkü durumundan iyi olur, diye aklımdan geçirdim. Bu işi iyi bilen halktan otoritelerle yaparım takımı, ooooooh misss :))) Parayı da adilcene bölüşürüz, dermişim Ama devlet yönetimini istemem, o iyici karıştı, tilkiler ve kuyruklar izdiham yaratıyor, istemem o kalsın :))) Düşüncede hayalde sınır yok, olmasın zaten, zararlıları ayıklayabildikten sonra, serbest akıldan gelip geçenler :)))))
Aaaaaaaaah her şey ölüyor, bitiyor, değişiyor, çelişiyor, çirkinleşiyor… Ebola virüsü de gelmiş, tüm bu kötülüklere, gerilemeye devam eden Merkür’e inat, son nefesime kadar hissederek yaşayacağım seni hayat!!!!!!
Başka da bir sözüm yok, hadi günaydın, hadi göç etmeyen kuşlarla…

17 Ekim 2014

Gece yağmur yağmur yağmış, güneş kutupta yaz güneşi gibi parlıyor, hem çok, hem de çok çeşitli yapılacak işlerim. “yapmıyoruuuuuum” diye gerekli mekanları terk edesim var Tam kalkıcam rüyamda annemi gördüm Kısa bir plandı ama sanki gerçek gibiydi. Doğal olarak kalkar kalmaz burnuma anne kokusu, zeytinyağlı biber dolması pişiyormuş hissi, okula geç kalıcam telaşı, hafta sonuna izin senaryoları gibi şeyler geldi ve jet hızıyla geçti, maalesef Geçmişi tekrar yaşayasım yok ama bazı şeyleri ara ara tekrar etmeyi özlüyorum
Çikolata 2050 de kaynakları tükenebilir ürünler arasındaymış !!!!!. Bu tarihi ben görmem ama görecekler için üzüldüm, mutluluk dağıtan, sağımıza solumuza bulaşan, ağzımızın kenarında izi, damağımızda tadı kalan, Nutella şeklinde binlerce çocuk büyüten, hormon seviyesine faydalı, diyete zararlı bir besinin haplar haline dönüşmesi, olası karaborsaya düşmesi çooook acı olur.
“Nasıl olsa her şeyin zamanla sonu yok mu ? Ömür dediğimiz şey küsecek kadar çok mu? ” sabaha uygun şarkıdır. Uygulama alanı sınırsızdır. Telefonuna yeni çikolata kokulu kap alan kızımın tabiri ile “çooook kullanışlıdır, her yere uyar, her yere bağlanır” Faydalanalım :))))
Bundan gayri bir müddet sabahları görüşemeyiz, akşamları duruma bakıcaz, Merkür’de geriden bize bakarken akşam haberleri yaparız belki
Hadi hepimiz için olabileceğinden fazlası ile güzel bir hafta sonu olsun, yürekten diliyorum, Hadi çikolata henüz var , küçük kaçamaklara imzasını canlı canlı atabilir, kaçalım :))))) Hadi cümleten kolay gelsin, tabii ki de ışıl ışıl bi de GÜNAAAAAAYDIIIIIN !!!! …

19 Ekim 2014

Bir kuzine olsa da yaksak Evde boya badana var, eşyalar yok. Koca salonda teknoloji tam olarak mevcut,amaaaa yerde bir yatak, üstü örtü yastık, bir de halı yayıl yayılabildiğin kadar Karşı duvarda bir kuzine olsa da yansa, çıt çıt sesler çıkarsa, içinden ekmek,patates, yemek kokusu gelse, sabaha maşada kızarmış ekmek, akşam yemekten sonra kestane, çayın suyu her zaman sıcak, başına toplansak,evin içine radyonun sesi dolsa, radyoda Zeki Müren, annem eşlik etse, şarkı bitse, annem yerine bir türkü söylese, hep bir ağızdan “anneeeee ne olur bi tane daha söyle” diye bağrışsak, pileli etekli divanda anamın kıyısında köşesinde bir yer bulsam, yarı uykulu, yarı uyanık kalsam,yatağa yollanıcam diye ödüm kopsa…
Sıcakla hiç aram yok ama arada içim üşüyor Üst üste gelenlerden, yapılacak işlerden, beni bekleyen heeeeeeer şeyden bunalıyorum, o vakit bir çocuk olasım , bir anında yeniden yaşayasım, bi kendime gelip de gelesim geliyor
Hepsi alçak Merkür’ün işi :))))))) Duman etti bizi, yahu !!!!! Bu da iyi, hiç olmazsa mazeret hazır. Neyse sayılı günler, saya saya geçecek inşallah

20 Ekim 2014

Bir günün içine bir sürü şey sığdırmak ve onların hepsinin farkında olmak için ömrümüzün yarısından çoğunu harcamış olmamız ne kötü. Bu yaş almışların yorgunluğu bile şiir gibi oluyor Hatta bedende yorgunluk, ruhda dinginlik tam tanım Ic organlarım onları tutan bağlardan kurtulmuş da sağdan sola dönerken dökülecek gibi, ağrımayan yer sayım ancak bir elin parmakları kadar :)))) Fakat programı tamamlamış olmanın huzuru paha biçilemez Diye de sallayarak, terapi tamamlanır :)))))

 

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑