ÜŞÜMÜŞÜM…


Soğuktan ellerim uyuştu, alnım üşüdü, içim titredi.Hava “Ayaz mı, ayaz” dediklerinden. Gerçi Anadolu da
kış soluyanlar bu havaları bahardan sayarlar. Bende böyle üşümezdim eskiden yani hep titreyenlerden değilim.
Ama yine de aklıma üşüdüğüm zamanlara ait anılar gözümün önüne üşüdüğüm zamanlara ait fotoğraflar geldi.

İlkokul birde idim, teyzem beyaz yün eldiven almıştı.O zamanlar ne servis ne de çocuklarını zırt pırt okula götürüp getiren veliler vardı. Ders aralarında kar topu oynadım.Ders zamanlarında da eldivenleri sınıf sobasına yakın yere kurusunlar diye bıraktım. Çıkışta hala ıslaktılar. Diğerlerine uydum biraz daha oynadım. Eve geldiğimde ellerimin acısından ağladım. Annem ellerimi avuçlarının arasına aldı.Ovalaya ovalaya ısıttı.
Arada sıcak nefesinden üfledi. Ne o görüntüyü unuturum ne de daha o günden elime küçülüp keçeleşen eldivenleri kaybederim. Özel bir itinada göstermem ama en olmadık yerlerden karşıma çıkarlar. Gördükçe içim titresin diye mi bilmem.
Rahmetli annem çok üşürdü. Babamın erken gittiği sabahlar yatağına gitmez yanıma sokulurdu. “Sen kalkana kadar ısınayım biraz” diye yattığı yerde çoğu zaman onu uyutup ben giderdim.Kalın yünler giymemize şiddetle karşı çıkardı.”Yaşlanınca ne giyeceksiniz” derdi.Kendisi de sekseninde öldüğünde yün fanilası yaşlılığına saklanmış olarak kaldı.

“Biz ne kışlar gördük” cümlesi artık benimde ağzıma yakışıyor. Uzun kışlar olurdu eskiden, çok karlı, çok yağmurlu.Bilmezdik bile karın ne gün geleceğini.Eski kışlar sanki yokluk da getirirdi. Annemler hemen evdeki eksiklerin derdine düşerdi.Yine de hesapsız kışlardan hasarsız çıkardık.Esas ayazları Anadolu’nun ortasında yaşadım.Soğuktan ağaçların dalları, evlerin duvarları hatta toprak bile donardı. Oturduğum evin önünde boş ve geniş bir arazi vardı.Kış gecesinde donduğunda bir de dolunay varsa denizde yakamoz varmış gibi olurdu. Uyku sersemi çocuklara kalktığımda kendimi deniz kenarında sanırdım. Özlemimden olsa gerek her seferinde yanılırdım.

Fakirin yoklukla imtahanı da sayılır kış. Oğlumu bir bayram dönüşü yolcu etmeye otogara götürdüm. Gene o meşhur ayaz gecelerden biri idi.Arabanın kapısı donmuş, çakmakla ısıtıyoruz. Direksiyonu tutamıyorsun ellerine yapışıyor.Konuşurken çıkan dumanlar havada asılı kalan cümleleri, kapanmamış konuları anlatıyor sanki.O kalabalıkta oğlumun lise arkadaşını gördüm. Bizim eve gelen giden çok olduğundan hepsini tanırdım.Ege ye yolcu idi, tıp fakültesi kazandı, ama ne yoksullukla. Üç kardeş okuyorlar, anne ara ara geçici işler buluyor bütçeye katkı için.Çocuklarda hakkını verir cinsten takır takır okuyorlar.Pırıl pırıl çocuklar. Annenin üstünde iki kat hırka, ayağında üst üste iki kat çorap, baba ondan biraz hallice.Kolilere yiyecek yapıp iple bağlamışlar.Biraz yufka ekmeği, biraz erişte, biraz da kim bilir ne. Onun arabası önden gitti. Ufak tefek kavruk oğlan cam kenarından el salladı, gecenin ayazında paltosuz, botsuz az evvel ellerini öptüğü ana babasına. Oğlan her yaz aynı köftecide günde 12 saat 12 liraya çalışır okul harçlığı biriktirirdi. Otobüsle birlikte gözden kayboldular. Kim bilir nereye ne kadar yürümek için.
O kadınla adamın o soğukta ki halleri bana çok dokundu. Onların deyimi ile çiğerlerim söküldü üzüntüden.
Arada aklıma geldikce yoksulluk ve kış bir araya gelip ancak dışımızı üşütür, içimizi ısıtanlar olduğu sürece dayanırız her şeye derim.

Reklamlar

AÇTIM KAPADIM 803 GR MANTI YAPTIM


20130116_172405

Ne zaman başım dara düşse, ne zaman bunalsam oyalanmak için kendime en zor gelen işleri yaparım.Hayat akıp giderken içinden de bir sürü şey gelip geçiyor. Ölenler, gurbete gidenler, terk edenler, onarılmaz derecede seni kırıp geçenler. Hemen hepsi çaresiz kaldığımız haller. Değiştirmeye, düzeltmeye kadir olamadığımız şeyler.İşte bu haller bana enerji veriyor.Daha önce yapmaya üşendiğim bir işi ya da ertelediğim ya da sevmediğim her hangi bir meseleyi hemen halledesim geliyor.

En çok da ölüme takılırım.Hele de yoğun bakımdan çıkamayanlara. Hayatımın en unutulmaz anıdır. Kapıların açılıp da hemşirenin “Hastanıza müdahale ediliyor, yanına girebilirsiniz ” deyişi. Bu cümlenin özeti, hasta gitti, gidiyor usulen bir kalp masajı yapacağız siz de şahit olun demektir. Ben annemin son nefesinde yanına giremedim.
Arada kabul etmemin zaman aldığı durumlar da olur.O zaman da ilk şok hallerini iş yaparak geçiririm. Evi kıyı köşe silip süpürdüğüm, hiç yorulmadığım zamanlar işte o zamanlara rastlar.
Bu sabah da öyle sıkıntılı, içinden ölüm geçen bir sabah oldu. Kalktım hamur yoğurup mantı yaptım. Daha önce hiç tek başıma denememiştim. Çok iyi açamam, kapatırken de sıkılırım. Bugün hem açtım hem de kapadım. İşim bitince de tarttım. Malum bir daha ki sefere kendimi geçmem lazım.Akşama sürpriz bir yemek oldu.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑