Menopoz Pozları…


Uzaklardaki yangının yakınlara gelen sıcak rüzgarları gibi vücuduma önce bir ılıklık sonra da bir ateş yayılıyor. İyice hararet yaptıktan sonra ter halinde soğumaya başlıyorum. Saç diplerim, kaşlarım, bıyıklarım, şakaklarım derken ter damlacıkları ensemden aşağıya yokuştan salıverilmiş toplar gibi yuvarlanmaya başlıyor. Sanırım donumun lastiğine kadar yolda karşılaştıkları ter damlaları ile birleşerek büyüyorlar, kumaş parçasına yapışıp hayatlarına nem olarak devam ediyorlar.

Gelecek yaz için ne derim bilemiyorum ama bu yazı tek cümle ile özet geçerim. “Hiiiiiiiiiiiiç kurumadım”  Terlemiş soğumuş vücutta bir yapışıklık, bir tuz tadı kalıyor. Bir de kolunuzu bacağınızı sağa sola çarpıp sürtecek olursanız acısıyla gözleriniz çakmak çakmak olup ışık saçıyor emin olun.Günde en az bir en çok sınırsız sayıda aldığın duşlar da ayrı hikaye. Tepemden aşağıya süzülen suların vücuduma değdikten  ve  iki üç derece ısındıktan sonra beni terk ettiklerini hissediyorum. Sanki bütün gözenekler ağzı açılıp kapanan çiçekler gibi  duş sırasında stokladıkları suları duş sonrası kusuyorlar. Girdiğinden daha ıslak çıkıyorsun. Bir tek yapışmıyorsun, o da kısa bir zaman için. Reklamlarda bahsedilen kağıtları bu yaz çokcana hayal ettim. Duştan sonra tuvalet kağıdı, havlu, ya da peçete ile sarılmış bir vücut, tüm suyu nemi alınmış kuru hatta kupkuru.

Klimadan hoşlanmıyorum ama pervanelere tutkunum. Döne döne üfleyen bir başlık karşısında döne döne serinlemeye hatta kurumaya çalışan bir ben. Gözümün önünde gelişmiş Marliyn pozları, aklımda hınzır varsayımlar, onlarda bir yere kadar. Maalesef ıslak uzuvlar rüzgarla ferahlarken tutuluyorlar.Hareketsiz bir boyun, sertleşmiş omuzlar hediyesi oluyor.

Ateş basan kadınlar ta çocukluğumdan bu yana gündemimde. Genetik  haritamıza göre daha üç beş senem var. Bunlar zamana yayılmış turlar. Isı farkı ile sadece vücudumda mücadele yok. Ev halkı ile de uyum sorunu var. Ben iki cam arasında ferahlarken “üşüdük kapat” diyenler, gazeteler uçuşuyor diye söylenenler, sokak kapısını çarparak ortalığı inletenler var. Sarılıp sarmalanmayı seven kızıma “Kasıma kadar görüşmeyelim” dedim. Bağrına bastığı yastıklarla kanepede TV izleyen oğlum, evin içinde çorabı, kotu, uzun kollu gömleği ile dolaşan kocam, bugün ben hiç terlemedim diyen ablam akıl sağlığımı tehdit ediyor.

Her sabah uyandığımda merak ettiğim ilk şey üç günlük hava raporu ile nem oranı. Yumuşacık , su çeken, hemen kuruyan, vücudumla aramda hava koridoru yapan elbiseleri seviyorum. Onlar da rengarenk , sıcaktan bunalmış bir kadını içlerinde gizlerken dışarıya cıvıltı dolu bir gençlik sunuyorlar. Ya da ben öyle sanıyorum. Gerçi biraz da şişman gösteriyorlar .Hiiiiiiiiiiiiç de umurumda değil. Yaşlanma ile yaşama sevinci ters orantılı , bunu hissediyorum.

Bunlarda geçecek adım gibi biliyorum 🙂

Reklamlar

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑