NİSAN SONU GÜNLÜKLERİ


10154008_10202884407324964_3021099781574747530_n

Her şey geliyor, geçiyor  🙂 Nisan da geldi, geçti bile 😦

Fotoğraf Özgül Karadeniz’in Hollan’da Brugge albümümden, tam da Nisan’lık 🙂

20 Nisan 2014

Hava yağıyor, ferahlayacak, darısı başıma artık  Ben de yazınca açılırım belki :)) Sabah kahvaltıda oğlan “Kızım annemi neler bekliyor, söyle de, kadın oralarda fenalaşmasın” deyince kızın beti benzi attı, yüzü kül gibi oldu. O zaman anladım, veli toplantısından çarpılmış olarak döneceğimi  Üç buçuk saat toplantıda dağıldım valla :)) Matematiği 80 olan birinin kimyası neden 21 olsun ? Biyoloji neden 35 olsun… diye düşüne düşüne evin yolunu buldum. Kapının arkasına saklanarak açtı ve odasına kayboldu. Önce bir duş aldım, nefes egzersizi yaptım, tane tane, anlaşılır biçimde kalıcı bir konuşma yaptım. Her güne soru programı ve kontrol. Elimden gelen budur  Zayıflı karnelerle kızda tanıştık. Yapamayacak olsa, zekasından şüphem olsa, valla hiç uğraşmıyacam ama yapabilecekken göz ardı edemem. Oğlanlarda haylazdı, ama bunun yaşına gelirken toplanmıştı. Onlardan da az çekmedim, kulağına küpe isteyen, top peşinde her gün pantolon delen, ikide bir de sınıftan atılan, yollarımı rehber hocaya bağlayanlar da onlardı ama başardık bir şekilde. Bu da olacak inşallah :)))
Şimdi arkadaşlar bana kızar, sıkıştırma kızı diye :))) Hiiiiiç alışık değilim hazım edemiyorum :))) Fakülteyi bile takılmadan bitirdik. . Kiiii hayatımın her döneminde bolca gezip eğlenmişimdir. Notları toparlayınca okulu kırmaya başlardım :))) Bir kez eylüle dersim kaldı, o da meraktan. Eylülde nasıl geliniyor diye :))) Keza eşim de fakülte arkadaşım, o da öyle :)) bu kızla imtihanımız biraz ağır oluyor amaaaaaa umutsuz değilim olacak inşallah…

21 Nisan 2014

“Dün yaşandı bitti, bugüne dair bir şeyler söylemek gerek.” Böyle bir söylenmiş bir söz var  Biz de tüm dünleri yaşadık bugündeyiz, bugünün çooook şükür bilincindeyiz :)) Yarına dair umutlarımız filan var :))) Fakaaat dünden bugüne mecbur taşıdıklarımız var :))))
Programı yaptık uygulamaya başladık, tüm testler pırıl pırıl, tertemiz, ellenmemiş duruyor. Onlara ayrıca sinirlenmedim. Zaten sinirlendim sayılmaz daha çok üzüldüm. Neyse bir şekilde toplayacağız, kızdan ulema yapmak gibi bir niyetimiz yok, ama yapabileceklerini de yapsın bir zahmet, faydasını illa ki görecek. Çocuklarla ilgili hırslarım yok, illa şu, bu olsunlar diye de beklemiyorum. Öncelikle “adam” olsunlar diye gayret ediyorum. Herkes gönlünden geçene yönlensin. Biz de yol kesme, tehdit, yasak yok. Amaaaaaa “sınır çizemeyene sınır çizerler”, bunu öğretmeye gayret ediyoruz. Kendi hayallerim olsa, tüm çocuklar doktor olsun diye uğraşırdım, dermişim :))) Sabah sabah çooook da gülermişim.
Hadi yine, yeniden, yeni bir pazartesi, içine illa ki yeni bir şey katalım  Hadi tüm başlangıçlar güzeldir, kendimizi kapatıp geri de kalmayalım, Hadi dünya dönüyor, ömrümüz bir su, yıllar içiyor, Hadi bugün benim de takviyeye ihtiyacım var :)) Hadi bi gayret, Hadi bi cesaret…
Başlangıç olarak koruluktan geçerek, markete, bankaya gidicem :)) Yol boyu da sağıma soluma bakıp, bir ana olarak tabiat ana ile sessiz sessiz şöyleşicem, “kaç kişi böyle yollardan markete, bankaya gider” diye pozitif düşünücem, kulağıma gelen “burada oturan herkes” diyen şeytani sese aldırış etmicem :)))))
O zaman, Haaaaaaaydeeeeeee GÜNAAAAAAAYDIIIIIN …

22 Nisan 2014

Bahar tehlikelidir. 
İnsana olmayacak işler yaptırdığı gibi 
çabucak kaçtığı için suçu hiçbir zaman 
ispatlanamamıştır. 
Tekin değildir yani…

– Ece Temelkuran –

Yukarıdaki satırlara sığınarak, suçu bahara atarak, kendini aklayarak… bir mola alasım var  Hani bir düğmemiz olsa da açılıp kapansak. sonraaaa kaldığımız yerden güçlenmiş olarak olarak başlasak… ama olmuyor. Hayatın içindekiler teker teker gelmiyor, maalesef bir randevu sistemi mevcut değil :))) O vakit ne yapıcaz ? Elimizi kolumuzu bağlayıp, tepemize kara bulutlar toplayıp, surat asıp zehir saçmıyacağız :))) “Bir yol bulunur, ortası mevcuttur” teorisinden hareketle yaşarken molaaaaa yapıcaz :))) Nasıl olacağını ben de tam bilmiyorum ama bu konuda bir takım tahminlerim var :)))
Sabahın serinliğinde kendimi çamlığa atıp, Kadir Ağbi’nin kendinden geçmiş lalelerine bakarak, göğe yükselen çam ağaçlarının altında güneşten saklanarak, önümde konuşarak yürüyen kadınlar için “İkisi de en az yarıya düşmeli çok yer kaplıyorlar” içimden yorum yaparak, komik şeyler düşünüp kendi kendime gülümseyerek, temiz hava ile ciğerleri sevindirerek… yani işte bu gibi şeyler bir ara mola olabilir :))) Bakıcaz artık 
Haftanın kitabları ; Bir De Baktım Yoksun / Yekta Kopan, beşinci köşe / Gamze Güller Yüz yıllık Yalnızlık ya da Kolera Günlerinde Aşk da ilgi ve alaka bekler, ustaya saygı bölümünde  Woody Allen ‘in filmini izledim. Hoş olmuş, kaliteli komik :)))
Haaaaaaydi bakalııııım, hem günü hem de kendimizi kurtaralım  

23 Nisan 2014

Bugün 23 Nisan fakaaaaaaat neşe dolamıyor, utanıyor insan  Çocukların durumu artık çok zor. Nasıl bir dünya bırakacağız, nasıl koruyup kollayacağız… Doğruları sabitlemeye uğraşırken, yanlışlar içinde yaşayan çocuklar, çocuklarımız. Nereden bakarsan oradan diz boyu kepazelik görüyorsun. Eğitimden, cinselliğe kadar, aile yaşamından, aile kurulmasına kadar, siyasetten, eğlenceye kadar… her yerde. her şeyde ziyan olan çocuklar var  Doğru düzgün yetiştiremezken kalkıp bir de sırtlarına bir sürü emanet veriyoruz, olmuyor, olamıyor tabii ki de.
Yıllardır 23 Nisan’ı ansızın bozan havalar, bayramlık çocukların üstüne yağan yağmurlar, incecik süslü elbiseleri uçuran rüzgarlar olarak bilirim  Hatta bu sabah da büyük oğlanı cümle büyüklerin “Yarın törenlere gitmesin, hasta bu çocuk” tembihlerine karşın nasıl stadyuma götürüp, saha içine sızdığımı, geçite kadar sarıp sarmalayıp, yandan yandan yürüyüp, geçişin sonunda kortejden hemen nasıl kaptığı hatırladım  Bugün hava güzel  Sokakları süslediler, ben de bayrağımı astım, kendi çocuklarımı alış verişe götürmek niyetim. Yol boyu etkinliklere karışıp, şeker ve balondan faydalanma imkanımız olabilir :))))))))))
Hadi bugün çoluğa çocuğa, çocuk kalmış yanlarımıza bayram  Hadi kaçırmayalım, Hadi faydalanalım… Hadi hepimize kutlu ve mutlu olsun.
24 Nisan 2104
Muhataplarım hep çalışan, okuyan olunca bu ara tatiller benim dengemi bozuyor “Bundan da denge bozulur muymuş ? ” demeyelim  Hayat elimize geleni içine tıkıştırdığımız bir dolap gibi, içine tıktıklarımızın bir kısmını unutuyoruz, bir kısmı aklımızda, aklımızda olan lazım olunca, eeeee biz de dolabın kapağını açınca, hepsi birden üstümüze yıkılıyor, altında ezilip kaybolmuyoruz tabii ki de ama kan ter içinde, soluk soluğa kaldığımız doğrudur :)))))
Pazardan çıkılmış da pazartesi havasında ama aslında perşembe olan bir kısım insanlar için hala pazar sayılan bir günün sabahında “Çooooooooook mutsuzum, çoooooooook ” diye arabesk arabesk bakınmıyorum amaaaa gözlerimden pırıltılar da saçılmıyor :)))) Hatta gözlerimi kapayıp, bilincimi yarı açık tutasım var :)))) Ama olmaz tabii, olmamalı  Zihnimde sıralanmış, yapılacak işler var. En başında “mümkün mertebe adam gibi yaşamak” var  Bir gün bir gündür neden ziyan edelim  Hemen hocamın sözlerini hatırlayalım;

“Türkiye’nin geçirdiği bu dönemde lütfen kendinize, inandıklarınıza, bedeninize, zihninize ve kalbinize iyi bakın. Edebiyat ve sanatın hemen her defasında bize sunduğu o çoğul sonsuzluğu hep hatırlayın. Bu yüzden hem kendinize hem de insanlara daha az kızın ve daha çok affedin.” Bir kez daha okuduk, içimiz açılır gibi oldu :)) Gerisini getirmek bizim elimizde 

Haaaaaaaaydiiii bakalım, cümleten günaaaaaaydın …
İMZA; Bi Polyanna :))))))))

25  Nisan 2014

Nisan en zalim aydır, gövertir
Leylakları ölü toprakta, yoğurur
Anılarla istekleri, uyarır
Uyuşuk kökleri bahar yağmuruyla. 

T.S.Eliot

Öyledir  Her şeyi uyandırır ama ayarı yoktur, ne havasının, ne yağmurunun, ne dalının, ne çiçeğinin… kandırmaya, bunaltmaya yatkın bir yanı vardır. Uçurur bizi de nereye uçtuğumuzu sonradan anlarız :)) Hemen itiraz etmeyin canım  Herkes uçamaz zaten :)))Bazılarını sallar, bazılarını hafifçe sarsar, amaaaaa illa ki bir şey yapar :)))
Nisan bitmeye yaklaşırken, iyiliklerle mayısa taşınmak dileğimiz :)) Gökyüzü, yeryüzü bi düzene girsin, bizden de umutluyum :)) Hadi Günaydın…

26 Nisan 2014

Kızım doğunca evimizin renkleri değişti.Pembede yoğunlaştık ama heeeeeeer renge yer verdik, gönül verdik. Kendi kızımızın yanı sıra Barbie’leri Winx’leri de bağrımıza bastık :))) Hem renkli hem de kalabalık bir aile olduk. Gamze’miz bu gün 14 yaşında :))) Hep ayın ondördü gibi kalması dileğimiz.
İnce uzun, uzayıp gider, gülüşü halasına, en son evden çıkışı teyzesine, elleri babasına, yataktan kalkışı bana benzer  Canı isterse uçurtma gibi, canı isterse kaplumbağa gibi hareket eder. Açık ve nettir, dürüsttür. “Kızım bu dersten nasıl 13 aldın? ” sorusuna içtenlikle, “Sorular zordu, ben de çalışmamıştım zaten” cevap verir. Benden korkar, abisinden çekinir amaaaaa adrenalin delisidir. Tutkusuna yenik düşer :))))) Her yanından insanlık, merhamet akar, küçücük bir kızken parkın kenarındaki evimizden fırına gittiğinde, dönerken aldığı ekmeğin başından kopararak yemeye başlar, gördüğü kediye, köpeğe, küçük çocuğa ikram eder, kalanını da kucağına alır, salıncakta biraz sallanır gelirdi  Her seferinde izinler için sınırlarımı biraz daha genişletiyorum  Ama o her seferinde çıtayı biraz daha yükseltiyor, ben yine geri de kalıyorum. hayatı adımlayalım diyen bana hoplayarak geliyor :))) Ben de iki adımda bir şıcrayarak, nefesimi ensesine salarak arkadan arkadan geliyorum :)))) Biz çocuklarımızı sevgili, saygılı, paylaşımcı, özür dileyen, izin isteyen formatında yetiştirmeye çalıştığımızdan küçük yaşta ana okullarında, ilk okullarda çoooook hırpalandı, Her seferinde koşup kurtarmadım ama arkasında yanında olduğumu hissettirdim.” Örselenmiş yerlerinden öperim çocuk” dizesi beni çooooook derinden etkiler, tüm acı çeken çocukları kucaklayasım, kalplerinin orta yerinden öpesim, kederlerini alasım gelir 
Eğer evlenip, çoluğa çocuğa karışacaksa bir kızı olmalı herkesin  Onlar hayatın renkleri, onlar bir dünya, onlar… çok şey ama nasıl yetişirse size öyle döner, kızlarımızı çooooooook sevelim, valla hakediyorlar :)))
İyi ki doğdun kuşum 

28 Nisan 2014

Nasıl güzel yağmur yağıyor, işte benim bildiğim, hatırladığım nisan buuuuu :)) Hava yağmurlu, günlerden pazartesi, önümüzde içinden her bir şey geçebilecek olan bir hafta var, yorgunluk, kızgınlık, yapılacak işler, heyecan, umut var… :)))
Bana bu hafta da hiiiiç pazartesi yokmuş gibi geliyor  Okullar iki gün, sonra perşembe yine tatil, cuma hafta sonu, çarşamba hafta ortası, ah nerede vah nerede pazartesi :)))) Böylede bir durum mevcut. Bakıcaz artık, bir hal çaresi, bir orta yol bulup tadını çıkarıcaz, tadsızlık verenleri de tatsız tatsız kabul edip, nedenlerine bakıcaz, araştırıcaz… filan değil, mühim olan yaşamaya hazır olmak, hayatın içinde olduğunu, yön verebileceğini, bazı verilmiş yönleri uygun bulup gideceğini bilmek  Hadi dünya dönüyor 
“İtirazım Var” filmini izledim. Olayın geçtiği camiyi hemen tanıdım, adını, sanını, yerini, yurdunu bildim. Üsküdar gezimizde vardı. Baş gezginin kulaklarını çınlattım, İstanbul Gezginleri‘ni topluca bir andım  Güzel, hoş bir filmdi, yaş sınırı önce 18 idi, sonra 15 e çekildi. İçinde küfürlü sahneler var, zaten onlar hayatın içinde var, çoğu kimseden duyuyoruz  Gözüme batan bir iki yer oldu ama genelde iyi işlenmiş bir konu. Fırsat olursa izleyelim. Esas filmim “The Lunch Box” onu bu hafta olmadı öbür hafta izlemeyi istiyorum, inşallah. Bilir kişiler tarafından şiddetle öneriliyor  Hint filmi, ilginç bir konu, aşk temalı, yanlışlıklara dayalı bir film  Haftanın kitabı ” Yüzyıllık Yalnızlık” bendeki beşinci baskı, 84 basımı, Nobeli 82 de almış. İlk dört baskısı Sander’den kiiiii o da yoklar arasında. Fiatı 1100 lira  Yaprakları sararmış, kitap kokusu var içinde :)) Kimbilir o yıllarda okurken neler hissettim, çantamda gezdirip, öğlenleri Gezi Park’ında , yatmadan, evvel, çalışırken iş arasında… okumuş olabilirim 
Hadi dünya dönüyor, gün geceye dönüyor, yarın düne dönüyor, an anıya dönüyor, Yağmur buluta dönüyor, kuşlar yuvaya dönüyor, sonlar başa dönüyor..
Hadi yıllar geçiyor, dönmeyen kalmasın :)) Yani takılmayalım, devam devam .

29 Nisan 2014

Görünmez bir kazadan görünür bir şekilde hasarlıyım 😦  Belimle iskemlenin arası hoş değil. Tablet ya da telefonla yatarak, oturarak yazmayı da gayri ciddi buluyorum. İlle de masa üstü 🙂 Taşınabilir ekranlara duygularımı taşıyamıyorum. genetik mi ? Öğretilmiş mi? tam bilmiyorum. Her türlü fiziksel ve duygusal acıyı kendi kendime un ufak eder, zerrecikler halinde saklarım. Özelimdir der paylaşmaz ve şikayet etmem 🙂 Bugün de ucundan paylaşım sıfır şikayet 🙂 En geç pazara düzelir diye umutluyum 🙂

30 Nisan 2014

Hayat uzun ya da kısa bir yol. Biz de yolcuyuz. Bu bilinen bir şey. Bilinmeyen bizim de bilmediklerimiz mi acaba ? Aslında görüyoruz, hissediyoruz, farkına bile varıyoruz çoğu zaman da bir şey yapmayıp istiflediklerimiz var. Ya canımız istemediğinden, ya zamanı değil dediklerimizden ya da üstünde çalışmak istemediklerimizden kaynaklı karanlığa mahkum ettiğimiz bir yığınımız var. Bir zaman geliyor bu yığındaki kapalı tuttuğumuz her şey üst üste hayata geçiyor. Bizde  bize koşuşan bu karışıklıktan bu karmaşadan bunalıyoruz. Sonra yine hepsini değil bazılarını çözümlüyoruz, sonuçlandırıyoruz. Elimizi bile sürmediklerimizi, göz ardı ettiklerimizi tekrar kapatıyoruz. Taaaaa ki bir sonraki çılgın partiye kadar 🙂 Bu böyle sürüp gidiyor, biz de yaşadık diyoruz.

 

Reklamlar

Nisan Ortası Günlükleri


1522069_10202205125063332_10297776_n

Fotoğraflar için Özgül Karadeniz’e sınırsız teşekkürler 🙂

11 Nisan 2014

Günaydın 
Nasıl güzel yağıyor yağmur, yeşillikler canlandı, toprak kokusu var, yokuşlardan akan küçücük dereler  sesler, kokular… su ile kaynaşan tabiatın kendi arasında muhabbeti var. Kulak verelim  Haftanın son iş günü (Sayılır, cumartesi çalışanlar itiraz eder ama o günkü çalışmalar az buçuk gayri ciddi oluyor, yani benim zamanımda öyleydi, az iş, çok laf  )
Tam da örtü altına saklanıp, açıkta kalan kollarla bir kitabı tutma, okuma ve okuma ile bu dünyadan ayrılma, fincan baş ucunda, gözler kapanır gibi olunca ısrar etmeyip kapatma, tatlı uykular, gerçek mi değil mi tam anlayamadığın minik rüyalar.. gün için çok münasip valla :))) Ama olmaz olamaz  Çoooooook işim var  Geçen gece film geç saat olunca kendime kültür izni yaptım. Baba evinde kaldım. Tepesine helikopter park etmiş, gece vakti ay ile söyleşen, bulutların arasından mahalleyi seyreden Trump’ın gölgesindeki evim, güzel evim  Ablam rahatsız sabah da biraz temizlik yaptım, dolaba bir iki yemek attım, kütüphaneyi karıştırıp, sayfaları sararmış bir iki kitap aldım.Sonra birinin içinden resimler düştü, onların da rengi solmuş ama o anları renkli renkli hatırladım, hüzünlendim, odalardan annem babam çıkacakmış gibi hissettim, sanki sesleri geldi, işim bitince hemen çıktım. Kapıyı annem gibi kilitledim, anahtarı çıkarınca bir de geri ittim, emin olmak için :))))))
Eve geldim kiiiiiiiii, bıraktığım gibi. Sözlerim tutulmuş, eğitim meyvelerini vermiş Eşim de burada idi ama çocuklar yalnız da kalabilir. İlk okul üçten sonra anahtar vermeye başladım, bir üst kattan kapıyı nasıl açıp kapadıklarına bakardım  İlk bakkala gittiklerinde de arkalarında olurdum  Tabii bunları bilmezler, şimdi şimdi anlatıyorum  Okulları hep akşama kadar olunca dönüşlerinde hep kapıyı ben açtım ama arada geç kalırdım ki eve girebilsin, birbirlerini karşılasınlar, yemeklerini ısıtıp yesinler… Öyle çocuk büyütmek kolay değil, hep gözün üstünde olacak ama bakmadın sanacaklar Yıkanırken vücuduna, çantasından çıkanlara, telefonda konuştuğuna, kapıya gelen arkadaşına, evine gitmek izin istediğine… her hali, her tavrı gözleme açık olacak, gözden kaçırmamaya çalışılacak. İsyan ile itaat arasında ince hatta çok ince bir çizgi var, kırmadan kaydırmadan korumak gerek :)) Gayret ediyoruz 
Gelirken metrobüste arkamda bir anne kız oturuyordu. Kız sekiz gün sonra evleniyormuş. Biraz ufak tefek (İnerken baktım :)) ) Ayakkabıları yüksek topuklu imiş, annesi “Düğünde Mehmet’in elini sakın bırakma, bileğini filan burkarsın” diye tembih ediyor :)) Kız da “Niye bırakayım anne, en sıkı tutacağım bir günde” diye cevapladı :))) İşte annelik böyle, kimsenin aklına gelmeyen sorular ve çareler onlarda bulunur. Bunun yaşla, başla, eğitim katsayısı ile bir ilgisi yok  Tamamen iç güdüsel :)))))
Kendi zamanımdan çalmayım, yazdım ve kaçtım  Hadi başlayalım, hadi hepimize kolay gelsin  

12 Nisan 2014

Kötülük doğada kaybolmayan atıklar gibi  Yaşıyor ve zarar vermeye devam ediyor. İlahi adalete inanıyoruz ama o da bazen çok geç kalıyor, geldiğinde ortalık toz duman, kimi zaman sadece huzur içinde ölmek için zamanımız kalıyor  Belki bu da öte dünyaya geçişte önemlidir, bilemiyoruz. Kötülüğün karşısındayız ve savaşa devam 
Dün akşam apartman toplantısı vardı. Yönetici ben bırakmam derken birden ne değiştiyse aklanıp, bırakmaya karar vermiş. Topladığı vekaletler katılımcı sayısından çok olunca yapılacak bir şey kalmıyor ama en azından bir hafta daha ertelendi. 48 daire, en az 35 i birbirine düşman, 40 tanesi birbirini tanımıyor, en az 15 i nin cezai ehliyeti yok :))) Böyle bir ortamda illa ki sen yönetici ol diye yakama yapıştılar  Yapmasına yaparım da ben apartmanda duramıyorum ki :)))) Çok şükür ki geçerliliği hiç kaybolmayan bir cümle var ki hayatımı kurtardı. “Beyim müsaade etmiyor! ” :))))) Aynı komedi filmlerinde ki gibi inanılmaz komik, çelişkili, kavgalı, gürültülü bir geceden yağmurlu bir cumartesi sabahına çıktık 
Bugün sırada Japon sinemasından “Yaza Veda” ve olabilirse “Büyük Budapeşte Oteli” filmi var. Araya Mahir Ünsal Eriş’in ” Olduğu Kadar Güzeldik” kitabını kattım, akşamları yatmadan evvel okuyorum. Şiddetle tavsiye ederim 
İki günlük hafta sonu program dökümüne çocuklar “Hiç şaşırmadık, meşgul kadınsın, Allah yardımcın olsun” yorumunu yaptılar :)))))
Her şey elimizden kayıp giderken, gözlerimizin önünden geçip giderken kovalamaya devam. Sağlığımız yettiğince, ölüm bizi sobeleyene kadar, devam, devam, devam…
Hadi şaaaneee bir hafta sonu dileğiyle, hadi boş verin yağmura, az sonra güneş açar, olmadı zaten herkesin güneşi kendi içinde var, hadi, hadiiiiiii …

13 Nisan 2014

Sabah pencere açınca gözlerimi kapayıp, çakralarımı açtım :)) Temiz havayı soludum Mavi mavi bulutsuz gökyüzü, yunmuş, yıkanmış yeşillikler, dallarda taze sürgünler, kuş sesleri, arabalardan, insandan yana sessizlik 
Göğüs kafesimden kuşlar havalandı. Onlar benim umutlarım, onlar benim hayallerim, içinde oluru var, olmazı var, ne gam ? Hepsinin içinde sevgi var, iyilik var, herkes için, hepimiz için  İyilik, güzellik büyüdükçe güzel, paylaştıkça güzel  İşte böyle bir sabahtan, işte öyle bir günaaaaaaaaydın  Hadi aşk ile… 

14 Nisan 2014

“Bugün dünden daha güzel olacak ”  Pazartesi için süper bir başlangıç cümlesi veeeeeeee ben dahil çoğumuzun buna ihtiyacı var  Pazarlar kendini paralarcasına tatil yapma günleri, dolayısıyla pazar ertesi yorgunluk, bıkkınlık kokuyor  Dün ağır hastalar, evden çıkamayan yaşlılar, içi komple kararmışlar dışında tüüüüüüüüm İstanbul sokaklara dökülmüştü. Ben de tahmin ettiğiniz gibi :)) Zaten arkadaşlar resimleri duvara yapıştırmışlar :)) Liselilerle , gezginlerle buluşup kaynaşma,akşama da Volkan Konak’la Cengiz Kurtoğlu ile nostalji bünyeye ağır geldi :))))))))
“Dün yaşandı bitti”, şu an itibariyle yukarıda ki paragraf bile geri de kaldı  Gelecek saatlere dair yeni şeyler söylemek lazım :)) Hayat bizi öğütüp, tüketirken, zaman hızla akıp geçerken, bu pazartesi de yarına geçen pazartesi olacakken, yarından bile şüphe varken  Ne diye bekleme yapıyoruz kiiii
Hadi kırgınlık da, kızgınlık da derinlik ister, herkese, her şeye yaymayalım , Üzüntüler biz istersek gelir geçer,” bitti” dediğimiz de biter, bir deneyin olacak valla :))) Hadi bütün ihtimallerin ihtimal olmaktan çıkma şansı vardır, sanş verelim 
Bu hafta geçen haftayı aratmayacak kadar yoğun gözüküyor  Kesin sizinki de öyledir  Amaaaaaaaan yaşayalım, sallayalım gitsin, kıyısında köşesinde, ortasında illa ki güzellikler var  Hadi gören gözlerle, hadi bi cesaret, hadi bi gayret 

16 Nisan 2014

“Bahar yorgunluğudur” dedik ve konuyu kapattık  Hatta” ört bas ettik” de denebilir :)) Allah gönül yorgunluğu vermesin, vücut yorgunluğuna biraz uyku, bir kas gevşetici derman olur da gönüle çare zor 
Sabah sabah gençlerle başlayım bari  Allahım bu nasıl bir boş vermişliktir. Çalışma masasından kalkılıyor, defter, kitap, kağıt kalem… tüm malzeme masadan kalkılıp da tuvalete gidilmiş, aaaaaaaz sonra dönülecekmiş gibi. Ama yatmaya gidiliyor  Artık gözlerime inanıyorum :)))) Üniversitede ders veren bir arkadaşım var, bir keresinde dersine girdim. Her iki taraf için de üzgünüm. Onlara ders vermeye çalışan arkadaşla, ders almamaya kesin niyetli olan arkadaşlar aynı pota da harman olamıyorlar, bu gidişle herkes kendi potasında :))) Sinema bileti alırken “film İngilizce, Türkçe alt yazılı” diye beni uyaran gençleri tabii ki de verdiğim cevaplarla dumura uğratıyorum :)))) Buna da ayrıca şaşırıyorum, dört kez filan başıma geldi, farklı sinemalar da hem de :))) Biri beni sınıyor mu bilmem :)) Yapacak bir şey yok  Bizim evdekiler, kapı önündekiler, Kadıköy, Taksim meydanında bekleşenler… benzer davranış sergiliyorlar. Her konuda ayak uydurmamız, güncellenmemiz mümkün değil :))) Fazla muhatap olmamak en iyisi :)))
Sinemaya devam. “El yazmaları yanmaz” güzel bir İran filmi idi. İran’da uygulanan sansürün, zulmün ve otoriter rejimin net bir ifadesi  Can güvenliği açısından jenerik akışı yoktu  Büyük Budapeşte Oteli de güzel bir film, hatta eğlenceli, figüranlar bile ünlü :))) Filmden çıkınca hala oralarda kalabiliyorsam “bence o iyi bir iş olmuş” derim :))) Ben otelin varlığına inandım :))) Daha iki filmim var. Bu sene toplam sekiz adet Hatta Kadıköy Rekss ‘e kadar uzadım. Bizi bir araya getiren tesadüflerle dün film çıkışı Nazım Hikmet Aile Çay Bahçesi (Bence adı artık öyle :)))) ) sohbet, yeme içme iyi oldu valla :)) Seneye daha çok film, daha çok dünya diye diledim :)))

 

Hayat, kendini öyle bir gelip senin karşına koyuyor ki, hayallerini, umutlarını, çocukluğundan, gençliğinden beri kurduklarını yutturuveriyor sana.Sınavlar geliyor, en son akraba düğününde giyilmiş biçimsiz takım elbiselerle iş görüşmeleri geliyor, askerlik geliyor, kredi kartı geliyor, ay sonu geliyor, ihtiyarların bir bir ölmesi, gençlerin bir bir ihtiyarlaması geliyor. Durduğu yerde ağırlaşmaya başlıyor hayat. Yapış yapış bir şey gibi. Kanatlarına bulaşıyor. Ökseye tutulmuş gibi kalıyor insan. Hani zaten uçacağından değil de, yine de zoruna gidiyor.
OLDUĞU KADAR GÜZELDİK / MAHİR ÜNSAL ERİŞ

17 Nisan 2014

Bazı sabahlar ” yaşamak, hayata karşılık hayallerimizden vazgeçerek kabullendiğimiz bir kaybetme biçimi midir ? ” diye soruyor insan  Muhtemel gece boyu görülen karışık rüyaların, bahar yorgunluğu diye geçiştirilen ağrıların sızıların, hala hazmedilmemiş insan davranışlarının sonucu, beklentiler ile beklenmeyenlerin çarpışmasından doğan olağan bir durum  
Eeeeee biliyoruz ki zaten. Hayatın içinde yaşam faaliyetleri sürdüren biri olduğumuzu, her günün insan kaynaklı sürprizlere hazır olduğunu, dünyanın döndüğünü ama insanların ondan hızlı döndüğünü, kötülüğün her zaman iyiliği yenmiş göründüğünü, iyiliğin düşe kalka per perişan savaşlar kazandığını, elimizin altında olmasını istediğimiz her şeyin gün be gün uzaklaşarak bize teeee oralardan göz kırptığını,doğanın, içimizin, dışımızın kirlendiğini, geçmişe geçmiş olsun dendiğini, anlamak mı anlatmak mı daha zor hala bilemediğimizi, “ben bu insanı bildim” dediğimizin akabinde yanılı verdiğimizi… filan biliyoruz da hala neden aynı şeylerin tuzağına düşüp üzülüyoruz ki ? İşte burası yaşamanın “Bu ne yaman çelişki anneeeeeeeeeee” bölümü :))))
Hal-i pür mealim budur :)) Pek de iç açıcı değil ama açacağız bir şekilde  Hem dokunaklı, hem de güldürücü bir filmmiş “Avludaki Fısıltılar” Baş rolünde her daim büyüleyici Catherina Deneuve var  Umarım film ruhuma iyi gelir :)) Sabah sabah çaydanlığı pırıl pırıl yaptım, kireçini çay lekesini temizledim, içine de kendi harmanım çayı kattım, ev misssssss gibi bergamut kokuyor  Hep bir yerden başlamak gerek, oluyor bazı şeyler, önlemez haller bunlar, olacak,kabul ettik, Kızmadık, sinirlenmedik, içimizden analiz ettik :))))
Başlangıç için çay iyi gelecek, hadi günaydın :)))

18 Nisan 2014

Sabah beri keyfim yok ama şu saatten sonra yeminlen mutsuzum :)) Ders çalışan oğlanın hizmetindeyim  Arada kendi ödevlerimi yapıyorum. “Seni üzmek istemem” diye başlayan ama ile tamamlanan cümleler üstündeyim :)) Bu nasıl bir yalandır ? Bir mazeret cümlesi, arkası bombardıman. Sonuç, iyi niyetli olduğunu ifade edip, karşısındakini kırıp döken insanlar ” Var yaaaaaa sizin yatacak yeriniz yok. Zaten sizin gibiler de kolay kolay ölmüyor. Siz iyi niyet görmemişsiniz” diye diye günlük hayat içinde çabalarken. Gündüz programları ile şaşkına döndüm. Ara verince oğlan kanalları tarayıp, beni de “Ayşenim gel, gel, bak ne buldum ” diye çağırıyor :)) Önce MTV de “Living with family” ; Gençler beraber yaşama yolları arıyor. Kızın annesi oğlanı istemiyor, istesin diye oğlan kızın evine yerleşip birlikte yaşama denemesi yapıyorlar. Yaşlar, lise yaşı. Yazmakla bitecek gibi değil, açın bakın :)) Arkasından “Misafir ol bana” Evli olan ya da olmayan çiftler yemek yapıp misafir ağırlıyor :))) Vazgeçtim, oğlanlar benle evde otursun :)))) Bu kızlara rastlama ihtimali en az %50 :))) Bin bir güçlükle büyüttüğüm oğullarımı heba edemem :)))) Kız da dursun :))))))
Görüntüler beni korkutuyor, ürpertiyor, umutlarım kırılıyor amaaaaa hepten de umutsuz olasım gelmiyor :)) “Du bakalım, o günlere bi çıkalım” da yüreğime su serpmiyor :)) Geçen arkadaş buluşmasında baktım hepimiz aynı dertten mustaribiz :))) Kendi aramızda alıp verelim dedik de güldük de :)) Artık konuya sıcak bakıyorum :)))
Amaaaaan bunlar bu günlük, yarına ne olur bilemeyiz, her şey kısmet, nasip. Her şey değişiyor, ne olmazlar olura dönüyor da arkasından baka kalıyoruz :)))

20 Nisan 2014

Havada bir sıkıntı bende bir yorgunluk, ikimizinde hali geçici :)) Kalkarken tereddüt ettim ama yine de sabaha kıyamadım. Bir yağmur bulutu geldi geçti, sabah esintisi, sessizlik var. Var olduklarını bildiğin her şeyin suskun halleri güzel  Bu hafta da “Yahu ne haftaydı ” bölümünde kayıtlara geçecek 
Dün son filmi de izledim ve eski adıyla sinema günleri bu sene için bitti  “Mandalina Bahçesi” çok güzel bir film, belki vizyona da girer ama bir yerden bulup izlemenizi şiddetle öneririm. Savaş karşıtı, sevgi ve hüzün dolu, sonunda bir kaç damla göz yaşı olabilecek ( Kiiii ben de oldu) bir film. Seçtiğim tüm filmler güzeldi 
Dün öykü Atölyesi de bitti. Son ders, son öyküler, son buluşma… ama değil. Son bence bir tek ölüme yakışır  Bir öykü de ben yazdım, öğrendiklerimi kullanarak ama üstünde tekrar çalışmam gerek. Bende de bir yarım hal hali uyandırmıştı. İçime sinene kadar değiştirip, eksik tamamlamaya devam  Sınırlarımı başkasının çizmesinden hoşlanmıyorum. Kendimi sınırsız kabul edip, kendim sınır koymayı istiyorum  Bir çeşit kendini bilme hali :)))
Normal ama festival seyircisi ile 15 gün geçirince ukalalık katsayısı artıyor :))))) Bu da ayrı bir gerçek ki festivalin çoooooook bilinçli ve bilmiş bir seyircisi var :))))
Hadi haftanın son günü pazar :)), dinlenmek için mi ? Gezmek için mi ? orası size kalmış Hadi her şeeeeeeeey gelip geçiyor, iyi enerjiye sahip çıkalım  Hadi sevmekten kim usanır ? güzel şarkıdır ama şarkılarda kalmasın  Hadi hayat verdiğimiz kadarını almak değildir, karşılık beklemeden yaşayalım. Hadi ben daha çok sevsem, sen bunu bilmesen, sen daha çok sevsen ben farkında değilsem bile fark etmez  Heeeeeeeeeer şeyin bir orta yolu var  Kesin bilgi yayalım :)))) Hadi günaydın, Hadi şaaaaaneeee pazarlar… 

NİSAN BAŞI GÜNLÜKLERİ


10157203_10202737177244304_5356459368992262177_n

 

01 Nisan 2014

Cahillik güzel şey  Öğrendikçe yalnızlaşıyor, mutsuzlaşıyor insan. Bilgi, vicdan, merhamet… gibi üçü bir arada meziyetlerin varsa işin daha da zor  Eğer dünyaya bir daha gelme imkanım olursa (Kiiii güzel hayaldir  ) Kendimin “Aptal sarışın modeli” olarak tasarlanmasını diliyorum :))))))))))) Benim adıma yapılan işlere seyirci kalmak, en büyük derdimin ; saçımın sarı tonu, kırılan tırnağımın ucu, tüm dertlerimi alış verişe çıkınca unutabilmek, birine kayıtsız şartsız inanabilmek, bildiklerimden şüphe etmemek, iç sıkıntımın gelecek kaygısı taşımadan güncel olabildiği, gezmelerin en büyük yorgunluk, çoluk çoğun mantar gibi büyüyebildiği, sırtımdaki yükün kürküm olduğu, paramın bol ama akışının nereden olduğu önemli olmadığı, kedi köpek çalışması yapan, ihtiyaç sahibi insanlar olabileceğine, yokluğa bir türlü inanmayan, sırtını beyine yaslamış, tasasız… filan, yazarken bile bunaldım :)))) Olmam, olamam, olmakta istemem zaten, benimki geçici bir bunalma :))))
Bir seçim daha geride kaldı. Sonuçlar çok da şaşırtıcı değil ama ben gibiler için üzücü. Allah biliyor ya kimseye inanarak oyumu atmadım. Henüz beni temsil edecek bir parti ve lider yok. Var olanlarda ayrı yerlerde. Bir araya gelip oyumu alabilecek gibi değil. Küçük bir çocukken anne baba yalanları ile büyüyen, öcü, iğne yapan doktor gibi kabusları olan, sıranın önüne geçmesi için, dağıtılan bir şeyden daha çok alması uyarılan… yolsuzluğa, avantaya, yalana yabancı olmayan bir nesil var. Kendini düzelten düzeltti, düzeltmeyen de düzelir inşallah. Bölgede belediye değişti, giden belediyenin Umre kayıtları varmış, sıra ile gönderiyormuş. Gidenler kimin paraları ile gittiklerini düşünüp, merak etmezlerse, onlar giderken bölge okullarından birinin müdürü senede 100 lira için dil döküp,” hepiniz verseniz, ben bu okulu uçururum” diyorsa… suçlu yoktur suçlular vardır 
Hadi “1 Nisan” her şey bir şaka olsa, hadi uyum sağlayacak çok şey var, ileri saatten başlayalım, hadi kazanan kaybeden diye ayrılmayalım, hadi türlü çeşitli pencerelerden bakalım, farklı fikirde olanları silmekle, küsmekle olmaz, birbirimizi inandırmak için çalışalım, hadi dünyaya bahar geldi, gönlümüze de gelsin çağıralım :))
Hadi bi gayret, hadi bi cesaret… GÜNAYDIN 

02 Nisan 2014

Nisan ayı yağmur ayı diye bilirdik  Nisan yağmurları üstüne şarkılar bile var kısa süren aşklarla birlikte anılan  Şimdilerde daha çok yağmurun bulutları var. Bizim gibi “bi sıkıntı, bi sıkıntı” döküp de kurtulamıyorlar. Kara bulutların arkasından öylece geliveren mavi gökyüzü var. Konya ‘da duymuştum hatta yaşadım da “kırk ikindi yağmurları” nı. Sabah günlük güneşlik, ikindi vakti bir karanlık, bir şakırtı, ortalık şifalı sırılsıklam :)) Mevlana Müzesi’ n de Nisan yağmuru tası var. Eskiden gökyüzünden sadece buharlaşan doğal sular aktığı için şifa niyetine toplanır, içilir ve yıkanılırmış. Bir sene de bana geldi ama ben çok tedbirli olduğum için içmedim :))))) Başımızdan döktük sanırsam 
Ben değişiyorum, bunu hissetmek hoşuma gidiyor, yol boyunca tedbirlerime, kurallarıma çarparak, elimin tersi ile yol açarak gidiyorum. Hareket şiddet içermiyor, sadece yol açma amaçlı  Yapabileceklerini yaptıktan sonra hayata seyirci kalmak güzel, kadere müdahale planları bunaltıyor beni. Olasılıklara dayanan,” şu olursa bu da olur, ama onları da ayarlamak lazım” modelinden sıkıldım  “Günün Kedisi” ni bulucan, ondan sonra da “kedidir, kedi” deyip kurtulucan :)))
Sabah bir film seyrettim. Çok önce de seyretmiştim, 85 yapımı, Oscarlı, Manzaralı Oda. Kırlar, bahçeler, gelincikler, papatyalar, hiç işe gitmeyen insanlar, güzel giyinen, kitap okuyan, müzik dinleyen, bir bakışa bin anlam yükleyen, seyahat eden, düzgün sofralar, gümüş çatal bıçaklar, malikaneler, atlar, sanat muhabbetleri, az politika… bu dünya başka bir dünya :)))) hiç canları sıkılmaz mıydı acaba :)) Gerçi yarım gün sürer kadınların o elbiseleri giymeleri, çıkarmaları, yarısı gidince de geriye ne kalır ki :)))
Haftanın kitabı “Dünya Ağrısı – Ayfer Tunç”. Haftanın gezmesi İstanbul Gezginleri ileNezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi , haftanın hayvanı Kedi, Haftanın filmi Köksüzler, haftanın kahramanı herkesin kendisi :)))
Hadi günaaaaaaaaaaydınnnnn 

04  Nisan 2014

Her sabah yeni bir gün ama biz her sabah yeni bir insan değiliz. Dünden, önceki günden, geçmişten kalanları sürüklüyoruz yanımız sıra. Farklı uyanıyoruz ama aklımızın bir köşesinde duruyor unutamadıklarımız, takılıp kaldıklarımız, hesaplaşamadıklarımız. Hayatımızda yenişemediğimiz insanlar var. İlle de galip gelmek için savaş verdiğimiz. Bu sabah bir yazıda gördüm, “hüznün ve üzüntünün üstesinden geldiğinde gelişiyor insan” öyle  Bunun içinde kabul etmek gerek, geniş pencerelerden bakıp da hayata çoooooooook şey görüp, çooooooook şeyin farkına varmak lazım. Gençliğin ateşinin harı azaldıkça daha bir ayağı frende oluyor insan  Yaşlılıktan değil  Tecrübelerden kaynaklı bu hal.
Okuduğum kitaplarda, izlediğim filmlerde, hikayesi olan her şey de mutlaka biri olurum ben  Baş kahraman olacağım diye bir tutkum yok, arada yancıları da kendime yakın hissederim  Bir zaman için kendim olmaktan vazgeçerim. onlarla konu içinde gider gelirim, ters düşerim, fikir birliği ederim, tanıdıklardan biri mi ? derim, arada kendimi fark ederim… oluyor bazen. Misal dün okuduğum kitaptaki Şükran ile gittim, Müfit tanıdık biri dedim  Kitap bitti ama ben henüz dönemedim :)))
Hayat zenginlik dolu bir manzara, ışığı, rengi, objesi kalabalık. Bu karışıklıkta olacak tabii ki de farklar, farklılıklar. Rahmetli anamın bir sözü vardı, ortalığı karıştıranlar için “Yangına körükle gitme” diye  Öyle işte, yangınlar, yangınlar… onları azdıran rüzgarlar… hep var bunlar. Ne seyirci olmak, ne de elinde körük tutmak, ya yangını çıkarmamak ya da su bulmak…
Hadi, günaydın  Hadi, olacak olacak, her şey daha iyi olacak  Hadi bir ümit her zaman olmalı 

Mantı, içli köfte gibi yapımı saatler süren yemeklerin dakikalar içinde tükenmesi beni sinirli yapıyor :))))

05 Nisan 2014

Pencereden sepet sallayan teyzeler vardı, mahallelerde  Eğitiminden ümit kesilmiş, göz önünde olsun diye bakkalın yanına verilmiş bir de çırak. Pirinç, şeker, un, mercimek, bulgur… şimdi pakette olan her şey o zamanlar çuvallarda olduğundan mı, tatarken tozu uçtuğundan mı, bakkalın titizliğinden mi bilmem bir de çivit mavisinden kötü renkte iş gömlekleri olurdu.Çırağın adıyla seslenen teyze sepetini sallar, (gerçi her zaman yaşlılar da olmazdı, tembel ablalar da sepet sallardı :))) ) ekmek, gazete, sigara gibi sepetin kapasitesine göre istek yapardı. Bazen para da konur, çok zaman da deftere yazılırdı. Geçen oğlanı sınava götürdüğümüzde gördüm, sallanan bir sepet ama devamını kaçırmışım.
Sabah sabah iki kap yemeği ocağa koyup, oğlanı dershaneye yolcu edip, yarı uykulu kıza ” kirlin var mı ?” diye seslenirken kulağım da radyo da idi. Yeni bir teflon sistem gelişmiş, nano teknoloji ürünü imiş. Mesela kravat kiiii bunlar çok pahalı erkek aksesuarlarından biri imiş :)) Türk kası denen bir göbeğin üstünde sallanırken, mühim bir yemekte, yemeğin bir parçası ile buluşması kaçınılmazmış :))) Oysa ki bu spreyden sıkarsak, leke tutmaz, değerinden bir şey kaybetmez, lekeli bir kravatta karizmaya eksi yazmazmış… :))) Doğrudan satıştan aklımda kalanlar. Sepetten nano teknolojiye, mutfaktan bilgisayar başına… hep zamanın işi :))) Zamanla geçer, zamana bırak, zamanla düzelir, zamanla gelişir, zaman ister… her şeeeeeeeeey zamanın elinde. Hayatın içinde zamanın kölesi bizler. İlla ki geçen, illa ki gelişen, illa ki değişen her şeyin illa ki takipçisiyiz. O zaman zamandan umut kesmeyelim  Hatta zamanın içinde yer alalım, ayak uyduralım, gerisine düşmeyelim ama ilerisi için hayaller serbest 
Hadi her şey önceleri hayaldi, Hadi hayalleri öldürmeyelim, Hadi hayal güzel şeydir, çölde bülbüller öter :)) Hadi olacak, olacak illa ki olacak… 

06 Nisan 2014

Gökyüzü bulutlu, sıcaklık on yedi derece imiş :)On ile yediyi ayrı ayrı düşünüyorum, şu anda iki rakam havada birleşemez gibi :)) Ama gönüllerde on yedi ve üstü. İçimde harekete hazır kervanlar var. Bu hafta heeeeeep yol çekecek gibi :))
Hiç böyle ısınmamıştım;
Daldaki vişneye,
Vitrindeki aydınlığa,
Salça kokusuna mutfağımın,
Akan dereye, uçan buluta,
Hiç böyle ısınmamıştım yaşamaya.

Edip Cansever
Aynen böyle ama her sabah öyle :)) Seviyorum  Sevgi insanın mayasında var. Zor olan nefreti beslemek  Nefretlerini, kızgınlıklarını diri tutmak için çabalayan insanlara yazık, boşa harcadıkları günlere yazık, pişman olacak zaman bile bulamayacaklar belki  Sen, ben, biz, hepimiz aynı derde tövbeliyiz. Şavaş olmasın diye tek derdimiz ama farklı şekillerde istiyoruz 
Zaman bulamam sandım ama buldum. Kalkalı çoooook oldu.Yemek önemli bizim evde heeeeeer gün pişer çok şükür  Eve gelen pasta börek yemez biz de, onu da yeriz ama sonra çayla, önce yemek  Kıyafetini hazırlamamış, muhtemel kapıdan çıkarken dalaşacağımız kızı göz hapsinde tutuyorum. Damar cümleler var ezberimde  Karşıya geçmişken bir kaç planım var. En az ikisini hayata geçirecek gibiyim.Yani uzatmayalım, Hayatı seviyorum, hayatıma şu ya da bu yolla karışan insanları seviyorum, doğayı, ağacı, taşı, kuşu seviyorum. İstanbul Gezginleri – Aksiyon – 32 / Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi etkinliğine dahilim inşallah :))
HADİ ŞAAAANEEEE PAZARLAR…

07 Nisan 2014

” Bu havalara uyum sağlamak günden güne zorlaşıyor  Bugün deniz, yarın kara kış misali, bu baharların tadı kaçtı, zaten erken gelen bahar mı olurmuş ? Bunlar çakma bahar, biz ne baharlar gördük :))” diyerek yaş farkını da resimleyip, “Hadi günaydın” la başlayalım bari 
On seneye üç çocuk sığdırınca, bir zaman geldi ki her eğitim kademesinde her ruh halinde çocuklarım oldu. Mutfak duvarına üçlü takvim astığım, günleri çarpılayıp açıklama yazdığım zamanlarım var benim  Banyo günleri kabus, evde doğum günü partileri daha büyük kabus, bir hafta sonunun dört beş yere birden çekiştirilmesi çok çok daha büyük kabus… :)) Böyle böyle geçti yıllar, her işi sırtlamanın kendi kabahatim olduğunu anlamam epey bir zaman aldı amaaaa şu an benden geri kalanlara terapi yapacak kıvamdayım :))) “Bak hayatım”, “Ama hayatım” anahtar başlangıçlar, sabırla desteklenecek ,” hayatım” özele indirgenecek, herkese işi ve sorumlulukları öğretilecek  Kısaca “Şekerim; Hayatı paylaşmak ve bölüşmek gerek, kusursuz kavramını hayatından çıkar, olabileceklerin en iyisinde hem fikir ol” Bu mudur ? Budur :))
Veeeeeeee yine yeniden film festivali, “Sanatı için ruh sağlığı bozulan, balerini, ele avuca sığmayan enişteyi, nota bilmeyene şarkıcı demeyen menajeri, yetimhane günlerini unutmak isteyen cazcı kardeşleri seviyoruuuuuuuuuz, çünkü sinemayı seviyoruz” Benim filmlerim yarın başlıyor :)) Latife Tekin’in “Sevgili arsız ölüm” ü nü okuyorum. Arada iki ince kitap geçtim  Bir öykü yazdım, yarın öbür gün görücüye çıkacak, önce hocama :)) Yazıp bitirmem gereken, başlanmış tarihi pasaj, yurt, apartman yazılarım var. Ev bildiğiniz gibi :))
Olacak, olacak hepsi olduğu kadar olacak. Dışarıda da içeride de hayat var, kaçırmamamız gereken anlar var, elimizde avucumuzda birikmiş paylaşılacaklar var, dünya dönüyor, günler geçiyor, tekrara ne zaman ne de imkan var, her şeye yeniden, yeni baştan, gerekiyorsa sil baştan başlamakta yarar var.
Hadi başlayalım, gönlünüze göre şaaaaaneeee haftalar…

09 Nisan 2014

Yoğunluk, yorgunluk, ergen kız evlat, sınav psikolojisinde oğlan,karışık ruh hali, gurbette başka bir oğlan, ağrıyan sızlayan kaslar… filan var ama şikayet yok  hepsini yola koyacağız. Arzu ve yetenek var  Ben gibi iflah olmaz bir pozitife hele de iki eksi bir artı ederken dayanamaz negatifler :))
Geçenlerde kızın telefonu akıllandı ama kızın aklı yarılandı  Yarısı telefona takılı kaldı. Zamane halleri ama bu gidişe de bir dur demek gerek, birinin hatta annenin frene basması gerek  Telefon babadan, faturalı hat da anneden. Kıymetini bilmek gerek, üçtür limiti aşıyor ki az buz değil hani.( Bu yüz ifadelerine kızgın, gergin, asabi… çeşitleri de konmalı :))), benim için nokta sonrası kızgın ifadesi uygun, içinizden ekleyin:))) ) Dün sinemada iken mesaj geldi, faturanız ödenmiştir diye, miktarı görünce kan beynime sıçradı tabi, film zaten zor, benim için iyice zorlaştı demicem ama ölen adam hangisi bilemedim :)))) Neyse akşama kadar sakinleştim, hatta sabahı bekledim. Sabah da asla bir panter değil, bir kedi yumuşaklığında, “Hayatım faturan yine çok geldi, bununla üç oldu, tekrarında mevzuu bile etmem, kontörlü günlere dönersin. eline, ağzına bir ayar ver ! ” Hiiiiiiiç uzatmadan, konuyu dağıtmadan,az, öz, nokta sistemi ile gereken uyarıyı yaptım, zaten bilirler dediğimi de yaparım 
Hayat bu işte içinde her şey var, çoğu kabulümüz  kendi adıma başkalarının kıydığı canlara itirazım var. Ölüleri kategorize etmiyorum, şurda ölenler, burda ölenler fark etmez. Fikir suçundan dolayı, farklı düşünceden, farklı etnik kökenden, farklı renkten, farklı dinden… içinden fark geçen her şeyden bizden değildir diye insanların ayrılmasına ve canlarının kıyılmasına karşıyım. Ölümün her türlüsü beni üzer, kurşuna dizilen, boynuna ip çekilen, polisin askerin silahına hedef olan, kimyasal ile toplu kıyılan… heeeeer türlü insan elinden çıkma ölüme karşıyım.
Dün Dünya Sinemasından, antidepresan temasından iki film izledim, bugün de Akbank Galalarından bir filmim var. Hayat da zaten bir film şeridi gibi, tekrar izlenebilir ama düzeltilip yeni baştan çekilemez  Herkesin kendi filminde baş rol oynadığını unutmayalım, suç varsa içimizde 
Hadi günaydın, hadi iyi seyirler…

 

 

MART SONU GÜNLÜKLERİ


1779877_10202269069581905_1702926342_n

 

21 Mart 2014

Erken de yatmadım ama sanal aleme bakmadım  İki dünyaya ait okumalarım vardı. Onlara alaka gösterdim. Biz sınavlardan önce okunmuş pirinç yutan bir nesiliz, sonrasına sular, kesme şekerler geldi. Şimdi empati zamanı :)))
Sabah ne var ne yok diye açtım kiiii, twitter yoklar arasına karışmış. Sonra bir iki uğraşınca demeyeceğim ama linki değiştirince girdim kiiiiiiiiii “yıkılıyoooo” muş akşam :))) Çalışıyor mu diye bir iki retweetle yaptım oldu valla :)) Okunmuş benimki :)))) Baktım facebook’dan birbirine yardımlar, eve servis garantileri, adresler… filan, başarmış arkadaşlar. En son”girmeyen kaldı mı? ” diye yoklama bile almışlar :))))) Bu arada Başbakan kapatıyor, İ.Melih Başgan DNS değiştirip twit atıyor. Allahım Allahım daha hangi filmler gösterecen bu Şubatlar, martlar, mayıslar, haziranlar, eylüller… görmüş kuluna ?
Aklı başında olanlar düşünecek “Hangi büyük suçlar, iletişimi yasaklar”. Olmayanlar da “Günaha girmekten kurtulduk” diyecek. Hafta sonu mitingine yapılacak taşımalı, kumanyalı, cep harçlıklı katılımcıların çokluğunu, dünyanın öbür ucundaki rock konseri resmi olduğunu görmemiz biraz zaman alacak bu durumda :)) “Güneş balçıkla sıvanmaz”
Eskiden ara ara bakardım, şimdi illaki oldu :)) Sabah sabah yazılanlar orantısız zeka ürünleri. Valla kalite de yükselmiş :))) ” Bütün dünya duble yollarımızı konuşuyor şu an” (Alıntı)
Hayırlı bayramlar, hayırlı cumalar, hayırlı mutlu sonlar … 

22 Mart 2014

Yaz erkenden geldi. Mahallede ıhlamurlar, şehirde Kadir Ağbi’ nin laleleri açmış.Yollar gündüz çok kalabalıktı. Şimdi öğrenciler ve veliler evde sabahı bekliyor. Biraz heyecan biraz da gerginlik var. Malum çocukların karşısında bildiği soruları soracak bir Ekrem, bir Akif, bir Fatih yok. Bu sene kim hazırladı bilmiyorum, bilsek de bize faydası yok Çalışan, hak eden kazansın  Hak eden bölümü şüpheli 
Twitter ben de hiç kapanmadı. Akşam yemeğini eşim hazırladı. Sıcak sularla, prillerle mutfağı ancak temizledim :))) Yarın kahvaltıda oğlan “Bal ve tereyağı yesin,akşam da erken yatsın” diye Kayınpeder aradı. Başarılar dileyenlerin sayısı bir hayli çok  Bu ikinci YGS sınavım. Değişen bir şey yok, aynıyım. Yılların hesabı iki saat kırk dakikada sorulacak. Uykum hiç gelmeyecek gibi  “Yarın tüm okul bahçeleri Yeni Mahalle kuran kursu gibi olacak” bir tweet okudum :)) Katılıyorum :)) Bu sınav lobisi geniş etkili :))))
İyi şeyler, şüpheliler, gerginlik veren haller… hepsi bir arada. Ne olacak bu hallerimiz diye soranlar, bir gayret ümidini kesmeyenler var. Sabah zili çalmadan kapıya şık bir poşet içinde AKP ile ilgili broşürler, üstünde adayın resmi olan kahve paketi ile adayın ismi yazılı iki de kahve fincanı bırakmışlar.On yılı geçti, bir otuz daha ister gibiler.
Hayat içinde bulunduğumuz anların toplamı  Farkına varmak, sapla samanı ayırmak temeli. Kafası karışık, duyguları daha da karışık bir anne olarak sınava girecek, gençlere ve de kendi kuzuma başarılar diliyorum. Gerçekten iyi olan kazansın ve hayırlısı olsun. Bu kadar 

23 Mart 2014

Aaaaaaaaah aaaaaaah kalabalıklar, içleri boş, kuru kalabalıklar ve onlardan medet umanlar, o kalabalıkları bir şey sananlar… maalesef varlar.
Çoooooook üzgünüm ki, cahili çok bir milletiz. Çocuğunun tek hakkı olduğunu bildiği sınava, nüfus cüzdanına resim yapıştırmadan gelenler var. 14 ya da 16 yaşından sonra resim mecburi. Sınav kapısından dönüp, nüfusa koşturup, geri gelip yetişemeyenler var.Veeee bunlardan dolayı sınav günü nüfus idareleri sabah yediden ona kadar mesai yaparlarmış. Demek ki yalnız değiller  Koyun gibi güdülmekten, cebini düşünmekten başka bir şey düşünemeyen ama her sene çocuk sahibi olmayı ihmal etmeyen, bedava her şey için ihtiyacı olsa da olmasa da kuyruklara giren, fazlasını ziyan eden, satın alınabilen, ne sattığını bilmeyenlerin oluşturdukları kalabalıklar… Daha düne kadar beraber yürüyenler kanlı bıçaklı oldu, eski halleri aklında tutamayan kalabalıklar, sizden kimseye fayda gelmez, kendinize bile…
illa ki bir yerde bir adalet var, ilahi, adli var inanıyorum. Hak yerini mutlaka bulacak.
Düşen uçak konusu ne kadar inandırıcı ? Bu haberi zaytung yapmış olabilir mi ? detaylar pek üstün körü olmuş  İğrenç bir espri ama yapıcam  “Kim inanır, Kadir İnanır ” İnanacak Kadirler gitsin savaşa !

25  Mart 2014

Hayatta yepyeni başlangıçlar değil ama eskilere yeni başlangıçlar istiyorum, bıraktığım yerden, ardıma bakmadan, önümdeki yılları hesaplamadan.Mesela eski arkadaşlarla yeni buluşmalar gibi 
200 gr kıymadan kaç tane biber dolması yapılır diye sordu oğlum  Onda karar kıldık, “korkarım bu oğlan yaza da tarhana ile salça yapar” diye düşünüp güldüm  gözümün önüne dolma doldururken ki halleri geldi, hayalimden ellerini sevdim.
Kendine ev işi öğrettiğim kızıma “Nasıl genç kızsın sen , bunlar olmamış” diye fırça atarken “Benden genç kız olmaz anne, bırak peşimi” cevabını aldım :)) Kırkından sonra bir kızı olması çoook güzel bir anne için  Güldürüyor ve enerji aşılıyor, geç yaşlara ikinci, üçüncü çocuk tavsiye olunur :)))
Seyrek bıyıklı, uzun, asabi şahsiyet saydırmaya devam ediyor  Biat etmiş halkı eteklerinde, neden, niçin, ne hakla soruları vicdanlardan silinmiş, ona isnat edilen her şey için insan “neden olmasın” diye düşünüyor.Sanki kopya seçmenler var, düşünmeyen, mukayese edemeyen,
Sabah karanlığında uyanınca camdan ilk baktığımda korktum valla. Doğal bir afet mi oldu acaba dedim, sonra anladım ki gönüllüler, ağaç, direk ne varsa aralarını uzun bayraklarla donatmışlar. Rahmetli annemin dediği gibi “Kuş gözü kadar boş yer kalmamış” Bu bayraklar olmasa, bu şarkılar çalmasa kime oy vereceğimizi aklımızda tutamayacakmıyız 
Festival biletlerim geldi, sağ olsun Lale kartlı arkadaşlar  Akbank’ın bilbordlardaki reklamları çok güzel  ” Boş otel koridorlarında bisiklete binen cesur çocuğu seviyoruz, çünkü sinemayı seviyoruz ” :))
Gün başlarken umutlar, beklentiler var. Gün biterken yaşanmışlıklar, omuzlarda kalan ağırlıklar var…

26 Mart 2014

İşi biten “ay” ı uğurlayan bulutlar üstünü ince bir örtü ile örtmüş, onu uykuya hazırlar gibiler  Ninnisi uçak seslerinden :)) Güneş evlerin arasından hazırlık yapıyor, biri giderken biri geliyor ışık kaynaklarının. Kuş sesleri, sabah yeli iş başında, yollar doldu bile erkenciler le, spora gönül vermiş aylaklar çamlığın yolunu tuttular. Belki güzel bir gün olur  Aslında her gün güzel bir gün adayı da onu kötü yapan kötü insanlar var. Eveeeeet her şey onların suçu 
Tapeleri dinlemiyorum, kızıyorum, tiksiniyorum. Bunları yapıp çekenlerde, bunlara malzeme olacak işleri yapanlar da bana göre aynı tavanın balığı  Çıkar için birbirlerine göz yumanlar, denge kuramayınca birbirlerine düştüler. Bu nefret, bu kin, bu hınç… kutsak kitabın neresinde ? Hangi sure ? bir bilen varsa bana da söylesin. Bir tanesi dedikoducu kadınlar gibi, pencere camında sarkar gibi habire yakıştırıyor, yapıştırıyor  Başbakan devlet yönetmeyi bıraktı, yerine kim bakıyor acaba ? Her şehirde meydanlarda amaç belediye seçimleri, belediye ile ilgli bir tek boynunda atkı var. Konuştuğu yerlerde kim aday onu bile anlamıyoruz. Muhalefet tapelerden medet umuyor, bir büyük bir şey patlasa da faydalansak diye  Namus uğruna twitter gitti. Bu namus bekçileri, tecavüze uğrayan özürlü kızın tecavüzcüsüne “olay sırasında kız bağırmamış” diye ceza indirimi veren hakim için ne yaptılar, o sesler oralardan duyulmadı diye mi sustular 
Aaaaaaaaaaah aaaaaaaaah, oooooooooof ooooooooof böyle işte, haller bizi kötülerin iyisine mecbur etti, bu seçimlerde 
Dışarısından görünenler bunlar. İçeri de sabahın erken saati, okula hazırlanan bir öğrenci ile biraz daha uyuyan bir başka öğrenci var. Çay kokusu, tost kokusu hakim havada  Evin annesi çocuklarından aşağı kalmayan bir masada, hem de salonun ortasında, yakın gözlükleri gözünde, kalemler, kağıtlar, okunacak ve okunan kitaplar,dergiler, festival kataloğu, tarih sırasında bu senenin filmleri, kol saati, dünkü yüzükleri, kulaklıklar, şarj aletleri arasında, hırkalar ve eşarplar da var sandalye arkalarında tam da bunların ortasında içini döktü sanal sayfaya 
Hadi gün aydın olsun … 

27 Mart 2014

Veeeeee you yube da twitterin arkasından gider  Ansızın giden ama gideceğine önceden hüküm verilen twitter gidişi ile bir çok kişiyi mutsuz etmiştir ama çareler tükenmemiştir. Gizli kaçak, diğer ülkeler üzerinden görüşenler, görüştükleri konularda görüşemeyenleri aydınlatanlar sağ olsunlar  Gerçi geri dönmelidir diye bir yargı kararı da var ama onun uygulanmasına daha 28 gün var  Twitter sıkılmasın diye yanına bugün de you tube gitti. O zaten daha önceden de gidip gelmişti. Facebook da gün sayıyor kanımca.
Şekerim; görmesek, duymasak ne olacak ki ? Unutacak mıyız ? Haber alamayacak mıyız ? … bizler kağıtların teksir makinasında çoğladığını biliriz, el yazmalarına şahitiz Fotokopi makinesinin tüm evrimini yıl yıl izledik. Bilgisayar çağına çocuklar doğurduk… hangi çılgın bize zincir vuracakmış ? Şaşarım 

28 Mart 2014

Biz çocukken arkadaşımıza uyup da suçlu durumuna düştüğümüzde “senin aklın yok mu” diye ekstra ceza alırdık. Yani çoooook küçükten öğrendik suçu başkasının üstüne atmanın bir mazeret olmadığını. Allahım bu nasıl bir seçmendir ? Bu nasıl bir tapınma şeklidir. Hala savunuyorlar adamı, iftira, montaj diye yıkılıyor ortalık  Bu iftira ve montajlar bir orduyu, yazarı çizeri hapse tıktı da başkalarının yüzü suyu hürmetine çıktılar, o zaman nasıl inandılar acep ? Hiç mi sormaz insan, hiç mi mukayese etmez insan. Aslında dini bütün, sıkı sıkıya örtüsüne, camisine bağlı gibi duran bir topluluk var. Bunlar ampul giderse karanlıkta kalıcaz, namus ortaya düşecek, karımız, kızımız, bacımız kötü yola düşecek sanıyorlar. Namaz kılıp, başımızı örtünce cennetlik oluyoruz ya bunlar günaha batmaktan, cehennemde yanmaktan korkuyorlar  Bu asabi bir gülüş işaretidir. İnsan 23 Nisan gelse de koltuklar hakikaten çoluğun çocuğun eline kalsa diye aklımdan geçiriyor.Ülkeyi İsmail Y K mı yönetiyor diye şüpheye düşüyorum valla :)))))))
You tube kapandı, ama bize kapandı, tüm dünya ulusal güvenliğimizi sarsan belgeleri okuyor, iki milyon çocuk YGS ye girdi matematik sorularını gördü. Aklında kalanları paylaştı, şimdi onlar mahkemelik. Çünkü sırmış  Biz de iki kişinin bildiği sır değildir diye bilirdik meğer iki milyonun bildiği sırmış…
Tüm olana bitene neremizle gülsek acaba, zaman zaman ağzımız kifayet etmiyor valla :)))) Facebookun kapanması da hafta sonuna yetişecek gibi, gerçi yasaklar bana geç geliyor :))))
Belki bu sondur  “Sürç-i lisan eylediysek affola, Faşizm bittiğinde görüşmek üzere eyvallah…” Arkadaşın duvarından hislerime tercüman bir alıntıdır :))
Hadi günaydın, hadi bi umut, hadi kuşlar konsun yollarımıza…

30 Mart 2014

Seçmen kağıdımızı, nüfus cüzdanımızı ve vicdanımızı da yanımıza alarak yakındaki okula giderek oyumuzu kullandık  şeffaf sandıktan görünen oydu kiiiiiii ilk on zarf arasına girmiştik.

“Şekerim, bu nasıl iştir, bilimsel bir açıklaması var mıdır ?, hiç alakası yokken aldığımız kocalar zaman içinde babamızın modeli oluyor :)))) Bu bir yaşlanma süreci midir ? Birbirini tanımayan bu adamlar zaman içinde hem kayınbabalarına hem de bir çok açıdan birbirlerine nasıl benziyorlar ? :))))”

Sevgili eşim kör karanlıktan hemen sonra hazırlanıp, saate bakarak beni ve ilk kez sandığa gidecek oğlumuzu “Hadi, hadiiiiiii” diyerek tacize başladı :))) Babamda rahmetli aynı idi, kayınpederim de aynı kopya :))) Birimiz su kenarından, birimiz Anadolu ‘nun bağrından üç erkek nasıl aynı bilemedim valla :))) Yıllarca annem babamdan bağımsız oy kullandı, hele son yıllarda aynı evden çıkan farklı yönlere hareket eden trenler gibiydiler :))) Birbirlerini hiiiç ikna edemediler, hep biri diğerinin “kandırılmış” olduğunu iddaa etti :)))))

Biz bugün aynı konunun ana temasında anlaştık, muhtarı resmine göre, meclis üyeliklerini de hisse göre serbest bıraktık. Ankara’da oy kullanan oğlumuzu da konu ile ilgili bilgilendirdik :)))) Memlekete hayırlı, uğurlu olsun 

Bu arada telefonuma yağan mesajlar neşe kaynağımız oldu. Seçmen kalitesi belli olan parti, mühür bastıktan sonra başka partilere “çarpı” koymayın diye dört kez, muhtarın kağıdını aynı zarfa koymayın diye üç kez uyardı, sevgili seçmen kardeşleri :)))

Eeeeeeeeeerkenden kalkınca bazı saatler bir saat ileri gösterse de, gün hala uzun bir gün :)) Akşam yemeği için aklımda tuttuğum bir planım, çamaşır makinesi ve ütü ile samimi ilişkim var  Tv de devamlı film kanalı açık, sağlıksız beslenme had safhada, güneşin vurduğu yerlerde kayıp kuru yemiş taneleri parlıyor :))) Küçük mutlulukların tadını çıkarıyorum, okul tişörtlerinin birini eksik yıkamışım, zaten okul da bir gün eksik :))) Festivale 21.30 biletim var, eşim o gece evde olacakmış, ben olmasam olacak yani :)))))) Bi de yarın da tatil, pazartesiyi idrak edemeden salıya geçiş mümkün :)) Daha ne olsun 

Oleeeeeeeeeeeey valla :))))))

 

 

 

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑