Kural Koymanın kuralları


Ne sıkı kuralcıyım, ne de kurallara karşıyım. Bazı kurallar konusunda hassas , tüm kurallarında arada sırada gözden geçirilip zamana ve mekana göre ayarlanmasından yanayım.

Yıllar, yıllar ve de yıllar geçtikçe kimi kurallar eskiyor, kimi eskiyor, kimisi de çoluk çocuk tarafından espri konusu olup bir iç ezikliği ile koyucusu tarafından rafa kaldırılıyor.

Rahmetli annem mi çok otoriterdi yoksa bizler mi çok itaatkardık  bilmem ama kuralları ancak milim farkı ile esneterek büyüdük. Sokak elbiseleri, gecelikler, ev elbiseleri asla birbirine karışmadı. yiyecekler mutfaktan çıkmadı, bardaklar raflarda hep sıralı kaldı. Annemin kaşından, gözünden, parmak uçlarındaki çimdikten hep sessiz cümleler çıkardık. Evin dışında da muhtelif amca ve teyzelerin uyarılarını dikkate almak zorunda kalırdık. Büyüklerin sözüne karışmaz, kazık kadarken bile sürü halinde bayram gezmesi yapardık. Eve gidiş geliş saatleri tanımlı, dışarıda geçen zaman şahitli, ispatlı ve açıklamalı idi.                     Bir nevi “Bülbül Çocuk” tuk bizler. Şakır şakır öter her şeyi anlatırdık. Şahsen yalanla hiç aram olmadı, zaten annem hemen anlardı.

Biz böyle büyüdük. bizim çocukları yeniden düzenleyeceğimiz kurallarla büyüteceğimizi düşündük. Yani ne diyeyim bilemiyorum ama pek de öyle olmadı.Bir kere ev içi düzen kuralları çooooooooooooook esnedi. Kimi zaman iptal edildi. Sokak elbiseleri ile ev elbiselerini ancak ayırabildik. Pijama var ama konumu pek belli değil. “bize her yer mutfak” maalesef önlenemez bir gelişme idi. Bardaklara pet şişeler, fincanlar, kutular eklendi.Evin içindeki kuytularda içi boş ya da dolu hayat buldu. Annenin oynayan kaşına gözüne ” sende tik mi var ?” dendi.Çimdik ve havadaki terlik anılarda kaldı, popoya bir iki şaplak hayal oldu. (Zamaneler devamlı yatar pozisyonda olduğu için o bile iki üç aşama istiyor.) Bayram gezmesi de bayramlar da sözde kaldı.İkisini bir arada bulsak bile yanımızda çocuk bulamaz olduk. Allahtan herkesin facebook’u var da arada açıp kaparken gözüme çarpanları değerlendiriyorum. Yoksa bilgi akışı yok. Zaman zaman da elime geçen fırsatları can alıcı sorulara çevirdiğimde oluyor. Mesela geçen gün mezuniyet yemeğine giden oğluma “Sizin bölümden kız sayısı da az, nasıl dengelendiniz ?” diye kız arkadaş konusunu deşmek istedim. Üçü birden “Amaaaaaan anne” ile başlayan en az on cümle kurup dalga geçtiler. Üstüne de “Çakma çakal anne” dediler.

Aslında önemli olan çocuklara saygıyı, sevgiyi ve merhametli olmayı öğretebilmek. Saygılı olan başkalarının hakkını çiğnemez. Sevgi dolu olan sevdiklerini incitmez. Merhametli olan sa kötülüklerden zevk almaz. Bunları verdiğinizde diğer kurallar hikaye. Büyüğünü küçüğünü tanıyabiliyorsa insan varsın evin her yanı bardak olsun.

Geçen hafta elime geçirdiğim iki çocuğumu “Vücudunuza su değsin, etleriniz güneş görsün, çiğerleriniz temiz hava alsın” diye sürükleyerek yazlığa götürdüm. Onsekiz senedir evimiz ama son beş yılda ancak on gün gidebildik. Önümüzdeki komşular artık yaşlanmış bile. Çocukların doğdukları zamanları biliyorlar, gelip geçerken selamlaştıkları kızımı akşam oturmasına çağırmışlar. Eline bir dondurma paketi yaptım, Git, bir saat otur da gönülleri olsun dedim. Gitti, biraz daralmış ama mutlu döndü.

“Anne kadın çok yaşlanmış, sanırım alzhimer , aynı soruları  4-5 kez sordu, hiç terbiyemi bozmadım, sabırla tekrar tekrar cevapladım. “Kader mahkumları ” diye bir dizi bakıyorlardı, itiraz etmeden izledim, niye buna bakıyorsunuz demedim. Dondurma yemiyorlarmış ama çok memnun oldular. Adam bütün evlerdeki ölen ve kalanları saydı.Bana meyve ikram ettiler.Gelirken de peçeteye sardıkları bu paket çikolatayı verdiler, gene gel dediler,Yalnızlıktan bunalmışlar anne, sanırım onlara iyi geldim.Öbür geldiğimde yine giderim.”

Ayaklarını yıkamadı, geceliği ile tv önündeki koltuğa yattı. Tabii ki de yatağından getirdiği yastık ve pikesi ile.

 

 

Reklamlar

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑