Eylül Sonu Günlükleri


389307_3396714110386_1691055482_n
sonbaharın üç kapısı vardır. Eylül; yaza yakın, hatta yaz gibi, renklerde değişme 🙂 Ekim; iki arada bir derede, içinden zaman zaman yaz geçer, renkler iyice belirginleşir, Kasım; kışa yakın, tabiat soyunur, insanlar giyinir. O da biter ve kış gelir…

21 Eylül 2013

Evli bekar oturduğum tüm evlerin bir köşesinde kuş beslerim, pencere önleri, balkon kenarları… Kuşum geri gelmiş Baktım bir haftadır devamlı, acaba okullu kuş mudur
benimki Yazın görmedim, belki sıcaktan, belki de kısa mesafe göç durumundan yoktu. Her gün aynısı mı gelir ? Benim ki sabit midir? bilemiyorum ama ayrım yapmadan besliyorum. Bazen geç kalırsam haber bile veriyor :)))
Hayat böyle bir şey içinden bir sürü şey geçiyor, kimini yakalıyoruz, kimini kaçırıyoruz, kiminin de çoooooooook sonra farkına varıyoruz, yine de zararın neresinden dönülse kâr. Aslında ana fikri ana teması SEVGİ hayatın, sevmek hayatı kolaylaştırıyor. Sevgiyi bir alışveriş olarak görmeden, kısasa kısas karşılık beklemeden, tutkuya dönüştürüp etrafa zarar vermeden yaşamak gerek.
Ben aslında gizli bir tertip düzen hastasıyım, sürekli değil ama zaman zaman her şey raflara dizilsin, yerlerini bilsin, sıralansın, ayıklansın, temizlensin, paklansın isterim :)))
İçimi dışımı, evimi barkımı, eşimi dostumu… yani elimin altında, gözümün önünde, aklımın bir yerinde duran her şeyi bir temize çekesim var :))) Amaaaa bugün değil, bugün uzaklardan, gökyüzünden süzülerek gelen misafirler var, günü onlara ayırdık, zaten yarın pazar, pazartesiye bi çıkalım bakalım :))))
Gönlünüze göre bir hafta sonu olsun, unutmayalım; güzellik içimizde, dışarı salıvermek de elimizde… yani güzel bakalım, güzel görelim

22 Eylül 2013

Bir çay koymak; Güne başlamak
Bir çay koymak; Durumu kurtarmak
Bir çay koymak; Muhabbeti koyulaştırmak
Bir çay koymak; Yorgunluk atmak
Bir çay koymak; Çaydan medet ummak
Bir çay koymak ve yeni demlenen çaydan yudumlar almak nelere nelere iyi gelir kiiiiiiii yazmakla bitmez Aslında yalnızız, hem de kalabalıkta yalnızız, dışımızı ısıtan heeeeeeeer şey içimizde rüzgar yapıyor, bu gelgitler, gelip de gitmemeler, gidip de gelmemeler boşluk yapıp içimizi üşütüyor desem, “Amaaaan eve gidip şimdi bir çay koyarız” ilacıdır diye eklesem, “çay, kahve yanına ille de yanına birini istemez, onlara içimiz eşlik eder” diye bilgelik etsem olur mu ? oluuuuuuuur
Pazar sabahının çayını koydum, yapacak çooooooook işim var gibi, çayla bir muhabbet ne kadarını halledecek bi bakalım bakalım

23 Eylül 2013
“Doymadık, doyamadık” diye arkasından seslenmemize rağmen hafta sonu geldiii ve geçiiiip gittiiiiiiii Ertelediğimiz her şey ayna gibi pazartesi sabahında aklımızda. Dünya dönerken, bizde mecbur içinde yörüngedeyken, “O, bu, şu yapılacak” diye biriktirdiğimiz işler dururken, “Bunlar domino taşları gibidir, altına elimi bi atsam, hepsini peş peşe sıraya dizerim” diye kuvvetli bir ihtimal varken, bugünlerde “Elif dedim be dedim, kız ben sana ne dedim” şeklindeki çırpınışlarım, “tamaaaaam, geldiiim” diye önden kısa arkadan beni hem güldüren hem de çileden çıkaran cümlelerle karşı atak buluyorsa, “Boyu uzun, beli ince, henüz onüçünde” olan kızım; “Ben artık liyseliyim, çocuk muyum, genç kız mıyım, bi karar verin” diye atar yapıyorsa, fakaaaaat karşısında gider yapacak bir anası varsa, bayrama az kalmış, evin içinde ve dışında bir trafik olacaksa,” kendime gelme zamanı çoktan geldi, sayısal kahvaltı tabağına başlasam artık, akşam yürüyüşlerini de ihmal ettim” telkini sık sık tekrarda ise… konunun özü haftaya başlamaksa, lafı neden uzatıyorsamda, sabahın 05.30 otuzunda kalktım, amaç ruhumla bedenimi aynı ayarda tutmaksa
Gelen hafta, geçen haftayı aratmasın, içinden iyi şeyler geçsin, illa ki de olacak terslikler varsa ki vardır mutlaka hepsi birden coşarak pazartesinden gelmesin, haftaya yayılsın, çan eğrisi felan da çizmesin, yumuşak inişler çıkışlar yeterli. Hafta içi olan bitenlerde iki eksi bir artı etsin, üç yanlışta bir doğru noluuuuuur gitmesin Mümkünse bize “Aaaaaaaay bu çok süper bişi, çooooook hoş ama” dedirten hallerden en az bir tane, etkisi de uzun olsun, sağlık ve sıhhatin şarjı %100, mutluluk ve huzur elimizde, biz de bunun bilincinde olalım. AMİİİİİN :))))
“Ayvalar nar, nar olanda,
gönlümde bahar olanda,
mutluluktan coşacağım,
…..” noktalı yerler neydi, söyleyen Ömür Göksel miydi, you tube biri yüklemiş olabilir mi ? bi ara bi bakalım :)))

24 Eylül 2013

Bu hafta bütün eksik işlerimi yapıp tamam edesim, özlediğim düzenli düzene şiddetle geçesim var :))) Çalışmaktayım, dün verimli geçti, bugün sırada çarşı pazar var. Okul tişörtleri çok da iyi olmuyor, iki tane armalı, rengini bulursam, iki üç de düz alıyorum. Yakasında paçasında kenarında gözle hemen görülmeyen değişiklikler çocuklarında hoşuna gidiyor:)) Seviyorum onlara hizmet edip mutlu etmeyi, her sabah herkese ayrı kahvaltı, öğlen yemeğine sandviç , kapıdan uğurlama, pencereden el sallama, tabii ki de anne dualarıyla :))) Tüm anne babalar kendi anne babalarında daha iyisini çocuklarına yapmak isterler diye düşünüyorum. Misal ben böyleyim :))) Bizim evde hiç yasak yok, ölçüyü ayarlama var. Bilgisayar istenildiği zaman açılır, kimi zaman beş on dakika oyuna, kısa bi diziye, kimi zaman da eksik bilgiye. İnternet her zaman en iyi oturma odasından çeker :))))) Öyle odalara kapanma, gizleme, saklama olmaz bizde. Kimse kimsenin eşyalarını karıştırmaz, tarafımdan kavgalara müdahale olmaz, sadece bitirir, birbirinden habersiz ayrı ayrı bi kenara çekerim :))) Baba ile hiiiiiiiiiiiç ters düşmem, gerekiyorsa önceden ayar ederim :)))… Küçük büyük ayırımı yaparım, bayramlaşmada büyüğü büyükler arasına katarım. Tüm çabam birbirlerini bırakmasınlar, küsüp ayrılmasınlar. Anne ,baba, kardeşler kemik dokudan olmalı, zamanla da doku bozulmamalı, bunun içinde eğitim şart :)))))
Çocuk yetiştirmenin anne baba olmanın standardı yok, herkes kendi yöntemini bulacak, ben epeyce kolayladım darısı başınıza :)))
Hızlıca oyunlara bakma, etrafı toparlama, erkenden AVM de olma, kalabalığa kalmadan, telaşa kapılmadan eve dönme niyet. Bu arada bir de kitap okuyasım var ki sormayın :))) Baş ucumda 18 adet yeni kitap, hepsini okumak, her biriyle ayrı ayrı yolculuk yapmak istiyorum, bunun için de zamanı iyi kullanmalıyım :))
Haaaa bi de İçimden gelen, iyi dileklerle beslenen kocaman bir GÜÜÜÜNAAAAAAYDIIIIIIIIN herkese

25 Eylül 2103

Sonbahar güzel mevsim, renkler canlanıyor Sabah gün ışımaya başlarken maviler, kızıllar, griler iç açıcı. Alçalarak geçen uçak ışıkları ile “Tanrım yoksa bir UFO mu görüyorum ?” esprisini kendi kendine yapıp, kimse duymadan “Çoooook salakca oldu” diye itiraf bile ediyorsun :))))
Her şeye ya zam geliyor yada fiyatı aynı kalıp kalitesi düşüyor, geçen yıl aynı paraya aldığım aynı tişörtler bir kat incelmiş. Çarşı pazar kuruşlarla katlanıp, liralara ulaşıyor :((
Yirmi yıldır öğrenci velisi olarak eğitim sisteminin içindeyim, henüz aynı sistemle iki kere karşılaşmadım. Her sene değişiyor, değişiklik de bir türlü sene başına yetişmiyor. Bizde böyle, işi ehline değil, tanıdığa veriyoruz, o da kapasitesi kadar yapıyor. Bu durumda iyi bir dayı bulursam ben de köprü yapar, sağlık sistemini en baaaaaştan düzenlerim, tetikte olun, dermişiiiiiiiim :)))))
Seçmeli ders olarak İngiliz Edebiyatı ile Bilgi ve İletişim seçtik :)) Özellikle İngiliz edebiyatının takipçisiyim, bi de İngilizce olacakmış, kim nasıl verecek, ne öğretecek peşindeyim :)))) Lise yılları güzel yıllar, amaaaa geçmiş yıllar :((
Edebiyat Fakültesi’ne gitsem diyorum, hatta istiyorum :)) Daha zamanına ve ne zaman sınava gireceğime karar vermedim, seneye sınav annesi değilim, bu durumda sınavın taa kendisi bile olabilirim :))) “İstanbul dışı yazar mıyım “diye kendi kendime ikinci espriyi yaptım :)))
Emrah Serbest’in Erken kaybedenler’i ni okudum tavsiye ederim, okumaya ince olanlardan başladım. Sandviçe yeni bir ruh katıp bu sabah dilimlenmiş soğuk etli yaptım :)) , Çalıkuşu’nu biraz izledim, beğenmedim, uygulamaları sevmiyorum, çünkü olmuyor, ya yabancı dizileri alıp birebir içine bir şey katmadan kopyalıyorlar, ya da yerli romanları uzasın diye iyicene abartıyorlar.
Güzel bir sabah, ben kendime gülümsüyorum veeeeeee “Güne kendini bana sevdirmesi için bir fırsat veriyorum” diye düşünülmeden yazılmış bir cümle ile bitiriyorum , GÜÜÜÜÜNAAAAAAYDIIIIIIIIIIIIIN diye de ekliyorum

26 Eylül 2013

Sabah acele ile başlayınca işler hızlanıyor :)) Zaman; akıp gitmek ne kelime koşuyor böyle durumlarda Zaman önde ben arkada, aklımdan geçenleri aınında eyleme dönüştürerek ilerliyoruz. En fazla 45 dakika sonra sabah trafiğine karışmam lazım. Oğlanı gönderdim, kızı 10 dak sonra kaldırıcam… daha bi sürü bi sürü bi şeyler yapıcam. Aslında bir iki kez denedim, hiç bir şey yapmadan çıkmakla, her şeyi yaparak çıkmak arasında ev açısından bir fark yok :))) O seni her şekilde bağrına basıyor, ev insanını koşulsuz seviyor diyebilir miyiz? Bilmiyorum ama istersek deriz :)))
Arif Beki Hürriyete gelmiş, Özkök’ün yanına, Dünkü yazısı defalarca yazılıp silinmiş, zor zekat bitirilmiş hissi verdi. Bakalım neler yazacak, Özdil ile ayrı yönlere bakarken, Ahmet Hakan ortada bir yerde “Deme öyle, deme öyle” konumunda olur mu olur.
Ayşe Arman’ın evde beslediği Tavşan’ı öldü, bir ölüm yazısı yazmış, ağlaya ağlaya okudum, Ölümlere ayrılıklara direncim yok benim, kim olursa ne olursa olsun benim için fark etmez, yokluk yokluktur. Zooooooor dayanırım, biraz alışırım ama her seferinde aynı şeylere tekrar tekrar ağlarım :(( Yıllaaaaaar önce Kramer Kramer’e Karşı filminde yanımda oturan, bana göre kocaman adam yüzünü atkısının uçları ile kurulaya kurulaya film boyunca ağlamıştı da o zaman bi de erkekler ağlamaz diye bilirdim de çok şaşırmıştım, şimdi ben de eşarbımın uçlarını ani durumlarda kullanıyorum :)))))))
Engereğin Gözünü okuyorum, az kaldı. Güzel ve akıcı. Bu arada Murat Menteş’in Ruhi Mücerret’i ni de tavsiye ederim. Kitap okumak, film seyretmek, güzel sohbetlere şahitlik etmek güzeldir, güzel de hoşa giden, seni mutlu eden her şeydir :))
Aaaaaaaay bugün kendimizi mutlu etme günü olsun, kendimiz için kendimizi sevindirecek bir şey yapalım, zor olmayan bi şi olsun :))) Tarif vermiyoruz, herkesin mutluluğu kendi elinde

27 Eylül 2013

Nerde kalmıştık ? Kendimizi mutlu edecektik di mi ? Ben ödevimi yaptım Kardeşlerimle buluşup kahvaltı ettim, bir iki anamızdan babamızdan laf açtık, bir iki eski yanına bir iki yeni derken… güldük söyledik, işimizi hallettik, sonraaada onlar işe ben eve, amaaaa önce, geç yatıp geç kalkan Beyoğlu’na İstiklal’e, Sıra Selviler’e ara sokaklara, sabah ziyaretcilerine, bilgi veren duvarlara baka bakaaa otobüs durağına Caz Festivali başlamış, Adab-ı Muaşeret sergisi varmış, İtfaiye haftası kutlanacakmış, 2017 ye kadar her yer Metro ile dakikalar tutarmış, Ahi’lik afişlerde mi kalmış ?, Çay bahçesi görünümlü Zeyrek Cafe ‘ye Dünya mutfağına hakim ahçı aranmaktaymış :))))) Bunlar gözümden aklıma akanlar
Aklıma takılanlar ise heeeer yeerdeeee sadece ve sadece telefona bakanlar, bu telefonu cebimize koyan adam kim bilir ne dua alıyordur :))) Cennette bunlara mahalle bile kurulmuştur:) Gülmeyin annemden biliyorum “Ha bu makineleri icat edenlerden (Çamaşır ve bulaşık) Allah razı olsun” derdi. Gençler telefonları olmasa oyalanamayacak topluca intihar mı edeceklerdi ? Hele what’s up var ya hayat kurtarıyor, ortadan konuş gir çık :)) Üstelik bi de zaman takviyeli :)) Aaaaaaaaaaah aaaaaaaaaaah iki çift laf için neler çektik biz, kaç toplantı yaptık “Şunu söylicem” demek için, içimize ata ata, yutkuna yutkuna, hep bir sonraya bıraka bıraka büyüdük :(( Şanslı olanlar kırktan sonra aydınlandı :))))))) Misal ben :)))
Tezer Özlü’nün Eski Bahçe, Eski Sevgi sini okuyorum, Arif Beki dün de olmamış :))) “Hafta yine çabucak geçti” diye klasik takılıp, arkasına bi klasik daha biraz özen gösterin kendinize şaaaaaneeeeeee bi hafta sonu hediye edin” diye ekledim, een klasik GÜNAAAAAAAAAAAAAYDIIIIIIIIIIN la bitirdim

28 Eylül 2013
Ortası sarı yaprakları beyaz papatyalar; o yapraklardan bakılan fallar kimi zaman yüzleri güldürür, kimi zamanda inandırmaz, tekrara düşürür. Hala papatya falı bakan var mı acaba ? Eskiden şehir dışına yolculuk yapıldımı yooool boyu çayır çimen olurdu, hele de baharsa bir yanın gelincik tarlası bir yanın papatya Boyalı sarışınlardan çoooooook önce papatya suyu ile rengi açılmış saçlar vardı, ne zaman kaynatıp da suyuna bal katıp şifa niyetine faydalandık, onun tam tarihi yok ben de :)) Kırların nazlı gelini, saflık masumiyet timsali, bir demeti ile kapıya dayanan romantikler olur filmler de, filmlerden önce de vardı gördüm bazı siyah beyaz resimlerde, Tangosu vardı “Papatya gibisin, beyaz ve ince…” diye gözler kilitlenirde ayaklar bedeni ufak adımlarla sürüklerdi, sonra iç içe geçen saplardan taç yapılırdı pikniklerde çocuklara gençlere, kururken yaprakları önce dökülür, ortası ile kokusu kalıı, ezildimi avuçlarında sarıya boyar ellerini…
Bir baharlık ömrü olan, avuçlarına onlarcası sığan, küçücük bir çiçek hakkında satırlarca, sayfalarca yazarsın da bir ölüm karşısında tutulur dillerin, içinde parça bölük kelimeler bir cümle olup dökülemez dilinden de “Başın sağ olsun” dan öteye gidemezsin. Avuçlarına sığmayan ama kalbinde yeri olan, birlikte acı tatlı anıların olan, anan, baban, kardeşin, arkadaşın, dostun, komşun diye bildiğin, gazete sayfasından, haberlerden öğrendiğin ölümler… yakın uzak fark etmez.
Kalbim tıbben de ruhen de iç içe dolup boşalan dört oda. Gelenler ışıkla geliyor gidenler ışığını alıp gidiyor, gidenin yerine yenisini koyamıyorum, orası karanlık, orası ıssız kalıyor :((( Gelenler az az sayı ile artık ama gidenler sürü ile günlere haftalara üçü beşi sığıyor.
Dünden üç tane kara haberim var, sıralı sırasız, yaşlı genç, iyi tanıdığım, uzaktan bildiğim ne fark eder ki yokluk yokluktur

29 Eylül 2013

Bazı zamanlar vardır, siz kendinizi anlatmak istemezsiniz ama sizi anlatan cümlelerle karşılaşırsınız Bugün öyle ,arkadaşımın duvarından dünden kalma ama bugüne uygun;
Günlerin ağırlıkları kaldıramadığı zamanlar vardır.
Sözler dibe vurur ; hiçbir maviliğin kaldıramayacağı bir ağırlığa ulaşır.
Sessizlik , seslerin ötesinde bir hayalet gemi olur.
Gider , en gidilmez limanlara demirler.
Böyle günler , uygun değildir aslında konuşmaya.
Ama konuşuruz..G.Özcan..
İçinden “Varsın yansın dünya”, “Yansın bu dünya” gibi sözler geçen şarkılar beni biraz daha gaza getirse de bir yer de durmayı bileceğiz tabiii :))) Önce dünya kendi haline, ben de kendi halime kalalım bi dip yapalım, gerisine yarın bakıcaz
Sonbahara uygun depresif hallerdeyim :))) Geçecek biliyorum ama şu ana engel olmak istemiyorum,hep hep pozitif hep pozitif olmaz arada bi gidip gelelim ki iyi hallerin kıymetini bilelim :)))
Çay demledim, konuşmadan otururuz diyorsanız çıkın gelin :))))

30 Eylül 2013

Bir yanım “Hey gidi koca dünya gam yükü müsün ?” diye halk tipi sitemde, bir yanım “Satmışım anasını ben bu dünyanın” diye taverna tipi isyanda :)) Ben de tipik terazi olarak tam ortada araf da :))))) Bir yana daha çok kaysam; sitem sitem nereye kadar, tam yerini bulmadıktan, mesaj alınmadıktan sonra :))) İsyan desen ben de kısa aralıklarla gelir geçer, kalıcı olan sonuç alınan bir örnek yok :)))
“Bir ben miyim perişan gecenin karanlığında” diyemem, biliyorum ki yalnız değilim:)))
Etraf canı bi şi istemeyenlerle, ne istediğini bilemeyenlerle kaynıyor
Yattık kalktık, yattık kalktık hooooooooop pazartesi geldi Şimdiiiiiiiiii bunalımda başlasak olmaz, geriden gelecek günlerin ne günahı var. Belki onların içinde güzel şeyler var, başımıza kara bulutları toplamış, “Karaaaaa, karaaaaaa sen kara ben kara her yer kapkara” olur isek, nasıl çıkıcaz aydınlığa :)))
Ne yapalım; gamı kederi atmayalım (Atılamadığını öğrendik artık) ama erteleyip zamana yayalım, ara ara üzülüp ara ara sevinelim, yaniiiiii demem o ki toparlanalım, bu kadarını bile zoooorlan yazdım, amaaaaaaaaa gelecek günlerin içinden geçecek bildiğim bir iki güzellik var, onlara keyifsiz, mutsuz yakalanıp tadını kaçırmak istemem, bi bakın bakalım, siz de neler var? yok demeyin iyi bakın mutlakaaaaaaaaa vardır :))
Zengin kalkışı yapalım, hep beraber ite kaka başlayalım :)))) Soğuk hava geliyormuş, kalplerimizi sıcak tutalım, geride kalacak olan en yeni eylülü güzel uğurlayalım, ekimde bayramlar var her şey daha güzel olacak umutluyum
Yormayan, usandırmayan, kendi kendine usul usul akıp giden, bittiğinde “Güzel bir hafta ” idi dedirten bir hafta olsun, hepimiiiiiiiiiiiiiz için

Reklamlar

EYLÜL ORTASI GÜNLÜKLERİ


1237090_716404291706832_1776415417_n

11 EYLÜL 2013

Dünkü “aaaaaaaaaah” lara bugün de devam gibi bir halim var. Aaaaaaaah aaaaaaaah bakıyorum da kötülük sarmış dört bir yanı sanki, yalanlar, yalan beyanlar, karşısındakini kandırdığını sanıp kendini kandıranlar, genç ölümler, gencecik yaşlarda ölüme gidenler, onları ölüme gönderip de huzur bulacağını zannedenler, yok canım bu kadar da olmaz, bunu da yapmış olamaz dediklerinden daha fazlasını yapanlar, günü geceye çevirenler, geceyi dumana gaza boğup zehir zıkkım edenler, “kötüyüm, çoooook kötüyüm” diye ruhunda ritm tutup, yüzüyle gülücük dağıtanlar… uzadıkça uzar bu liste :((
Mutluluk küçük şeylerde bile var iken, bir kısacık ana sığıp, uzun uzun tadı çıkacakken, neden acaba neden bu çevreye verilen rahatsızlıklar :(((
Bir oooooooooof çeksem karşı ki dağlar yıkılır mı ? Bilemem ama içim kırılıp dökülüyor.
Ama yine de hayat devam ediyor, içinde mutlaka güzel bir şeyler vardır, kıyıya köşeye saklanmıştır, bulup çıkaracağız, başka yolu yok bunun :)))
Günün şarkısı “Ada sahillerinde bekliyorum” da olabilir, “Sana dün bir tepeden baktım, ey aziz İstanbul” belki de “Boğaziçi şen gönüller yuvası” belki de adımızın yanına DİREN yazdırırız bakıcaz artık :)))

12 EYLÜL 2013
Bugün 12 Eylül, sesim biraz cılız çıksada “Benim hala umudum var” diyebiliyorum. Bir gün ama bir gün mutlaka diye ısrar ediyorum. Çünkü şiddetle inanıyorum ki suçlar cezasız kalmayacak. Bir yer de adalet var, saklandı mı ? yerimi uzak bilmiyorum ama izlediğini, er geç geleceğini biliyorum.
Dün kızımı, misafirimi aldım, rahat ayakkabı, ferah elbise, başlarına şapka, yol uzun uyarısını yaptıktan sonraaaaaaaa, Beyazıt’tan taaaaa şişhaneye kadar bir tur attırdım. Burası üniversite, Kapalı çarşının açık kapısı, Mahmutpaşa yönüne doğru bakına bakına iteklenerek ilerleme, Mısır Çarşısı’na ilerlerken yol boyu birini abiyecilerin birini çantacıların elinden kurtarma, baharat kokusu, lokum çeşitleri tadıp satın alma, Eminönü’n den balık kokusuna doğru rota, köprüden yürüyerek geçip pusulayı Tünel’e çevirme, çıkış Taksim’de ama yol üstünde Robinson kapanmasın, kilisede dua edelim, balık yemeyen yeni yetme hamburger yesin, biz de bir kahve içelim, Galatasaray Lisesi önünde Koreli gençlerin gösterisi var, bildiğim yerleri parmakla gösterip hakkında bir iki laf söyleyelim, çıkışa yakın Flormar’ın yeri , kızın oje sayısını 36 ya tamam edelim, çooooook yorulduk Gezi’ye biraz uzak bakalım, Tarlabaşını geçip otobüs durağını bulalım, kapının önünde inicez valla … diyereeeeeek kapsamlı, bacak kaslarını açıcı, “Kestaneeee çok güzel, burnuma mısır koktu, dondurmada mı yesek, susadım, çişim geldi, ne kadar kaldı” istek ve soruları ile günü tamam ettik.
Beyoğlu, İstiklal Caddesi, Taksim ; Hep aklımda tuttuğum, arada bazı yerlerini unuttuğum, ruhuma hep iyi gelen, gönül telimi titreten bir şiir, zihnime renk renk çizilmiş, şimdilerde bazı yerleri silgi ile silinmiş resim gibi, Aaaaaaaaaaaay tarih kitabı gibiyim, ne çok eski şey biliyorum, yaşlanıyor olabilir miyim acep :))))))

13 EYLÜL 2013
Bu sabahların bir anlamı olmalı” diye mırıldanarak başladık :)) Eveeeeeet bu sabah yolculuğa hazırlanma sabahı, akşama kadar vakit var ama yapılacak çoooooook iş de var. “Bu sabah bir umut var içimde, nasıl olursa geri gelirsin diye,her şey yerli yerinde yine, bu sabahların bir anlamı olmalı” diye devam ediyoruz. Umudumuzu besleyerek, renklendirerek, geliştirerek, başkalarına da bulaştırarak..
Eğer olsaydı arama motorunda; “Şen şakrak, neşeli, bildiğin tipik Karadeniz’li , denize aşina, doğuştan az çok yüzebilen, kemençe sesine duyarlı, oturduğu yerden bile horon edebilen,okumayı,yazmayı, çizmeyi seven, içinden insan geçen meslekleri seçen, düğün olduğunda alan veren fark etmez deyip dibine kadar eğlenen, cenazede hem ağlayıp hem gülen,gam kedere çok dalmadan çıkış için pratik zekasına güvenen, içinden dışından sevgi taşan, anlık öfkelerle etrafı kasıp kavuran, sayılı gelini damadı olan, %75 i bekar dolanan, özgürlük arayışında rakibi bir tek kuşlar olan” bir sülaledir diye yazardı KARAKULLUKÇU’lar :)))) Muhtemelen de ben yazmış olurdum, deeeermişim :)))
Bir miktar kuzenle yoluculuk Ege kıyılarında ki başka bir kuzene :))) Bi gidip gelcez, inşallaaaaah, Nerede gezeriz, ne yer ne içeriz, yollarda nelere güleriz, kimi hatırlar, kimi anar, kimi söyleriz… notunu alır, gelince yazarım. Kendinize iyi bakın, okullardan açılmadan, eylül ortasını nişan alan, siz isterseniz güzel olacak olan hafta sonunu ziyan etmeyin. Anlık anlık yaşayın tadını çıkarın diye de tavsiyem var

14 EYLÜL 2013

Bizim ev sahibi kuzen mübadeleden gelmiş Giritli bir ailenin damadı. Ayvalık kayınpederin yerleşim yeri. Kayınvalide ölünce dedenin bir daha hiiiiiiiiiç gitmediği bir eve konuk olduk. Otel de de yerimiz var ama manzara çoooook güzel, ev de idare eder durumda olunca koridor boyu bölünmeden bir arada kalalım dedik. Üç kuzen iki de ablamla ben; Midilli’ye nazır, çamların arasında, sessiz, sakin, kapı önündeki köpek Zeyna eşliğinde kaldık ki, köpek bizim kadar biz bile korkarken kendimizi güvende hissettik demicem, yorgunluktan sızmak üzere olunca aklımızda kötü hiç bir şey tutamadık :))))
Bizim hekim aynı zamanda steril kuzen bir iki ortalığı topladı, biraz mutfak çalışması yaptı, “kozalaklarla banyo kazanını da yaksak bi de duş alsak” diye de bir iki mırıldandı ama taraftar bulamadı.
Ev sahibi kuzen liste yapmış, yanına da ikiz oğlanlarını almış, altımızda iki de araba günün hiiiiiiiiç bir dakikasını ziyan etmedik, “yedik içtik gezdik” derken gelişi güzel söylemedim, gerçek :))

15 EYLÜL 2013

Sabah sabah keşif yürüşü yaptık, yollarda oyalanınca hazır kahvaltı sofrasına konduk 🙂 Yeme içme, akşam döküleni saçılanı toplama, son bir yere daha uğrama, Şehir Kulübünü unutma, Ayvalık Tostunu yerinde yemeden gitmem diye ısrar etme, vaktiyle otogara gelme, susurluk’ da da tost yiyelim, feribotta acıbadem gördüm, İstanbul da trafik nasıldır acaba, yolda bu sefer uyur muyuz, sıradaki şarkı sendromu tutarmı.. yarın okullar açılacak, hazırmıyım ?, yarına toparlanırmıyım, yarın başladı bile … karmakarışık, tüm güne yayılan, içimi de bir miktar bayan hallerle hoooooooş geldim eve :)))

16 EYLÜL 2013

İçinden ” Ne yerde ne gökteyim”, “Ayakların yan gidi, yoksa sen serhoşmusan”, “Gözlerim uyku ile barıştı sanma” gibi sözler geçen karışık şarkılar beynimde çalıp söylenmekte, kemiklerimden, kaslarımdan ayrı ayrı sesler gelmekte amaaaa yine deeeee; Halalarımı, dayılarımı, teyzemi, amcalarımı, onların çocuklarını, onların çocuklarının çocuklarını, tüüüüüüüüüüm hısım akrabamı, yurdumun her bir parçasını, tanımadığı askerin cebine harçlık sokuşturan tonton teyzelerini, onu alırken ezilen büzülen gençlerini duygulanarak hatırlayıp, gözümün değdiği, gönlümüm titrediği heeeeeeeeerkes için, heeeeeeeeeer şey için “Siziiiiiiiiiiii seviyoruuuuuuuuuuuum üleeeeeeeeyn” diye hanım hanımcık naralanasım geliyoo :))))) Bu arada gözümden de iki damla yaş geliyoooo :)))
Dün sabah bu saatlerde yanımda hekim kuzenle köpeklerden tırsarak, Japon turistleri anarak evden yürümek ve ekmek almak için çıkmış, biraz yürümüş, karşımıza çıkan sabahçı kahvesinde kahve içmiş, olmadı üstüne bi de çay demletmiş, suya ayaklarımızı sokup test etmiş, ekmekten vazgeçip börekçi adresi sormuş, o kadaaaaaar çooooook uzaklaşıp, geriye belediye otobüsü ile dönmüş, hatırasının kayıtlarını yapmakta idim :)))
48 saati 480 saat gibi dolu, dolu yaşadık, parmak arası terlikle bütünleşen ayaklar, gak guk şeklinde beslenmeler, seri halinde gelişen espriler, “Ayvalık Ayvalık olalı bunlar gibisini ” görmedi dedirtecek kadar gezmeler, altı adet kuzenle yaşanıp tarihimize kazındı :))))
Bugün okullu olduk, oğlanı uğurladım, kızıla da şimdi çıkıcam, eve döndüğümde zorla tuttuğum pireleri münasip yerlerimde uçurmak için yatarmıyım, çivi çivi söker diye hırslanıp güne başlarmıyım, yoksa aklıma gelmeyen başka bir şeyi hatırlarmıyım ? Bilemem , Bildiğim bugün pazartesi, amaaaaaaaan ne fark ederki, yaşayalım, hakkını verelim gitsin.Hayatı oflarla,ahlarla harcamayın, su gibi valla akııııııııp gidiyor
İyinin çoooooooook ötesinde bir hafta olsun herkese, ama önce günaydın

17 EYLÜL 2013

Birinin anası, birinin halası, birinin de kuzeniyim 17, 18, 19 diye birbirini takip eden günlerde doğan yakinim olan bu başakları canımın taaaaaaa içinden severim :))) Gününe göre mutlu yıllar dileyeceğim de, ilk sırada oğlum var:)))
Birlikteliğimizin 23 yılı geride kalırken oğlum olan başakla gelişimimi tamamladım.”Bir başak sevdim, başakla evliyim, patron bir başak ” gibi sıkıntıları olanlar var ise en fazla üç seansda başağı un haline getirecek bilgilere sahibim :)))))
Bu arkadaşlar zor ve cooooooool arkadaşlardır, zor beğenirler, çooooooook seçerler, istekleri illa ki olsun isterler. kararlılıklarına hayran kalırsın, ayrıntıya bayılırlar, neyi ne kadar isteyeceklerini iyi bilirler, karamsarlıklarını muhakeme ederek eninde sonunda bir karara varırlar :))) Kendileri ile ilgili çok konuşmazlar, her türlü ağızları sıkıdır, yemeği severler, değişik şeyler denerler, çooook gezerler, bağlasan durmaz cinsindendirler, fazla haşır neşir olur, çoooook üstlerinde durursan bir çırpıda kalan ömrünü yerler :))))
Bir başakla inatlaşmayacaksın ama süklüm püklüm de geri adım atmayacaksın, sen kararlı ben haklı durumunu korursan o sana zaman içinde pamuk gibi döner diye en önemli tioyu veriyorum :)) Bırakın onları özgür kalsınlar, seviyorlarsa her zaman söylemezler, kalpleri de çoooook güzeldir ama biraz emek isterler. Dostluklarına, hısım akraba bağlarına diyecek bir sözümüzde olmaz ayrıca :)))
Oğlum, ilk göz ağrım, Levend’im yaşın uzun olsun. aklındakiler hayalindekiler hayırlı ise gerçek olsun. iyi insanlarla karşılaş, seni gerçekten seven biri eşin, her sabah isteyerek gideceğin bir işin olsun. ilk torunda senden gelse iyi olur :))) Acelesi yok ama aklına koyarsan icraat zaten en az beş seneyi bulur :)))) Ben var olduğum sürece hep yanındayım, sana öğreteceklerimi bitirmedim, sorular için aramaya devam et bir “Alooooooooo” luk mesafedeyim

18 EYLÜL 2013
Başak dosyasına devam Bugün sırada başak kuzen var.
Her türlü organizasyon başakların işidir. “Bunlara verin rahat edin” işin özeti budur. Piknik felan yaptığımızda bizim kuzen bir sofra kurar, hiç bir şey unutmadığı gibi aklımıza gelmeyenleri bile getirir, arabayı her zaman en iyi yere park eder, hiç bir şeyi gelişi güzel yapmazlar.Ayrıca etrafta garson, şoför, muavin ya da işini doğru yapmayan bir görevli varsa kimseye bırakmaz anında çitileyi verir:))))
Başaklar soğuk ve mesafeli dururlar, fazla içli dışlı olmayı sevmezler, soru kapasiteleri kısıtlıdır :))) Misal aklınızda on soru varsa; ikisi üçü rahat geçer, dört beş de hafif daralma başlar, altı yedi “yeter artık” mesajını ufaktan verir, sekiz dokuz cesaret ister, eğer onu bulursan “Allah yardımcın” olsun :)))) Küçük büyük, mevki filan tanımaz konuyuda seni de toparlar :))))))
Başak kuzen Nurdan ömrün uzun olsun, Allah her şeyi kalbine gönlüne göre versin, bizi bunaltamazsın senle geçinmenin ilmini aldık, zaten iki ki de varsın :))) Sağlığın, huzurun yerinde, kazancın bereketli olsun :)) Yılbaşına kadar “gezelim görelim” talep listesini mail attım, bir ara bakarsın :)))
Yarın Başak Yeğen :))

19 EYLÜL 2013

Dünün vızıltısı, bugünün zarafet dolu genç kızı yeğen başak çocukluğu boyunca her yaz elimden bir fasıl geldi geçti :))) Döktüğü göz yaşının bir çok suya katkısı olurken, beni de epey bir daraltmıştır. Günün ortasından “Ben akşam uyumucaaaam” diye ağlamaya başlardı, sonra ben ondan önce başladım, “İlayda bugün yatmıyacak” diye, herkesi yatağa yollardım onuda tv karşısına oturtur, ” sakın uyuma diye tembih eder”, pis olmuş yıkayalım diye üstünü soyar, pijama giydirir, “boynun ağrımasın” diye başının altına da bir yastık koyardım, “az işim var hemen gelicem sen bekle” diye odadan çıkardım, beş dakika sonra horul horul uyurdu :)))
Bu başak burcu kraliyet soyundan gelir :))) Bir türlü halkla bütünleşemez, illa ki bir yerleri farklı olacak :))) Bildiğin kot pantolon, spor ayakkabısı için bile aylarca gezerler. Sonunda tokası , düğmesi, çizgisi illa ki farklı bir şey giyerler :))) Cimrilik derecesinde tutumludurlar, amaaaaaa inanılmaz şeylerde kesenin ağzını açarlar. Misal; İnternetten bakıp pasta yaparken, içine çikolata için Migros’a taksi tutarlar :)))) Temiz titiz, steril olan bu arkadaşlar ne kimseyi kullanırlar ne de kendilerini kullandırırlar, prensip sahibi olur, kurallarını ender bozarlar, onun da tövbesi epeeeeeeeey bir ses getirir :)))
Görüldüğü gibi yakın başakların şifreleri tarafımdan çözülmüş, uzaklar olanlar için de şerbetli halim mevcuttur :)))))
Elif Ilayda canım yeğenim her şey gönlünce olsun, sağlığın sıhhatin yerinde, okuyacak çooooooooooook kitabın, ince zevklerin ve yurt içi yurt dışı gezmelerin için çoooooook paran, babanı ikna etmek için enerjin, karar verdiğinde sevdiğin işi yapmak imkanın olsun

20 EYLÜL 2013

Aaaaaah aaaaaaaah günler haftalara, haftalar aylara, aylar yıllara kavuşuyor. Birbirine eklene eklene, tarafımızdan yüklene yüklene gelip geçiyorlar. Sonra isimleri kalıyor; geçen hafta, bayramın olduğu ay, kızın doğduğu sene… acı tatlı tadı olanlar hafızamıza bir şekilde yerleşiyor, istifleniyor sonra gün geliyor birbirine geçiyor, karışıyor mu desek acep Unutuyoruz Hatırlamaya çalışıp, hepsini birbirine katıyoruz, kim doğru kim yanlış çok da mühim değil, herkesin anısı kendine
Dışımız düğün bayram, içimiz karman çorman, dışımız hep açık, ne yaptık, ne yedik, nereye gittik, içimiz kilitli sandık. Renkler değişmeye başladı, gökyüzü, ağaçlar… kalabalıklar çoğaldı, son izinlerin çoğu kullanıldı, okullar açıldı… ortalıkta dolaşan bir hüzün var. Adı sonbahar amaaaaaa demeyin öyle onun da içinde yeni başlangıçlar var.Kim demiş bilmiyorum ama buralarda okudum; “Her yara kitap ayracı gibi durur hayatımızda, “Nerde kalmıştık” deriz, devam ederiz. Yaralı yarasız geride kalan her şeyi arada bakabileceğimiz yerlere kaldırıp devam, devaaam … Durmak yok, arada kısa molalar, az soluklanmalar, takılmadan, bekleme yapmadan, arkaya bakmadan…

İÇİNDEN ANGARANIN BAĞLARI GEÇEN BİR YOLCULUK HİKAYESİ


1003207_10151669348208159_514400269_n

“Müzik ruhun gıdasıdır” derler, doğrudur, inanırım. Çalıp söylemem, her müziği de dinlemem. İçinden öldüm bittim, mahvoldum, yanıyorum, artık iflah olmam gibi sözler geçenleri, müziği iç bayıp tekrar tekrar başa dönenleri ise hiiiiiiiiiiiç sevmem. Satırlardan anlaşıldığı gibi seçiciyim fakaaaaaaat seçemediğim zamanlarda da ortam şarkılarına maalesef esirim 🙂

Beş kuzen aramızda anlaşıp uzaktaki kuzenden aldığımız daveti değerlendirdik. Bir gece vakti rotamızı Ege ye çevirdik. Başak Kuzen bizi organize etti. “Uçak alternatifi uygun değil” dedi, iyi bir otobüs firması seçti.Vakti saati gelince terminalde buluştuk. Aracımıza doluştuk. Tatilin son demleri, giden gelen azalmış. Koltukların çoğu boş ama karşıdan da binen olur dedik. Asabi bir şoför, sırnaşık bir muavin, iyi bir radyo kanalı ile yola koyulduk. Bir trafik bir trafik Anadolu yakasına üç saatte geçtik. Şoför daha bir gerildi, terminale gelince koca otobüsü taksi gibi park etti. Uyuyanlar bir iki sallandı ama benim gibi oturanların aklı bi gitti bi geldi. Orayı da topladık, ancak yarısı doldu, feribota doğru yola koyulduk. Neyse orada fazla beklemedik, biraz deniz havası alıp, tuvalet ihtiyacı giderdik. Bu arada akademisyen kuzen her yerimize ayrı ayrı ıslak mendil getirmiş 🙂 sağ olsun, konusu bakteri, mikrop olunca seslenmedik. Hekim kuzen kendi beli ablamın bacağı için şöförden sağlık raporu aldı boş ikili iki koltuk kaptı. Arka beşliye asabi şoför uzandı.Herkese iki koltuk kampanyası tüm otobüsü kapladı.Uyku da iyice bastırdı. Yatcaz Ayvalık’ta kalkcaz moduna geçtik.

Uykuyu hemen tutturan ile arkalarda oturan kurtuldu, piyango önlere vurdu.Şoförle birlikte müzik de değişti. “Angara’nın bağları” diye şarkılar bir başladı, sesini de açtılar, şoförle muavin mest. Akademisyen kuzen “Lütfen sesini biraz kısarmısınız ?” diye uyardı. Birazcık faydası oldu ama tarz hep aynı,arada bi de kadın söylüyor, beni de sıradaki şarkı sendromu tuttu, ha düzeldi, ha değişecek derken, dinlemekten uyuyamıyorum.

İkaz etsem olacak amaaaaaaaaa adam bir güzel araba kullanıyor, yağ gibi, hiiiiiiiiiiiiç frene basmadan, sarsmadan, sallamadan, süratli ama dikkatli, sollamaları, takip mesafeleri hepsiiiii tamam. Konsantrasyonu bozulurda burnumuzdan gelir diye seslenemedim. Artık Allah ne verdiyse dinledim. Alçak uyku da beni terk etti. Sözler aklımda kalmadı amaaaa ritmine aşinayım, döneli iki gün oldu , beyin hücrelerim hala aklıma tekrar tekrar yükleme yapmakta 🙂
Demek ki neymiş, her şeyi seçemiyormuşuz, bazen başkalarının seçtikleri ile idare etmek, bazı şeylerin iyiliği için bazı kötü şeylere tahammül gerek 🙂

EYLÜL BAŞI GÜNLÜKLERİ


1240645_10151726690148159_657212518_n

01 EYLÜL 2013

Unutmanın güzel yanları da var.Tekrar tekrar unutmak insanı mutlu bile ediyor :)) Bir takvim yaprağı buldum annemin kuranının arasında, 93 yılı mart ayının 14 ü , yirmi yıldan uzun zaman önce bir gün.Tek çocuklu otuzların başlarında, kendi genç, gönlü genç, eve barka bakan, çalışan, gurbette yaşayan biriydim. Bu ev bile henüz yoktu. Anam babam sağ, daha çok hayalim, daha çok isteğim, farkında olmadığım daha çok şey vardı muhtemelen. Gözümün önünden bir sürü şey geldi geçti. Sayfaların arasında başka yapraklarda var,kenarlara yazılmış şu duası, bu duası diye notlar, annemin harfleri hafif köşeli, bitiş noktaları yuvarlak,biraz yukarı doğru kıvrık, bazı şeyleri söylediği gibi yazmış , okurken sesini duyar gibi oluyorum. Cildin kenarını hafifçe kıvırıp havalandırınca uçuşan sayfalar arasına saklanan hatıralar çıkıyor.Geçen geldiğimde görmüştüm, şimdide gördüm, tekrar geldiğimde yine görürüm. aynı şeyleri hatırlamıyorum demek ki, yoksa hatırladıklarımı unutuyor muyum ? İyi oluyor ama, unuttuğuma sevindim, gerilere doğru bir tur atıp geldim.

02 EYLÜL 2013

Sonbahar deniz kenarlarında daha erken hissediliyor.Deniz artık hep dalgalı, balıkçı motorları gezinti teknelerinden daha fazla,bu sabah 5-6 kişi yüzdük, bir saatten çok kalmışız. Etraf sessiz, hava açık, hafif rüzgar, ara ara soğuk sıcak sular veeeeeee yanımda durmadan konuşan, atlayan zıplayan, açığa doğru bir yüzüp gelen, “Bak bunu biliyomusun ?” diye beni bilgilendiren, “Aaaaaaay bir balık yuvasına mı bastım acep ?” diye zaman zaman huylanan, “Bunların anneleri de gelir şimdi” diye endişelenen ama benim annemde yanımda diye her seferinde kucağıma gelip sarılıp öpen, fırsat düşkünü GAMZEEE ile tatil şahane :)))

03 EYLÜL 2013

Sıcak çikolata, ETİ combo, bir iki yağlı gevrek ile sabah sabah denizden önce ön kahvaltı çoooooooook iyiiiii :))) Fırına günlük süt ile yumurta geliyormuş. Gerçek sütler içmiş, yumurtalar yemiş biri olarak mükemmel diyemem ama fena değil derim :)) Deniz akşam üstü ile sabah erken saatlerde yorgunluk atıyor, uykuda, göl gibi, girince soğuk, yüzdükce ısınıyor :))
Kız suda bugünün sürat motoru, annesi Sadabat’ta gezinti teknesi, teyzesi başı suya girmeyen Evita modeli, üç adet bir iki saatlik su perisi. Sabahların özeti budur :)))

04 EYLÜL 2013

Kız kıza tatilde bayağı güzel oluyor. Ev pislenmiyor, hatta dağılmıyor bile. Yemekte sıkıntı yok, ana yemek telaşı hiiiiiiç yok.Yalnız bu kız kıza tatillerde mutlaka bir de genç kız olmalı. Bir kere cıvıl cıvıl, renk renk eli ayağı çabuk, güncel esprileri hayat uyumu kolaylaştırıyor, üstelik bizimki tembel de değil, nereye yollasan gidiyor. Denizde de kılavuzumuz önden çabuk çabuk yüzüp, bir dalıp, bir çıkıp akıntı ve dip raporu veriyor, öğretenin de yaşı yokmuş meğer :)))

05 EYLÜL 2013

Çarşıdan taze ceviz aldım.Kabuğu ince içi süt gibi bembeyaz, yan bahçede şeftali var, nasıl güzel olmuşlar, elimi uzatmadım ama yere düşen bir taneyi aldım.Tadı şeker gibiydi :))) Pazarda otlar çıtır çıtır, yıkarken sapları kırılırken ses çıkarıyorlar, domatesin kabukları ince, patates sapsarı, her şeyin kokusu, eski günlere benzer tadı var.
Bu da biz yaşların özelliği; hem geride kalan her şeyi özleriz, hem de ileriye doğru gitmek isteriz.Eski tatları kokuları bulalım ama araya yenileri de karışsın diye bekleriz.

06 EYLÜL 2013

Bir kilo patlıcanı, yarım kilo biberi kızarttım. Herkese göre sade, yoğurtlu, soslu ayarladım. Yanına dünden kalanlarla ilave ızgara köfte yaptım. Şahane bir yemek oldu, tam da yaz işi :)))
Sabah kahveleri, akşam çayları, denize karşı, balkonda. Temiz hava bol gıda, ooooooooooh booooooool keyif :)) Her gün iki gazete, herkes ikişer kitap okudu bile, arayanlara cevap verip, gerekli değilse kimseyi aramıyoruz. TV açmıyoruz, internete bakmıyoruz.Evin erkeklerini kendi hallerine bıraktık, gelişmeleri için onlara fırsat tanıdık :))) Bizim durumumuz iyi onlar da fena değiller, ama az kaldı bitiyor günler…

07 EYLÜL 2013

Yarın son gün, gelince gidesi gelmiyor insanın. Ufak ufak toparlamaya başlamalı, uzun bir aradan sonra tekrar gelmeye başladık, geçen yıllardan onarılması gereken yerler var. Bu nedenle biraz daha iyi toplamalı, çatıda kaçaklar var sanki, durum kışın şiddetine göre belli olacak. Geride ne bırakırsak bırakalım, canlı ya da cansız olsun fark etmiyor, ayrılık hüzün veriyor. Şairin dediği gibi her şeyden biraz kalmalı, kavanozun dibinde biraz şeker, biraz çay, biraz pirinç, şişe de yağ, poşette makarna…kalanlar gelecek ile arada köprü sanki, seneye geldiğimde boş evin az dolu erzak dolabı, en son kullandığım havlu, kapı arkasındaki terlikler kavuşma sevincini körüklemeli :)))

08 EYLÜL 2013

Bir günde iki şehir, boşuna dememişler insanlar kuş misali. Bir sabah başka şehirde başka bir evde uyanıyorsun, akşama başka şehir başka ev. Sabahında hüzün var, akşamında dönüşün mutluluğu :)) Hep bir trafik var yaşamda, her şey gidiyor geliyor. Bedenler, duygular, elimizdekiler… Bir de gittikten sonra hiiiiiiiiiiç dönmeyenler, dönemeyenler var. Onların gelişleri de ansızın çıkıp gelen hatıralar.

09 EYLÜL 2013

Özlemek, unutmak, sevmek, affetmek, hoşgörüyü güzelce harmanlıyacan, içine biraz da boooooşver katıcan hepsini iyilik kavanozuna doldurucan sabahları kalkınca aç karnına bir doz alıcan. Bu arada güne uygun güzellik katmayı da unutma :))) onun kavanozu yok, ruhunda saklı teeeek teeeeek her gün için en az bir tane kullanıcan :)))
Göç eden kuşlar gibi gider gelir pazartesiler deyip mevsimle ilişki kurarken,baharın başı sonu fark etmez güzel bakarsan güzel görürsün diye aklından geçerken, bedenin eve dönmüş ruhun orda burda gezerken, “Tatil bitmedi” hafta sonu kuzenlerle bir Ayvalık yapacağız inşallah ihtimali varken, sonraki, ondan sonraki hafta sonu diye sayarak Ekim sonunu buluyorken, güneşle az çok anlaşmış, vücut ısısına az çok bir ayar verebilmişken, yapacak bir sürüüüüü ev işi, çarşı işi, bana özel, etrafa genel işler varken ve de bunları gerçekten yapmak isterken, sağlık ve huzur seviyesi normalde, mutlu olmak için çooooook nedenim tadını çıkarmak için de çooooook sevdiklerim varken, tüm bunların farkında iken… pazartesi de neymiş kim tutar beni :))
Tutmayın beni, illaki bölümünde oyunlarımı oynayıp başlıyorum bile :)))
Darısı başınıza diyelim ve ekleyelim; Sizin katkılarınızla renklenecek birbirinden güzel yedi günün tren olup ilerlediği şaaaaaneee bi hafta hepinize Tabii ki de önce GÜÜÜNAAAAYDIIIIIIN

10 EYLÜL 2013

“Aaaaaaaaah aaaaaaaaaah anlatamama, anlayamama ve yanlış anlamalarla geçiyor hayat :(( Biriktirip sakladıklarımızla başbaşa yazıp okumaktan, kendi kendimize yorumlamaktan, bu yorumları sahi sanmaktan yorgun düşüyor ruhlar” deyip kara bir tablo çizdikten sonra çok şükür Sezercik filmlerinden halliceyiz diye düşünüp kendimize geliyoruz. Dün bir tane seyrettim de, insanların üstüne bir gök taşı düşmedi :)))))
İnsanın arada şöyle bir gidesi geliyor, her şeyi arkada bırakıp, şehir sınırlarının dışına çıkıp gözden kaybolası, bir zaman kayıp kalası geliyor.Rahmetli annem “Leylekerin hepsi beyaz yumurtlarken birinin yumurtası hep siyah olurmuş.Diğerleri buna çok üzülmüş, hep beraber başka bir yere göçelim ora sana belki iyi gelir demişler o da bu göt bende olduktan sonra fark etmez demiş” diye bir hikayesi vardı, aslında ne çok hikayesi vardı, kimini unuttum kimini de dinlemedim bile :((((
Misafirim var, başka bir şehirden, gökyüzünden süzülerek gelen :)) Pazar aradı, “bir iki gün gelebilir miyim, müsait misin “dedi, sesini beğenmedim, üstelemedim de ama yürekten gel dedim Dün biraz temizlik yaptım, odasını hazırladım, alışveriş de tamam :)) O gelene kadar yemekleri de yaparım :)) Sonra da… sonrasına neymiş, ne yapabiliriz diye duruma göre bakıcaz :)) Muhtemel sahile kaçarız, denizi karşımıza alırız, elimizde çay kahve, uzaklara dalarak… Burcu Güneş le Ceza nın bir şarkısı vardı “Arkana bak da düşün yeniden, gururumuzdu bizi deviren, içime dolan tüm korkuları denize bıraktım sahilden” günün şarkısı olabilir…

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑