EKİM BAŞI GÜNLÜKLERİ


10329260_10203098091426933_763007633528681770_n

Eylül nasıl geçti anlamadık derken, korkarım ekimi de anlamayacağız 🙂 Hayat işte su gibi akıp gidiyor. kah peşinden sürükleniyoruz, kah akıntıya doğru yüzüyoruz, kah durgun sularda mehtap keyfi yapıyoruz. Ne diyelim ki ? olacak işte doğmak bize verilmiş bir seçim değil ama yaşamak elimizde, yani sayılır 🙂 Kelimeler kelimeleri çekiyor ve sürüklüyor, okuyanın anladığı yöne. yazanın anlatmak istedikleri ile örtüşmüyor her zaman 🙂 O zaman güzel düşünelim, güzel anlayalım, haydiiii hep beraber annenin ekim başı günlerine bakalım 🙂 Buyrun, okuyalım… 🙂 Araya bayram da girdi, kısa olmuş 🙂

01 Ekim 2014

Akıllı defterler çıkmış. Mitoz bölünme, kıyı şekilleri, yamuk, fonksiyon, bölge haritaları… elimizle çizip, boyadığımız, yaparken de öğrendiğimiz her şey bu defterlerde hazır. Tahminimce öğrenci “gördüm” diye imzalayacak, daha ciddi olsun diye belki tarih atmak da mecburidir. Anaokullarından başladım, heeeeer kademeye öğrenci hazırladım. İçlerinde üniversite bitiren, üniversiteye giden, lisede mücadele veren var. Aynı sisteme asla iki kez üst üste rast gelmedim. Yıldan yıla kötüleşiyor Hatta bu sene feci berbat :)))) Bir bakıma bu sistemlerle yetişenleri başımızda göremeyeceğim için seviniyorum amaaaaa yazık kuzularımıza iyi okul dediklerimizde büyük bir mücadele var. Sınavla alınan öğrenci sayısı düştü. Araya nakille kaynak yapma gayretindeler. Yazık değil mi, emek çeken gayret eden, yıllarca ders çalışan çocuklara Ooooooof ki ne ooooof diyorum başka da bir şey demiyorum.
Hepimiz mutlu bir hayat yaşamak istiyoruz ama unutuyoruz kiii hayat tek kişilik değil, birlikte mutlu olmanın yollarında yürümemiz gerek. Menfaat düşkünlüğü, paraya tapınma, kibir, gurur, cehalet, saygısız davranışların ödüllendirilmesi, yanar dönerlik halleri… daha bir sürü bi şi bozuyor bizi, birlik ve beraberliğimizi Tam birlik ve beraberlik tabii ki söz konusu olamıyor ama “asgari müşterekler” diye de bir şey var.

“Ahlak, insana kendi kafasının içinde olup bitenlerden bile rahatsızlık duyabileceğini hatırlatan zalim bir hesap uzmanıydı” okumaya başladığım kitaptan bir cümle. “İyi geceler öpücüğü / NUrdan Beşergil” Öykü
Hadi ekim de geldi, bu gidişle bayramdı, pastırma yazı, yılbaşı derkeeeen yıl biter Hadi yıllar geçiyor “gün doğmadan neler doğar… ya da gün doğmadan neler doğar” Hadi “Algıda seçicilik . zamanda geçicilik esasdır” Hadi bunlar da kitaptan Hadi benden sade gibi gözüken, içi dolu, renkli, turkuaz desenli, ilaç gibi bi GÜNAYDIN

02 Ekim 2014

Küçük sıkıntılar, küçük mutluluklar, kısa anlar.. Boyutunu küçük olarak tanımladığımız her şeyin üstümüzde büyüüüüüüük izlerini taşıyoruz. Silmiyoruz, silemiyoruz. Biriktiriyoruz, altında kalıp ezilmek için Ne çok şey var hayatımızda küçük küçük birikmiş, anlatmaya kalktığında anlam taşımayan, anlatmadığında içinde ağırlık yapan. Yaşıyoruz işte. Bir şekilde galip gelmesekde zaferin soluğunu ensemizde hissederek, yenilsek de zar zor olsa da hazmederek, kırgınlıkla, kızgınlığı birbirine karıştırarak…Hep bir mutluluk peşinde, hep bir özgür olmak dilimizde…
Sabah sabah karışık bir ruh halinde, kafamın içinde binbir düşünce cirit atarken sanki hiç bir şeye yetişemeyecekmişim gibi, sanki zaman önde ben arkada gibi… oluyor bazen, hayatta önlenemez gelişler, önlenemez gidişler var
Yazdıkca durum vahimleşiyor, en iyisi yüzümüze zoraki bir gülümseme yerleştirmek, “Her şey tabii ki de iyi olacak, yoluna girecek, hesapla çarşı her zaman uyumlu olmuyor” diye bazen kendimin bile inanmakta zorlandığı satırlardan karalamak Bir ufak zorunlu ve gerekli dış mekan etkinliğini yapıp eve mutfağa kapanmak, yemek pişirmek iyi gelecek ruhuma. Sevdiklerine sevdiği şeyleri hazırlamak , onları yemek yerken mutlu etmek yemiş kadar insanı mutlu ediyor Ben de zaten yiyorum kiiii
Hadi Bayram geliyor evimize, elimize inşallah Hadi bana müsade günleri geldi Hadi bu erken kutlama, Bayramınız bayram gibi , bir sonraki bir öncekinden daha iyi olsun Hadi zeytinyağlılar, bayram tatlısı beni bekler,Hadi bugün ne kötü haber duyasım ne de olmuşları aklımda tutasım var, Hadi sağlıkla, sıhhatle, huzurlu, mutlulukla nice nice bayramralara…Bi de GÜNAYDIN …

03 Ekim 2014

“Bi tek ikimiz,
Bi de kedimiz,
Kıyıda köşede duran biraz birikimimiz,
Hazırız, gidebiliriz, nereye dersen amenna ” Sabahtan dilime takıldı, Bi gidesim var ki anlatamam Ruhum yorgun, bedenim yorgun, savaş kapımızda, ilaç zamları, ertelenen tedaviler, cebime gelen mesajlar :))) Pokerle ruletten ümidi kestiler, şimdi illa ki bahis oyna diyorlar, Fatih Belediyesi Boat Show’a çağırıyor, yeni açılan fast foodlar, bizden kredi al diye yalvaranlar … bi de bi yerden yirmi bin tl kazanmışım, telefon numaram en şanslı dokuz numara arasındaymış… :)))))) Beni satanları Allaha havale ediyorum. Bir bunaldım, bir daraldım, bilmiyorum artık nasıl feraha çıkacağım, Bu arada kapı düzensiz aralıklarla çalıyor, aile toplanmaya başladı, aile toplandıkca ev dağılıyor :))) Mutluluk yanı başımda , ayak ucumda, önümde, arkamda… ara ara bulup kaybediyorum Neyse bi şekilde bu ruh halinden çıkacağız, A.Batman’ın dediği gibi “Geç kalma huzurum, bekleyenin var”
“Bi tek ikimiz, bi de kedimiz, kıyıda köşede duran biraz birikimimiz, henüz hazır değiliz ama olunca gitcez” :))))

7 Ekim 2014

Herkes geldi, herkes gitti, bayram bitti Bir dahakine ya kısmet. Az biraz huzurlu, zaman zaman da mutlu oduk, unutacağımız, unutmayacağımız anılar yükledik hafızamıza. Bu da eski bayramlar arasında yer alacak, özlem ve hasretle anılacak yanları olacak, tadı belki damakta kalacak, illa ki tekrarı olacak ama benzemeyecek gelen bayramlar geçenlere…

8 Ekim 2014

Evin içi oda oda , evin dışı sokak sokak karışık, kafada düşünceler karışık, iç dünyamız da dış dünyamız da karma karışık. Bilmek, anlamak, doğru tahminlerde bulunmak… gibi aklı selim unsurlar insanın hayatını hallaç pamuğu gibi atıyor, savrulup duruyorsun. Ruhum bedenimden az müsaade istemiş de havalanmış da aşağılara bakarmış gibi Döndüğünde “ya evde yoksam” diyemiyoruz Bulutların üstünde ruhum,” aşağılar çok karışık, ne gelesim , ne de yol gösteresim var” mesajını alıyorum
Böyle karışık, böylesine anlamsız görünüp de içinde binlerce anlamı olan, o anlamları sıraya koyamayan, hizaya sokamayan bir ekim sabahında, bir bayram ertesinde, ” sel alsın, gayri” diyebileceğimiz pazartesi görünümlü bir çarşambadan “güüüüüüüüüüünaaaaaaaaydıııııın” diye olanca gücümle seslendim. Hani bir faydası olur belki :)))) Bu arada olan gücümü harcadığım için hiç bir şey yapamıyor muşum Mazeretim budur :))))
Hadi kendi kendimizin dermanı olacağız, mecbuuuuuur, hadi bi gayret, hadi her şey güzel olacak ama çooooook zaman alacak
Hadi siz bana bakmayın yaşlanıyorum :))))) Hadi başlayalım …

9 EKİM 2014

Bugün benim doğum günüm ” Aaaaaah bir onsekiz olsam” dediğim günlerin üstünden iki onsekiz geçmiş, üçüncü de geçmek üzre “Nasıl geçti ? Neyle geçti ? bilemedim! ” demiyorum, çünkü biliyorum :))) Sular gibi geçti, kimi yerden su çekildi, kiminde izi kaldı, kiminin sadece adı kaldı, mutlu günleri de olan, arada gamı kederi tavan yapan, anısı bol… her yanı insan kaynayan günler, geeeeeldiiiii ve geçtiiiii İş güç sahibi olup, emekli durumuna geçtim, hayat okulunda tamamlanamayan doktora tezim olan kocamla evlendim :))))) “Komşu kavurma getirmiş, tabağına kek yapıp koyarım ben de” diyen bir müyendisss büyük oğlan, saçlı sakallı, devamlı siyah giyen müyendiss olma yolunda bir ikinci oğlan, kırka bir adım kala doğurduğum, bunun içinde kendime çooooooook teşekkür ettiğim stres ve eğlence sebebim kızla hayat renklendi Ülkeler, şehirler, oralarda açılan evler, komşular, dostlar, uzun uzun yollar … geçti hayatımdan.
Epeyce bir büyüdüm Hem enine hem de ruhen :))) Yoğun bakım, ilk evimin dağılışı, manen çooook gariban olduğum ilk doğumum… gibi bir iki geçemediğim travmalarım var Siren seslerine karşı hala çok hassasım. Mükemmel değilim, olmak gibi bir niyetim de yok. Ama bir lokma bir hırkacı da değilim, olabileceklerin iyisini gücüme göre isterim. Tutku, hırs, nefret, birine sorgusuz sualsiz itaat barınamaz bende. Nefret ettiğim şeyleri sayamam ama sevdiğim şeyleri sayma ile bitiremem. Yaşamak ve bu yaşlara gelmekle geliştiğime inanıyorum amaaaaaa bitmedi göreceklerim, öğreneceklerim.
Doğa ile samimi, beş altı odalı, yemeklerini kendimin yaptığı, konuklarla beş çayı içebildiğim, basit ama temiz, küçük ama verdiği mutluluk büyük olan, çiçekten, meyve sebzeden, kedi köpek ve tavuktan nasibini alan bir pansiyon işletme hayalim var

Düne göre güneşli, yataktan salona kadar kızımın yazdığı yazılarla yön, yönün sonunda hediye de bulduğum, takvimde fırtına yazan bir sabahtan, içimdeki fırtınaları da; “yok artık yelken melken, hafif dalgalı bundan gayri” diye dizginleyerek, ülkemin üstündeki kara bulutların da bir an önce güneşli havaya dönmesini yürekten temenni ederek, “Güüüüüüüüünaydıııııın!!!!!! ” diyorum
Bir sürü insan sağlık ve mutluluk temenni ediyor, illa kiiiiii birinin duası kabul olacak, umutluyum ama hep beraber olsun.

10 Ekim 2014

Bu mevsimde akşamları seviyorum, hava tam vaktinde kararıyor, Bir çok insan evine ulaşmış, ışıklarını yakmış oluyor. Yemek telaşı, okuldan gelen çocuklar, işten hala dönmemiş olanları bekleyen sofralar, çocukların ödevleri, açık tv lerden gelen sesler… daha bir sürü tahmin. Duvarların arkası görünmez, bilinmez Dün gece biraz oturdum, geceyi seyrederek, uzaklardaki evlere baktım, yakın yakın hissederek, sonra bulutlu havada bir yıldız parladı! Bende bir heyecan, bir sevinç…sanki avuçlarıma düştü. Bir kez daha dedim ki “umutlar böyle işte, ansızın parlayan yıldızlar gibi Varlığı bile yetiyor.”
Yolun karşısı Esenyurt, okuyorum, dinliyorum, ne yazık ki anlıyorum, anlam verebiliyorum ve gelecek günler için hem üzgün hem de endişeliyim. Ben pencerede otururken “arka sokaklarda neler oluyor ?” diye düşünüyorum. Sonra Hittler’le ilgili okuduğum kitaplar geçiyor aklımdan, ne çok benzerlik var diyorum
Bir yanımız daralırken bir yanımız ferah olacak mecbur. Dün için “Doğum günümde bile iyi ki doğdun demedin” diyecek kimse kalmadı kanımca Güzel dilekler, mailler, telefonlar, yorumlar… ayaklarımı yerden kesti valla. Akşam da kızla yemeğe gittik, gelirken pasta aldık, Mumu üfledikten sonra ortamıza koyup, kesip, kesip yedik, yanında çay da içtik :))))))
Yıllar içinde öğrendim kiiii sevginin ne sebebi, ne belli bir nedeni ne de mesafeleri var. Sevmek içimize yayılan bir sıcaklık, kalp çarpıntısı, gözlerde parıltı, sıkıca sarılma, sorgusuz paylaşma, sana ait olmayanlara dertlenme, sevinme. Nasıl desem sevdikçe göğüs kafesin genişliyor, kuşlar konuyor, yıldızlar içine içine kayıyor, renkler hep sıcak, bir gürültü de oluyor ama iç açanından :)))

Hadi sınırsız sevmeye devam, hadi sevmekten kim usanır ?, hadi tarih bugünleri de yazacak, hadi benim tarihimde dün aklımda çoooook güzel kalacak, “ciğerden seviyoruuuuuuuuuum sizi!!!!!!”, hadi günaydın

 

Reklamlar

EYLÜL SONU GÜNLÜKLERİ


1606920_10203322943928105_7995800840948282466_n

Resim iç açan cinsten 🙂 Pencereler, perdeler, saksıda çiçekler, muhtemelen deniz de görüyordur, denizden hafif esinti de gelir, martı sesleri, uzaktan geçen gemiler, belki balıkçı motorları… huzur da bunların arasında bir yerdedir 🙂 Mutluluk ile huzur yanyanadır 🙂 Fakat bunlar gelip geçici şeyler, tıpkı eylül gibi bak o da geldi geçti, tekrarı var, benzeri belki, tıpkısının aynısı yok 😦  Anın tadını çıkarmak, an be an yaşamak gerek, bakalım eylülün son günlerini nasıl yaşamışız?

21 Eylül 2014

İçimde eve kapanma isteği var. Hiiiiiiç dışarı çıkasım gelmiyor amaaa çıkmak gerekiyor. Genel bir bezginlik hali zaten herkesde var. Bu sonbahar böyle işte, bazıları için gerçekten sonbahar oluyor Üç günde bir ölüm haberleri almaya devam ediyorum Genç, yaşlı, vakitli, vakitsiz gidiyorlar. Giden mi daha üzgün kalan mı daha üzgün belli değil.” Hayat devam ediyor” cümlesinin bir köşesine asılıp, kaldığımız yerden devam, mecbuuuuuur Biz de kendimizi bırakırsak, bize bizden başka kimsenin faydası olmadığı malum. Düşeriz, kayarız, takılırız, yeniliriz, acı çekeriz… bunların hepsi bir sınav sa çalışır geçeriz
Hadi bakalım yol uzun Parkurun başı sonu belli, ortası süüüüüüüüüürpriz :)))), Hadi İstanbul Gezginleri ile bir etkinliğe daha, hadi özlediklerimiz var, yeni gelenler var, yeni bilgiler var… sosyalleşip, öğrenmeye Hadi yine tahminen tabana kuvvet Hadi Baş gezginin “topukla” diyeceği buluşma yerine Günaydın ve de illa ki “şaaaaaneee pazarlar”

22 Eylül 2014

Güne “altın dişli hayriye” şarkısı ile başlayınca mecbur bir şeyler ateşleniyor :))) Uzuuuun yıllar inandık “beyaz sayfa açma” yalanına, unutmaya karar verince unutulacak sandık. Gördük kiii unutmaya çalıştığımız her şey aklımızda daha çok yer ediyor. Yeni bir gün yeni sayfa ama altından dün görünüyor. Evet , canımızı sıkan bir çok şeyimiz var Bazı işleri süründürerek bu sıkıntıyı arttırıyoruz. Haklbuki her şey olacağına varıyor. Elimizden gelenlerle gönlümüzden geçenler dengede değil. Zaten olsa bile her şey güllük gülüstanlık, her şey tıkırında bunalır valla insan. Bazı hayata bağlayanlar endişeler, beklentiler, sorumluluklar en önemlisi umutlar… Bu pazartesi sabahında neyi nereye bağlayacağımı yine karıştırmış durumdayım :))) İşin özeti, dün akşam evden bir çocuk daha gitti, yolu açık olsun, artık dönmez, peki öyle olsun :))) Onların başarıları ile övünüp, sesleri ile sevineceğiz Gurbetten rahmetli annemi aradığımda her açtığında “Allah sesini şen etsin” diye söze başlardı.Oğlanın en son su içtiği bardak, kapının ağzında terlikleri, çarşafları yıkanacak yatağı, bir geldiğinde alacağı yıkanacak giysileri var gözümün önünde. Yapılacak, ertelediğim, acil bekleyen çok da iş var. Radyonun servis ettiklerine takılarak, arada gözlerim dolarak, sıra sıra yapılacak. Her işin başı sağlık, sağ olana her şey gelip geçiyor.
Hadi ılık bir sonbahar sabahında, pazartesi sıkıntısı yokmuş gibi davranarak, sıraya koyduklarımızı kafamızda keyfimize göre tekrar sıralayarak, hadi esas anne tatili budur, sabahdan ev boşalır, (bizimki akşamdan boşaldı deyip, yazar bir iki damla gözyaşı döker, okuyana da duygu sömürüsü :)))) )
Aaaaaaaaaaaay daralmayalım, hadi bir ucundan tutup başlayalım, ölümden gayrısına hem çare var, hem de teselli Hadi ciğerden günaydın ve şaaaaaneeee bir hafta dileğiyle …

23 Eylül 2014

Radyonun başına geldik, kulağını büktük veeee “Başörtünü yan bağlama, ben söyliyim sen ağlama” :))) Günün şarkısı, aaaah bu şarkıların gözü kör olsun, şarkılar mı bize ayar, biz mi şarkılara bilemedim ama bir yerde tutturuyoruz. Dünden yorgunum, yağmurun sesine vakitsiz uyandım, devlet dairesinde işim var… Yani gerginim Karadeniz damarım teyakkuz halinde, toparlanıp memura patlama ihtimalim yüksek. Hiiiiiiiiiiç sevmem devlet kapısındaki işleri, tamam aralarında iyileri de var ama geneli bunaltıcı, hele sabahları çooook suratsız oluyorlar. Evlilik paylaşmak felan diye sallıyoruz ama bu işler nedense direkt bana kalıyor. Ne zaman lazım olsa kocam arazi, ağız tadıyla söylenemiyorum bile ya yanımda olmuyor ya da tel ile ulaşılmıyor, görene kadar ben de aklımda tutamıyorum. Zaten evlilik bir sosyal sorumluluk projesidir !!!! Eşlerden biri diğerini aşırı derecede tamamlar ve onun toplumdaki rolüne destek olur, harcanmasına izin vermez, gerekirse kendi harcar :))))) Biz de 25 senedir aynı proje üstüne çalışıyoruz, kocamın dersleri zayıf dermişim :))))) Ama umutsuz değil illa ki ömrümüz yeterse olacak :))))
Geçen dişim ağrıdığında pek çok arkadaş “pamuğa rakı dök de dişine koy” diye şiddetle önerdi :)))) Şimdi ağrım yok ama evden çıkmadan bir kaç dişime rakılı pamuk koyasım var :))))) Bunu öneren arkadaşlar,” diş macununu ne yapıyorduk, onun adresi neydi ? ” :)))) Canlarım benim, “sizi seviyorum üleeeynnnnn” Alkolun (lütfen A yı kalın okuyalım :))) ) düşüncesi bile insanı değiştiriyor, şişesi kimbilir ne yapar? (Kendi adıma konuştum)
Aslında bir yerde bir seferde işimin olması gerek ama bana üç daire de gezdirebilirler, yanıma kitabımı, ara ögünlerimi, yedek tişörtümü, şemsiyemi, yedek 5tl mi alayım, üst geçitlerden, koşarak geçeyim, yüzme biliyorum zaten ama yinede kıyıdan ayrılmayım, kaşımı gözümün üstüne mi indirsem, yüzüme bir gülümsemi yerleştirsem o memura bağlı… :))) Bi de yerini de bilmiyorum, haritaya uzun uzun baktım ama yine de tedirginim, sresim var bunlar bende sorun yapıyor

Aaaaay hadi yüksek yerde tanıdığı CEO su dayısı olan varsa arasın :))) Hadi boşverin en iyisi dua edin :))) Hadi bir vukuatım olursa ertesi günkü üçüncü sayfa haberlerine kalmam, akşama yedi ajansına bakın :))) hadi belki de her şey çok güzel olur, bu da iflah olmayan bir umuttur Hadi her şeyin çaresi var olmadı, pamuk var eksik malzemeyi de alır gelirim :)))
Aaaaaaaaay hadi bi gayret, hadi bi cesaret, hadi olacak inşallaaaaah !!!
Bi de günaydın tabii ki de ..

24 Eylül 2014

“Daha vakit var diye dönüp de bir gün;
Kaldığımız yerden hepsini birden yaşarız sandık.
Oysa emanetmiş, bizim sandıklarımız.” Doğru demiş M.Mungan
Zaman hızla akıp geçerken devlet dairelerinde bir imza için ordan oaraya geçen altı saate çooook yazık ama “yapcak bi şi yok” aradan yıllar geçmesine rağmen çooook az şey değişmiş. Yine masadan masaya havale oldum, varken yok denen evrak peşinde koştum, “Biz buraya bakmıyoruz ” diye başka bir yere de yollandım Ennn kötüsü trafik sicil orada hala dilekçe yazıp kayıt numarası alıyorsun, tek bir mühürleri varmış, sen Osman Abi mühürü kasaya kilitle anahrarıda al git, bağrış çağrış telefonla irtibat kuruldu da anahtar bulundu. Anlatmak bile insanın enerjisini bitiriyor, neyse başardım sayılır,bir iki pürüz var, onları da ek belge ve taktim yazısı ile halledeceğiz inşallah
Bugün sırada “Kurban” işi var. Hayvandan anladığım, hayvanı tanıdığım doğrudur, bayramda kesim yapmıyorum, ama marketten alıyorum :))))yaşadığım sürece elim ayağım tutarken eve bir tane girsin istiyorum, bayram sofrası ,bayram kokusu, bayram havası… gibi gelenekler benle yaşasın, aklında kalanda yapar inşallah. Bayramın ilk günü “Hayvan hakları günü”. “Bu durumda kurban etik bir davranış olmuyor” diyen kızı üzmeyelim diye ikinci güne yazılıcam inşallah. Bu arada kurban kesilirken gözüne kağıt peçete koyanlar varmış, hem güldüm, hem üzüldüm. Rahmetli babam uzun yıllar evin kurbanını kesti. annemin bir kurban bohçası olurdu. “Gözüne bağlamak için mendil, ip, kasap elbisesi” bir de bıçaklar, biley taşı, satır, kazma kürek … onlarda ayrı yerde dururdu, çocuklar ille baksın gibi bir şeyle hiç karşılaşmadık, durumu normal karşılayacak şekilde kurban hikayesi ile yetiştik, anladık, kabul ettik, devam ettiriyoruz. Bir tane eve koyup, ölçüsüne göre dağıtıyoruz, ölçüsüne göre hısım akraba ile yiyoruz, ölçüsüne göre de eve bırakıyoruz, gerisi bağış Rahmetli babam kurban kestiğinde hiç izi kalmazdı, gömülecekleri gömer, deriyi tuzlar, etrafı da yıkardı.
Sabah sabah telefonuma kumarhaneden mesaj gelmiş, şu sıra beni ısrarla pokere çağırıyorlar, inanılmaz yerlerden inanılmaz mesajlar alıyorum :)))) Entellektüel olduğum da doğrudur amaaa her yere de yetişemem kiii :))))
Aaaaaay hadi dünya küçük ama çoooook kapsamlı, ömrümüzün yettiği kadar, yetişebildiğimiz kadar, yeterki ziyan etmeyelim, Hadi abuk sabuk insanlar, ipe sapa gelmez olaylar, incir çekirdeğini doldurmayan laflar… felan herkesin başında, Bende biraz fazla çeşit var :)))) Olacak o kadar
Hadi internet bu sabah çooook eziyetli, yazdıklarımı görmüyorum bile Hadi olmuştur sanırsam, hadi başlayalım, hadi kuşlar konsun yollarımıza, haydi günaydın

25 Eylül 2014

İç huzur içimizden geçenlerin geçtiği gibi olabilmesi midir ? Bence öyledir Sıraladığın işleri sırasıyla halledebilmek, okuduğun kitabı bitirip, kütüphane rafına dizebilmek, verdiğin sözü tutabilmek, sana verilen sözlerin tutulduğunu görebilmek, sağlıklı olduğunu düşünebilmek, birine bir iyilik yapabilmek, paylaşabilmek… daha bir sürü yapılabilcek şeyler. Bunlar manevi şeyler, içimizi kıpır kıpır ettirmez amaaaa bir ılık meltem estirir, bir ağacın gölgesinde dinlendirir, bir denizin mavisiyle, şıpır şıpır su sesiyle… yüklerimizden kurtulduğumuzu, dinginliğimizi… hissederiz. Tarifi imkansız bir hafiflik olur, içimizden bir şeyler yükselir Malum bizde yükseliriz :))) Huzuru öğünmeye, hava atmaya çevirdiğimizde sil baştan olur :)))
Aaaay işte böyle bir sabah, huzuru yakaladık sayılır amaaa geçici olduğunun bilincindeyiz, güzel şeyler elde tutmaya gelmez zaten İlla ki güneşimize gölge edenler olacaktırrrrrrrr ve oluyorrrrrr
Bugün sırada dişçi ve diğer eksik evraklar var. Bende de biraz yorgunluk, az bezginlik bir miktarda sıkıntı var. Yoruluyorum, çünküüüüüü yıllar omuzlarımda ağırlık yapıyor. Dün akşam yeni doğan çocuklardan birinin kırkı olmuş, bilir kişi olarak beni çağırdılar :)))) Bir şey de diyemedim, kayınannemi aradım ön bilgiler için, yazık o da unutmuş, aklımda kaldığı kadarıyla, yeni eklemelerle yaptım bir şeyler :)))) Aaah aaaaaaah hayat geçiyor, kuşlar uçuyor. Bizde de yelken melken kalmadı, geçtik fıtınaları. Canım çok da sakinlemedik ama az biraz durgunlaşıp, durulduk işte, yine de yaşama sevincimizi özenle muhafaza ediyoruz. Beklentilerimiz var, duraklarda beklemeye devam ediyoruuuuuz Biraz sadeleştirdik her şeyi o kadar.
Hadi daralmayalım, daraltmayalım, su akar yolunu bulur, Hadi her şeyin bir sırası, bir hesap günü, bir dengesi var, Hadi olmalı, olacak, beklediğimize değecek (Buna inanmak bu sabah benim için de zor ama bi gayret artık), Hadi kendimizi sevindirecek bir şey yapalım, zamandan bize özel bir saat çalalım, kendimize hediye alıp, çay kahve ısmarlayalım, kendi kendimizle kalalım, Hadi sevelim ama önce kendimizi, aaay hadi olmuştur artık, hazırım dişçiye :)))))) hadi günaydın

26 Eylül 2014

Bazı sabahlar uyanıyorsun kiii başının üstünde gri bir bulut. Ne açar ne kaçar. Kafanın içi patlamış bavul gibi, kıyısından köşesinden renkli parçalar sarkar. ucu görünen ufacık parçalar gözlerinin önünde tarih yazar. Koparak , koşarak gelir unuttum sandığım, kıyıya köşeye sakladığın, muhtemel hiç paylaşmadığın… küçük küçük ama yüklü anılar. Bir köşeden gubet ellerde memleket simidi ile kaşer peynirini hem yiyip hem ağlayanlar, bir elbise parçasından bir hayat, acele içtiğin çayı anımsatan başka bir kumaş parçası… ve görmediğin halde içinde olduğunu bildiğin heeeeer şeeeeey sökün eder. Olamamışlar, yarım olmuşlar, olup da vaktini doldurmuşlar. Bir duygu seli kiiii tam tarifi yok anlatılmaz ancak yaşanır
Bu durumlara sınırlı deprasyon çalışmaları diyoruz Durum hem girip uzun uzun kalmaya hem de bi bakıp çıkmaya müsaittir. Muhtemelen dış etkenler tetiklemiştir, bir kaç tane etken üst üste gelmiştir ve benzer yanları olmadığından, bir başlık altında toplanamadığından, kafayı o yana bu yana çekiştirdiğinden ortaya çıkar. İlaç tedavisi vardır ama önermiyoruz. Kendi kendine terapi iyi gelir :))) Olanlarla olmayanlar bir teraziye konur. İlla ki olanlar ağır basar ama görmesini bilmek gerek, Hadise’nin yaz şarkısının bazı satırları yardımcı olabilir “O güzel gözlerini doktora götürücen, yakınını görmüyorsun…”
Dün unutmak istediğim günler arasında bir sürüüüüüüü beni bunaltan şey oldu, çooooook daraldım,akşam münasip bir film seyredip, pek çok karesi için göz yaşı döktüm, hatta bir ara neresine ağlıyorum diye kendimi test ettim, bağlantı kuramadım :))))))Neyse geldi geçecek diyelim, Hadi hep beraber, yakınımızı görelim Hadi bulutu bi öteleyelim Hadi arasıra inancım sarsılsa da sağını solunu gözden geçirip, az tamir, bakım yapıp devam ediyorum, şiddetle öneririm Hadi biliyoruz kiii dünya günden güne kirlenip, çirkinleşiyor fakat başka bir dünya da yok Hadi “yapcek bi şi yok” bir çok yere uygulanabilir, kullanalım, illa ki de yakına bakalım, cümleten günaydın

27 Eylül 2014

Bu kalabalık dünyada hep birlikte sevinip, hep birlikte üzülme imkanımız yok Birimizin mutluluğu birimizin hüznüne denk geliyor da birbirimizden haberimiz olmuyor. Duyarlı olmak gerek. Bunu bize küçücükken öğrettiler, beynimize nasıl kazınmışsa hiiiiiç boş verip geçemiyoruz. İlla ki de bir derde derman olalım diye gayretimiz. Amaaaa biz giderek yalnızlaşan bir topluluğuz, neslimiz tükeniyor. Kabahat yine bizde yetiştirdiklerimize konuyu iyi işleyemiyoruz. Yağmurlu bir güne uyandım. Bulutlar, sular, görünemeyen güneş hatta biraz da serin bile. Evde oturmak için ideal gömülücen koltuğa, sıcak örtü, sıcak içeçek, iyi bir film, güzel kitap, yağmurun cama vuran sesleri, ağaçların hışırtısı, etrafta sessizlik… kaybol gitsin :))) bu bir kısmımızı mutlu eder, zaman zaman beni de eder Ya böyle bir sabahda işe gidenler, evlenenler, cenazesi olanlar, günlerce kıyafet peşinde dolanıp partiye hazırlananlar… acaba bu yağmura “aaaah” mı ederler, yoksa “berekettir, bereket” diye iyimserlik zırhına bürünüp koruma kalkanlarını mı açarlar ?
Bazen insanın çocuk olası geliyor, onların da sorunları var ama sınırları dar :))) Bize göre bir çırpıda feth edilecek topraklar onlarınki. Dün akşam kızın arkadaşlarından biri okul müdürünün facebook’unu bulmuş. Watshap grubu yıkıldı, adamın olan resimlerini alt yazı ile paylaştılar, cevap yazdılar sarsıla sarsıla telefon ekranına baka bakaaaaa güldüler, arada ben de faydalandım. Tahmini otuz kırk kişi avuçlarının içindeki telefonla hafta sonu eğlencesi yaptı. Fakat biri paylaşıyor, ötekiler de merak edip sayfayı açmıyor, servisi bekliyor. Araştırma ruhu bir kişi ile sınırlı :)))))Mevsime uygun bir sabahda tabiat renk değiştirirken, ölmeye yüz tutacakken, yeni başlangıçlar yapanlar var Onların hatırına arada biraz güneş, durgun deniz, en fazla inceçikten bir yağmur diliyorum
Hadi Eylül de geldi gitmek üzere, Hadi tvde Cüneyt Arkının tepesinden uçak geçen tarihi karıştırmış filmi, ocakta mis gibi kokusu gelen çay, yapılacak işler, gidilecek yerler var Hadi “yılmadım, yıkılmadım, ayakta da durabilirim, yürürüm, gerekirse koşarım da ” mantığı ile :)))) Hadi bi gayret, aaaaaay hadi bi cesaret, valla olabilecek … :)))) Hafta sonunuz gönlünüze göre geçsin

28 Eylül 2014

Rahmetli annem “kış mayasını attı” derdi. Ufaktan kışın ucu göründü amaaa daha “pastırma yazı” var Kiiiiii kasımın başlarına denk gelir.Genelde 29 Ekimden önce kalorifer yanmazdı ama gördüğüm kadarıyla düğmeye basanlar var Hava ıslak ve karanlık ama bizim içimiz aydınlık ve sıcak :))))) Bu havanın da pazarla birleşince ayrı tadı var Kalkıp bi daha yattım. Bu havalara Jean Rhys çok yakışıyor. Okurken uyumuşum, kalorisi yüksek bir kahvaltı, devamlı ocakta çay, “bırak dağınık kalsın ” modeli bir ev, akşam yemeğine “bakarız, yaparız bir şeyler” ihtimali, bolca gazete, herkese bir örtü, herkese az çok bir koltuk, tv açık ışık niyetine, ev halkı haftanın ifadesini alıp veriyor, araya karışan hapşırık sesleri, “Bayram da geliyor” muhabbeti, “çamaşır bugünden kalsın, ütü ihtiyaç kadar” annenin geçici derdi :))))))
Birbirine benzer Pazar günleri vardır amaaaa kesinlikle aralarında lezzet farkı vardır, bir tutturduğumuzu bir daha kine denesek de, didinsekte bulamayız Hadi “Dem bu demdir, Dem bu dem”

29 Eylül 2014

Her şey değişip gelişiyor da şu pazartesinin gelişi aynı kalıyor Hep bir sıkıntı, hep bir yığıntı. Hafta yetmeyecek gibi gözüküyor. Düşünmek eylemden daha yorucu. Sonra bir ucundan tutmaya gayret ediyoruz tabii ki de tutuyoruz, “kimimiz var bizim bizden başka” kapsamındakiler ilk sırada, sonra sıra biraz bozuluyor, yayılma harekatı devreye giriyor, bazı işler salıya çarşambaya sarkıyor hatta sarktığı yerden sallanıyor :))))) Derkeeeen bir hafta sonu daha geliyor, haydiiii her şey yeni baştan. Gerçekten hafta sonunun tümünü tatil yapabilenler va rmıdır? Tatil derken yatma yuvarlanma ağırlıklı, Roma’lılar usülü yattığın yerden ayağına gelen hizmetle beslenme, en ağır iş kanal değiştirme, göz kapaklarının indirip, rüya alemine gömülme, oralarda kabusa dönüşene kadar kalma, kaç saat kaldı diye saate bakma… yazarken daraldım :))))))
Yani ne diyelim, sağ olana her şey gelip geçiyor, tıpkı hafta sonları gibi Yeni bir ne olacağı belli olmayan pazartesi sabahında gözümün içine bakan işleri beynimde sıraya dizerken, bu satırları da yazmasam olmaz :))) Sırf yazdıklarıma yalancı düşmeyim diye çalışıcam, pırıl pırıl olmasa da bazı yerleri parlayan bir ev, ocakta akşam yemeği, bir miktar ütü, biraz çamaşır… yapıcaz artık :))) “Yeterince motive oldum zaten” diye de beyaz bir yalan sallayalım, sonra onu cifleriz de parlar artık :)))))

Aaaaay hadi başlayalım, bitecek gibi görünmüyor Bu hafta sonu bayrama çıkacak inşallah, emekli ev hanımı, kıdemli anne, bilgin komşu, hısım akraba düşkünü, sorumluluk sahibi biri olarak program yoğun Enerjimi “Bana ilk bakışda aşk değil, her bakışda aşk lazım” diyen A.Batman’dan aldım :)))) Eveeet tekrar tekrar, her bakışta yeni bir yerini sevmekte fayda var :))) Haydi günaydın, sonu bayram ettirecek şaaaaneee bir hafta olsun

30 Eylül 2014

Kafamızın içinden geçenlerle gözümüzün önüne gelenler birlik beraberlik içinde değiller :))) Amaaaa “yapcek bi şi yok” akışa seyirci kalarak “Geçmiş, kalbimizde, Gelecek, önümüzde, En güzeli, günümüzde” dünden kalan kitap cümlesini aklımızda tutarak, gün içinde bize yazılan rolleri katkıda bulunarak, kah seyirciye kah kendimize oynayacağız artık Sonra biten bir günü günü bitiremeyenlerin haberleri ile dolu olarak gözden geçireceğiz, haber kanalları vasıtasıyla Sonra da unutacağız ve yeniden başlayacağız. Aslında unutmuş gibi yapacağız, şu dünyada şahitlik ettiğimiz hiiiiiiç bir şey kaybolmuyor, yok olmuyor. Kayıt olarak tabii ki de. Vicdan defterleri var, yazılıyor anacığım
Uzun zaman sonra ilk kez bu sabah üşür gibi oldum :)))) Fabrika ayarlarıma geri mi dönüyorum acep ? Bildiğimize yakın bir sonbahar sabahı, renkler daha tam dönüşmedi,küresel ısınma bu sene neler yapacak bekliyoruz. Amaaaa önce bayramı bekliyoruz. Bayram temizliğini anlamsız ve manasız buluyorum, esas temizlik bence bayram ertesi olmalı :)))))) Bayram yemekleri için malzeme çalışmalarına yarın başlayacağım, bugün menü oluşturma ve diğer işler var gündem de. Deliye göre hergün, bize perşembe akşama doğru bayram inşallah Aman zaten hepimiz biraz deliyiz, her günün içinde bayramlık illa ki vardır :)))) Hadi bugün de hissedebilene bayram, hadi günaydın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑